Bazarov’un (Freud ve Lacan Bağlamında) Psikodinamik ve İdeolojik Yapılanışı

Giriş İvan Turgenyev’in 1862 tarihli romanı Babalar ve Oğullar, Rus edebiyatının yalnızca siyasal ve sosyal dönüşümlere odaklanan bir metni olmanın ötesinde, insan psikolojisinin karmaşıklığını derinlemesine irdeleyen bir eserdir. Romanın merkezinde yer alan Yevgeni Bazarov karakteri, 19. yüzyıl Rus düşünce dünyasının en tartışmalı figürlerinden biri olarak kabul edilir. Bazarov, dönemin yükselen nihilist ideolojisinin temsilcisi olarak sunulsa

okumak için tıklayınız

Hegel, Lacan ve Jung’un Sentezi: Bilinç, İmleyen ve Arketipsel Gölge

Hegel’in “kendinde” ve “kendi için” gelişim diyalektiği ile Lacan’ın “Çalınmış Mektup” üzerinden kurduğu imleyen merkezli özne anlayışına, Carl Jung’un analitik psikolojisini eklediğimizde, öznenin oluşum süreci hem yapısal hem de içsel-arketipsel bir boyut kazanır. Bu sentezde, “kendinde” potansiyel (Hegel) hem dışsal imleyenler (Lacan) hem de içsel psişik yapılar (Jung) tarafından şekillendirilerek “kendi için” (gerçekleşen) bilince ulaşır.

okumak için tıklayınız

Hegelyen Farkındalık ve Lacan’ın İmleyen Zinciri: “Kendinde” Varlıktan “Çalınmış Mektup”un Özne Yaratıcılığına

Yazar : Jungish Hegel’in “kendinde” (potansiyel) ve “kendi için” (gerçekleşen bilinç) kavramları, bir varlığın kendi özüne ulaşma sürecini anlatır. Jacques Lacan’ın Edgar Allan Poe’nun “Çalınmış Mektup” (The Purloined Letter) hikayesine getirdiği yorum ise, bu özü ve özneyi oluşturan gücün, bireyin içindeki bir potansiyelden çok, dışsal bir imleyene ait olduğunu göstererek Hegelyen sürece radikal bir psikanalitik

okumak için tıklayınız

Hegel’in Zorlu Felsefesi: “Kendinde” ve “Kendi İçin” Olmak Ne Demek? (Günlük Hayattan Bir Örnekle Açıklıyoruz)

Hegel’in felsefesi dendiğinde pek çoğumuzun gözü korkar. Ancak, onun en temel kavramlarından ikisi olan “kendinde” (An Sich) ve “kendi için” (Für Sich) aslında günlük hayatımızdaki gelişim ve farkındalık süreçlerini mükemmel bir şekilde açıklıyor. Bu kavramlar, bir şeyin potansiyelini taşıması ile bu potansiyeli tamamen gerçekleştirip bilince çıkarması arasındaki farkı ifade eder. Kendinde (An Sich): Gizli Potansiyel

okumak için tıklayınız

Kopazar ile Dijital Oyun Dünyasında Güvenli ve Avantajlı Alışveriş Deneyimi

Dijital oyun dünyasında oyuncuların ihtiyaç duyduğu sanal içeriklere kolay, güvenilir ve uygun fiyatlı şekilde ulaşabilmesi büyük önem taşıyor. Bu noktada Kopazar, oyun severlerin uzun zamandır tercih ettiği, güvenilir hizmet anlayışıyla dikkat çeken bir dijital market olarak öne çıkıyor. Platform, kullanıcı deneyimini merkeze alan yapısı, hızlı teslimat süreçleri ve avantajlı fiyatlarıyla oyuncuların tutkularını destekliyor. Üstelik yalnızca

okumak için tıklayınız

Memenin Hükmü ve O Küçücük Egonun Çaresizliği

“Yakınlık Beni Boğamaz” Feryadı: İnsan, En Büyük Yalanını Nasıl Söyler? Yazar: Jungish (Otoritenin Sınırları: Bir Bebek, Bütün Hayatımızı Nasıl Özetler?) Aziz Okuyucularım, Ey Kendi Zincirini Kendi Kesenler! Şimdi size, o koca mektepli psikanalistlerin, en nevrotik, en bunalımlı halimizi anlatan bir sahneyi anlatacağım: Memeyi bekleyen o ağlak, çaresiz bebek! Bu, hayatımızın en temel gerçeğidir. Oysa siz,

okumak için tıklayınız

Hele Bakın Şu Garip Fransızlara: Faşizm Dediğin, Meğerse Bizim Kendi İçimizdeki Bir Tımarhaneymiş! Bak bak….

Deleuze ve Guattari’nin Arzu Makinesi ile Kendi Zincirini Seven Milletimin Hâli Üzerine Yazar: Jungish (Allah Bizi Kendi Kendimize Koyduğumuz Yasaklardan Korusun!) Aziz Okuyucularım, Ey Arzusu Gözünde Kalanlar! Şimdi size o Mösyö Foucault‘nun Deleuze ve Guattari adlı iki allame-i cihanın Anti-Oedipus kitabının başına koyduğu o sarsıcı kelamı nakledeceğim. Adam diyor ki, elinizdeki bu eser, öyle kuru

okumak için tıklayınız

Oedipus’un İhaneti: Aile mi, Yoksa Sermayenin Fabrikası mı?

Freud’un Üçgenini Parçalayan Feryat: Arzu, Her Şeyi Yıkan Bir Dinamittir! Yazar: Jungish (Otoritenin Gizli Silahı: Neden Kendi Zincirimizi Arzuluyoruz?) Aziz Okuyucularım, Ey Arzunun Gerçek Efendisini Arayanlar! Şimdi size, 1970’lerin başında Paris’te öyle bir bomba gibi patlayan bir kitaptan bahsedeceğim ki, adı “Anti-Oedipus” (Oedipus Karşıtı). Bu eser, Gilles Deleuze ve Félix Guattari adlı iki felsefe korsanının,

okumak için tıklayınız

Radikal Terapist: Koltuğa Değil, Sisteme Neşter Vurmak!

Akıl Hastalığı Mı, Toplumsal Sömürü Mü? 1970’lerin Devrimci Psikoloji Manifestosu Yazar: Jungish (Otoritenin Dediği Yere Uyum Sağlamak, Ruhsal İflastır!) Aziz Yoldaşlar, Ey Ruh Sağlığı Sektörünün Kurbanları! Şimdi size, 1970’lerin başında Amerika’da öyle bir fırtına estiren bir dergiden bahsedeceğim ki, psikiyatriyi, o koca tıbbi kurumları, yerden yere vurdu: The Radical Therapist (Radikal Terapist)! Bu, sadece bir

okumak için tıklayınız

Kafamızdaki Makineyi Kim Kurdu?

Diyelim ki bir sabah uyanıyorsun. Dışarıda iklim krizi var: ormanlar yanıyor, denizler kirli, canlı türleri tek tek siliniyor.Ama senin gündemin başka: Gezegen yanıyor, ama bizin kafanın içinde bambaşka bir yangın var.Glenn Parton tam buradan yakalıyor meseleyi: “Çevre krizi, modern insanın psikolojik krizine dayanıyor.” Yani sorun sadece dışarıdaki fabrika bacasında değil;içerideki bacada, kafamızın içindeki küçük ve

okumak için tıklayınız

Devlet Apartmanı ve “Çalışmayan Bedenler”: Sakatlık, Devlet ve Hiyerarşi

Diyelim ki kocaman bir apartmandayız. Adı: Devlet Apartmanı. En üst katta generaller, parti başkanları, bürokratlar…Bir altında patronlar, sermayedarlar…Daha aşağıda maaşlı memurlar, işçiler…Bodrum katta ise bir grup insan var: “çalışamaz” denilenler, “verimsiz” bulunanlar, sakatlar, nöroçeşitli olanlar, kronik hastalar. Kapının üstünde de şu yazıyor: “Bu binada insanın değeri, üretime katkısıyla ölçülür.Üretemeyen, merdiven boşluğuna alınır.”Devlet dediğimiz yapı ile

okumak için tıklayınız

Dört Parçada Anarşizm: Apartman Yöneticisinden Kurtulmak Üzerine Mahalle Dedikodusu

Şöyle bir bina hayal edelim.Adı: Medeni Dünya Apartmanı. En üst katta holding sahipleri oturuyor; alt katlarında devlet memurları, biraz daha aşağıda “orta sınıf” diye bildiğimiz kredi kartı kulları; en altta da asansöre binmeye bile çekinen, zemin katın nemini soluyan “çalışan kesim”. Apartmanın kapısında kocaman bir levha: “Yönetim, huzurunuz ve güvenliğiniz için tüm yetkiyi kendi elinde

okumak için tıklayınız

Nöro-Norm Mahallesi’ne Karşı Genetik İsyan

Mahalle hayal edelim. Adı: Nöro-Norm Mahallesi. Herkes aynı apartman dairesinde oturuyormuş gibi: Bir de kapının üstünde küçük bir plaket: “Bu binada herkes normaldir. Lütfen sıra dışılıklarınızı kapıda bırakınız.” Emmi Bevensee’nin “Genetic Engineering Against Neuro-Normativity!” yazısı tam da bu apartmanı hedef alıyor:“Benim gibi beyinleri, bedenleri, cinsiyetleri, yönelimleri farklı olanları, yani nöro-çeşitli insanları ‘düzeltmeye’ çalışan dünyaya karşı,

okumak için tıklayınız

Engelliliğim Bir “İmalat Hatası” mı, Yoksa Fabrikanın Bizzat Kendisi mi?

Devon Price bir cümle kuruyor: “My disability is manufactured.” – Engelliliğim üretilmiş bir şey. Yani diyor ki:“Bende bir farklılık var, evet. Ama beni esas ‘engelli’ hâle getiren, bu dünyanın tasarlanış biçimi.” 1. Havalimanında Sinir Sistemine Pusu Kurmak Price, yazısına bir havalimanı sahnesiyle başlıyor: arkada bangır bangır TikTok’lar, hoparlörden bağıran telefon konuşmaları, dandik reklam müzikleri, Roblox

okumak için tıklayınız

Çocuklar, Eşyalar ve “Sevgi Faturası”

Diyelim ki İstanbul’un eski bir semtindeyiz.Dar sokaklı, çamaşırların iplerde sallandığı, herkesi herkesin tanıdığı bir mahalle. Bir evin kapısını aralıyoruz: Salon, müze gibi.Plastik koruyuculu koltuklar, camlı vitrinde hiç dokunulmayan fincan takımları, duvarda altın varaklı çerçeveler, sehpanın üzerinde asla yakılmayan mumlar… Çocuk odasına geçiyoruz:Duvarlar çizgi film kahramanlarıyla kaplı, yatağın üstü oyuncaklarla dolu; kitaplıkta “erken STEM gelişimi” vaat

okumak için tıklayınız

Mutluluk hapı yutmak mı, hayatı değiştirmek mi?

“Imagine a society that subjects people to conditions that make them terribly unhappy, then gives them the drugs to take away their unhappiness… Instead of removing the conditions that make people depressed, modern society gives them antidepressant drugs.”— Theodore Kaczynski Şöyle çevrilebilir: “İnsanları son derece mutsuz edecek koşullara maruz bırakıp sonra da bu mutsuzluklarını ortadan

okumak için tıklayınız

O Pek “Muntazam” Sofradaki Canavar: “Normal Bir Aile” Denen O Acayip Maskaralık Üzerine Bir Kıssa

Geçen gün, bu “A Normal Family” (Yani, Normal Bir Aile) ismindeki, Kore diyarından çıkma bir acayip hikâyenin filmini izledim. Adına bakıp da aldanmayın sakın! “Normal” dedikleri şeyin, o en pespaye, o en çürümüş ahlaksızlığın bir süslü kılıfı olduğunu, insanın suratına bir tokat gibi çarpıyorlar. Gelin, bu “pek muntazam” sofradaki o tekinsiz curcunaya, aklımız erdiğince bir

okumak için tıklayınız

Kabadayının Diz Çöküşü: Ruhun O Kutsal Kudreti (Phallos) Neden Bir “Teslimiyet” Ürünüdür?

Yazan: Jungish Biz “erkeklik” deyince, “kudret” deyince aklımıza ne gelir? Güç, iktidar, yumruk, kaba kuvvet, “benim dediğim olacak” narası, değil mi? Lakin bu Jung mektebinin o pek bilge hanımefendileri (Marion Woodman gibi) çıkıp diyor ki: “Durun bakalım efendiler! Sizin o ‘kudret’ diye taptığınız şey, o ruhsuz, o kaba saba ‘fallus’tur. Asıl marifet, o büyük ‘P’

okumak için tıklayınız

Sağlıklı Yaşamın Yeni Anahtarı: Doğal Dönüşüm Yolculuğu

Sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralamak isteyenler için kilo verme, iştah kapatma ve sigara bırakma gibi zorlu hedefler artık erişilebilir hale geliyor. Biyorezonans terapisiyle desteklenen bu yenilikçi yaklaşımlar, vücudun doğal dengesini yeniden kurarak kalıcı değişimler vaat ediyor. Binlerce insanın başarı hikayesiyle dolu bu yöntemler, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı ön plana çıkararak, günlük hayatı dönüştürme

okumak için tıklayınız

Efendiler! Şu İngiliz’in Nergis Çiçeği Merakı da Nedir? (Bir William Wordsworth Vakası)

William Wordsworth’ün hayatı ve felsefesini biliyor musunuz ? Bu yazıda birazcık edebiyat yapalım dedik. Sabır. Ey okuryazar takımından olanlar ve dahi lafın kime battığını merak edenler! Durun da size bu sefer, bizim Pera’nın, Galata’nın acayip tiplerinden değil de, ta o sisli, puslu, makine dumanından göz gözü görmeyen İngiltere’den bir zat-ı muhteremin, daha doğrusu bir “doğa

okumak için tıklayınız