Kapitalizmin yarattığı sıkışmayı, işsiz kalmaya mahkum bir çömlekçi üzerinden anlatan Mağara, sistemin çıkışsızlığına dair önemli bir anlatı.
Nobel edebiyat ödülünün güçlü adayları arasında gösterilen bir yazar “opus mangum”u sayılabilecek kitabını yazarken ne kadar acı çektiğini anlatan röportajlar vermişti bir iki yıl önce. Kitaptan ne kadar nefret ettiğinden, nasıl zor bir süreç yaşadığından filan bahsediyordu bu röportajlardan birinde. Üretim sürecinin sancılarından değil üretim nesnesine duyulan nefretten bahseden bu röportajı okuduktan sonra yazarın kitabını okuyamamıştım. Ürettiği eserle basit bir sevgi ilişkisi bile kuramayan, şayet kurduysa bile bunu dışarıya yansıtmamak için nefret hikayeleri anlatan bir yazarı okuyarak kendime işkence yapmamam gerektiğini düşünmüştüm.