Yaşar Kemal: Çeltik tarlalarından yazı ustalığına

Irgat kâtipliği, ırgatbaşılık, öğretmen vekilliği, kütüphane memurluğu, traktör sürücülüğü, çeltik tarlalarında kontrolörlük…
Osmaniye’nin bir köyünde 1923’te (nüfus kaydına göre 1926) dünyaya gelen Kemal Sadık Gökçeli, ortaokulu son sınıfta terk ettikten sonra bu tür işlerde çalışmaya başlamıştı.
Daha o zamandan şiirler kaleme alıyordu.
O şiirler, Gökçeli’nin hayatını yönlendirecek, onu yazarlığa ve ‘Yaşar Kemal’ olmaya sürükleyecekti.

17’sinde tutukluluk deneyimi
Gökçeli daha küçük yaşlarda muhalif bir siyasi kimlik edindi.
Bu nedenle 17’sinde ilk tutukluluk deneyimini yaşadı.
Çalışırken yazmayı sürdürüyordu.
Çok genç bir yaşta, 1943’te ilk kitabı geldi: Ağıtlar.
Bu bir folklor derlemesiydi ve Adana Halkevi tarafından yayınlanmıştı.

Cumhuriyet’le ‘doğan’ Yaşar Kemal
Bunu takiben hayatına gaz kontrol memurluğu, çeltik tarlalarında kontrolörlük, arzuhalcilik ve komünizm propagandası suçlamasıyla mahpusluk girecek, 1951’de salıverilmesinden sonra ise ‘Yaşar Kemal’ dünyaya gelecekti.
Bu yıl Cumhuriyet gazetesinde, ileride tüm Türkiye’nin tanıyacağı imzayla fıkra ve röportajları yayınlanmaya başladı.
Cumhuriyet serüveni 1963’e kadar sürecek, bu arada ilk öykü ve romanlarını yazacaktı.
İlk öykü kitabı ‘Sarı Sıcak’, ilk romanı ise Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olacak ‘İnce Memed’ oldu.
Eserlerinde Anadolu efsane ve masallarından yoğun olarak yararlanıyordu.
Ardı ardına öyküler, romanlar gelecek, Yaşar Kemal yıllar içinde efsanevi bir yazara dönüşecekti.

Siyasi kimlik
Yaşar Kemal ilk gençlik yıllarında benimsediği sol kimliğini yıllar içinde de sürdürdü.
Birçok hapis ve davayla karşı karşıya kaldı.
Kemal’in politik olarak en aktif olduğu dönemlerden biri Türkiye İşçi Partisi süreciydi.
1962’de girdiği Türkiye İşçi Partisi’nde genel yönetim kurulu üyeliği, merkez yürütme kurulu üyeliği görevlerinde bulundu.
İlerleyen yıllarda ifade özgürlüğünden Kürt sorununa birçok konuda fikirlerini kamuoyuyla paylaştı.

Onlarca eserin sahibi
Yaşar Kemal onlarca roman, öykü, deneme, röportaj ve şiire imza attı.

Günümüzde Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlanan eserlerden bazıları şunlar:
‘İnce Memed’ serisi, ‘Bir Ada Hikayesi’ serisi, ‘Ağrıdağı Efsanesi, ‘Al Gözüm Seyreyle Salih’, ‘Allahın Askerleri’, ‘Baldaki Tuz, ‘Binbir Çiçekli Bahçe, ‘Binboğalar Efsanesi, , ‘Çakırcalı Efe’, ‘Çıplak Deniz Çıplak Ada / Bir Ada Hikayesi 4’, ‘Çocuklar İnsandır’, ‘Deniz Küstü’, ‘Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca’, ‘Gökyüzü Mavi Kaldı’, ‘Hüyükteki Nar Ağacı’, ‘Kuşlar da Gitti’, ‘Neredesin Arkadaşım – Seçme Röportajlar’, ‘Nuhun Gemisi / Bu Diyar Baştanbaşa 1,’ ‘Röportaj Yazarlığında 60 Yıl’, ‘Sarı Defterdekiler – Folklor Derlemeleri’, ‘Sarı Sıcak’, ‘Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne – Seçme Yazılar’, ‘Tek Kanatlı Bir Kuş, ‘Teneke’, ‘Ustadır Arı’, ‘Üç Anadolu Efsanesi – Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik’, ‘Yağmurla Gelen’, ‘Yılanı Öldürseler’, ‘Yolda – Seçme Öyküler’, ‘Zulmün Artsın’.
‘Yılanı Öldürseler’, ‘Ölüm Tarlası’, ‘Murat’ın Türküsü’, ‘Karacaoğlan’ın Kara Sevdası’, ‘Bu Vatanın Çocukları’ filmlerinin senaryosunu Yaşar Kemal yazdı.
Ayrıca ‘Menekşe Koyu’, ‘Mutsuzlar’, ‘Yer Demir Gök Bakır’, ‘Memed My Hawk’, ‘Ağrı Dağı Efsanesi’, ‘Bebek’, ‘Ala Geyik’, ‘Urfa İstanbul’, ‘Beşikteki Miras’, ‘Ala Geyik’, ‘Dertli Irmak’, ‘Namus Düşmanı’, ‘Kara Çalı’, ‘Beyaz Mendil’ filmleri Yaşar Kemal’in eserlerinden yola çıkılarak beyaz perdeye aktarılan filmler oldu.

Dünya edebiyatının parçası
Yaşar Kemal sadece Türk değil dünya edebiyatının da parçasıydı.
Kitapları 40’tan fazla dile çevrildi.
Kitaplarının yayıncısı Yapı Kredi Yayınları’nın kendisi için hazırladığı özel internet sitesinde, “Şaşırtıcı imgelemi, insan ruhunun derinliklerini kavrayışı, anlatımının şiirselliğiyle yalnızca Türk romanının değil dünya edebiyatının da önde gelen isimlerinden biri” olarak tanımlanıyor.

Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türkiyeli yazar Yaşar Kemal oldu.
Ayrıca yurtışında, aralarında Uluslararası Cino del Duca ödülü, Légion d’Honneur nişanı Commandeur payesi, Fransız Kültür Bakanlığı Commandeur des Arts et des Lettres nişanı, Premi Internacional Catalunya, Légion d’Honneur Grand Officier rütbesi, Alman Kitapçılar Birliği Frankfurt Kitap Fuarı Barış Ödülü’nün de bulunduğu birçok ödüle layık görüldü.
Dünya çapında yazarların hakları için faaliyet gösteren Uluslararası PEN’in Türkiye ayağında önemli bir isimdi.
1950’de Halide Edip Adıvar’ın öncülüğünde Türk PEN Kulübü adıyla kurulan ve 12 Eylül askeri müdahalesi sonrası kapanan PEN Türkiye merkezi, 1989’da Yaşar Kemal’in öncülüğü ve başkanlığı ile hayata döndürüldü.
Kemal’in hayatı boyunca ABD’li Arthur Miller’dan, Kırgız Cengiz Aytmatov’a kadar yurt dışından birçok yazarla dostlukları oldu.
Okurlarından istediği
Kasım 2014’te Bilgi Üniversitesi’nin kendisine ‘fahri doktora’ unvanı vermek için düzenlediği törene sağlık sorunları nedeniyle katılmayan Yaşar Kemal’in gönderdiği mesaj, adeta okurlara bırakılmış bir vasiyetti.
Kemal şöyle demişti:
“Bir, benim kitaplarımı okuyan katil olmasın, savaş düşmanı olsun. İki, insanın insanı sömürmesine karşı çıksın. Kimse kimseyi aşağılayamasın. Kimse kimseyi asimile edemesin. İnsanları asimile etmeye can atan devletlere, hükümetlere olanak verilmesin.
“Benim kitaplarımı okuyanlar bilsinler ki, bir kültürü yok edenlerin kendi kültürleri, insanlıkları ellerinden uçmuş gitmiştir.
“Benim kitaplarımı okuyanlar yoksullarla birlik olsunlar, yoksulluk bütün insanlığın utancıdır. Benim kitaplarımı okuyanlar cümle kötülüklerden arınsınlar.”

“19. yüzyıl, romancılıkta altın çağdır. 19. yüzyıl romanı, müthiş verdi insan ilişkilerini. Doğayı bile dekor olarak kullandı, ama dehşet kullandı. Yalnız insanoğlunun ilişkileri doğa içinde sıkışmıştı. Oysa ne gökten yağdığı, ne yerden bittiğini gördüğü zaman, insan kendisine başka bir dünya kuruyor, kendi yarattığı dünyaya sığınıyor. İşte benim vermeye çalıştığım bu!”
1987’de, Haftaya Bakış’ta yayınlanan röportajından

Ben halk içinde yetiştim. Okuryazarlığı öğrenmeseydim, şimdi Anadolunun bir köyünde, kasabasında destan anlatıyor, türkü söylüyor olurdum. Yolumu ta çocuklukta çizmiştim. Bu etki doğaldır ki, bir kişinin yaşamından kolay kolay silinecek bir etki değil. Böylesi etkiler yazarlık yaşamında çok tehlikelidir. Bir insanı kötüye de götürür. Halkı, halk sanatlarını özümsemek, onu kaynak bellemek, temel kültür bellemek var, bir de ona öykünmek var. Bizde yerel kültür özümsenmedi, ona öykünüldü. Osmanlılar da Batıyı özümseyememiş, işin kolayına kaçıp ona öykünmüşler.”
1993’te, Aydınlık’ta yayınlanan röportajından

“Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum. Şunu söylemek istiyorum ki ben ‘angaje’ bağımlı bir yazarım. Kendime ve söze ve insanın onuruna bağımlıyım. Bilinçli olarak ben aydınlığın türküsünü, iyiliğin, güzelliğin türküsünü söylemek istedim. Romanlarım yaşam gibi doğru söylesin, yaşamla birlik olsun istedim. Çünkü yaşam umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan umutsuzluktan umut üreterek bugüne kadar gelmiştir.”
2014’te Bilgi Üniversitesi’ndeki törene gönderdiği mesajdan

(http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/02/150114_portre_yasar_kemal)

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Bir Tersakan Geçti Çukurova’dan: Hasan Hüseyin Gündüzalp – Müslüm Kabadayı

Çeliğinin sertliği bakımından coşkundur dağ adamı. Dağ yeli gibi estiğinde çarpar ovalıları. Ancak her daim çıkınında yeni yolculuklara çıkaracak kadar...

Kapat