Kapital’in Formülleri: Karl Marks’tan Kazandıran Tüyo – Suat Kamil Aksoy

Girişimciler, trader’lar, her türden iş kurmacılar, artık kriz korkusuna, belirsizliğe elveda deyin, şimdi kayıplara bir son verip, hemen ve sürekli kazanmaya başlayın!

“Serbest girişim özgürlüğü her ne kadar kapitalizmin en önemli alameti olsa da, pratik bu özgürlüğün de boş bir inançtan başka bir şey olmadığını her gün kanıtlamaktadır.” Tırnak içerisindeki bu yargıyı aşırı bulabilirsiniz. Ya da ideolojik bulabilirsiniz. Gelin öyle mi değil mi beraberce düşünelim.
Kapitalizm koşullarında, herhangi bir özgür bireyin şans oyunları, spekülasyon, her tür tekel rantı, ticaret, bir sermaye yatırımı yoluyla üretim yaparak, istisnai yüksek bir ücret vasıtasıyla yada özel bir tutumluluk ile zenginleşme olanağı vardır. Evet gerçekten de böyle bir olanak vardır. Şimdi bu olanağı biraz inceleyelim. Kapitalizmin hakkını yemeyelim, günahını almayalım. Düşünmeden karar vermeyelim.
İktisadın babası Adam Smith ve son bilimsel iktisatçı David Ricardo sayesinde edindiğimiz temel bilgilerimizi kullanalım. Bu iktisatçıların en çalışkan ve titiz öğrencisi Karl Marks tarafından yapılan küçük uyarı ve düzeltmeleri de dikkate alalım. Ele alacağımız ülke Türkiye olsun.

Bildiğimiz kadarıyla üretilen toplam değer çalışan nüfusun niceliğiyle korelasyon halindedir. Üretilen toplam değer sermaye formülünde d (ücretler) + a (artı değer) şeklinde ifade ediliyordu. Biz mutlak bir denklik kurmak doğru olmasa bile Yurtiçi Hasıla ile bu rakamları eşit sayabiliriz. O halde d + a bölmesi eşittir YH (Yurtiçi Hasıla) bu da denktir TÇZ* (toplam çalışma zamanı) diyebiliriz. Şimdi eldeki verilere bakarsak.
2008 sonu itibari ile hasıla 900 Milyar TL ve çalışan nüfus 22,5 milyon civarındadır. (Tuik henüz verileri açıklamadı ama biz kriz teğet geçmiş varsayarak rakamları yuvarladık) Burada bir an için Çalışanların ortalama olarak eşit verimlilikte ve eşit gelirde olduğunu varsayacağız. Nüfus 72 milyondur. Bir kişinin ürettiği yıllık değer miktarını 900 bölü 22,5 o da eşittir 40 bin TL olarak buluruz. Bu aylık bazda 3300 TL demektir. Ortalama emekçi ayda 3300 TL değer yaratıyorsa, ortalamanın altı ve üstü kalifikasyonda olanlar bunun yarısı veya iki katı şeklinde sapma gösterebilirler. Ancak bu bizim konumuz değil. Ortalama 3300 TL üreten emekçinin bunun 1100 TL sini ücret olarak aldığını varsayarsak, kalan 2200 ün emek dışı gelirlerin karşılanmasına gideceğini söylemiş oluruz. Bir işçi açısından 1100d+2200a olan bölüşüm, toplumsal hasıla açısından 300d+600a şeklindedir. Hasıladaki 600a nın yarısını vergiler olarak ayırırsak hasılayı üç eşit parçaya bölmüş oluruz. Yani 300 ücretler, 300 Vergiler ve 300 her tür kar için ayrılmış olacaktır. Vergiler toplumun ortak işleri ve kamu hizmetleri (yani güvenlik, savunma, eğitim, bayındırlık vb) için kullanılacaktır. Bu az çok her toplumda zorunludur. Demek ki girişimcilerimizin elde etmek için yarışacakları toplam ganimet 300 milyar TL olmaktadır.

Girişimci Türkiye’yi şimdi harekete geçirelim. Kapitalist toplumda biraz birikim sağlayıp, borç alıp girişimde bulunmak, böylece zenginleşmek herkesin ortak arzusudur. Yani hemen herkes potansiyel girişimcidir. Normalde bu 300 milyarlık ganimeti avlamak isteyenler eşit koşullarda değildir. Ancak biz bir seferliğine yarışı eşit bir noktadan başlatalım. Sonucunda sandığımız gibi gerçekleşmediğini, şaşırtıcı bir biçimde herkesin bu yarışmada eşit derecede başarılı olduğunu varsayalım. Yarışmaya katılan girişimci sayısını çoluk çocuk dışındaki nüfusa bakarak tespit edebiliriz. Tuik verilerine göre çalışabilir nüfusu baz alarak girişimci sayısını yuvarlak 45 milyon olarak belirleyelim.

Bu durumda 300 bölü 45 eşittir 6600 TL olur. bunu da 12 ye bölersek her yatırımcının payına düşen aylık geliri 550 TL olarak buluruz. Girişimde bulunurken, tıpkı piyangodaki gibi herkes kendisinin ortalamadan daha büyük bir başarı göstereceğini düşünür. Ortalamadan ise pek kimsenin haberi yoktur. Birde yarışmaya katılırken eldeki birikimi de riske atma gereği vardır.

Rakamlardan da çıkarsanabileceği gibi her üç kişiden biri çalışmaktadır. (72 bölü 22,5). Yani her çalışan aldığı ücreti iki kişiyle daha paylaşmaktadır. Bu kişiler eş ve çocuk, çocuk ve anne vb bileşimlerde olabilirler. Biz bunu eş ve çocuk olarak varsayarsak yanılmış olmayız.

Şimdi girişim getirisinin farkında olan bir işçi kardeşimizin, bu alengirli işlere girmek yerine, çalışmayan eşinin ortalama ücretli bir işe girmesi için çaba gösterdiğini düşünelim. Eşi de iş bulduğunda bu aile riskli 550 yerine 1100 ek gelir elde edecektir. Daha aklıevvel bir başkasının ise emek kalifikasyonunu iki katına çıkarmak suretiyle aynı sonucu elde edeceğini bulabiliriz. Bu arkadaşımız 8 saat yerine 12 saat çalışmaya kalkıştığında aylık gelirini 3300 TL ye kadar çıkarabilecektir.

Yarışmacılarımızın ticari maceralara atılıp mevcut birikimi de riske atarak elde edebileceği ek gelir imkanı 550 TL iken, riske girmeden ama çalışarak elde edebileceği ek gelir 2200 TL olabilmektedir. Hesap güvenli 2200 yerine riskli 550 şeklindedir. Bu basit matematik ve olasılık hesabı öylesine gerçektir ki, hesabı es geçmiş milyonlarca insan, birgün yaşlandıklarında elde sadece bir hayat dersinin kaldığını görürler. Sonu gelmez hikayeleriyle yukarıdaki hesabın sonuçlarını dillendirirler. Bütün hepsi boşmuş, adam gibi çalışsaymışım, emekli paramı gönlümce harcasaymışım daha iyiymiş diyenlerin yanında, durumu hala kavramamış ve şurada şu hatayı yapmasaymışım, durum şöyle farklı olurmuş vb. hikayeleri de vardır. Biraz çevrenize bakmayı denerseniz, böyle çok insana rastlarsınız. Bazısı utandığı için sesizdir, bazısı ise sizin dinlemek istediğinizden çok şeyi anlatma hevesindedir. Bir çoğu çalışarak elde ettikleri serveti bu uğurda kaybetmiştir, Kimileri bu işlerden kayıpsız çıkmış olmanın ve uzak durmanın haklı gururunu taşırlar. Büyük bir çoğunluk geceli gündüzlü girişim özgürlüklerini kullanmış ve bu emeklerinin tamamen boşa gitmiş olduğunu geçen yılların ardından acı bir biçimde hissetmektedir.

Elbette başarılı olanlara da rastlarsınız. Bunların sayısı diğerlerine oranla çok azdır. Ama sesleri çok gür çıkar, diğerleri gibi evlerinde oturup sessizliğe gömülmemişlerdir. Size de cazip gelen hikayeler anlatırlar. Belki sizde o 300 milyar TL lik ganimetten 30 milyarını kendinize akıtacak bir başarı öyküsü yaratabilirsiniz. Ama bilemezsiniz. Bir atasözü vardır. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak diye… Bu atasözü o kadar çok kişinin hayatında ispatlanır ki, ararsanız bir hayat öyküsünü hemen bir kapı ötede kolayca bulabilirsiniz.

Ancak tecrübeye gerek yoktur. Karl Marks formülleri ilan edeli 150 yıl olmuştur.
Matematiğin sonucu kesindir. En kazançlı yol emeğiyle kazanmaktır. Sanılanın aksine daha zahmetsizdir, eve gelip gece yarılarına kadar hesap ve plan yapmaya gerek olmaz.
Şimdi gelin Sosyalizmin nasıl daha da karlı bir sonucu olduğunu beraberce hesaplayalım:
Ülke Türkiye,
Yıl 2008,
Hasıla 900 milyar,
Çalışabilir nüfus 45 milyon,
Çalışan nüfus 22,5 milyon
Toplam nüfus 72 milyon.

Sermaye sınıfının niceliğini önemsiz sayarsak, çoluk çocuk dahil ederek emekçi kitlenin kişi başı gelirini 350 TL olarak hesaplayabiliriz. Yani 300 bölü 72 eşittir yıllık 4150 TL. Aylık ise 350 TL.

Çalışan nüfusun aylık gelirini ve bunu artırma imkanlarını, girişimcilerin ortalama getiri imkanını yukarıda hesaplamıştık.

Şimdi Sosyalist bir Türkiye?ye bakalım. Çalışabilir nüfusun tümü çalışmaya başlıyor. Yani TÇZ (Toplam Çalışma Zamanı) iki katına çıkıyor. Böylece hasıla 900 den 1800 e, yani iki katına çıkıyor. Nüfus değişmiyor, bu yüzden kamu harcamaları aynı kalıyor. Toplam hasıladan 300 milyar olan kamu harcamalarını çıkarınca geriye 1500 milyar TL kalıyor. Bu arada burjuva sınıfın hala iflas etmemiş olanları ortada avlanacak ganimet kalmadığı için paralarını alıp Amerika?ya gitmiş ve son krizle birlikte Amerikan borsalarında paralarını telef edip, topu dikmişler, Bu yüzden elimizde kalan 1500 milyarı rahatça bölüşüyoruz. Emekçi kitlenin kişi başı gelirini hesaplamak için 1500 milyarı 72 milyona bölüyor 20800 TL buluyoruz. Bulduğumuz yıllık gelir rakamını yine 12 ye bölerek aylık geliri 1750 olarak buluyoruz.
Çalışanların ortalama ücretini ise 1500 milyarı 45 milyona bölerek yıllık 33000 TL, aylık olarak da 2800 TL buluyoruz.

Karşılaştırırsak şu an 350 TL olan kişi başı gelir beş katına çıkarak 1750 oluyor. Ortalama işçi ücreti 1100 yerine 2800 oluyor.

Fark büyük olsa bile bunu yeterli bulmayan ve daha çok kazanmak isteyenlerin imkanlarını da karşılaştıralım. Öncelikle Sosyalist Türkiye?de emekçilerin 8 saatten fazla çalıştırılmasının yasak olduğunu hatırlayalım. Bu durumda gelirini artırmak isteyen işçinin elinde sadece emek kalifikasyonunu artırma imkanı vardır. Bu imkanı kullanarak gelirini iki katına çıkaran emekçinin aylığı 5600 olacaktır. Kapitalist Türkiye?deki işçi kardeşimizin gelirini aynı şeyi yaparak 1100 den 2200 e çıkardığını ve birazda fazla çalışarak 3300 e ulaştığını hesaplamıştık. Sadece girişimcilikle uğraşanların ise ortalama 550 TL elde edebildiklerini bulmuştuk. Sosyalist Türkiye?de yaşam standardı ilk elden yaklaşık 5 katına çıkıyor. Kendini geliştiren emekçi ise 1100 yerine 2800 ek gelir elde ediyor.

Evet birikimlerinizle başlattığınız bir girişimde küçük de olsa başarılı olma olasılığınız vardır. Ama bir gün mutlaka batacağınızı bilmelisiniz. Genaral Motors ömrünü bir asırdan daha fazla sürdürmüş, çok büyümüş ama bugün sıfırı tüketmenin ötesine bile geçmiş ya, şanslıysanız girişiminiz batmadan önce hakkın rahmetine kavuşmayı da başarmış olmalısınız. Sosyalizm ise size zenginleşme olanağını bir olasılık olarak değil, süreklileşmiş bir zorunluluk olarak sunmaktadır. Emekçileri bir kenara bırakalım, başarılı kapitalistlerin bile arzuladıkları asıl şey süreklileşmiş, istikrarlı bir kazançtır. Ama bunu hiç bir zaman yakalayamazlar. Hiç kusur etmeseler, akılsız işler yapmasalar dahi, kapitalizm ansızın krize girerek onları mahvetme tehdidinden hiç vazgeçmez.

Huzurlu kazancın adresi ise bellidir. Karl Marks bunu 150 yıl önce ilan ederken tavsiyesi sadece işçilerle sınırlı değildi, o kapitalistleri de bu düzen karşısında mazlum olarak görmekte, onlara da sosyalizmi tavsiye etmekteydi.

Şimdi birde iki Türkiye?nin gelişme potansiyelini ve insan tipini karşılaştıralım.
İlk elden eşit koşullarda hasılanın Sosyalist Türkiye?de iki katına çıktığını (boş gezen nüfusun çalışmasıyla) hesaplamıştık.

Şimdi Kapitalist Türkiye?nin girişim azmiyle dolu, başarısızlıklardan yılmamış ama yorulmuş insanına bakalım. Bunlar eldeki avuçtakini kaybetmenin, yada onca uğraşa rağmen ulaştıkları bir asgari ücretlik ekstra gelirin yetersizliğiyle bunalmaktadır, Gelecek seferin daha iyi olacağı beklentisiyle ömür bitirmektedirler. Hesap yapmaktan kendini geliştirmeye fırsat bulamamıştır. Çok vakit kaybetmiş, başarısızlığın ezikliği, yada gelecek başarısızlığın sezgisinin yarattığı moralsizlik içerisindedir. Sosyalist Türkiye?nin insanı en baştan 1100 yerine zaten 2800 aylığa sahiptir. Eşinin de işi vardır. Ailece eskisinden beş kat iyi durumdadır. Gelirini daha da artırmanın başka bir yolu olmadığı için ailece kendini geliştirme çabası içerisindedirler. Girişimcilik yerine herkesin kendini geliştirmeyle ilgilenmesi, hem herkesin ürettiği değeri yükseltecek, hem de ülkenin toplam hasılası böylelikle yükselecektir. İki katlık bir gelişim elde edildiğini varsayarsak ücretler 5600 e hasıla ise 3600
milyara çıkacaktır. Bu arada Kapitalist Türkiye?ye göre dört katına çıkmış olan hasıla üretim araçlarının daha yüksek bir düzeye taşınması için itici güç olacaktır. Bu yine hasılanın ürün bazında yükselmesine yol açacaktır. Kapitalist Türkiye 2003 ten bu yana beş yıl içerisinde bu anlamda yüzde 50 lik bir ilerleme kaydetmiştir. Sosyalist Türkiye?nin ise eldeki 4 katlık hasılanın sağladığı imkanlarla mütevazi bir rakamla yüzde yüzlük bir ilerleme kaydedebileceğini kolayca varsayabiliriz. Üretim araçlarındaki bir gelişmeyi hasıla artışı biçiminde hesaba katarak bir gelecek projeksiyonu çıkarırsak. 5 yıl sonra Kapitalist Türkiye?nin daha önceki yıllarda olduğu gibi teknik ilerleme kaynaklı büyüme gerçekleştirdiğini ve hasılayı 900 den 1350 ye çıkardığını hesaplarız.

Sosyalist Türkiye?nin ise yüzde yüzlük bir teknik ilerlemeye dayalı büyüme ile beşinci yılın sonunda hasılayı 3600 den 7200 e yükselttiğini buluruz. Teknik ilerlemelerin ücretler yerinde sayarken karların artışı sonucunu verdiğini biliyoruz. Bu yüzden Kapitalist Türkiye?nin emekçileri geçtiğimiz beş yıl içerisinde olduğu gibi, hiçbir kazanım elde edemeyeceklerdir. Yani temel veri olarak emekçi kitlenin kişi başı geliri 350 TL ve ücretler 1100 TL olarak kalacaktır.

Aynı veriler Sosyalist Türkiye?de 8300 TL ve 13300 TL olacaktır. Yaşam standardı farkı 23 kat, ücret farkı 12 kat civarındadır. Bu arada girişimci Türkiye?de girişimcilerin ortalama gelir olasılığı ise 550 TL den 1100 TL ye çıkmıştır.

Eğer akıllı iseniz ve matematik ile bir sorununuz yoksa, şimdi en kısa sürede en çok kazanmak ve hep kazanmak için bir an önce sosyalizme geçilmesini şiddetle arzuluyor olmalısınız. Karl Marks?ın sizlere sosyalizm yolunda çaba göstermenizi, sendikalara ve siyasete ilgi duymanızı tavsiye etmesinden bu yana 150 yıl geçmiş bulunuyor. Dilerseniz girişim özgürlüğünüzü bir kez daha kullanın, ama sonunda öğreneceğiniz şeyin ne olduğunu artık biliyorsunuz. Bu yol hem daha garantisiz, hem de daha düşük getirili bir yoldur. Pek iyi bilindiği gibi ve serbest piyasanın da kuralı olduğu üzere riskli yatırımda getiri yüksek olmalıdır. Hem riskli, hem düşük getiri akıl işi değildir. Garantili yüksek getiri ise serbest piyasanın hiç bir zaman yakalayamadığı bir mertebedir.
Evet ne duruyorsunuz, yatırımınızı sosyalizme yapın. Acele edin. zaman geçiyor. Her gün bir kayıp sayılır.

Önemli uyarı: Yukarıdaki rakamlarda kapitalizme iltimas geçen varsayımlar kullanmış bulunuyoruz. Gerçekte su başları tutulmuştur, ekmek aslanın ağzındadır ve serbest girişim yoluyla elde edebileceğiniz ortalama gelir ayda 550 TL filan değildir. Bu ortalamanın negatif bir sayı olma olasılığı bile vardır. Zikrettiğimiz 550 TL rakamı size cazip gelmiş olabilir, bu nedenle yapacağınız girişimlerden dolayı uğrayabileceğiniz kayıplara vesile olmuş olmak bizleri üzecektir. Ancak özgür iradenize de diyeceğimiz bir şey olamaz.

Yazının Yazarı: Suat Kamil Aksoy

Yazarın Yazıları

Yazarın İletişim Adresi:
suatkamil@gmail.com

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Çehov ve Moskova Sanat Tiyatrosu / Çehov Oyunlarının Sahnelenişi – Aziz Çalışlar

'Çehov ve Moskova Sanat Tiyatrosu / Çehov Oyunlarının Sahnelenişi' adlı kitap, tiyatro literatürümüze birçok temel yapıt kazandırmış olan değerli yazarımız...

Kapat