Sosyalizme bağlı olan hiç kimse Doğu Almanya’nın kaderine ve tarihine kayıtsız kalamaz. Şimdiye kadar Doğu Almanya ekonomik ve politik olarak ondan olumsuz sonuçlar çıkarmak dışında resim ve sinemadaki yaratımları hakkında sınırlı bilgi sahibi olan radikal Batılı entelektüellerle liberallerin sistematik aşağılama nesnesi olmuştur. Totalitarizm (özellikle politik yargılar) ve Stalinizm adı altında soğuk savaştan beri gelen önyargıların hala günümüz solcuları tarafından içine gömüldükleri suskunlukla kabul edilmesi buna bir örnektir. Sovyetler Birliği elbette başka bir şeydir. Onun doğuşu ve çöküşü Roma İmparatorluğunun yaşaması ve ölmesi gibi tarihsel değeri olan bir konudur. Ama aynı zamanda onun “Uydularının” gelişiminin zorunlu olarak ikincil dereceden önem taşıdığı, herkesçe kabul gören bir sözleşmeye sahiptir.