Papağan Teoremi – Denis Guedj

( * ) 2010 yılında kaybettiğimiz Denis Guedj, Bilim tarihi profesörüydü. 1940 Cezayir doğumlu Guedj, matematiği yetişkinler ve gençler için anlaşılır hale getirmek için günlük gazetelerde köşe yazarlığı yapmıştı. Bu kadarla da yetinmedi, çok sayıda romanda yazdı. Fransa’da satış rekorları kıran, yirmi dile çevrilen ‘Papağan Teoremi’, romanları arasında en önemlisiydi. ‘Papağan Teoremi’, bir zamanlar Türkiye’de de çok satan ‘Sofi’nin Dünyası’ ile karşılaştırılabilir. ‘Sofi’nin Dünyası’nda Jostein Gaarder, felsefeyi kolaylaştırmak, popülize etmek istemiş, ?felsefe nedir?’ sorusunun yanıtını sevimli ve sıcak bir hikâye ile romanlaştırmıştı. Denis Guedj de benzer bir fikriyattan yola çıkmış ve matematiği hayatla uzlaştırmak için edebiyata başvurmuş. Sadece matematik değil, felsefe ve tarih de işin içinde. Ve ille de polisiye!..
Sayıların gizemini çözerken okuyucu ilgisini dağıtmamak için polisiye bir kurgu kullanıyor Guedj. Şüpheli bir ölüm, hırsızlık, mafya, adam kaçırma, aksiyonlara özgü egzotik seyahatler? Hiç birini ihmal etmemiş; ama dünyaya matematiğe dayalı bir felsefeyle bakmaktan da hiç vazgeçmiyor.

Papağanın ezberi
Her şey yaşlı kitapçı Mösyö Ruche?a çok eski bir dosttan, çok uzaklardan gelen ve hikâyenin akışını belirleyen bir mektupla başlıyor. Sorbonne?da felsefe eğitimi aldıkları öğrencilik yıllarındaki en yakın arkadaşı Elgar Grosrouvre?dur mektubu gönderen. İkinci Dünya Savaşı?ndan sonra görüşmediği, şimdi Amazon bölgesindeki Munacas şehrinde yaşadığını öğrendiği bu eski dostun mektubu, hem bir veda mesajı hem bir vasiyet mahiyetindedir;
?Bir kitap kolisi alacağını bildirmek için. Niçin sen? Çünkü biz birbirimizin en iyi dostuyduk ve benim tanıdığım tek kitapçısın. Sana kütüphanemi göndereceğim (?) Edebiyatın bütün hazineleri yatıyor orada. Matematikle ilgili olarak edebiyattan söz etmem kuşkusuz şaşırtacaktır seni. Şuna kesinlikle inanmanı isterim ki bu yapıtlar en iyi romancılarımızın hikâyeleriyle boy ölçüşebilecek düzeydedir. Matematikçilerin hikâyeleri… Tesadüfen akıma gelen birkaçının adını sayayım: İranlı Ömer Hayyam ya da Tusi, İtalyan Niccolo Fontana Tartaglia, Fransız Pierre Fermat, İsviçreli Leonhard Euler. Ve daha birçok isim. Matematikçilerin hikâyeleri, ama aynı zamanda matematik hikâyeleri! Benimle aynı görüşleri paylaşmak zorunda değilsin. Bu bilim dalında sefil bir sıkıntı içinde yüzen gerçeklik kırıntılarından başka bir şey göremeyen sayısız insandan biri olabilirsin. Benim eski dostum, eğer, günün birinde bu yapıtlardan birini açarsan, şu soruyu sor lütfen: ?Ne anlatılıyor bu sayfalarda?? İşte o zaman o donuk ve tatsız tuzsuz matematiği bambaşka bir aydınlık içinde göreceğinden eminim, en güzel romanları doymak bilmez bir açlıkla okuyan senin gibi birini kesinlikle tatmin edecektir bu aydınlık.?
Dahası Elgar, şimdiye dek çözülmeyen iki matematik denklemini çözmeyi başardığını, ancak çözümleri elinden almak isteyenlerden kaygılandığını, yakında her şeyin son bulacağını da eklemiştir mektubuna. Kısa bir süre sonra evi ile birlikte yandığı haberi ulaşacaktır. Seksen dört yaşında, ancak tekerlekli sandalyesiyle hareket edebilen Pierre Ruche üzülmüş, kaygılanmış ama merak duygusu da kabarmıştır. Mektubu tekrara tekrar okudukça hem barındırdığı şifreleri fark edecek hem de o şifreleri çözmek için matematik düşüncesinin ortaya çıktığı çok eski zamanlardan günümüze doğru bir yolculuk başlatacaktır. Elbette sevimli yardımcılarıyla birlikte. Kitapçı dükkânında çalışan bayan Perette, bayan Perette?in çocukları Jonathan, Loa, Max, şoförleri Albert ve ansızın aralarına katılan gizemli papağan Nofutur? Hep birlikte hem mektubun şifresini hem de Elgar?ın ölümünün bir cinayet mi, intihar mı, yoksa kaza mı olduğunu matematik yardımıyla çözmeye koyulurlar..

Tarih, coğrafya, yurttaşlık
Bütün dünyada romanın kazandığı popülerlikten yararlanmak konusunda genel bir eğilim kaydediliyor. Birçok öğretinin, akademik disiplinin, çeşitli hobilerin, turistik amaçlı tarihin ve mitolojinin roman kurgusu içerisinde yazıldığını görüyoruz. Aslında ilk romancıların da öğretmek, aydınlatmak niyeti yok değildi. Ancak şimdilerde ?Pedagojik Roman? denilen türde yazılanların edebiyatla ilişkisinin araçsallığı olağan, hatta beklenen bir durum.
Papağan Teoremi?nin pedagojik yanı çok açık. Mösyö Ruche?ün ekibi gençlerden ve sıradan insanlardan kurulu. Böylelikle anlatı dilini ?aslında matematik denklemleri bahsini? basitleştirmiş. En zorlu problemlerin çözümlerini belleğinde barındıran papağansa sevimliliğinin ötesinde -anlamakla ezberlemek arasındaki farkı işaret eden- simgesel bir ?karakter?. Geometri, trigonometri, cebir gibi matematik kıtasının hemen her parçasını bir gelişme aşaması olarak bir bölüm başlığı yapan Papağan Teoremi, eski Yunandan başlayarak günümüze kadar pek çok matematik insanı portresi sunuyor. Kitabın arkasındaki listede tam yüz otuz sekiz isim var.
Yazarın polisiye kurgunun çekiciliğinden ?ilk ve son bölümler dışında- yeterince yararlandığı söylenemez. Bütün bunlara rağmen Papağan Teoremi pek çok okuyucuya okuma zevki verecek bir roman. Polisiye tarzı muamma yoksa da matematiğin kendi gizemleri var. Böyle bir düşüncenin dünyanın dört bir yanından gelen katkılarla vücut bulması bile başlı başına büyük bir gizem değil mi? Kitapta tarih ve coğrafya önemli yer tutuyor.
?İskender?in imparatorluğundan, Roma imparatorluğundan, Arap imparatorluğundan sonra, Moğol imparatorluğu! dedi Mösyö Ruche. Matematik tarihinde geziye çıktığından beri dördüncü imparatorluktu bu. Pekin, Moskova, Novgorad, Kiev, hiçbir kent direnemiyor. Moğol orduları Viyana kapılarına kadar dayanıyor. Öylesine geniş topraklara sahip oluyorlar ki imparatorluk Büyük Hanın varisleri arasında paylaştırıhyor. Cengiz Han?ın torunu Hulagu?ya, bu dünyanın Nasireddin?i ilgilendiren tarafı verilir. Harizm düşer ve Harizm?le birlikte Aral gölü. Ve Horasan ve Kürdistan ve İran ve Irak. Semerkand, Buhara, İsfahan, Nişabur… Bu bölgede Moğollara direnebilen iki yer vardır: Bağdat ve Halifesi, Alamut ve Haşhaşiler.?
Öte yandan matematik ve felsefenin bir aradalığını da küçük ama berrak örneklerle gösteriyor Guedj. Sayısal bağlantıların, denklemlerin, sayı dizilerinin ve bunların çözümlerinin bir yanı matematiğe bir yanı hayatı kavrama çabasına uzanıyor;
?Bu arada beni Pythagoras?a ?bağlayan? şeyin ne olduğunu söyledim mi sana? Dostluk sözcüğünü bulmuştur o; biliyor muydun bunu? Kendisine bir dost nedir, diye bir soru sorulduğunda şöyle demiştir: ?Öteki ben olandır, 220 ve 284 gibi.? İki sayı, biri ötekinin tüm değerlerinin toplamıysa eğer ?dost?turlar ya da ?bağdaşır? sayılardır. Pythagorasçı Pantheon?un en ünlü dost sayıları 220 ve 284?tür. Güzel bir çift oluştururlar. Vaktin varsa dene bir. Ya biz ikimiz, ?dost? muyuz? Senin değerini ölçen nedir Pierre? Ya benimkini? Bizim değerlerimizin toplamını çıkarma zamanı da gelmiştir belki.?
Matematiğe meraklı değilseniz eğer, Papağan Teoremi?ni okurken sayılardan sıkılacağınız yerler olabilir. Ama insanlık tarihinin belki de ilk ve en önemli buluşunun arkasındaki olaylar ve insanlar, zaman zaman insani dramlar ilginizi mutlaka çekecektir. Çünkü bu kitabın asıl meselesi matematiği öğretmek ve sevdirmek değil, insanın önüne koyduğu problemleri çözme tutkusunu sergilemek. O tutkudur ki Tahles?ten başlayarak günümüze kadar pek çok matematikçiyi birleştirmiş, çözülemeyen problemler nesilden nesile aktarılmış, bu uğurda nice ömürler tüketilmiştir. Yollar çözüme çıkarmasa bile yolculun kendisidir önemli olan. Bir problemi çözmek için verilen çabadır, çözmeye yaklaştığında duyulan heyecan, yanlış yollara sapıldığında duyulan düş kırıklığı, başarma hırsı, hazzı; kısacası insanı insan yapan bir süreç?
Matematiği diğer disiplinlerle ve felsefeyle birlikte kavramaktan çok uzak bir eğitimle tanıyor ve çoğumuz daha baştan sayılardan ürküyoruz. Soyut bir şey gibi geliyor matematik. Çözüm yollarını papağan gibi ezberlemek yerine kavramaya yönelik yöntemler arayan Denis Guedj, Papağan Teoremi ile amacına ulaşıyor. Matematik ufkunuzu genişletecek bir kitap.
(*) A. Ömer Türkeş, “Matematiksiz kalmayın”, 23/10/2010 tarihli Radikal Kitap)

Tanıtım Yazısı
Çözülemeyen bir cinayet ve konuşan bir papağan matematik tarihiyle birleşirse ne olur? Paris’te küçük bir kitabevinin sahibi olan yaşlı Mösyö Ruche’e Amazon’larda yaşayan eski arkadaşı Grosrouvre, tarihi matematik kitaplarından oluşan çok değerli bir koleksiyon gönderir. Annesi ve ikiz kardeşleriyle Mösyö Ruche’ün yanında yaşayan ve sağır olan küçük Max’ın iki haydudun yakalamaya çalıştığı bir papağanı kurtarıp eve getirmesiyle kitapların değeri daha da artar, çünkü Grosrouvre, kendisine ait olan ve matematikten anlayan bu papağana önemli bilgiler emanet etmiştir. Bunu bilmeyen Mösyö Ruche, papağanın yardımıyla Max ve kardeşlerine matematik formüllerinin ve kuramlarının güzelliğini ve şaşırtıcılığını anlatmaya çalışırken bir yandan da kitaplarla bağlantılı olan bir cinayetin üzerindeki perdeyi kaldırmaya çalışır.

Kitabın Künyesi
Papağan Teoremi
Denis Guedj
Çevirmen: İsmail Yeguz
Kırmızı Kedi
Basım Tarihi : 10 – 2010
Sayfa Sayısı : 520

Papağan Teoremi – Denis Guedj” üzerine bir yorum

  1. sayısız kümeden oluşan evrenin,kendisi bir küme değildir
    denis guedj burada ne demek ıstemıstır yardımcı olabılır mısınız bana

Yorum yapın

Daha fazla Polisiye Romanlar, Romanlar
Miller! Haz peşindeki filozof? – Dağhan Dönmez

Max Horkheimer ve Theodor Adorno?nun 1956 yılında yeni bir Komünist Manifesto yazma niyetiyle gerçekleştirdikleri, üç hafta süren tartışmaları bir kitapta...

Kapat