“Yitiksiz” (Kitaplarına Girmemiş Şiirleri) – Turgut Uyar

Yitiksiz, modern Türk şiirinin “efendimiz acemilik” diyen usta şairi Turgut Uyar’ın ilk ürünleri, kült kitabı Dünyanın En Güzel Arabistanı’na gelirken yayımladığı ve kitabına almadığı bazı şiirleri ile son döneminde yazdıklarından oluşuyor.
Kitapta şairin dergi ve gazetelerde kalan 56 şiiri yer alıyor. Bu eseri bizlere kazandıran ise Mehmet Can Doğan. ?Yitiksiz?de iki tür şiir var: Birinci bölümde şairin İkinci Yeni öncesi, ikinci bölümde ise İkinci Yeni sonrası şiirleri yer alıyor. Doğan’ın tespitine göre Uyar’ın İkinci Yeni’ye geçişi 1954 Haziran’ıdır. ?Yitiksiz?, bu geçişin şiiridir, bu nedenle de kitaba ad olmuştur.

Biliyorsunuz bütün kapıları omuzladım
Kimini açtım kimini açamadım
Bütün gemileri dolaştım limanlarda
Hepsi rıhtımlara bağlıydılar
Bütün adalar yitikti

İnadına Başıboş Aşk
“Beni koptuğum yerde Bağlayın / Aşkımı bir kutu kibrit gibi cebimde taşıyorum / bir Hotanto küpesi gibi kulağımda taşıyorum /Eski şaraplar için içimde taşıyorum / Birgün size verebilirim // Ben bu şehre nerden geldim / Bir avuç gökyüzü için başım havada / Dedim ki yalnızlığım inadına büyüsün / Üç dört kişi arasında inadına çoğalsın / İnadına sahipsiz gelişsin aşkım / Bir uğultu gibi dört yönümde / İnadına sahipsiz / Bir kadın düşüneyim o beni düşünmesin / Bir dağ düşüneyim nerde olduğunu bilmeyim / Oturdum üç kişi için bir şiir yazdım / Oturdum aklımı peynir ekmekle yedim / Paralarım cebimde kaldı harcayamadım / Beni bir kahvede bekleyin sarhoşsanız / Birgün size verebilirim // Ben bu şehre deliler gibi sevdalı geldim / Nasıl çıkıp gideceğim belirsiz / Umutsuz bir pazar ikindisi parklarda / Üç kere görünüp kaybolacağım / Beni bir sıtma gibi tutun bırakmayın / Aşkımı birisine vermeliyim / İçimde kaldıkça sonsuz kaldıkça itici / İnadına zalim başıboş kahredici / İnadına beni yalnız bırakan / İnadına / Birgün size verebilirim”
Turgut Uyar, Aralık 1954 tarihli Şairler Yaprağı

Başka türlü şiir yazmasını bilir – Ömer Erdem
(02/07/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Benim gözümde bir mısra şairidir Turgut Uyar. Anlatımcılığı, yaratıcı içtenliği, lirik tarihçiliği bir yana bazen tek mısrada şiir sanatını köpürten bir şair o. Hatta bazen o uzun şiirleri tek bir mısra için yazmıştır. Ya da o tek mısradan yontmuştur

Türk şiirinin kitaplara geçmiş birikimi kadar zengindir kitap dışı kalmış şiirleri. Kimisi dergi sayfalarında, defterlerde, gazetelerde, mektuplarda, not defterlerinde hatta günlüklerde, eğilip okuyacak başları beklerler. Şiiri yayımlamakla birlikte yazarken arayan, buldukça yıkan, sonra yeniden kuran ve yıkması hiç bitmeyen şairler geçidine de şahit oluruz orada. Ömür işidir bizde şiir. Hayat işi. Bitmeyen bir yapının gönüllü işçileri gibi çalışır şairlerimiz. Kitap onların kalesidir. Bazen kendilerinden başka kimse giremez o kalelere. Burçlarından şiir atarak savunurlar kendilerini. Bazen de müzeler gibi zengindirler. Ne ararsanız bulursunuz. Ölümü hayat diye yeniden dolayıma sokarlar. Gündeme getirirler. Zaten bir şairin, güçlü ve iyi bir şairin yazdıkları ölebilir mi, şair onları bir kenara saklasa bile bir gün defineciler, arkeologlar çıkarıp bulmazlar mı?
Şimdilerde, değerli şair Mehmet Can Doğan?ın hazırladığı, Turgut Uyar?ın Yitiksiz (kitaplarına girmemiş) şiirlerini okuyorum. Bu gözle okuyorum. Çok gözle okuyorum. Yeniden okuyorum. Kitaplarına girmemiş şiirler meselesinin ne derece şaşırtıcı ve tuzaklara açık bir iş olduğunu bildiğinden olacak dikkatli bir önsöz yazmış şair. Genellemelerden ve kesin hükümlerden kaçınmış. Haklı olarak. Sayı meselesi olmanın ötesinde bir bağlam sorundur bu. Hem şairlerin süreçleri hem de şiirin süreçleri farklılaşabilir. Neredeyse aynı kitaba giren şiirlerin yazım süreçlerinde bile ara sızıntılar, ses ve duyarlık ayrışmaları meydana çıkabilir. En iyisi böylesi durumlarda, akademik çalışma ve bakış yöntemini bir yana bırakarak şairin bütünlüğü içinden bakmaktır. Oradan okuru olmaktır şiirin.
Benim gözümde bir mısra şairidir de Turgut Uyar. Anlatımcılığı, yaratıcı içtenliği, lirik tarihçiliği bir yana bazen tek mısrada şiir sanatını köpürten bir şair o. Hatta bazen o uzun şiirleri tek bir mısra için yazmıştır. Ya da o tek mısradan yontmuştur. ?Her şey naylondandı o kadar…? Yine de, Mehmet Can Doğan?ın önsözünden kimi gerekçe uçlarını sezebiliriz. Kaynak, Varlık ve Yeni Şiirler isimlerinin etrafında oluşan şiir algısı karşısında Uyar?ın ?efendimiz acemilik? sözüyle birlikte, ?efendimiz yitiksizlik? diye de okunabilecek şiirleri var bu kitapta. Onun kitap dışı bıraktığı şiirlerinde.

Büyük saat?in hemen dibinde
Bir şair, altına imzasını attığı, dergilerde yayımladığı şiirlerini neden kitaplarına almaz? Sadece şiir gücüyle ilgili olmasa gerektir bu durum. Belki de şairden şaire değişen gerekçeler hatta unutkanlıklar bile söz konusu olabilir. Ancak, Yitiksiz?deki şiirleri okurken bende bir fikir uyandı. Bu fikri biraz da Uyar?ın bir şirinden geliştirdim. ?Ben başka türlü şiir de yazmasını da bilirim? diyordu şair. Diyordu, çünkü, sadece buradaki şiirlerin dünyasından, personasından, biçimi yanında söyleminden okuyabiliyoruz bunu. Düşünmeden edemiyorum, acaba, Uyar bir tür arayış, ara durak olarak mı düşündü bu şiirleri. Böyle, işte böyle de söylenebilir, ben burada söylüyorum, bakın mı demek istedi. ?Çünkü dünya hep girişmek galiba? mısrasını yazan bir şaire böyle yaklaşmak aşırı mı görülmeli? Ki Cemal Süreya bir vesileyle bu ?girişim? konusuna açıklık getirmiştir yazılarının birinde. Uyar?ı büyük girişimci olarak selamlamıştır. (bakınız Turgut Uyar?ın Girişimi. 1966. ?Sanatta girişimdir asıl olan? cümlesi unutulur mu?)
Başka bir şey daha var, gözlemlenebilen Yitiksiz?de. Bu, Uyar?daki şiir tekniği ve duyarlık gelişimidir. Soyuttan somuta, kırdan kente olduğu kadar bilgisizlikten şiir bilgisi hatta görgüsüne bir evriliş. Bilinçli olamayan, ancak yolun gerisinde kalan toz bulutundan okunabilecek bir evriliş. Ve elbette, Turgut Uyar?ın insandan hiç vazgeçmeyişi. ?Ölüm insanlar için? dedikten sonra, ?serseriliğe, insanlara, toprağa meylim var? mısrasını da kuracaktır. Belki bir şey daha var, Uyar, Türk şiirinin akımlarına ve şairlerine sürtünerek kendisine doğru gitmiştir. Necip Fazıl, Cahit Sıtkı, Orhan Veli yer yer göz kırpar uzak yıldızlar gibi. ?Biliyorsunuz bu dünya bana yetmez/ Biliyorsunuz bütün kapıları omuzladım? mısralarını yazdığı vakit, yıl 1954?dür. Arayan şair bulan şairdir. Ebedi bir buluş mümkün müdür, bu belli başlı bir soru ama en azından Uyar; ?Ben yitirmem bir bulsam/Büyük Kayaları üst üste korum? diye seslenmiştir.
Yitiksiz, Büyük Saat?in hemen dibinde, onun gölgesinde, onun sevgisiyle saklı kalmış bir tohum gibi de düşünülebilir. Şimdi su gelmiş, ışık yerini bulmuş ve fide yeşermiştir. ?Her şey benim olsa ne olur/ Her şey benim olsa ne olur? erimine ulaşanlar için Uyar bir kez daha omuzluyor kendisini. Çünkü; ?Bir unutulmuş koşudayız el ele, kol kola/ Bir şey yürüyor tıpır tıpır maceramızda.? Şimdi biz, hepimiz biriz. Uyar oymuş, o bir kez daha.

Aşk İçin Sekiz Mısra
Gülüşmeler, çarpıntılar; iç çekmeleri
Kaçamak buluşmalar ara sıra geceleri
Göz gözü görmez tozpembeden yeşilden
Zaten hep böyledir aşkın öncesi
Sonrası iki kere iki dört eder
İşte ben bir alımlı maceranın peşinden
Akşamları fasulye yiyip gazete okuyan bir adam,
Üç çocuğun beybabası, bir kadının kocası.
(Küçük Dergi, S. 8, Aralık 1952, s. 11) Kitaptan

Kendime Dair
Lütfü?ye

Şöyle birgün yollara vursam kendimi,
Sol pazımın üstünde meşin musla* elimde değnek
En erkekçe aşk türkülerile el ele vererek,
Muhteşem cünbüşüne başlamadan hicret mevsimi..
İplik iplik dizilmiş turnalar gökte, ben yolda
Hepimiz aynı bahtın esiri olmuşuz habersiz.
Sakın garipsemeyin, eğer, birgün işitirseniz;
Turgut vardı ya hani, kaybolmuş diye sağda, solda..
Şöyle bir dağ başında oturup rüzgârlar ortasında,
İstiyorum keyfimce bir çoban türküsü çağırayım.
Sonra akşam yorgun argın karanlık bir köye varayım
Üşüyeyim, ısınayım, bir tuhaf olayım insanlar arasında..
Donkişot aklıma gelsin bir yel değirmeni karşısında
İşimde sekiz yönden toplanmış delikanlı rüzgârlar.
Belki benim kısmetim şu dağ ardında toprak çapalar,
Bir dost görüp sarılayım, bir şehrin çarşısında..

Bir türlü bağlanamadım gitti hatıralarıma,
Zaten hatıra namına ne var ki aşktan başka.
Ömrüm hep yollarda hep aramakla geçse keşke
Kışkırtıyor beni, bir hain kıl kaçmış damarlarıma..
Basit bir türkü öğrenip köylünün birisinden,
Yollar boyunca hep onu, durmadan onu söylesem.
Issız tepelerde güneşe bakıp saati tahmin etsem
Haberim olmasa hiç perşembeden, pazartesiden..
Irgatlık etsem, çobanlık yapsam dağ başlarında.
Karnımı ben de doyururdum çökelekle, zeytin tanesile.
Yıldızlara baka baka dertleşerek yanımdakile
Ben de ısınsam güz akşamları meydan ateşlerinde.
İnan o zaman ölüm, hiç aklıma gelmeyecek Lütfücüğüm,
Serseriliğe, insanlara, toprağa meylim var.
Amma gel gör ki bir masa başındayım akşama kadar
Halbuki böyle perişan ve serazat yaşamak istiyor gönlüm…

* Sözcük, ?muska? olabilir. (MCD) (Kaynak, S. 44, 1 Ağustos 1951, s. 211)
Kitaptan

Kitabın Künyesi
“Yitiksiz” (Kitaplarına Girmemiş Şiirleri)
Yazar: Turgut Uyar
Hazırlayan: Mehmet Can Doğan
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Yayın Tarihi: Haziran 2010
Sayfa Sayısı: 112

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Düello – Behçet Aysan

"Behçet Aysan' ın şiirlerini okuyorum. Biçimle gelişen, ama ondan sık sık taşan bir şiirsellik buldum bu arkadaşta." CEMAL SÜREYA "Behçet...

Kapat