Etiket: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Bütün Şiirleri (Dol Karabakır Dol) – Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bedri Rahmi Eyüboğlu (1913-1975); İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde (şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı’nın öğrencisi, Paris dönüşündeyse, aynı kurumda öğretim üyesi oldu. Dol Karabakır Dol’daysa, Eyüboğlu’nun Yaradana Mektuplar’dan Karadut şiir ve resimlerine, Tuz’dan Yayımlanmamış Şiirlerine, Halk Edebiyatından özgün biçimde beslendiği sanatının bütün şiir verimi yer alıyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu: Şiirimizin

okumak için tıklayınız

Ben Sana Mecburum – Attilâ İlhan

Attila İlhan’ın 1960 yılında basılan ‘Ben sana mecburum! ‘ kitabının tek teması aşk değil elbette; bu kitapta beş bölümde topladığı şiirlerinde, dönemin siyasi havasını, çalkantılarını, gerilimi, direnişi, başkaldırıyı, imkânsız aşkları ve özgürlük özlemini de dile getirir. Kitap beş bölümden oluşuyor. İdeal düşüncelere sahip insanlar hep “askıda yaşamak”tadır. Hayat onlar için hiç de kolay değildir. Problemleriyle

okumak için tıklayınız

Sütlaç Ailesi: Çılgın ve biraz da şaşkın!

“Sütlaçlar Firarda” kitabının dört ayrı hikayeden oluşması çocuklar tarafından okunmasını daha da kolaylaştırmakta. Sade bir anlatımı ve basit çizimleri olan bu kitabı veli olarak gönül rahatlığıyla çocuklarınıza okutabilirsiniz ve hatta başlamışken serinin daha önceden çıkmış olan diğer üç kitabını da alabilirsiniz. Fantastik kitapları severim, gerçekten çok severim. Gerçekte var olmayan yaratıklar, insanların gerçeküstü yetenekleri, hayal

okumak için tıklayınız

Dönmek Mümkün mü Artık? – Funda Demir

“Değnek adam ailesiyle birlikte ormanda mutlu bir yaşam sürüyordu. Bir sabah dışarı çıktı ve başına gelmeyen kalmadı…” Bir cümleyle kaç hikâye sığar bilemedim, sonra eylülün son akşamında oturdum dinledim yeniden hayatın bana fısıldadıklarını. O sabah madene erkenden inmişti, ondandır belki mesai bitmek bilmedi. Çaysızlık başını ağrıtırdı, yine başlamıştı işte. Yorgun kolları artık dinlenmek istedikçe, hadi

okumak için tıklayınız

“Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim” Pablo Neruda

Neruda, dizeleriyle halkları özgürlüğe davet ederken, tıpkı pek sevdiği dostu Nâzım gibi aşkı devrimle bütünleştirdi. “Buğdayın Türküsü”nde bağımsızlığı, hürriyeti vurgularken, “Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”yla da aşkın büyülü rüzgarını estirdi. 23 Eylül 1973’te sonsuzluğa adını yazdıran Neruda’nın şiirleri nesilden nesile aktarılmaya, dilden dile dolanmaya devam ediyor. Pablo Neruda, yaşamı boyunca zorbalara karşı işçi

okumak için tıklayınız

Gerçeklik Çölünden Cennetler Yaratmak: Hoffmann ve Hesse’den Masallar – Özge Yalta Yandaş

Gaston Bachelard, Düşlemenin Poetikası adlı kitabında, hayal gücünün, ?kendine yaraşan dünyayı keşfeden bir ruha tanıklık ettiğini? söyler (2012:18). Bachelard?ın bu tespiti, hem Ernst Theodor Amadeus Hoffmann, hem de Hermann Hesse?nin harikulâde masallarının esin şelâlesinin fenomenolojik coğrafyası hakkında bizlere önemli ipuçları sunar. Bachelard, bu coğrafyanın iklimine dair şunları ekler; ?Gerçek bir dünya karşısında insan?dünyanın olumsuzluğuna teslim

okumak için tıklayınız

Yeter ki Kararmasın – Onat Kutlar

Onat Kutlar, 1982-84 yıllarında yazdığı bir dizi mektup-denemede dönemin duyarlığını bir ozan edasıyla yansıtmıştı. Dostlukların, acıların, umutların, dahası özgürlüğün ve tutsaklığın usta işi bir biçimde dile geldiği yazılar Yeter ki Kararmasın… adıyla kitaplaştığında Memet Fuat, Ferit Edgü, Erdal Öz, Işıl Özgentürk ayakta alkışlamışlardı. Şiirin, romanın, resmin, müziğin ve elbette sinemanın bileşiminden çıkan kıvılcımlarla tutuşmuş bu

okumak için tıklayınız

Packardımla Bir İhtiyar Kadını Çiğnedim – Özlem Pekcan

?Üç hafta evvel Packard?ımla bir ihtiyar kadını çiğnedim. Ailesi, bu kayba nazaran ölçülemeyecek kadar bir zarar ve ziyan ?kadınların ortalama fiyatlarının ne olduğu malum- istediklerinden bu ceset istismarcılarına karşı beni müdafaa edebilecek iyi bir avukata başvurmaya mecbur kaldım.? Yukarıdaki satırlar çok şükür ki bana ait değil! 20 ci yüzyılın ilk yarısında yaşamış İtalyan yazar Giovanni

okumak için tıklayınız

Charles Dickens: Sıkıntılı Günlerden Yansıyan Yaşam – Emine Gürbüz

?Giyotinin açlığını durdurmak mümkün değildi. Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik veya Ölüm: Bu dördünün içinde ölüm, en bilindik olanı ve en kolay elde edilebileniydi.? (1) Dünya edebiyatının önemli romancılarından Charles Dickens 17 Şubat 1812?de Portmouth?ta doğdu. Babası memurdur. Memurluk dönemin koşulları düşünüldüğünde pek de iyi bir meslek değildir, öyle olsa bile çok fazla borçları vardı, bu nedenle

okumak için tıklayınız

İki ve Keçi ? Mehmet Zaman Saçlıoğlu

Keçiden, sayılardan, yıldızlardan söz ederken insana odaklanan bu kitapta, zaman içinde değişen ve değişmeyen yanlarımız, tutkularımız, korkularımız, aşklarımız, yaptığımız kötülükler ve iyilikler bir keçinin öyküsünde, fantastik, yalın ve sıcak bir dille, kışkırtıcı imgelerle anlatılıyor. Mehmet Zaman Saçlıoğlu’nun, sanatla felsefe, keçiyle insan, varlıkla yokluk, bedenle bilinç, geçmişle gelecek arasında gezinen düşüncesi, okuru düşle gerçek arası bir

okumak için tıklayınız

Honore De Balzac Romancının Evreninden Sahneler ? Mehmet Rifat

Romanlar, öyküler, anlatılar, tiyatro yapıtları, incelemeler, tartışmalar yazılar, mektuplar, mektuplar; durmaksızın yaşanan bir yazınsal üretim; aşkı, evliliği, parası, dini, siyaseti, tutkusu, sanatı ve yazınıyla eski bir Fransız albümü; yaşam ateşiyle donatılmış 2504 kişi ve kişiler topluluğunun rol aldığı bir roman evreni. 51 yıla sığdırılmış olağanüstü bir Yaşama ve Yaratma hızı içinde giderek biçimlenen bir İnsanlık

okumak için tıklayınız

Evrim Atlası – Douglas Palmer, Peter Barrett

Karşınızda yaşamın dört milyar yıllık öyküsünü anlatan sıra dışı bir kitap duruyor: Evrim Atlası. Daha önce hiç görmediğiniz bir şekilde anlatılan bu öykü: sizin öykünüzdür, hepimizin öyküsüdür, Dünya?da yaşayan bütün canlıların öyküsüdür. Evrim Atlası?nın temelinde, bir araya getirildiğinde toplam uzunluğu yaklaşık 50 metreyi bulan, hayranlık uyandırıcı bir resim dizisi yatıyor. Denizlerde ortaya çıkan ilk mikroorganizmalardan

okumak için tıklayınız

Anadolu’da Osmanlı Reformu ve Tarım – Donald Quataert

Özellikle son dönemlerde hızla gelişen Osmanlı tarihçiliği içinde, en ihmal edilmiş alanlardan birini tarım ve köylü çalışmaları oluşturur. Bu eksiklikte, konu alınan zaman diliminin ve coğrafyanın uçsuz bucaksızlığı kadar, devleti tek özne olarak kabul eden tarihyazım geleneğinin de rolü vardır. Toplumsal tarih ve iktisat tarihi üzerine yoğunlaşmış incelemelerde bile köylüler çoğunlukla devlet politikalarının nesneleri olarak

okumak için tıklayınız

Onlar Hep Oradaydı – Sunay Akın

Kızılderililerin sürüldüğü topraklarda, 1966’da, uzay kıyafetleri giydirilen NASA görevlilerine Ay’a indiklerinde ne yapacakları, nasıl davranacakları anlatılırken, yaşlı bir Kızılderili’nin yanındaki çocukla birlikte bu çalışmaları her gün izlediği görülür. Aradan geçen birkaç gün sonra çocuk yanlarına gelir: “Beni babam gönderdi. O Beyaz Adam’ın dilini bilmiyor. Ben okulda öğrendim. Babam, bu garip aletler ve kıyafetlerle burada günlerdir

okumak için tıklayınız

Mağara – Jose Saramago

Yaşlı çömlekçi Cipriano Algor kent yakınlarında bir köyde, kızı Marhta ve Merkez\’de güvenlik görevlisi olarak çalışan, ayda sadece birkaç gün onlara katılan damadıyla birlikte yaşamaktadır. Ailesi üç kuşaktan beri çömlekçilikle ekmeğini kazanan Algor, babasından kalma bir fırın, geleneksel aletler ve sevgiyle sürdürür üretimini. Güzellikleri basit adımlarla, binlerce yılın bilgisini harmanlayarak ortaya çıkarır. Ama ürettiklerini alabilecek

okumak için tıklayınız

Mitolojik ve fantastik öğelerle bezenen öykülere farklı bir örnek: “sur ve gölge” – Müslüm Kabadayı

Okumalarımızda önceliklerimizin belirlenmesinde, bazen bir tartışma konusu, bazen de dostlarımızın ?ayıktırmaları? etkili olmaktadır. Daha önce hiçbir yapıtını okumadığım Mehmet Zaman Saçlıoğlu?nun ?Sur ve Gölge? öykü kitabını bir gecede okumama vesile olan da bir internet günlüğünde okuduğum yazıydı. O yazıda, söz konusu kitapta yer alan sonuncu öykü ?Yüzün Tamamlayıcısı?ndan söz edilmekte ve özellikle mekan olarak Antakya?yla

okumak için tıklayınız

Kopyalanmış Adam – Jose Saramago

38 yaşındaki Tertuliano Máximo Afonso bir kolejde tarih öğretmenidir, boşanmıştır ve hayatına uzun süredir derin bir can sıkıntısı eşlik etmektedir. Bir gün tesadüf eseri kiraladığı bir filmde, kendisine kopyası kadar benzeyen o adamı görür. Hemen aynı aktörün oynadığı diğer filmlerin video kasetlerini de kiralar. Yönetmen ve dağıtımcılarla konuşur, soruşturur, kendine tıpatıp benzeyen bu adamın peşine

okumak için tıklayınız

Sur ve Gölge – Mehmet Zaman Saçlıoğlu

(*) Yunus Nadi Öykü Ödülü, Sait Faik Hikâye Armağanı ve Haldun Taner Öykü Ödülü?ne değer görülmüş bir öykücü Mehmet Zaman Saçlıoğlu. Yazar, Yaz Evi, Beş Ada ve Rüzgâr Geri Getirirse adlı kitaplarından sonra, dördüncü öykü kitabı Sur ve Gölge?yle yeninden okuyucuyla buluştu. Sur ve Gölge için, daha en başta, birbirinden oldukça farklı görünen, ancak aslında

okumak için tıklayınız

Pinokyo (Le Avventure Di Pinocchio) ? Carlo Collodi

“Pinokyo dünyanın en ünlü çocuk romanlarından bi­ri. Yazarı bir İtalyan. Pinokyo, ne zaman yalan söylese burnu uzar.” Yaklaşık otuz yıl önce çevirmeye girişmeden önce, Pi­nokyo üzerine bildiklerim hemen hemen bu kadardı de­sem, abartmış olmam. Çocukluğumda pek çok çocuk ki­tabı okumuştum, ama bunların arasında Pinokyo yoktu nedense. Bu kitabın okurlarının da Pinokyo ve yazarı hakkın­da, benim

okumak için tıklayınız