Ay: Şubat 2026

İş Arayışında Rekabet Avantajı Olarak Öz Farkındalık

Günümüz iş piyasası, geçmişe kıyasla çok daha rekabetçi ve karmaşık bir yapıya sahip. Aynı pozisyon için onlarca, hatta yüzlerce adayın başvurduğu bir ortamda, teknik beceriler tek başına yeterli olmuyor. İşte tam bu noktada öz farkındalık, adaylar için güçlü bir rekabet avantajına dönüşüyor. Kişinin kendini tanıması, yalnızca doğru işi bulmasına değil, aynı zamanda uzun vadede daha

okumak için tıklayınız

Victor Hugo ‘dan Seçme Şiirler

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı? Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından

okumak için tıklayınız

Ekonomik Pragmatizmden Patolojik Hırsa: Puşkin’in Maça Kızı Öyküsünde Hermann’ın Ahlaki Çöküşü

Aleksandr Puşkin’in Maça Kızı (Pikovaya dama, 1834) öyküsü, Rus edebiyatında modern bireyin arzu ekonomisini en erken teşhis eden metinlerden biridir. Hermann karakteri, Puşkin’in döneminde yükselen yeni toplumsal-tipolojik figürün—hesapçı, rasyonel, bireyci ve yükselme arzusuyla dolu proto-burjuvanın—örneklerinden biridir. Bu özellikleriyle Hermann, Auerbach’ın modern gerçekçilikte tanımladığı “içsel çatışmayı belirleyen birey” formuna yaklaşır (Auerbach, 1946/2003, s. 458).Ancak Puşkin bu

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Ölü Canlar (1842) adlı eserinde yer alan Çiçikov’un Babasıyla İlişkisi (VİDEO)

Bu video, Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar romanındaki başkarakter Çiçikov’un babasıyla olan sorunlu ilişkisini çeşitli psikanalitik teoriler üzerinden inceler. Çalışma; Freud, Adler, Lacan ve Winnicott gibi düşünürlerin yaklaşımlarını kullanarak karakterin çocukluk döneminde yaşadığı duygusal ihmalin yetişkinlikteki davranışlarını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyar. Yazara göre babanın ahlaki değerler yerine sadece maddi kazancı öğütlemesi, Çiçikov’da çarpık bir süperego ve toplumsal maskelerden oluşan sahte bir benlik yaratmıştır. Video, karakterin ölü köylüleri satın alma saplantısını,

okumak için tıklayınız

Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar romanındaki Pavel İvanoviç Çiçikov’un çevresindekiler mi saftır, yoksa çıkar ortaklığı mı içindedirler?

Gogol’ün Ölü Canlar romanında Çiçikov’un etkileşime girdiği toprak sahiplerini tek bir kalıba sokmak zordur; ancak genel tabloya bakıldığında karşımızda “saf” insanlardan ziyade, ahlaki bir çürüme ve derin bir bencillik içerisinde yaşayan figürler bulunur. Çiçikov’un başarısı, bu karakterlerin saflığından değil, her birinin kendi özel kusuruna (açgözlülük, hayalperestlik, cimrilik veya kaba bir pragmatizm) uygun bir maske takabilmesinden gelir. İşte karakterler üzerinden

okumak için tıklayınız

Projektif Teknik İle Bir Çalışma: Çocukların Kişisel Eşyalarına Dair Algılamalarına İlişkin Cümle Tamamlama Tekniğinin Uygulanışı

ÖZET Eşyalar konuşamıyor, acaba konuşsalar neler söylerlerdi size ?” denilerek çocuklardan kişisel eşyalarına dair yanıtlar alınmıştır. İÇERİK Bireyleri  tanıma   tekniklerinden  birisi  de  projektif (yansıtmalı) bir teknik olan cümle tamamlama  ile veri toplamaktır. “Projeksiyon”  sözcüğü  Freud  tarafından ortaya konmuştur.  “Projektif  testler” deyimi  ilk  kez 1939  yılında  Amerikalı  psikolog  Lawrance  K. Frank tarafından  bir  test grubu  için 

okumak için tıklayınız

EVLİLİK TİPLERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA

ÖZET Evlilik, bireyci topluluklarda ve toplulukçu toplumlarda evlilik ve evlilik tiplerinden söz edilmiş, eşinizle aranız nasıl testi ile yazı sonlanmıştır İÇERİK Evlilik  : İnsan yaşamını pek çok yönüyle etkileyen evlilik kurumu, yaklaşık 4000 yıllık bir tarihe sahiptir. Tarihte bilinen en eski evlilik belgesi ise Yahudilere ait olan ve Aramca yazılmış İ.Ö 5. yy’a ait bir

okumak için tıklayınız

2026 Güncel Hurda Fiyatı Listesi

2026 yılına girerken hurda fiyatları her zamankinden daha fazla merak ediliyor. İnşaat sektöründen sanayi üretimine, küçük esnaftan büyük fabrikalara kadar herkesin gözü hurda piyasasında. Çünkü hurda dediğimiz şey, aslında ekonominin nabzını tutan önemli bir göstergedir. Döviz kuru, emtia borsaları, arz-talep dengesi… Hepsi hurda piyasasını doğrudan etkiler. Biz bu yazıda 2026 güncel hurda fiyatları hakkında kapsamlı

okumak için tıklayınız

Antonio Gramsci’nin Hapishane Defterleri’ndeki en güçlü kavramlardan biri olan INTERREGNUM çağında mıyız?

Antonio Gramsci’nin Hapishane Defterleri (Quaderni del carcere) içinde formüle ettiği en çarpıcı gözlemlerden biri olan Interregnum (Fetret Devri), tarihsel bir tıkanıklığı ve bu tıkanıklığın yarattığı “canavarlıklar” dönemini betimler. Gramsci bu durumu şu ünlü pasajla tarif eder: “Eski dünya ölüyor, yenisi ise bir türlü doğamıyor; bu alacakaranlıkta (interregnum) çok çeşitli hastalık belirtileri [canavarlıklar] ortaya çıkar” (Gramsci, Selections from the Prison Notebooks, 1971). Günümüz

okumak için tıklayınız

Bütün Şiirleri (Dol Karabakır Dol) – Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bedri Rahmi Eyüboğlu (1913-1975); İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde (şimdiki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı’nın öğrencisi, Paris dönüşündeyse, aynı kurumda öğretim üyesi oldu. Dol Karabakır Dol’daysa, Eyüboğlu’nun Yaradana Mektuplar’dan Karadut şiir ve resimlerine, Tuz’dan Yayımlanmamış Şiirlerine, Halk Edebiyatından özgün biçimde beslendiği sanatının bütün şiir verimi yer alıyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu: Şiirimizin

okumak için tıklayınız

Çıkar ile vicdan çatıştığında insan hangisini seçmeye daha yatkındır?

İnsan davranışları üzerine yapılan psikolojik ve nörobiyolojik araştırmalar, çıkar (self-interest) ile vicdan (moral conscience) arasındaki çatışmanın, basit bir “iyi-kötü” seçiminden ziyade, karmaşık bir bilişsel süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Bilimsel literatür, insanın bu çatışmada hangi tarafı seçeceğinin bağlama, nörolojik aktiviteye ve rasyonalizasyon mekanizmalarına bağlı olduğunu gösterir. Bu ikilemin dinamikleri üç ana bilimsel çerçevede incelenebilir: 1. Evrimsel ve Ekonomik

okumak için tıklayınız

“Eğer havaya atılan bir taş düşünebilseydi, kendi isteğiyle yere düştüğünü sanırdı.” Spinoza’nın bu düşüncesi özgür iradeye yöneltilmiş bir eleştiri midir? 

Spinoza’nın Ethica adlı eserinde (ve özellikle mektuplarında) yer verdiği bu taş metaforu, felsefe tarihinde özgür iradeillüzyonuna yönelik yapılmış en radikal ve en etkili eleştirilerden biridir. Bu düşünce, insanın kendi eylemlerinin nedenlerinden habersiz olduğu sürece kendini “özgür” sandığı tezine dayanır. 1. Spinoza ve “Özgürlük” Yanılsaması Spinoza’ya göre evren, katı bir determinizm (belirlenimcilik) ile yönetilir. Her olay, kendinden önceki bir

okumak için tıklayınız

Sanal Sunucu Faydaları – VDS Kiralama Teknolojisi

Dijital dünyanın hızla genişleyen sınırları içinde, bir web sitesine, bir mobil uygulamaya veya internet üzerinden çalışan herhangi bir sisteme sahip olmak artık sadece büyük şirketlerin tekelinde değil. Bugün evinden çalışan bir girişimci de, global çapta satış yapan bir e-ticaret devi de aynı dijital vitrini kullanıyor. Ancak bu vitrinin arkasında yatan güç, başarı ile başarısızlık arasındaki

okumak için tıklayınız

Winnicott’a Göre Jung İle Freud Arasındaki Kopuşun Nedenleri

D.W. Winnicott, Jung’un otobiyografisi Anılar, Düşler, Düşünceler üzerine yazdığı eleştiride, Jung ile Freud arasındaki kopuşu entelektüel bir anlaşmazlıktan ziyade, Jung’un kendi ruh sağlığını koruma zorunluluğuna dayanan klinik bir nedensellikle açıklar. Winnicott’un analizine göre bu kopuşun temel dinamikleri şunlardır: 1. “Psikotik” ve “Nevrotik” Zemin Farkı Winnicott’a göre Freud ve Jung, temelde farklı psikolojik zeminlerde çalışıyorlardı. Freud,

okumak için tıklayınız

Su Gittiğinde Susanlar: Fontamara’dan Türkiye’ye – Luna Madanoğlu

Değerli bir arkadaşım ile sohbet ederken Fontamara’yı keşfettim.. Fontamara, bana kalırsa bir köy hikâyesi değil.Bir suskunluk hikâyesi.Fontamara’da insanlar konuşmayı bilmiyorlar, çünkü konuşmanın bir karşılığı yok. Ne söylesen boşluğa düşüyor. Su hakları ellerinden alınıyor, toprakları kandırılarak çalınıyor, yasa denilen şey hep başkaları için çalışıyor. Onlar ise hâlâ “belki yanlış anlamışızdır” diye düşünmeye devam ediyor. Asıl trajedi

okumak için tıklayınız

Jung’un “Yeniliği” Bir Bilimsel Devrim mi, Yoksa Parçalanmış Bir Ruhun Hayatta Kalma Kılavuzu mu?

Carl Gustav Jung dendiğinde aklımıza ne gelir? Bilge bir şifacı, arketiplerin kâşifi, ruhun derinliklerine inen cesur bir kahraman mı? Belki de bu romantik tabloyu biraz kazımanın ve “Jung”un ardındaki gerçeğe, yani o dönemin ruhuna ve Jung’un kendi ruhsal patolojisine bakmanın zamanı gelmiştir. Jung’un psikiyatriye getirdiği “yenilik” olarak gördüğümüz şeyler –Kolektif Bilinçdışı, Benlik (Self), Bireyleşme– gerçekten

okumak için tıklayınız

Jung ve İlk Psikiyatrik Çalışmaları

Jung’un Zürih’teki Burghölzli Akıl Hastanesi’nde 1900 yılında başlayan asistanlığı ve ardından gelen ilk psikiyatrik çalışmaları, dönemin yerleşik psikiyatri anlayışından radikal bir kopuşu ve hastanın iç dünyasını anlamaya yönelik yeni yöntemlerin geliştirilmesini kapsar. 1. Literatürü Tarama ve Gözlem Dönemi Jung, 1900 yılının Aralık ayında göreve başladığında, kendini adeta bir “dünya manastırına” kapanmış gibi hissetmiştir. Psikiyatrik düşünce

okumak için tıklayınız

Jung’un Parapiskoloji, Okültizm, Simya, Gnostisizm ve Astrolojiyle İlişkisi Nasıl Başlamıştır ?

Jung’un parapsikoloji, okültizm, simya, astroloji ve mistisizm gibi “bilim dışı” görülen alanlara olan ilgisi, çocukluğundaki açıklanamayan deneyimlerden başlayıp, üniversite yıllarındaki somut olaylarla pekişen ve olgunluk döneminde tarihsel/psikolojik bir zemine oturan ömür boyu süren bir araştırmadır. 1. Parapsikoloji ve Okültizm: Üniversite Yılları ve “Poltergeist” Olayları Jung’un bu konulara bilimsel merakı üniversite yıllarında başlamıştır. Bir arkadaşının babasının

okumak için tıklayınız

Jung ve Nietzsche

Jung’un Nietzsche okumaları ve ona dair değerlendirmeleri, hayranlık, korku ve derin bir psikolojik analizin iç içe geçtiği karmaşık bir süreci yansıtır. Jung, Nietzsche’yi kendisi için hem bir “paralel kader” hem de büyük bir “uyarı levhası” olarak görmüştür. Jung’un Nietzsche ile ilgili deneyimi ve değerlendirmeleri şu başlıklar altında toplanabilir: 1. Başlangıçtaki Çekince ve Korku Jung, tıp

okumak için tıklayınız

Genç Jung’un Yol Ayrımı: Üniversite Yılları, Yoksulluk ve Ruhların Peşinde

Carl Gustav Jung dendiğinde aklımıza genellikle yaşlı, bilge, pipo içen ve insan ruhunun derinliklerini çözen o ikonik figür gelir. Ancak Jung her zaman böyle değildi. 19. yüzyılın sonlarında Basel Üniversitesi’nin koridorlarında dolaşan Jung; parasızlık çeken, geleceği hakkında kararsız ve içinde taşıdığı iki farklı kişilikle boğuşan genç bir öğrenciydi. Bu yazıda, analitik psikolojinin kurucusunun üniversite yıllarında

okumak için tıklayınız