Wolfgang Borchert ‘in Hayatı

Şair, oyun ve öykü yazarı Wolfgang Borchert, II. Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan, şehirlerin yıkılması, ailelerin dağılması ve savaş travmaları ile şekillenmiş bir edebiyat türü olan Yıkım Edebiyatı’nın (Almanca:Trümmerliteratur) en tanınmış yazarlarından biridir. Borchert, Heinrich Böll ve Wolf Dietrich Schnurre?yle birlikte yıkıntı edebiyatının temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor.
Wolfgang Borchert, öğretmen Fritz Borchert ile yazar Hertha Borchert’in oğlu olarak Hamburg, Eppendorf’ta 20 Mayıs 1921 yılında dünyaya geldi. Kirchwerder Merkez Okulu’nda öğrenim gördü. Daha 15 yaşındayken şiir yazmaya başladı ve bunlardan bazıları Hamburger Anzeiger gazetesinde yayınlandı.
1938 yılında, bitirme sınavına girmeden liseyi terk etti. Nazi rejiminden hoşlanmayan Borchert, zorunlu olarak katıldığı Hitler Gençliği’nden güç de olsa ayrıldı. 1940’ta gestapo tarafından tutuklandı ancak kısa sürede serbest bırakıldı.
Borchert bir kitapçıda çıraklık yapmaya, ayrıca Helmuth Gmelin’den oyunculuk dersleri almaya başladı. 1940 yılında girdiği oyunculuk sınavında başarılı olunca bu dersleri yarıda bıraktı. Mart 1941’de Landesbühne Osthannover topluluğuna katıldı ancak savaş sebebiyle silah altına alındığı Haziran 1941’de topluluktan ayrılmak zorunda kaldı.

1938 yılında daha 17 yaşındayken, ilk drama eseri olan, Hamlet benzeri bir temaya sahip Yorick der Narr (Kaçık Yorick) trajedisini yazdı. Bunu, arkadaşı Günter Mackenthun ile bir yıl sonra yazdığı komedi Käse (Peynir), 1940’ta da dramatik şiir Granvella Der schwarze Kardinal (Kara Kardinal Gravenvella) izledi. Bu gençlik dönemi eserleri, bazı dilsel kusurlara rağmen Borchert’in dramatik yeteneklerinin işaretçisiydi. Bu eserler ilk defa, ölümünün 60. yılı olan 2007’de Wolfgang Borchert Derneği’nin hazırladığı özel bir kitapta yayınlandı.

İkinci Dünya Savaşı
1941 yılının temmuz ve kasım ayları arasında Borchert, Lützendorf’taki 3. Yedek Panzer İstihbarat Birliği’nde askeri eğitim gördü. İlk cephe görevinde Klin-Kalinin’e gönderildi ve orada Ocak 1942’de yaralandı. Bu arada difteriye yakalanması sebebiyle Almanya’ya geri gönderildi ve Schwabach’taki askeri hastaneye yatırıldı. Sol elindeki silah yarasına kasıtlı olarak sebebiyet verdiğinden şüphelenildi ve kendini çürüğe çıkarmaya çalışmakla suçlandı. Duruşması 3 ay tutukluluktan sonra Nürnberg’te başladı. Savcının ölüm cezası istemesine rağmen Borchert beraat etti.

Ancak, yaptığı yazışmalar sebebiyle vatan hainliği ile de suçlandığı için tutukluluğu devam etti. Dava sonucunda, ardından hemen cepheye gönderilmek şartıyla 6 hafta ağır hapis cezasına çarptırıldı. 1942 sonunda önce Saalfeld’deki alayın yedek taburuna, sonra da Jena’daki garnizona gönderildi. Aralık 1942’de Toropez’deki tank çatışmasında haberci olarak görevlendirildi, ayaklarının donması sebebiyle askeri hastaneye kaldırıldı, burada da sarılık ve tifoya yakalandı. 1943 başında önce Smolensk’teki, ardından Elend’deki hastaneye sevkedildi.

Borchert Eylül’de izinli olarak, yoğun bombardımandan hasar görmüş olan Hamburg’a döndü. Burada bazı kabarelerde rol aldı. Ekim’de, ilerlemekte olan karaciğer hastalığı sebebiyle ordudan çıkarılacağını ya da bir cephe tiyatrosunda görevlendirileceğini umarak Kassel-Wilhelmshöhe’deki birliğine geri döndü.

Yaptığı kabare çalışmalarında yer alan, Nazi Propaganda Bakanı Joseph Goebbels ile ilgili bir parodi sebebiyle Aralık 1943’te yeniden tutuklandı. Ocak 1944’te Jena’dan Berlin’e gönderildi ve burada yargılandı. 9 aylık hapis cezasının ardından yeniden cepheye gönderildi. Katıldığı birlik, 1945 baharında Frankfurt yakınlarında Fransız birliklerine teslim oldu. Borchert, esirlerin taşınması sırasında kaçmayı başardı. Ağır hasta haliyle 600 kilometrelik yolu yürüyerek katetti ve 10 Mayıs 1945’te Hamburg’a döndü.

Savaş sonrası kariyeri ve ölümü
Borchert savaştan sonra tiyatro ve kabare dünyasında yer edinmeye çalıştı. 1 Kasım – 15 Aralık tarihleri arasında, Gotthold Ephraim Lessing’in Hamburger Schauspielhaus’ta sahnelenen Bilge Nathan (Nathan der Weise) oyununda yönetmen yardımcısı olarak çalıştı. Bunun yanısıra, Hamburg’daki Janmaaten im Hafen kabaresi için metinler yazdı ve zaman zaman oyunlarda yer aldı. Hamburg-Altona’da, Hinterhoftheater Komedisi’nin kurucularından biriydi, ancak gittikçe kötüleşen sağlık durumu sebebiyle zamanının büyük bölümünü yatakta geçirmesi gerekiyordu.

Ocak 1946’da Die Hundeblume isimli öyküyü yazdı. Yıl sonuna kadar 20 nesir daha tamamladı. 1940 ile 1945 arasında yazdığı şiirleri, Aralık 1946’da yayınlanan Fener, Gece ve Yıldızlar (Laterne, Nacht und Sterne) isimli kitapta topladı.

Ocak 1947’de yazdığı Kapıların Dışında (Draußen vor der Tür) isimli dışavurumcu tiyatro oyunu büyük yankı uyandırdı. Borchert, karaciğer hastalığının tedavisi için İsviçre Basel’de bir sağlık merkezine yatırıldı. Önce radyo tiyatrosu olarak oynanan Kapıların Dışında oyununun prömiyeri, Borchert’in ölümünden bir gün sonra, 21 Kasım 1947’de Hamburg Kammerspielen’de yapıldı. Üzgün Sardunyalar (Die traurigen Geranien) isimli öykü toplamı ölümünden sonra yayınlandı.
20 Kasım 1947 Basel’de yaşama veda eden Borchert’in mezarı Hamburg’da Ohlsdorf Mezarlığı’ndadır.

Sanatsal başarısı
Borchert dışavurumcu edebiyattan ve Kurt Tucholsky ile Erich Kästner’in ahlaki pragmatizminden etkilendi. Savaş sonrasında yeniden oluşmaya başlayan edebi çevrede yer edinemeden, çok erken öldü. Ancak yine de Yıkım Edebiyatı’nın (Trümmerliteratur) önemli bir temsilcisi olarak kabul edilir.

Yalan ve suistimal ile yozlaşmış edebiyat karşısında savunduğu tabula rasa yaklaşımı Grup 47 üzerinde çok etkili oldu: “Bizim iyi dilbilgisine sahip şairlere ihtiyacımız yok. Çok iyi dilbilgisi bizim sabrımızı zorluyor. Bizim ağaca ağaç, kadına kadın dememiz lazım. Bizim EVET ve HAYIR dememiz lazım. Yüksek sesle, açıkça ve emir kipi kullanmadan…”

Borchert eserlerinde dışavurumcu tarzı özellikle kullanmıştır. Kayıp genç kuşağın son haykırışı onun yazdıklarında hayat bulur. Özellikle eksik bırakılmış, kısa cümleler Borchert’in tarzını oluşturur.

Eserleri
Liste
* An diesem Dienstag, kısa öykü, 1947
* Bleib doch Giraffe, kısa öykü, 1947
* Dann gibt es nur eins, şiir
* Das Brot, kısa öykü, 1946
* Das Gewitter, kısa öykü
* Das Holz für morgen, kısa öykü, 1946
* Das ist unser Manifest, 1947
* Der Kaffee ist undefinierbar, kısa öykü
* Der Schriftsteller, kısa öykü
* Die drei dunklen Könige, kısa öykü
* Die Hundeblume, 1947
* Die Katze war im Schnee erfroren, kısa öykü
* Die Kegelbahn, kısa öykü, 1946/47
* Die Kirschen, kısa öykü, 1945 civarı
* Die Küchenuhr, kısa öykü
* Die Stadt, kısa öykü
* Die traurigen Geranien, kısa öykü, 1945 civarı
* Draußen vor der Tür, tiyatro/radyo oyunu, 1947
* Eine Lesebuchgeschichte, kısa öykü
* Jesus macht nicht mehr mit, kısa öykü
* Laterne, Nacht und Sterne, şiir toplamı, 1946
* Mein bleicher Bruder, kısa öykü
* Nachts schlafen die Ratten doch, kısa öykü
* Radi, kısa öykü
* Schischyphusch, kısa öykü
* Versuche Es, şiir
* Vielleicht hat Sie ein rosa Hemd, kısa öykü
* Vier Soldaten, grotesk kısa öykü
* Von drüben nach drüben, kısa öykü

Türkçe Baskılar
* Ama Fareler Uyurlar Gece (ISBN 975-29315-4-5) – Öykü – Doğan Kitapçılık – 2003 – çev. Kâmuran Şipal
* Bu Salı (ISBN 975-41423-1-9)- Öykü – Afa Yayınları – 1994 – çev. Kâmuran Şipal
o Bu Salı – Öykü – de Yayınevi – 1965 – çev. Kâmuran Şipal
* Üzgün Sardunyalar (ISBN 975-69499-7-x)- Öykü – Bağlam Yayınları – 1987 – çev. Kâmuran Şipal
* Fener, Gece ve Yıldızlar – Şiir – de Yayınevi – 1963 – çev. Behçet Necatigil
* Kapıların Dışında – Oyun – 1962 – de Yayınevi – 1962 – çev. Behçet Necatigil

Wolfgang Borchert ‘in Şiirlerinden Örnekler

ANTİKALAR
Hohen Bleichen caddesini anarak

Büyük günümüzün gürültüsünden uzakta,
geçmişte şan ve şeref, boşlanmış, hurda şimdi;
durur sessiz eşyalar, tozlu, tuhaf, bambaşka
birkaç koket fincan, Biedermeier stili.

Solgun bir imparator, üstlerine kurulmuş,
solgun, ama büstüne alçılanmış görkemi.
Bir Okyanus timsahı, içersi doldurulmuş,
sırıtır çakırkeyf, camyeşili gözleri.

Bir bronz çıpa sapı, Akıllı Karl’dan kalma,
parlar kat kat göbeği üstünde Buda’nın.
Bir topuz perukadan hafif yayılır hâlâ
ayartıcı kokusu çok eski bir pudranın.

Tahta, katı çizgilerle bir Malezya putu
bakar bön. Melezlerin bir donuk parıltı dişlerinde.
Görür savaş düşleri, paslı silahlar, mutlu,
ve vınlar Rembrandt’ın gölgeleri içinde.

Barok komodinde bir ölüm kurdu,
çıtırdatır kurumuş tahtaları habire.
Vızıldar bir sinek, üzgünce bir türkü,
çöker de on üç cilt Schopenhauer üstüne.

Wolfgang BORCHERT
Çeviren : Behçet NECATİGİL

AYRILIŞ
Bir son öpüştü rıhtımda
kaldı ardımda.

Akıntıdan yana, denizlere yolun
gidiyorsun

bir kırmızı, bir yeşil ışıktır
uzaklaşır.

Wolfgang BORCHERT
Çeviren : Behçet NECATİGİL

DENİZ KABUKLARI
Deniz kabukları, renkli, parlak;
çocukların bulduğu.
Deniz kabukları, ince, yuvarlak;
içlerinde rüzgârın uğultusu.

Türkü söyler yüce deniz içlerinde-
görülür müzelerde ışıldadıkları;
sonra eski liman meyhanelerinde,
sonra çocuk odaları…

Deniz kabukları, ince, yuvarlak;
dinle! rüzgârın türküsü duyduğun!
Deniz kabukları, renkli, parlak;
Bir zamanlar çocuklukta bulduğun!

Wolfgang BORCHERT
Çeviren : Behçet NECATİGİL

DÜŞLERDE FENER OLMAK
Ben ölünce
hiç değilse
Bir fener olsam,
kapında dursam,
soluk donuk geceyi
aydınlığa boğsam.

Ya da limanda
gemilerin uyuduğu zamanda
gülüşürken kızlar
uyumasam,
dar kirli bir kanalda
bir yalnıza göz kırpsam.

Daracık bir sokağa
assalar beni
teneke, kırmızı bir fener
bir meyhane önünde
dalgın düşüncelerle
tempo tutup şarkılara
sallansam.

Ya da şöyle bir fener
gözleri büyümüş bir çocuğun yaktığı
duyulup da korkunca çevresinde yalnızlığı
dışarda camlarda
fırtınanın ıslığı
kâbuslar, görüntüler, cinler.

Evet, hiç değilse.
ben ölünce
bir fener olsam,
tek başına geceleri
uykulardayken dünya
gökte ayla senli benli
sohbete dalsam.

Wolfgang BORCHERT
Çeviren : Behçet NECATİGİL

HAMBURG’DA
Hamburg’da gece
başka kentlerde
o tatlı, mavili kadın
Hamburg’da kül renginde;
yağmurda yağışta başını bekler
Tanrıya uzak kalmışların.

Hamburg’da gece
yeri bütün liman meyhaneleri
eğninde ince, hafif bir giysi
çöpçatandır, bir görüntü, sessiz geçer
parklarda, dar sıralar üstünde
başlamışsa sevişmeler, gülüşler.

Hamburg’da gece
aygın baygın şarkılar söyleyemez
bülbül şakımaları içinde;
bilir bize aynı mutluluğu verir,
vapuk düdüklerinin türküsü
limandan şehre vuran seslerde.

Wolfgang BORCHERT
Çeviren : Behçet NECATİGİL

RÜZGÂR VE GÜL
Küçük solgun gül!
Bordadan esen hoyrat yel
perişan etti seni!
yaprakların sanki
bir liman yosmasının
sırtına giydikleri —
birden saldırıverdi.

Hissetti de kendini
bir süre belki bitkin,
istedi gizli kıvrımlarında
biraz soluk alsın.
Ama kokun onu öyle büyüledi,
öylesine geçirdi ki kendinden:
köpürdü coştu birden,
duyduğu hazla ezdi seni;
öptüm diye böbürlenmede
ürkmüş otlarda eserken gene.

Wolfgang BORCHERT
Çeviren : Behçet NECATİGİL

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir