Ulya / Ege?nin Kıyısında ? Ahmet Yorulmaz

Mübadele zamanı? Yerinden yurdundan sökülüp ?bilinmeze’ doğru yola çıkanlar arasında Rum güzeli Ulya da vardır. Hayatın tüm acımasızlığını sınadığı biridir Ulya; kendisine böylesine hoyrat davranan, yaşama tutunmak için ne kadar çırpınmışsa o kadar dibe doğru gitmiştir: Dört evlilik ve iki çocuk. ?

Ulya, kocası Türk olduğu için Girit’ten Anadolu’ya göç etmek zorundadır; kanun böyle emretmiştir. Gidenler, geride yalnızca mal mülk bırakmamışlardır, anılar da gerilerde kalmıştır artık. Ege’nin iki yakasında yaşanan büyük bir drama bir kadının gözünden şahitlik ediyor Ahmet Yorulmaz’ın kitabı?

Ahmet Yorulmaz, Ayvalık’ta doğdu. İstanbul, İzmir ve Ayvalık’ta gazetecilik yaptı. Ayvalık’ta ancak sekiz ay yaşatabildiği Türk Dünyası gazetesini çıkardı. Otuz üç yıl aralıksız kitapçılık yaptıktan sonra yazabilmek ve çeviri yapabilmek amacıyla emekliye ayrıldı.

İlk romanı Savaş’ın Çocukları’dır (4. Basım, 2000). Köklerinden sökülüp atılanların dramını anlatan bu kitaptan sonraki romanı Kuşaklar ya da Ayvalık Yaşantısı (1999), üçüncü romanıysa Girit’ten Cunda’ya (2003) adını taşımaktadır.

Yazarın, bir de Ayvalık’a gelip gidenleri, Ayvalıklı tipleri anlattığı Ayvalık’ta İz Bırakanlar-Portreler (1998) adlı bir kitabı var. Çağdaş Yunan edebiyatından, bgüne değin Kosta Tahçi’den iki basım yapan Üçüncü Düğün Çelengi; Strais Çirkas’tan Bomba Nurettin; Menis Kumandareas’tan Eski Tüfekler; vasilis Vasilikos’tan Üçlü Bir Aşk Hikâyesi; Kostas Tomanas’tan Eski Selanikliler çevirilerinin yanı sıra, çocuklar için ünlü savaş karşıtı Stratis Mirivilis7ten Post Avcısı; Ellis Aleksiyu’dan Tombik ile Zıpzıp adlı romanları çevirdi. Dünya Kitapları’na Yunan Edebiyatı Öykü Antolojisi’ni hazırladı. Yine Yunancadan Öldürülenin Eli ve Mucizeler Avlusu adlı iki tiyatro oyunu çevirdi.

Çevirdiği çok sayıda hikâye ve şiir Varlık, Türk Dili ve başka dergilerde yayımlandı. Asım Bezirci’nin Dost Türk-Yunan Şairlerinin Diliyle Barış adlı kitabında, çevirilerine geniş yer verildi.

Göç yolları… Sinan Kandemir
(08/01/2011 tarihli Radikal Kitap Eki)

Doğduğu toprakları kolay kolay unutamaz insan, orada her ne kadar acı olaylar yaşayıp artık geri dönemeyecek olsa da. Biraz özlem, biraz üzüntü, belki kırgınlık ya da pişmanlık. Kolay değildir, ayrılıktır, doğum yeridir, çok uzaktadır. Milyonlarca insanın, atalarının mezarlarından, doğduğu topraklardan koparılıp Ege?nin iki yakasına sürgün edilmesidir Ulya?nın hikâyesi. Ahmet Yorulmaz yeni romanı ?Ulya?da okuru mübadele yıllarında bir gezintiye çıkarıyor.
Kitap, Rum güzeli Ulya?nın gözünden, Girit?ten başlayıp bilinmez bir diyara, hayata zoraki göçün hikâyesi aynı zamanda. Dünya tarihine ilk zorunlu göç olarak geçen ve bu göçe mahkûm olan hayatların hikâyesi. Doğup büyüdükleri topraklara, bir gün geri dönülecek umuduyla başlayan bir yolculuk. Bu umudu besleyenlerin arasında kocası Türk olan Ulya da vardır. Yarım kalan bir hayatı geride bırakırken, onları suyun öte yanına götürecek gemiyi beklerken bulurlar kendilerini.

Rum güzelidir Ulya
?Gemi köhneydi. Tek bacalı, şilep bozması bir vapurdu. İşin tuhaf yanı, kimsenin bu köhneliğin farkında olmamasıydı. Kimisi çetelerden, kimisi kentteki gözü kara bağnazlardan canını kurtarmak; kimisi anavatan denilen yerde yaşamını sürdürebileceği bir olanak yakalamak için; kimisi, dinini değiştirmeye yönelse de ?sırf yerinde kalsın diye? isteği reddedildiğinden; kimisi mademki büyüklerimiz böyle istediler, biz emir sayar gideriz inancıyla; büyük kesimi, hatta hemen hepsi vapura ilk kez binecek olmanın heyecanıyla; çoluk çocuk yüzlerce, yüzlerce insan sahile yığılmıştı, kendilerine sıra gelene dek, beklemedeydiler.?
Hiçbir anlam veremedikleri bu değiştokuşun sebebinin yalnızca dini inançları olduğunun farkına vardıklarında, geri dönüş umutlarının yerini yaşam mücadelesi almıştır. Ege?nin karşı kıyısında, mübadil olarak yeni bir hayata başlamanın zorluklarıyla baş etmeye çalışan bir Rum güzelidir artık Ulya. Geride bırakılanların yasını tutamadan, başlarını sokacak bir dam ve hayatlarını düzene sokacak bir iş olmuştur tek dert.
?Mübadillerin oturdukları evlerin hiçbirinde banyo yoktu. Varsılların oturduğu kesme sarımsak taşlı, en görkemli evlerde bile yoktu. Merdiven altları, kapı araları, dolap içleri, çamaşırlıklar banyo olarak kullanılıyordu. Rumlardan kalan kimi görkemli, zengin evlerindeyse büyük dolapların bu iş için kullanıldığı anlaşılıyordu. Mübadillerin, tabii Ulya da bunlara dahildi, gelmesinden sonra evlere banyo yapılmaya başlandı. Eğretiliklerini bir kenara itip, artık burada kocayıp ölecekleri kanısına vardıktan sonra on, on beş yıl geçince.?

Neresi gurbet neresi anavatan
Kim bilir belki de ayrılırken karanlığa teslim ettiği güzelim evi, kamıştan yapılmış bir kulübe gibi görünmüştür gözlerine Ulya?nın. Avucuna alıp ceplerine sığdıracaktır sanki bütün anılarını. Yarım kalmışlığın acısını içine gömerek kapamıştır belki evin kapısını son kez. Girit?te terzi yanında dikiş tuttururken parmakları hiç bilemezdi, elbet bir gün o parmaklara suyun karşı yakasında ihtiyaç duyacağını. Baba evindeyken terzilikten kazandığı sayılı parayla hem evin geçimine destek veriyor, hem küçük küçük çeyiz hazırlıyor, hem de gelecek korkusuyla yastık altına birkaç altın koyuyordu. Bütün bunlar biraz olsun işini kolaylaştırsa da nerenin gurbet nerenin anavatan olduğunu bilememek sıkıntıların en büyüğüydü. Kocası berber Hüseyin Usta ve iki çocuğuyla bilinmez bir diyarda, alışık olmadığı bir çevreye uyum sağlama süreci, zor olduğu kadar sancılıydı da. Mübadil hayatlar, bütün geçmişlerini bıraktıkları toprakları, bağlarını, bahçelerini, çocukluk ve gençlik günlerini tatlı anılarla, birbiri ardı sıra gelen harplerin ve işgallerin getirdiği açlığı, sefaleti ve verdikleri can kayıplarınıysa büyük bir hüzünle hep hatırlayacaklardır.
Ahmet Yorulmaz, Ege?nin iki yakasında yaşanan bu büyük drama bir kadının gözünden şahitlik ederken, unutulmaya yüz tutmuş mübadele zamanlarının kapısını aralıyor okurlara.
?Ulya?, halkların gerçek hayatlarından bihaber olan devlet adamlarının tanrı edasıyla, masa başında aldıkları kararlar sonucunda bilinmezliğe göçün bir romanı; Ulya?nın ağzından düşürmediği bir koşukta anlam bulan:
?Herkes yükseklere bakarak Tanrısallığı arıyor, oysa Tanrısallık, insanlığın bulunduğu yerdedir.?

Kitabın Künyesi
Ulya – Ege’nin Kıyısında
Ahmet Yorulmaz
Yayınevi: Kırmızı Kedi
Yayın Tarihi: Kasım 2010
140 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Mübadele Edebiyatı, Romanlar
Yağmurlu Sokak – Arif Damar, Melih Cevdet Anday

İki usta yazarın Arif Damar ve Melih Cevdet Anday'ın birlikte kaleme aldığı Yağmurlu Sokak, aşkı edebiyatın gölgesinde yaşamayı deneyen bir...

Kapat