Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar… – Cemal Süreya

cemalsüreya***
Bizi bir kamyona doldurdular.
Tüfekli bir erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagona doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki. Anam sürgünde öldü, babam sürgünde öldü.

Memo’ya ve sana duyduğum sevgide bu ölümleri de, bu öksüzlükleri de değerlendirmelisin. Aşkımın tandırdan yeni çekilmiş bir yufka gibi her dem sıcak ve taze olduğunu anlamalısın. Yüksek öğrenim yıllarında Başkent sokaklarında ceplerimi ellerimle doldurarak yürürken ilerde bir karım olacağını, çocuklarım olacağını düşünürdüm. Yüzsüz, bedensiz bir şeydi bu kadın; bir gölge gibi düşlerimin arasından sıyrılır, geçer giderdi zaman zaman. Şensin o kadın. O çocuklar Memo ile Elif. Annemle babam Bilecik’te Şoşanın yanında yanyana iki mezarda uyuyorlar. Annem 1938’de, babam 1957’de öldü. İki ölüm arasında 20 yıllık bir ara var. Ama işte ikisi de yanyana yatıyor. Birgün gidelim. Gidelim mi? Büyükannemle Hasan amcam da şu koyu yeşilliğin altındalar. Ama yanyana değiller. “Sizin hiç babanız öldü mü?”
*
Biz gözyaşımızı gizleyen insanlarız
Biz kahkahamızı da gizleriz Biz koşuyu kaybettikten sonra da koşan atlarız
*
Seni seviyorum.

Cemal Süreya
23 Temmuz Pazar, Beykoz

Zuhal Tekkanat’a yazdığı mektup
On Üç Günün Mektupları ve 1967-1978 Mektupları, YKY, 13.baskı, Mart 2015, sayfa 85,86

Yorum yapın

Daha fazla Mektup
Erdal Eren’in annesine mektubu

13 Aralık 1980'de 12 Eylül rejimince yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren'in daha önce yayınlanmamış mektubu Evrensel Gazetesi'nde yayınlandı. Erdal...

Kapat