Venedik’te Kar – Nicolas Remin

Nicolas Remin’in Venedik?te Kar adlı kitabı; hafif, hoşça zaman geçirtmeyi önüne koyan ama polisiye olduğunu hiç unutmayan bir roman: 1862 yılı Şubat ayında kar ve sis kaplı Venedik kentinde, soğuğu ve nemi hissediyoruz. Venedik?te Avusturya hanedanlığının hüküm sürdüğü, ama Garibaldi?nin İtalyan birliğini kurmak için başlattığı isyanın Venedik?e de sıçradığı zamanlar. Ortam karışık, kent gergin, Habsburg Hanedanı?nın askerleri her köşe başını tutmuş isyancı arıyor. Tam o günlerde bir gece, limana yanaşan gemide işlenen çifte cinayet, kentteki bütün üst düzey yetkilileri alarma geçiriyor. Aynı yatakta bulunan genç kadının cesedinde darbe ve ısırık izleri, saray müşavirinde ise kurşun delikleri var. Soruşturma için komiser Tron çağrılıyor. Tron?lar Venedik?in köklü ailelerinden ama artık sahip oldukları saray yavrusunu zar zor idare ediyor, yılda bir kez düzenledikleri maskeli baloya para yetiştirmeye zorlanıyorlar. Artık orta yaşlarının üzerinde seyreden yaşıyla sevimli Kont Tron?un asaletle, parayla, hatta hayatla fazla bir ilgisi yok. Pek fazla cinayetin işlenmediği Venedik?te rutin bir iş sürdürüyor, annesi yaşlı kontesin kaprislerini aile yadigarı antikaları satarak karşılıyor ve geçmişin Venedik?ini hüzünle yad ederek yaşayıp gidiyor.
Siyasi sonuçlar doğurabilecek cinayet heyecanlandırmıştır Tron?u. Gemide ifadesi alınması gereken subaylar vardır. Ne var ki, olaya el koyan Albay Pergen, saray müşavirinin yanında imparatoriçeye yapılacak suikastle ilgili belgeler taşıdığını iddia ederek Kont Tron?u soruşturmadan uzaklaştırmak ister. Bir süre sonra sanık olarak isyancıları desteklediği söylenen bir hukukçu tutuklanır. Otuz yıl önce zorba hükümdarların öldürülmesi hakkındaki araştırılması yasaklanan bu adam hücresinde ölü bulunduğu için dava kapanmış ama suikast belgeleri bulunamamıştır. Üstelik bu belgelerin peşinde başka kimselerin de bulunduğu sürüp giden cinayetlerden bellidir. Kentte bulunan genç kraliçe kendi hayatı ve özgürlüğü için devreye girer. Tron ise Albay?ın bütün engellemelerine rağmen soruşturmayı kendi başına sürdürmektedir. Kraliçe ve Tron?un yolları Tron ailesinin verdiği maskeli baloda kesiştiğinde gizli belgelerin ordu mensuplarına dair karanlık sırlar barındırdığı, olayın suistimal ve şantajla ilgili oldığu anlaşılır. Hepsinden önemli cinayetleri yıllar öncesinden sürüp gelen sadist bir katilin varlığıdır…
Yazar karmaşık bir olaylar zincirini sarih bir biçimde anlatmış. Farklı saiklerle işlenen cinayetler arasındaki ilişki çözümü güçleştirirken merak duygusunu yükseltiyor. Ama Venedik?te Kar?ın en çekici yanı tarihsel malzemeyi, dekor ve kostümleri, Venedik kentini, kış mevsimini çok iyi kullanmasında. Modernizmin ayak seslerinin duyulduğu, aristokrasinin can cekiştiği, yeni bir sınıfın iktidara yürüdüğü bir sırada geçmişin kötü siyasi mirasının bekçiliğini yapan bir kesim etrafında kurgulanmış hikâye baştan sona büyük bır hızla ve görsel zenginlikle ilerliyor.
Ömer Türkeş, Radikal Kitap, 23 Mayıs 2008

Nicolas Remin?in kitabı ?Venedik?te Kar?ın daha başında kahramanı Alvise Tron hakkında gereken bilgileri ediniyoruz. Aslında, adını daha sonra öğreniyoruz ama annesi Kontes ile, köşkün uşağı ve kâhyası olan uzun boylu ak saçlı Alessandro ile tanışıyoruz. Tron?un edebiyat, özellikle şiir düşkünlüğünü hemen anlıyoruz; çünkü Remin, Emporio della Poesia dergisinin satışlarının, Tron?u kederlendirecek kadar yavaş gittiğinden dem vuruyor. Hem de Tron her fırsatta yeni aboneler kazanmak için çalıştığı halde. O da biriken dergileri bir yığın halinde Palazzo Tron?daki odasında saklıyormuş.
Ailede tek bir dük çıksa bile asil kanlarını kuşaktan kuşağa, yüzyıldan yüzyıla aktaran, yok olup gitmemeyi beceren Tron ailesinin son iki ferdi yaşlı Kontes ile Commissario oğlu. Yoksullar ama hem henüz saraylarının ana katını ya da La Fenice?deki localarını kiralayacak hale gelmemişler, hem de maskeli balo geleneğini sürdürüyorlar.
Tron kendini bildi bileli Palazzo Tron?da her şubat ayının üçüncü cumartesi günü bir maskeli balo düzenlenirmiş; Avusturyalıların kenti kuşatma altına aldıkları dehşetli 1849 yılında bile. Avusturyalılar halen şehirde, hatta bizzat İmparatoriçe Elisabeth de (ki sonraları daha ziyade Sissi olarak tanınacaktır) orada.
Remin, komiserinin yüzünü bize ilk kez, porselen testiden dökülmüş lavanta kokulu, sıcak sudan yükselen buharın alt kısmını buğulandırdığı bir aynadan gösteriyor. Bu nedenle de, sadece üst dudağının yukarısını net olarak seçebiliyoruz: ?Büyük burnu ve yukarısında bir çift solgun mavi göz, onu hafif kapanmış göz kapaklarının altından seyreden ve yorgunlukla kuşku duygusunu yansıtan iki göz.?
Kırmızı Kedi Yayınevi?nden (ne güzel ad!), İ. Yunus Soner?in çevirisiyle çıkan ?Venedik?te Kar?, bizi on dokuzuncu yüzyıla götürüyor. 1862 yılında Venedik?teyiz. Venedik, henüz İtalya?ya dahil değil. Bir başka Commissario?nun, Guido Brunetti?nin zaman zaman hatırladığı şanlı Serenissima gerilerde kalmış olsa da, Tron?un dönemindeki Venediklilerin, hâlâ Avusturya – Macaristan İmparatorluğu?ndan ayrılmak, Torino?ya da katılmamak gibi özlemleri var.
Donna Leone?nin İtalyanca yerine kendi Venedik lehçeleri Veneziano?yu konuşan modern Venediklilerine kadar uzanacak bir sadakatla Veneziano konuşuyorlar, kendilerini de İtalya?nın geri kalanından ayrı ve üstün görüyorlar.
Evet, yıl 1862, Venedik düşman ordunun ve karın pençesine düşmüş. Derken, Trieste ile Venedik arasında sefer yapan buharlı gemi Arşidük Sigmund?da Avusturya?nın bir saray müşaviri iki kurşunla öldürülmüş olarak bulunuyor. Yanında taşıdığı önemli evrak da kayıp. Üstelik yanıbaşında işkence görmüş ve boğularak öldürülmüş bir kız yatıyor. Cinayeti çözme işi, yoksul düşmüş asil bir Venedikli ailenin oğlu, son varisi olan Commissario Tron?a düşüyor.
Ne var ki, Avusturya ordusu çok geçmeden meseleye el koyuyor. Öte yandan Tron, tutkun olduğu Principessa di Montalcino?nun teşvikiyle ve adaleti ille de tecelli ettirmeye çalışan namuslu polis içgüdüsüyle, kıyıdan kenardan, olayı araştırmayı sürdürüyor.
?Venedik?te Kar?, Commissario Tron?un ilk macerası. Daha sonra dizinin diğer kitapları geliyor: ?Venedik Nişanı?, ?Camdan Gondollar? ve bu yıl yayımlanan ?San Marco?nun Maskeleri?.
Remin, ilk kitabını geç denecek bir yaşta yazdığı halde büyük ilgiyle karşılaştı ve gelen talep üzerine, Commissario Tron?un diğer maceraları da okurlarla buluştu. Tarihi esrar türünün çok zevkle okunan bir örneğini vermiş. Özellikle kadın karakterleri çok güçlü, tarihi ayrıntıları da zengin.
Sevin Okyay, Milliyet Kitap, Temmuz 2008

“1862 yılında Venedik, Avusturya ordusu ve kar tarafından esir alınmıştır. Avusturya imparatorunun üst düzey bir görevlisi bir geminin kamarasında öldürülmüş olarak bulunur. Görevlinin yanında taşıdığı son derece önemli evraklar da kayıptır. Cinayeti çözmek, yoksul düşmüş asil bir Venedikli ailenin son ferdi olan Commissario Tron’un görevidir. Avusturya ordusunun meseleye el koyması bile onu engelleyemeyecektir. Çünkü hayranı olduğu Principessa di Montalcino tehlikededir. Bu sırada Venedik’te bulunan Avusturya imparatoriçesi Elisabeth de Tron’un bu cinayeti bir an önce çözmesini istemektedir. Polisiye romanlarda alışageldiğimiz kahramanlardan çokfarklı birisi olan Commissario Tron, okuyucuyu Venedik’in tarih ve gizem kokan sokaklarında heyecanlı bir yolculuğa çıkarıyor.

“Bir Kont neden polis olarak çalışır ki?” diye sordu Moosbrugger.
Kendi Palazzo’sunda yaşayan bir kontun polislik yapması, kafasını henüz buldukları iki cesetten daha çok karıştırmıştı.
“Siz neden kamarot olarak çalışırsınız ki, Moosbrugger?”
Moosbrugger’in kaşları kalktı. “Ben geçimimi sağlamak zorundayım Commandante.”
“Kont da öyle” dedi Landrini.
(Tanıtım Yazısı)

Venedik’te Kar
Nicolas Remin
Kırmızı Kedi Yayınları
Çeviri: İ. Yunus Soner
Kapak: Yüksel Doğru
2008, 355 sayfa.

Yorum yapın