Etiket: nazım hikmet

Dünya adaletsiz çocuk! Dünya zorba. – Nazım Hikmet (seslendiren: Çetin Tekindor)

Çıkar boynundan at o ipi çocuk! Salıncaklar mı yok sana? Kalk hadi o soğuk betondan, Yatacak başka yer mi yok sana? En sevdiklerimi verdim ölüme de; Ben bu yaşımda gitmenin böylesini görmedim. Kırılan bir boyun gibi orta yerinden kırıldığını ömrün… Görmedim Ademoğlunun dalından koparılır gibi koparıldığını… …ve böylelikle umut etme kabiliyetimizi aldılar elimizden. Ne diyeyim,

okumak için tıklayınız

Karlı Kayın Ormanı – Nazım Hikmet (seslendiren: Zülfü Livaneli)

KARLI KAYIN ORMANINDA Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin. Efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin? Ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır. İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır? Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? Kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak. Ben ordan geçerken biri : “Amca, dese, gir içeri.” Girip yerden selâmlasam hane içindekileri. Eski

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: “biliriz, ilacımıza umudu katmasını, yaşamak gerek diyerek ayak direyip dayatmasını”

Hastalar Kardeşlerim İyileşeceksiniz. Ağrılar, sızılar dinecek Yumuşak, ılık. Bir yaz akşamı gibi inecek Ağır, yeşil dalların ardından rahatlık. Hastalar, kardeşlerim, Biraz daha sabır, biraz daha inat. Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat. Kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl Kalkacaksınız yatağınızdan,gideceksiniz. Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını yeni baştan keşfedeceksiniz. Sararmak limon gibi, mum gibi erimek, devrilmek kof

okumak için tıklayınız

“Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler”

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş’ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben

okumak için tıklayınız

Salkımsöğüt – Nazım Hikmet (seslendiren: Grup Baran)

SALKIMSÖĞÜT Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! Birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! Bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık! Ne yazık ki ona dörtnal giden

okumak için tıklayınız

Neyi bildirir sayılar – Nazım Hikmet

NEYİ BİLDİRİR SAYILAR sayılar bebelerin kundakları sayılar tabutları şehirlerin öldürülmüş öldürülebilecek olan sayılar yaklaşan bir şeyleri bildirir sayılar bildirir uzaklaşan bir şeyleri nedir yaklaşan bize bizden uzaklaşan nedir dünya savaşı: I dünya savaşı: II 14’ten 18’e 39’dan 45’e 10 yıl 54 milyon ölü 49 milyon sakat ölülerle sakatların memleketi 103 milyon nüfuslu bir memleket ve

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet – Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları (seslendiren: Mümtaz Sevinç)

BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMIN MEKTUPLARI 1 Senin adını kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım. Malum ya, bulunduğum yerde ne sapı sedefli bir çakı var, (bizlere âlâtı-katıa verilmez), ne de başı bulutlarda bir çınar. Belki avluda bir ağaç bulunur ama gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak… Burası benden başka kaç insanın evidir? Bilmiyorum. Ben bir başıma onlardan

okumak için tıklayınız

Güzel Günler Göreceğiz – Nazım Hikmet (seslendiren: Ünol Büyükgönenç)

Güzel günler göreceğiz çocuklar Güneşli günler göreceğiz. Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar Işıklı maviliklere süreceğiz… Açtık mıydı hele bir son vitesi, adedi devir, motorun sesi. Uuuuuuuy! Çocuklar kim bilir ne harikûlâdedir 160 kilometre giderken öpüşmesi. Hani şimdi bize, Cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır. Yalnız cumaları, yalnız pazarları… Hani şimdi biz, Bir peri masalı dinler gibi seyrederiz

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in Gerçek Yaşamı, Kemal Sülker

“Nazım hakkında inceleme, araştırma çalışmalarına 1943’te başlamıştım. Nazım’dan bilgi istemiştim. Nazım da bunu Kemal Tahir’e yazdığı bir mektupla bildirmiş, Kemal Tahir’in bana bilgi vermesini önermişti. Nazım’ın o mektubu, Kemal Tahir’le de mektuplaşıp arkadaşlık kurmamıza yardım etti. O tarihlerde başlayan araştırma, kitaplıklarda dergi ciltlerini karıştırma, yazılanları kopya etme, mahkeme dosyaları için bazı tanıdıklar arcılığıyla dosyaları günde

okumak için tıklayınız

Kız Çocuğu – Canan Yıldırım (Şiir: Nazım Hikmet)

Eğitim Sen İstanbul 5 No’lu Şube Halk Ezgileri Topluluğu’nun Dünya İnsan Hakları Haftası kapsamında 11 Aralık 2019 Çarşamba günü İstanbul / Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezinde gerçekleştirdiği konserde, Nazım Hikmet’in 1956 yılında yazdığı “Kız Çocuğu” adlı şiirinin Canan Yıldırım tarafından seslendirmesi. KIZ ÇOCUĞU Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler.

okumak için tıklayınız

Komsomollar – Nazım Hikmet (seslendiren: Mehmet Celal)

Kızıl bir karanfil tutmak için Sıkılan binlerce yumruklar Sınıf kinini kusmak için Saflara dizilen yürekler Yepyeni bir dünya kurmak için Saflara dizilen yürekler Komsomollar Kavgada parti neferleri Komsomollar Devrimin tunç bilekleri Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını Salkım söğütler yıkıyordu suda saçlarını Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere Koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere Birdenbire kuş

okumak için tıklayınız

Tuna – Nazım Hikmet (Müzik: Hasan Yükselir)

TUNA Gökte bulut yok, Söğütler yağmurlu, Tuna’ya rastladım, Akıyor çamurlu çamurlu… Hey Hikmet’in oğlu, Hikmet’in oğlu! Tuna’nın suyu olaydın, Karaorman’dan geleydin, Karadeniz’e döküleydin, Mavileşeydin, mavileşeydin, mavileşeydin… Geçeydin Boğaziçi’nden, Başında İstanbul havası, Çarpaydın Kadıköy İskelesi’ne, Çarpaydın, çırpınaydın, Vapura binerken Memet’le anası… Nazım HİKMET

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in şiiri “Jokond ile Si-Ya-U” – Zeliha Berksoy

“Nâzım Hikmet’in Jokond ile Si-Ya-U’su, adını Nâzım’ın koyduğu Zeliha Berksoy tarafından sahneleniyor. Sanatçı Berksoy, ‘1928’de yazılmış bu denli modern, epik, ekspresyonist, sağlam bir eser az bulunur’ diyor. Jokond’u tanır mısınız? Hani yüzünün bir tarafı gülerken diğerinin ağladığı söylenen, Leonardo da Vinci’nin başyapıtı ‘La Joconde’… Yani ‘Mona Lisa’… Ya Jokond, Louvre Müzesi’nde kendisini izlemeye gelen bir

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet için, Louis Aragon

Nazım Hikmet’in 3 Haziran 1963 yılında ölümü üzerine Fransız şair Louis Aragon üç gün sonra şu satırları kaleme alır… “Hayır , yazamam, şimdi olmaz, rica ederim. Bırakın benim için bütünüyle ölsün, yoksa, daha önce, altmış yaşındaki bu delikanlı, bu sarışın boğa, ne hapisanenin, ne hastalığın, ne yaşın etkileyebildiği bu insan içimde tenütaze yaşadıkça hiç birşey

okumak için tıklayınız