Yüreklerimiz Hala Yangın Yeri (Sivas 2 Temmuz 1993) – Orhan Tüleylioğlu

2 Temmuz 1993 günü, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Sivas’ta halk edebiyatımızın büyük ozanlarından Pir Sultan Abdal için düzenlenen şenlikler çok acı bir sonla, bir katliamla noktalandı.
Cuma namazından sonra kent merkezinde gösteriye başlayan şeriatçılar, Ozanlar Anıtı ve Atatürk heykellerine saldırdılar. Önce valilik ve kültür merkezini daha sonra da şenliğe katılanların kaldığı Madımak Oteli’ni kuşattılar. Sayıları15 bine ulaşan göstericiler oteli taşlamaya başladılar. “Sivas Aziz Nesin’e mezar olacak” sloganlarıyla Madımak Oteli’ni ateşe verdiler.
Laik düzeni yıkarak din esaslarına dayalı devlet kurmayı hedefleyen “şeriatçıların kanlı kalkışması” olarak tarihe geçen katliamda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi.

Pir Sultan Abdal Şenliği’ne katılanlar, yobaz çetelerinin kurdukları insanlık dışı tuzaktan habersizdiler. Yaşamlarını bilime, sanata, daha güzel bir dünyanın yaratılmasına vermiş insanlar 30 Haziran gecesi, türkülerle, şarkılarla, başlarında şenlik şapkalarıyla, sırtlarında şenlik tişörtleriyle yola koyulmuşlardı. Hiçbiri bu yolculuktan geriye dönmeme ihtimali olduğunu, hele hele yanarak ölme ihtimali olduğunu akıllarından bile geçirmemişti.

Aslında “hiç bir şey birdenbire olmadı.”

Madımak Oteli’nin içindekilerle birlikte yakılması “organize” bir hareketti; önceden planlanmış ve hazırlıkları yapılmıştı.
Otelde sıkışıp kalan insanlar “Bizi kurtarın” diye feryat ederken oteli ateşe veren güruh, keyif içinde alevlerin yükselmesini seyrediyordu.

Bazıları, “İşte cehennem ateşi. Kâfirler yanıyor. İtfaiye arabalarını sokmayın” diye bağırıyordu.

Sanıklar için DGM’nin gerekçeli kararında şunlar söyleniyordu: “Sanıklar, yanan kişilerin ölüm çığlıkları karşısında kıllarını bile kıpırdatmamış, ölmelerini şeriat yanlısı sloganlar atarak zevkle izlemişlerdir.”

Her şey, polislerin, askerlerin, devletin ve tüm dünyanın gözleri önünde olup bitti. Korkunç olay tarihimize koca bir leke olarak geçti. Madımak’tan yükselen duman bütün ülkeyi sardı… Soluksuz bıraktı….

Olayın karanlık yönleri tümüyle aydınlatılamadı…
(Tanıtım Bülteninden)

2 Temmuz 1993, Sivas… – Rengin Arslan
(11/12/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Hiçbir kitap tüm satırlarının altını çizme isteği uyandırdı mı sizde? Tek bir cümlesini tek bir kelimesini bile unutmamak için hepsini içinize çekmek, beyninize kazımak istediniz mi? Orhan Tüleylioğlu?nun ?Yüreklerimiz Hâlâ Yangın Yeri, Sivas 2 Temmuz 1993? kitabını okurken bunu yapabilmeyi, hiçbir şeyi unutmamayı istedim. Polisin ve askerin onlarca insanın yakılmasını nasıl izlediğini, dönemin siyasetçilerinin söylediklerini, ?bazı? köşe yazarlarının yazdıklarını, kurtulmayı başarabilenlerin acılarını, Meclis Araştırma Komisyonu?nda sergilenen kara mizahı, dava sanıklarının İstanbul?da belediyede istihdam edildiğini, bazısına emekli aylığı bağlandığını… Unutmamayı istedim. Hem öyle ya Türkiye?nin acısı çoktur, hafızaları güçlendirmek gerek… Nostalji yapmak, oturup kayıplara ağlamak için değil, kişisel tarihimizde hatırlamak ne işe yarıyorsa onu sağlamak için, yani bir daha yanmamak için…
Tüleylioğlu Sivas olaylarının geniş ve kapsamlı bir çerçeve içine yerleştirmiş. Konuyla ilgili bundan önce yayımlanan kitaplardan en önemli farkı sanırım bu. Olayların öncesine dair ayrıntılı bilgiler sunmasının yanı sıra olay sonrası, dava süreci ve Meclis çalışmalarına ilişkin kapsamlı belgeler sunması kitabın önemini arttırıyor. Yalan yok, kitabı ilk elime aldığımda, ?Bu kitap daha çok bir başvuru kitabı gibi, sanırım okurun baştan sona okunması zor olur? diye düşünmüştüm. Yanılmışım, kimi zaman elime aldığımda, gözlerime yenik düşünceye kadar bırakamadım. Bir de gözlerimin faltaşı açılmasına neden olan şeyler vardı okuduklarım arasında…
Örneğin bugünün ?demokrasi ve özgürlük? havarisi cümle köşe yazarının birleşerek ve çok da hızlı düşünüp karar vererek faturayı Aziz Nesin?e kesmesi, Madımak Oteli?ni çevreleyen galeyana gelmiş ve getirilmiş on bin kişiden tek kelime bahsetmemeleri… Bazı ?emniyet? görevlilerinin etrafı kuşatılmış otelin içine girip ?Buraya nasıl girdiyseniz öyle çıkın o….. çocukları? demesi… Dönemin başbakanı Tansu Çiller?in anlaşılamaz bir gururla, ?Otelin etrafındaki vatandaşlarımıza zarar gelmemiştir? açıklaması yapması… Ve diğer yanda olaya doğru yerden bakanların tespitlerinin gözlerimizin açılmasını sağlayacak sarsıcılığı… Örneğin, Hasan Yalçın?ın yazdıkları: ?Olay Türkiye?nin önünde cereyan etmiştir. 60 milyon tanıktır. İşçi eylemlerine, gençlik hareketlerine, memur yürüyüşlerine polis nasıl davranır? Sivas?ta Madımak Oteli sekiz saat boyunca, polisin ve jandarmanın gözleri önünde kuşatma altında tutulmuştur. Sonra gene güvenlik güçleri oradayken yakılmıştır.? Evet, gözlerimizin önünde, itfaiye, emniyet polisin önünde olmuştur katliam. Bu bir ilktir…

?Diriye? sayılmanın sırrı
Toplumun bir kesiminin henüz dizilerden öğrenme ?fırsatı? olmadığı için olayları kısaca özetlemekte fayda var. Aralarında Aziz Nesin?in de bulunduğu bir grup aydın, dördüncüsü düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri?ne katılırlar. Asım Bezirci, Metin Altıok oradadır, Nesimi Çimen, Behçet Aysan, Hasret Gültekin ve daha niceleri gider Sivas kentine. Amaç mı? Amaç bellidir, Anadolu?nun en büyük değerlerinden , ?uyur idik uyardılar/diriye saydılar? bize diyerek, insan bilincinin, düşüncesinin kıymetini yüzlerce yıl önce ifade eden Pir Sultan Abdal konuşulacaktır. İnsanın nasıl ?diriye? sayılacağının sırrını veren ozan anlatılacaktır. Kültür Bakanlığı?nın desteklediği ve valiliğin ev sahipliği yaptığı bir buluşmadır bu. Pir Sultan Abdal heykeli dikilir buluşmanın şerefine; sonradan bu heykel taşlanacak, yerlerde sürüklenecektir…
Cuma namazından sonra toplanan beş yüz kişilik grup, bir anda değil saatler içinde, yavaş yavaş on bin kişiyi bulur. Belediye başkanının, devlet erkânının gözlerinin önünde… Bahane Aziz Nesin?dir. Ustanın kitapta tam metni yayımlanan konuşması güya ?inananlara? saldırmaktadır. Üstelik kitaplarını imzalarken TGRT muhabirinin yaptığı söyleşideki ?tuhaf? sorulara verdiği makul yanıtlar da ?inananlar?ı tahrik etmiştir.

Göz göre göre bir katliam
Kentin tüm önemli merkezlerini ellerini kollarını sallayarak dolaşıp, nefret dolu sloganlar atan göstericiler ?Sivas Nesin?e mezar olacak?, ?Cumhuriyet Sivas?ta kuruldu, Sivas?ta yıkılacak? tehditleri savurmaktadır ?özgürce.? Üstelik ne hikmetse istihbarat görevlisinden emniyetine kadar hiçbir kurumun ?haberdar olmadığı? aynı tehditkâr ifadelerle dolu bildiriler gökte kanat çırpan kuş misali salınmaktadır elden ele. Katliam göz göre göre olmuştur. Dönemin Sivas Belediye Başkanı ?yatıştırmak? için seslendiği kalabalığa, ?Gazanız mübarek olsun!? dediği için elinde benzin bidonu olanlardan bin kat daha sorumludur. Katliam göz göre göre oldurulmuştur!
Madımak Oteli?nin çevresi sarılmış… İçerde barikat kurmuş, saldırıya karşı hazırlık yapan onlarca can saatler boyunca oradan çıkarılmamış; hatta görülen o ki, çıkarılmaya teşebbüs edilmemiş. Hem öfkesi hem sayısı artan kalabalığın ellerine teslim edilmiş… Kimse kılını kıpırdatmamış… Yobazlık, gericilik ve aydınlık düşmanlığı ortalığı ateşe boyadığında bile… Her nasılsa dağıtılamamış grubun her nasılsa rahatlıkla çıkardığı yangın, her nasılsa hareket edemeyen itfaiye tarafından her nasılsa söndürülemedi. 33 can gitti bucağımızdan. Yazdıklarını, düşüncelerini, dirençlerini teselli bırakarak…
2 Temmuz yara canımızda. Kanasın diye değil ama. Orhan Tüleylioğlu?nun kitabını kazıyalım hafızalarımıza. Olayın baştan sona anlatımı, olayı yaşayanların ifadeleri, dönemin ?sorumlularının? demeçleri, köşe yazıları, fotoğraflar, bildiriler, komisyon raporları ve dava sürecini kapsayan eksiksiz bir çalışma…
Tek bir satırını unutmayalım. Madımak?ı on yedi yıldır ?utanç müzesi? haline getirilmediğinden utanç içinde hatırladığımız için, tam bu yazı yazılacakken Madımak Oteli ?ancak? kamulaştırıldığı ve onca tamiratla tüm anılarımız silindiği ve otel sahipleri kamulaştırma bedelini ?yeterli? bulmadığı için unutmayalım. Sivas?taki bu katliamdan kurtulanlardan Ali Balkız?ın en özlü şekilde ifade ettiği gibi, ?Çok iyi cenaze töreni düzenleyiciler olmaktan çıkıp çok iyi örgütçüler? olmak zorunda olduğumuz için unutmayalım. Çünkü ?Yüreklerimiz hâlâ yangın yeri.?

Kitabın Künyesi
Yüreklerimiz Hala Yangın Yeri (Sivas 2 Temmuz 1993)
Orhan Tüleylioğlu
um:ag Yayınları (Uğur Mumcu Vakfı Yayınları)
Ankara, Kasım 2010, 1. Basım
548 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Politika
Diktatoryal Bir Masal ve Dananın Kuyruğu – Mehmet Ercan

şu milletin çektiği akılsız baştan gelir. kopacaksa kıyamet işsizle, açtan gelir. kıçı baş yaparsanız başı hapise mahkum, pisliklerin cümlesi inanın...

Kapat