Mahallenin Tek Adam Sevdası: “Tek Nizam, Tek Huzur” Yalanı Üzerine Bir Kıssa

Yazan: Jungish

Azizim,

Bizim ruhumuzda öyle bir zaaf, öyle bir tembellik var ki, “Keşke biri gelse de, bütün bu kargaşayı, bu gürültüyü, bu kavgayı bir anda bitirse!” diye hayıflanırız. Bu “Tek Nizam, Tek Huzur” sevdası, işte bu tembel arzumuzun ete kemiğe bürünmüş halidir.

Birinci Sual: Huzur, Zindanın Adı mı?

Şimdi, bu paşalar bize ne vaat ediyor? “Tek Millet” olursak, “Tek Nizam” kurarsak, o vakit “Huzur” gelecekmiş.

İyi, hoş… Lakin bu nasıl bir huzur olur?

Düşünün ki, bizim ahşap konağın içinde, çoluk çocuk, karı koca, hepsi yaşıyor. Tartışıyorlar, fikir ayrılığına düşüyorlar, bazen yüksek sesle kavga ediyorlar. Lakin bu sesler, bu gürültü, o evin “yaşadığına” delalettir.

Şimdi bir zorba gelse, eline bir kırbaç alsa ve dese ki: “Bundan sonra bu konakta tek bir ses bile çıkmayacak! Kimsenin fikri, diğerinden farklı olamaz!” ve herkesi bir odaya kilitleyip, ağızlarına da birer bant yapıştırsa… Konakta bir huzur sağlanır, değil mi? Mutlak bir sükûnet.

Lakin bu sükûnet, hayatın sükûneti mi, yoksa zindanın sükûneti mi olur?

Elbette zindanın! Bu yüzden bu filozoflar der ki, “Huzur-u Mutlak” (Absolute Peace) dediğiniz şey, genellikle “Mezarlığın Huzuru”dur. Canlı olan her şeyde çatışma, ikilik, çelişki (diyalektik) vardır. O çatışmayı bitirmeye kalkan, hayatın kendisini öldürür!

İkinci Sual: Rekabet Olmazsa, Bakkalımız Ne Olur?

Bu “Tek Nizam” sevdasının en büyük tehlikesi, bizim gündelik hayatımıza, yani o pek sevdiğimiz ameleliğe, alışverişe bile sirayet etmesidir.

Düşünün ki, bizim mahallede üç bakkal var: Hacı Şükrü, Ali Efendi, bir de o yeniyetme, zıpır Osman… Bunlar birbirleriyle rekabet ediyorlar. Biri ekmeği ucuzlatıyor, öteki peyniri taze tutuyor. Bu “kavga”, kime yarıyor? Elbette bize, müşterilere!

Şimdi bir paşa gelse ve dese ki: “Yeter bu kavga! Bundan sonra mahallemizde sadece Tek Bakkal olacak!” Ne olur? O bakkal, tezgahına ne koysa onu yutmak zorunda kalırsın. İstediği fiyatı çeker, istediği hizmeti verir. Ona “Tek Bakkal” diye tapan, aslında kendi cebine, kendi iradesine ve kendi midesine ihanet etmiş olur.

İşte o “Tek Millet, Tek Huzur” lafı da budur. O, bütün fikirleri, bütün sesleri, bütün itirazları, tek bir tezgâha koyup, bizi de o tezgâhın boyun eğen müşterileri yapmaya çalışır.

Velhasıl Kelam: O Slogana Dikkat Edin!

Bu acayip sloganlar, bu basit vaatler, insanın o en büyük zaafına, yani düşünme zahmetinden kurtulma arzusuna oynar. “Tek” olmak, “kolay” olmak demektir.

Lakin biz biliyoruz ki, insanın ruhu da, şu koca kâinat da, o pek karmaşık, o pek çatışmalı yapısıyla güzeldir. O çatışma, o kafa karışıklığı, o “iki” ve “üç” olma hali, yaratıcılığın, hürriyetin ve asıl saadetin kaynağıdır.

Bize “Tek Nizam” sözü verenlerden korkun! Çünkü onlar, bize “huzur” değil, sadece kendi tahakkümlerinin sükûnetini, o mezarlık sükûnetini satmaya çalışıyorlar. O slogana aldanmayın, o sükûneti reddedin ve kendi konaklarınızın içinde, gürültüyle, itirazla, fikir kavgasıyla yaşamaya devam edin! Zira asıl hayat, o gürültüde gizlidir vesselam.


#TekHuzur #Totalitarizm #SiyasiFelsefe #SistemEleştirisi #Milliyetçilik #BirlikYalanı #Çatışma #Huzur #Edebiyat