Emil Cioran bu kitabı oluşturan on bir bölümde ölüm gerçekliğini inkâr etmeden var olma eğilimi, “soluğu kesilmiş bir uygarlık” olarak Batı, sürgün, yazgı, roman ve başka konularda kendine özgü keskin gözlemlerini her zamanki şaşırtıcı üslubuyla bir araya getiriyor.
Hayat için öldürücü, özü itibarıyla tahrip edici olan bir bilgi vardır. Bu kitaptaki metinler işte bu bilgiden yola çıkıyor ama aynı zamanda ondan kopuyor; kendilerini bir dizi şaşkınlık ifadesi, bir kasılmanın anlatımı olarak sunuyorlar. “Olmak” ile “bilmek” arasında kalan yazar sonunda olmayı seçiyorsa, kendisine karşı, kendi kesinliklerine karşı düşünmeye idmanlı olduğu için seçiyor: Kasılmayı bu defa kendi içine, ta en derinine yerleştiriyor.
Kenan Sarıalioğlu
‘Teselliler’e Dair – Ceylan Koryürek
Gördüklerimizden derin izler bırakan her acı bizde ölümü yaratır.
Ölüm karşısında duyguların ölümsüz olması yaşamdır.
Dostumu nasıl teselli ederim acısı yüreğimi dağlarken, düşmanımı nasıl paylaşamazken, yurduma nasıl teselli olurum gördüklerimden acı çekerken.
Son noktayı koyan sevdiklerimizin ölümü, hayatla yırtıcı bir hayvanla karşılaşmış gibi yüzleşmedir. Acı paramparça eder insanı oysa ölen sevdiklerimiz acı çekmemizi istemezlerdi. Yukarıdaki metinler Seneca?nın Teselliler adlı kitabına adanmıştır.
Seneca MÖ yaşamış stoacı büyük bir filozoftu. Stoacı filozoflar ?Çevrelerinde sevdikleri acı çeken insanlara? tesellileri kaleme almaktan hoşlanıyorlardı.? (s12) İmparator Claudius, Seneca?yı Korsika?ya sürgüne yolladı orada Teselliler başlıklı üç inceleme yazdı.