Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım – Ünsal Oskay

“Yazma eylemi, Melville’in dediği gibi ‘Kuzey yarıkürede yaşanan hayatın gerçek yüzünü anlamak için uzak denizlere açılmayı ve aynı anda, Borges’in değindiği gibi, ‘kralın adamlarından ve kasabasındaki hayattan sıkıldığı için yazan El Tobossolu ya da Mantiellinin gösterdiği bir saklı mutluluğu paylaşmanızı sağlıyor. Yazma eylemi, yaşanan hayattan sonra, geçip giderken arkada bırakılan bir iki söz. Gündelik varoluş biçimimizin içindeki sınırlı insan halimizi aşıp da bıraktığımız bir iki söz…

…Söz, insana eriştirilebilmiş söz, Ahab’ın yenilgisini yengiye çeviren yabanıl Kızılderilinin şahini geminin direğine kanadından, bakır çiviyle mıhlaması gibi…’

Kaiser geziye çıkmadan önce herkesi yıkanmış paklanmış görsün diye Almanya’nın dört tarafına haber salındığında, Kaiser’in buyruklarına göre düzenlenmiş uydurma bir hayatı yaşamaktansa kendi oyunlarını sürdürmek isteyen çocuklar direnir, yıkanmak istemezlermiş. İnsanın dış gerçekliği algılayamamasının bireysel bir yetersizlik değil, toplumsal bir sorun olduğunu ortaya koyan Ünsal Oskay’ın tüm çalışmalarının odağında işte bu, insanın özgürleşim sorunu yer almıştır. Günümüzde sıradan insanların hayatın öznesi olabilmesinin bir yolu da, belki de “yıkanmak istemeyen çocuklar” olmalarına bağlıdır… Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım bu özgürleşim sorununu farklı kanallardan derinlemesine irdeleyen bir yapıt. Sorgulayan, anlayan ve çözümleyen eleştirel bir bakışın, yeni bir anlatımın yolunu açan denemeler.

Sunuş
Günümüz insanı Marx?ın bir önceki yüzyılın ortalarında Yahudi Sorunu?nda anlattığı süreci yaşamakta. Kurduğu toplumsal sistem onu insani bütün değerlerinden yoksunlaştırmakta. Bu süreç insan aklının en gelişkin olduğu günümüzde yaşanmakta. Acıları ile, düş kırıklıkları ile. Tüketimin demokratikleştirilmesi, Kitle İletişim Araçlarını kullanan Bilinç Endüstrisi ve hayatın gündelik yaşama biçiminde hepimizin benimsediği yüzeysel, olumlamacı algılama biçimi bu acılarımızın, bu düş kırıklıklarımızın kendi kurduğumuz toplumsal ilişkilerden kaynaklandığını görmemizi engellemekte. Sonuçta, hâlâ yitirmediğimiz düş görme yeteneğimiz ile ?daha insanca? bir hayatı özlemlerimizde tasarlamakta; düş görme yeteneğimizi bastırdığımız hayat alanlarında ise önümüzdeki hayattan, insanlardan, insanın dünyasından korku duymaktayız. Bu korkumuz, demokratik toplum hayatından vazgeçmeye her an hazır ?sıradan insanlara? dönüştürmekte bizi…

Gündelik hayatın rutin akışı içinde benimsediğimiz bu olumlamacı algılama düzeyini aşabilmek hayata eleştirel bir gözle bakmayı gerektiriyor. Yazma eylemi her şeyden önce bunun ortamını sağlıyor. Yazma eylemi, Melville?in dediği gibi, ?Kuzey yarıküresinde yaşanan hayatın gerçek yüzünü anlamak için uzak denizlere açılmayı? sağlıyor. Aynı anda, Borges?in değindiği gibi, ?Kralın adamlarından ve kasabasındaki hayattan sıkıldığı için yazan El Tobosso?lu ya da Mantiellinin? gösterdiği bir saklı mutluluğu paylaşmanızı da sağlıyor. Yazma eylemi, yaşanan bir hayattan sonra, geçip giderken, arkada bırakılan bir iki söz. Gündelik varoluş biçimimizin içindeki ?sınırlı insan? halimizi aşıp da bıraktığımız bir iki söz…

Bu söz ise, ?ve sen benim sesimi işittin!? diyebileceğimiz tek varlıkla; kendi Nineve?sinin yıkımı da mutluluğu da kendi ellerinde olan insan ile buluşmamızı sağlıyor. Söz, insana eriştirilebilmiş söz, Ahab?ın yenilgisini yengiye çeviren yabanıl Kızılderilinin şahini geminin direğine kanadından, bakırdan çiviyle mıhlaması gibi… Bize biçilmiş ?kaderin? en ergil yanını bakırdan çiviyle direğe mıhlamak kaderin erişilmez, değiştirilmez görünmesini sağlayan büyüsünü bozan eylemimiz. Bir ?İletişimci? ve bir Siyaset Bilimcisi olarak yazılarımda insan ile onun çevresini etkileşim içinde anlatmaya çalıştım. Kendimi; eleştirdiğim, olumsuz gördüğüm, bitmesini istediğim hiç kimseden, hiçbir olgudan soyutlamadım. Ben de onların parçasıyım. Onların oluşumunda benim de yerim var. Bu nedenle, eleştirilerimde Voltaire?ci bir ?tepeden bakma? yerine; herkesle birlikte düşünmeye, hayatı herkesle birlikte değerlendirmeye çalışan Rousseau?cu bir yaklaşım olsun istedim. İlk gençliğimin güzel kadını ?dansözler kraliçesi? Özcan Tekgül için de, Zeki Müren ve Bülent Ersoy için de, ?en kültürlü Kültür Bakanımız? için de, hayatımızın önemli ya da önemsiz her öğesi için de buna özen gösterdim. Yazıların sıralanmasında belirli sayıda gündelik hayattan izlenimlere dayanan denemelerimden sonra uzunca bir metin, bir tür ?inceleme? diyebileceğimiz bir metin olsun istedim. Bunun, yazıların bütününü okumayı kolaylaştıracağını; kendi aralarında bir bütünlüğü olan metinlerin okunmasına bir derinlik kazandıracağını düşündüm. Yazdıklarımda ?kötümserliğin? ağır bastığını sanmıyorum. Uzun süreceğe benzeyen zor dönemlerde iyimserliğin yolu, yaşanan hayatın ?sahih? halini görebilmekten geçiyor. Marx?ın yaptığı güzel bir alıntıyı yineleyeyim: Corruptio optimi pessima. Türkçesi, ?aldatıcı, iğva edici iyimserlik gerçek kötümserliktir? oluyor…

Ünsal Oskay

Kitabın Künyesi
Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım
Yazar: Ünsal Oskay
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Ekim 2014
Sayfa: 376

Prof. Ünsal Oskay (d. 1939, Şanlıurfa – ö. 17 Ekim 2009) Hayatı
Toplumbilimci. Kitle iletişim teorileri, popüler kültür, iletişim sosyolojisi ve kültür sosyolojisi konularında çok sayıda çalışması olan Oskay Türkiye’de iletişim bilminin kurucusu sayılmaktadır.
Üniversite eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi kısaca Mülkiye’de tamamlayan Oskay, daha sonra 67-68 yıllarında ABD’de yüksek lisans-konuk öğrenci olarak iletişim üzerine eğitim aldı. 70’li yıllarda Ankara Üniveritesi SBF Basın Yayın Yüksek Okulu’nda başlayan akademik hayatı sonrasında doçentlik tezi “19 y.y.dan Günümüze Kitle İletişimin Kültürel işlevleri” adlı çalışmasını yayınladı. Oluşum, Forum, Akis, 7 Gün, Devrim, Yeni Gündem, Somut, Birikim, Argos, Varlık, Hürriyet Gösteri, gibi çok sayıda bilim ve sanat kaynaklı dergilerde makale ve incelemeleri yayınlandı.

Daha sonraki çalışmalarında gelişkin bir Marksist söylem oturtmaya çalışan Oskay, Frankfurt Okulu’nun popüler kültür konusundaki çalışmalarının Türkiye’de tanınmasına yazıları ve çevirileriyle büyük katkıda bulunmuştur.

Siyasetbilimi, iletişim teorileri, sosyoloji, estetik ve sosyal teori konularında çok sayıda eserin Türkçe’ye çevrilmesini sağladı. 80’lı yıllardan itibaren İstanbul ve Marmara Basın yayın Yüksekokulu’unda dersler verdi. 90’lı yıllarda Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon bölüm başkanlığını ve 2000-2002 arasında İletişim Fakültesi dekanlığını yaptı. 2002 yılında Marmara Üniversite’sinden emekliye ayrıldıktan sonra Kültür Üniversitesi, Beykent Üniversitesi, Yakın Doğu Üniversitesi gibi özel üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı ve idari görevlerde bulundu.
70 yaşında İstanbul’da öldü.

Kitapları:
Gelişim Açısından Kültür Değişimi, (doktora tezi, Ankara, 1971);
Toplumsal Gelişmede Radyo ve Televizyon,(1972 TRT Büyük Ödülü);
Göç ve Gelişme 1976;
XIX. Yüzyıldan Günümüze Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri 1982;
Çağdaş Fantazya 1982;
Müzik ve Yabancılaşma 1982;
Estetize Edilmiş Yaşam 1983;
İletişimin ABC’si 1992.

Çeviri kitapları:
Walter Gellhorn, Amerikan Hakları Anayasasının Uygulanması 1965;
Kitle Haberleşme Teorilerine Giriş 1968;
Bertrand D. Wolf, Devrim Yapan Üç Adam 1968;
T.B. Bottomore, Toplumbilim 1972;
Maurice Duverger, Metodoloji Açısından Sosyal Bilimlere Giriş 1973;
Wright Mills, İktidar Seçkinleri 1974;
John King Fairbank, Çin’in Sömürgeleşmesi ve Amerika’nın Çin Politikası 1976;
G. Osipov, Toplumbilim Teori ve Yöntem Sorunları 1977;
Wright Mills, Toplumbilimsel Düşün 1979;
Ernst Bloch, Georg Lukacs, Bertolt Brecht, Walter Benjamin, Theodor Adorno-Derleyen Fredric Jameson, Estetik ve Politika 1985;
Lewis Henry Morgan, Eski Toplum 2 cilt 1987;
Martin Jay, Diyalektik İmgelem 1989;
Bernard Lewis, İslâm’ın Siyasal Söylemi 1993.

Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım – Ünsal Oskay” üzerine bir yorum

  1. konuyu çok güzel ele almışsınız. çocukların yıkanma korkusunu ortadan kaldıracak yöntemleri paylaşmışsınız tşkler.

Yorum yapın

Daha fazla Eleştiri Kitapları, Felsefe, Politika
Cumartesi Anneleri’nin 500. buluşması anısına bir kitap: “Kayıplar İçin Şiirler”

Türkiye Yazarlar Sendikası ve İnsan Hakları Derneği’nin hazırladığı “Kalpleri Küçük Bir Bahçe Onların: Kayıplar İçin” kitabı Cumartesi Anneleri’nin 500. buluşma...

Kapat