Charles Dickens: Sıkıntılı Günlerden Yansıyan Yaşam – Emine Gürbüz

?Giyotinin açlığını durdurmak mümkün değildi. Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik veya Ölüm: Bu dördünün içinde ölüm, en bilindik olanı ve en kolay elde edilebileniydi.? (1)

Dünya edebiyatının önemli romancılarından Charles Dickens 17 Şubat 1812?de Portmouth?ta doğdu. Babası memurdur. Memurluk dönemin koşulları düşünüldüğünde pek de iyi bir meslek değildir, öyle olsa bile çok fazla borçları vardı, bu nedenle Dickens?ın çocukluğu daima yoksulluk içinde geçmiştir. Dickens henüz küçükken babası, ailesini Londra?ya taşımış ve kenar mahallede eski bir eve yerleştirmiştir. Gelirleri biraz yoluna girince iki yıl için Dickens okula gönderildiyse de yeniden beliren para sıkıntısı yüzünden öğrenimini yarım bırakmak zorunda kalmıştır.

Dickens sekiz kardeşin ikincisidir… Babası alacaklılarından kurtulabilmek için sık sık yer değiştirmektedir. Bu kaçışlar babasının durumunu biraz idare etse de borçları yüzünden hapse girmekten onu kurtaramaz. Dickens?ın annesi Elizabeth bir okul açmak isteyip durumlarını düzeltmek istemişse de bu girişim de başarısızlıkla sonuçlanır… Babasının hapse girmesiyle okul yaşamı sona eren Dickens çalışma hayatına atıldı. Bir ayakkabı boyası fabrikasında kutulara boya doldurma işinde çalışmaya başladı. Bu süreçte kendini de yetiştiriyordu. Robinson Crusoe, Don Kişot, Gil Blas, Gulliver?in Gezileri bu dönemde okuduğu eserler arasındadır. Ailesinin ekonomik durumu babasına kalan mirasla birlikte değişti… Fakat babası fabrikadan ayrılıp okula gitmesi gerektiği yönünde karar verirken, annesi fabrikada kalmasını istemişti. Bu durumu Dickens anılarında şu şekilde anlatmıştır:

?Unutmadığım, unutamadığım, unutmaya olanak bulunmayan şey annemin beni fabrikada bırakmak istemesiydi… ?

Çocukluk yıllarında yaşadığı yoksulluğu ?Oliver Twist? ve ?David Copperfield? eserlerinde anlatı. Gözlem gücünü ve mizah yeteneğini kullanarak toplumun olumsuz yönlerine değindi. Bir avukatın yanında çalışıyordu. Boş zamanlarında steno konusunda kendini geliştirdi, çok iyi biçimde hızlı yazabiliyordu. Dickens, on dokuz yaşında gazeteciliğe başladı, Londra yaşamı üzerine yazılar yazdı. Yazın alanında tanınmasıyla birlikte gazetede fıkraları çıkmaya başladı. 1835?te ilk kitabı olan ?Boz?un Skeçleri? yayımlandı. Küçük oyunlardan oluşan bu iki ciltlik kitap onun adını duyurmasında önemli bir rol oynadı. İlk kitabının kazandığı başarıdan sonra ?Mister Pickwick?in Serüvenleri? fasikül halinde yayımlandı. Bundan sonra yapıtları ardı ardına sıralanmaya başladı.

Tutkuyla bağlandığı yazarlığında sık sık kendini gösteren çift eşlilik aslında onun yaşamının bir vazgeçilmeziydi. 1836?da ?Evening Chronicle?ın müdürünün kızı Catherine Hogarth?la evlendi. Baldızı Mary?ye büyük sevgisi vardı ve Mary öldüğünde onun yerini diğer baldızı Georgina?yla hayatını birleştirdi. Eşlerinden on çocuğu oldu Dickens?ın. Gizlice sürdürdüğü bu ilişkilerin eserlerine yansıması Dickens?in kendi yaşamından ne şekilde etkilendiğini gözler önüne sermiştir.

Amerika?ya telif hakları için yaptığı yolculuk onda hayal kırıklığı yaratmıştır. Özgürlükler ülkesinde demokrasi bulacağını uman Dickens, köleci bir toplumun gerçekliğiyle yüzleşir… Amerika izlenimlerini ?Amerika Anıları?nda anlatırken üslubu hayli dikkat çekicidir. Yaşadığı bunalım sonucu üslubu romantizme yaklaştı. Bir süre İtalya?da daha sonrada Lozan?da yaşamayı deneyen yazar bu girişimlerinden olumlu sonuç alamayınca İngiltere?ye döndü ve yerleşti, hemen ardından da Daily News adıyla bir gazete çıkardı. Burada İtalya serüvenlerini yazı dizisi şeklinde yayımladı. Oğlunun Eton Koleji?ne girdiği yıl bir çocuğun ölümünü konu alan ?Dombey ve Son? eserini yazdı. 1848?de yaşamı boyunca ilk kez kendine zaman ayırarak dinlenmeye çekildi. 1848 Devrimi?ni coşkuyla karşılayan yazar, çocukluğunda yaşadığı acıları anımsadıkça coşkusunun yerini hüzün aldı. Oyuncu Ellen Terman?a âşık olması karısını terk etmesine sebep olmuşsa da bu yazarlık kariyeri için çok önemli adımlar atması için önemli de bir şans oldu. Çünkü, Dickens artık tüm gücünü yazarlığa ayırıyordu. Halkla bağını güçlendirebilmek için oyunlarını ve romanlarını topluluklar karşısında okudu. Kraliçe Victoria tarafından kabul edildikten iki ay sonra 9 Haziran 1870?te Rochester yakınında Gatshill?de yaşama veda etti.

?Hayır, Charles Dickens?in çağdaşları tarafından ne kadar sevildiğini, kitaplara ve biyografi yazarlarına sorulmamalı. Sevgi ancak sözlerle dile gelir, sözlerle yaşar. Onu, özellikle, gençlik hatıraları Dickens?ın ilk başarılarını kazandığı günlere kadar giden bir İngiliz?e sormalı: Aradan elli yıl geçtikten sonra bile Pickwick?in yazarına Charles Dickens diyemeyen, ondan hâlâ eski adı ile, daha teklifsiz, daha samimi olan ?Boz? adı ile söz eden İngilizlerden birine… Bu İngilizlerin eski günleri hüzünle hatırlarken duydukları heyecan, bize, bugün kitap meraklıları için eşsiz bir hazine olan ve çekmecelerde, kütüphanelerde sararıp duran o mavi kapaklı fasiküllerin o zamanlar binlerce insan tarafından ne kadar büyük bir coşkunlukla alınmış olduğunu kestirmek imkanı verecektir.?(2)

Dünya edebiyatını klasik yazarlarından olan Charles Dickens, başlangıçta yaşamını kaynak olarak almış olması ve çala kalem yazmış olmasıyla eleştirilmiştir. Ancak dönemin düşsel kurgularla ve gülmeceyle örülen eserlerdeki başarıyı yükselten, onları olgunlaştıran ürünleri olduğu düşünülürse, başarılı bir gelişim süreci yansıyacaktır okuyucuya. Victoria Dönemi realizminin yaratıcısı olarak adını unutulmazlar listesine ekleyen Dickens, gerçek anlayışı ve önsezi yeteneği ile toplumsal yaşamın bilinmeyen yönlerine değinerek insanla ilgili mesleklerin insanlara daha çok katkıda bulunması gerektiği yönünde verdiği eserleri ve çalışmalarıyla hümanizme de hizmet etmiştir. Realizmdeki başarısı insanı ve insanların yaşadığı yoksulluğu anlatırken duyguların ön planda olmasına asla engel olmamıştır. Hümanistliği ve alaylı nükteleriyle kuşaklar boyu süren bir duyarlılığı okuyucularının yüreğine yerleştirmiştir.

Dickens?ı İngiliz geleneğinin dışında tutmak imkânsızdır. Hemen tüm eserleri İngiliz geleneği üzerine kurulmuş ve genel olarak hiçbir zaman geleneği aşmamıştır. Byron, Shelley, Oscar Wilde gibi yazarlar gibi İngiliz kimliğinden uzaklaşıp onu reddetmek yerine gelenekle uzlaşmayı tercih etmiştir. Bu uzlaşma Dickens?ı İngiltere burjuvasının sembolü yapmıştır.

?Dickens, kendi çağının sanat ihtiyacını dile getiren bir sanatkardır. Bütün şan ve ünü tam zamanında ortaya çıkmasından ileri gelmektedir; talihsizliği ise kendini bu göreve çok fazla kaptırmış olmasıdır. Sanatı tok İngiltere?nin refah ve doyguluğundan ileri gelen iki yüzlü bir ahlakla beslenmiştir; eserinin arkasında bu derece olağan üstü bir şiir gücü bulunmuş olmasaydı, pırıl pırıl, yaldızlı bir nükte yeteneği duyguların renksizliğini örtbas etmeseydi, Dickens?ın ancak İngilizler için bir değeri olabilir ve eserleri Manş Denizi?nin öteki kıyısındaki usta edebiyatçıların yazdığı binlerce roman gibi bizde herhangi bir yankı uyandırmazdı. Ancak Kraliçe Victoria çağının kültürünün iki yüzlü dar görüşlülüğünden bütün kalbimizle nefret ettiğimiz zaman, bu karnı tok ve rahata düşkün antipatik dünyanın ilgi çekici ve sevilmeye layık olduğunu bize zorla kabul ettiren ve hayatın en alelade nesrini şiir düzeyine yükseltebilmiş olan bu insanın dehasını büyük bir hayranlıkla değerlendirebiliriz.?(3)

Dickens?ın aslında sunduğu tek şey karmaşa içinde huzurdur. O kökten bir radikal değildir, her zaman dikkatlidir ve kahramanlarının hayalleri küçük burjuva hayalleridir. Eserlerinde İngiliz geleneğinde bulunan iyilerin mutlulukla buluştuğu ve kötülerin cezalandırıldığı sonlara sıkça rastlanıyor olması belki de aranan bir şeyi bulmak kadar iyi geldiği için Dickens?ın adı unutulmuyor.

ESERLERİ
Boz?un Skeçleri
David Copperfield
Mister Pickwick?in Serüvenleri
Büyük Umutlar
1861
Antikacı Dükkanı
Oliver Twist?in Serüvenleri
Ortak Dostumuz
Barnaby Rudge
Kasvetli Ev
Bir Noel Şarkısı
Amerika Anıları
Sıkıntılı Günler
Dombey ve Oğlu
Toptan, Perakende ve Dışsatım İşleri Firmasının Etkinliği
Çan Sesleri
İki Şehrin Hikâyesi

Bibliyografya:
(1)Charles Dickens, İki Şehrin Hikayesi, Yıldız Yayıncılık, 1. Basım 2006, 125. Sayfa
(2)Stefan Zweig, Üç Büyük Usta, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2000, s. 71
(3)Stefan Zweig, Üç Büyük Usta, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2000, s. 71

Kaynak: düşLE Edebiyat Dergisi arşivi “58. Sayı / Temmuz 2006”

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
Kitap ve Kitap Okuma Üzerine – Faiz Cebiroğlu

İnsanoğlu, yazı dilinden önce, uzun yıllar sözü kullandı. Daha sonra, ses, sesler, belirli bir kalıba sokuldu. Sistemleşti. Yazı dili ortaya...

Kapat