2013 Dünya Öykü Günü Bildirisi / Öykü Yaşamın Sesidir – Mustafa Balel

Varoluşundan bu yana yaşamın ve ölümün gizlerini çözmeye çalışan insanoğlu, içindeki ve dışındaki dünyaya sonsuz bir yolculuktadır hep. Hayata sorular sorarak yanıtlarını bulmaya çalışır. İşaretlerle, çizgiyle, sesle, sözle? Böylece bugün edebi türler içinde insan yaşamının ayrılmaz parçası olan öykü doğmuştur.
Kökeni çok eski çağlara dayanan öykü, soyut, somut dünyanın arakesitinde gezinerek, insanın kendi varlığıyla, canlı, cansız, bütün öteki varlıklarla ve yaşamlarla yüzleşmesini sağlar.
Öykü yaşamın sesidir, kimi zaman öfkelenen, kimi zaman gülen, ağlayan, haykıran, ama hep konuşan, fısıltılarla ya da olanca sesiyle? Sıradan telaşların içinde koşuştururken incelikleri göz ardı eden insana, yaşamın sesini böyle duyurur. Yitirdiği değerleri anımsatırken, daha güzel bir yaşam özlemini de getirip koyar beynine, yüreğine.
Kendini göstermeden vardır o; her an içimizde, karşımızda, yanımızda. Bir dostumuzun, yoldan geçen bir insanın yüzüne, bakışlarındaki ışığa ya da karanlığa bakmamız yeter öyküyü görmek için.
Görünenin altında görünmezi bulup çıkarandır öykü. Çoğu kez farkına bile varmadan her an elimizin altında olan ama derinlerde yattığı için herkesin göremediği, ancak öykücü denen cerrahın elindeki neşterin ortaya çıkarmayı başardığı bir değerdir öykü.
Her insanın bir öyküsü vardır. Çoğu kez görmezden gelsek de nesnelerin bile öyle? İnsanoğlu son nefesini verdiği ana kadar da olacaktır öyküsü. Hatta kendinden sonra da bir süre devam edecektir. Kimininki kısa bir süre, kimininki biraz daha uzun, bazılarınınki ise sonsuza dek sürecektir.
İnsanoğlu bazen anlatan, bazen anlatılan kişi, bazen de anlatı eyleminin doğrudan içeriği olarak doğduğu günden beri öyküyle iç içedir hep. Onunla haşır neşirdir. Kısacası insanlığı ilgilendiren bir türdür öykü. Bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır onlar. İnsan öyküyü var ederken, öykü de insanın varoluş alanını genişletme çabası içindedir. Hedefi insandır. Onun mutluluğudur, özgür ve barış içinde bir yaşam sürmesidir.
Eskimeyen bir türdür öykü. Yaşamın genişlik ve devingenliği içinde sürekli var olan, sürekli kendini yenileyen. Okuruna her okuyuşunda yeni katmanlarda yolculuk olanağı sunarak, sonsuz aynaya düşen aksini görmesini ve böylece sonsuzlukta kendisiyle buluşmasını sağlar.
Yaşama sanatının inceliklerini yansıtan öyküye, yaşamın sesine dünyanın hiçbir yerinde üvey evlat gözüyle bakılmadığı öykülü günler dileğiyle?

MUSTAFA BALEL

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Geçilen Yollar – Mehmet Söğüt

Cennet Bilek'i ilk romanlarıyla tanıdım. Duygu dolu ve ezilenden yanaydı. Bir Türk olarak Kürt'tü. Alevi, solcu ve anarşist... Aykırıydı alabildiğine....

Kapat