Zindandaki Hürriyet: Bir İskoç Kabadayısının İbretlik Değişimi Üzerine Bir Kıssa
Yazan: Jungish
Azizim,
İnsan ruhu ne acayip bir muamma, ne tekinsiz bir dehlizdir! İçinde hem bir melek saklar hem de bir canavar… Bazen de bu ikisi yer değiştirir de, aklımız hayalimiz durur. Geçen gün elime, İskoçya diyarından, Jimmy Boyle isminde, vaktiyle o memleketin en azılı, en eli kanlı kabadayısı olarak nam salmış bir herifin kendi hayatını kaleme aldığı bir kitabın hikâyesi geçti. Adı da pek bir manidar: “Bir Hürriyet Hissi” (A Sense of Freedom).
“Aman efendim,” dedim, “ömür boyu hapse mahkûm edilmiş bir caninin ‘hürriyet’ ile ne işi olur?” Lakin okudukça, bu meselenin bizim bildiğimiz o demir parmaklık hürriyetinden bambaşka bir şey olduğunu anladım. Gelin, bu “canavardan sanatkâra” dönüşen adamın o akıl almaz masalını bir deşelim.
Birinci Perde: Glasgow’un En Korkulan Canavarı
Evvela bu Jimmy Boyle denilen adamı bir tanıyalım. Bu, efendim, öyle bizim mahallenin serserisi, külhanbeyi gibi bir şey değil. Bu, tam bir cani! Glasgow şehrinin o en tekinsiz sokaklarında nam salmış, tefecilikten soyguna, her türlü rezaletin içinde… En sonunda da, bir başka kabadayının, William Rooney denilen bir herifin canını almaktan, yani katilden içeri tıkılmış.
Hâkim ona “ömür boyu” deyince, o bunu “eğlence başlasın” diye anlamış! Girdiği hapishanede yapmadığı rezalet kalmamış. Gardiyanlara saldırmış, isyan çıkarmış, kavga gürültü… Hatta bir vakit, o meşhur “kirli protesto” denilen illete bulaşmış; hücresini kendi pisliğiyle sıvamış, adeta bir hayvandan beter bir halde yaşamayı seçmiş. O vakitler, bütün İskoçya ona “en vahşi adam” diye lakap takmış. Islâh olmaz, iflah olmaz bir canavar gözüyle bakmışlar.
İkinci Perde: O Acayip “Tedavi” Yöntemi
İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Bütün gardiyanlar, müdürler bu adamdan ümidi kesmişken, Barlinnie Hapishanesi’nde bir “Hususi Birim” açmışlar. Bu, bir nevi “son çare” deneyiymiş. Demişler ki, “Bu vahşi mahluka falaka, sopa kâr etmiyor. Bir de başka bir şey deneyelim.”
Ne mi yapmışlar? Bu azılı caninin, o pislik içindeki hücresine gelip, eline bir kalıp çamur (kil) vermişler! “Al,” demişler, “bununla oyna!”
Düşünün o manzarayı! Ömrü kanla, demirle, zorbalıkla geçmiş bir adamın eline, bir çocuğun oyuncağını, bir çömlekçi çamurunu veriyorlar… Herkes “Bu delilerle uğraşılmaz,” diye alay etmiş.
Üçüncü Perde: Çamurdan Doğan “Hürriyet”
Lakin o akıl almaz hadise orada olmuş! O “vahşi adam” Jimmy Boyle, o çamura dokunduğu an, içinde bir şey değişmiş. O, öldürmek için kullandığı o kaba saba kuvveti, o çamura şekil vermek, o çamurdan bir suret çıkarmak için kullanmaya başlamış.
O çamur, onun elinde bir büst, bir heykel olmuş. O isyanı, o hiddeti, o nefesi kesen öfkesi, bir sanat eserine dönüşmüş. Ve adam, o dört duvar arasında, o çamurun içinde, ömründe hiç hissetmediği bir şeyi hissetmiş: Hürriyeti!
Kendi hayatını, o “Bir Hürriyet Hissi” kitabını da işte o zindanda, o çamurlu elleriyle yazmış.
Velhasıl Kelam: Asıl Zindan Neresidir?
Bu kıssadan çıkan hisse pek acı, pek de derindir azizim.
- Bu adam, Glasgow sokaklarında, elinde bıçak, harç keserken “hür” müydü? Yoksa o an, kendi öfkesinin, kendi canavarlığının esiri miydi?
- Hürriyet dediğimiz, demir parmaklığın dışında olmak mıdır? Yoksa o parmaklığın içinde bile, ruhunun içindeki o canavarı terbiye edip, ondan bir “sanat” yaratabilme marifeti midir?
Bu Jimmy Boyle denilen adam, o en azılı canavarken, aslında ruhunun en karanlık zindanındaymış. Asıl hürriyetini, o “ıslah olmaz” denildiği, o pislik içindeki hücrede, eline o bir kalıp çamuru alınca bulmuş.
Demem o ki, bu dünya acayip bir tımarhanedir. Bazen en hür görünenimiz en büyük köledir; bazen de en karanlık zindandaki mahkûm, içindeki o canavarı bir sanatkâra çevirerek, hepimizden daha hür bir ruha kavuşuverir. İnsan ruhu, ne acayip bir muamma vesselam!
#JimmyBoyle #ASenseofFreedom #Hürriyet #Zindan #Psikoloji #SuçveCeza #Sanat #Heykeltıraş #HüseyinRahmiGürpınar #İbretlikHikaye #IslahOlmak