Fakir Baykurt, “Kaplumbağalar” adlı romanını: “…her türlü teknik ve elektronik araçların büyük gelişmeler gösterdiği ve üretkenliğin alabildiğine arttığı bu dünyada, yiyeceği yıllık zahireyi, yanıp kül olmuş topraklardan parmaklarıyla toplamaya çalışan ve varlığını sürdürebilmek için istekle üreten…” köylülerin hayatından bir kesit olarak tanımlamaktadır.
Roman, tarihimizde yer etmiş ama bugün hala varlığını sürdüren sorunlara değinen, yalın ama zengin bir dille yazılmış, özgün ve aydınlık bir edebiyat eseri olarak, yaratıcı ülkemiz köylüsünün olduğu kadar, onun bürokrasi karşısındaki çaresizliğinin ve cehaletinin de hikayesini anlatıyor.
Fakir Baykurt, Kaplumbağalar ve Toprağın Sessiz Şefkati
Emeklerin Bereketi Anlatıcı, köylülerin Purluk’u bağa dönüştürme sürecini överken, sevgisini toprağın emeğe yanıt veren doğasına bağlar. Eğitmen Rıza’nın önderliğinde köylüler, taşları temizleyip su kanalları açarken, anlatıcı bu çabayı Demeter’in tohumları yeşertme gücüne benzetir. Anadolu’nun kırsal atmosferi, sevgiyi vurgular; bozkırın sessizliği, köylülerin umudunu taşır. Kır Abbas’ın bağı koruma çabası, anlatıcının sevgisini bireysel fedakârlığa yayar. Şarap yapımı … Devamını oku