Cüzdanın Defteri ile Gönlün Hülyası: Kapitalizm Dediğin Sadece Para mıdır?
Aman efendim, şu dünyanın haline şaşıp kalmamak elde değil! Bizim mahallede de vardır o pek paragöz insanlar… Sürekli, “Daha çok, daha çok!” diye debelenir dururlar.
Diyorlar ki: Kapitalizm, öyle bizim sandığımız gibi tek bir mahluk değildir. O, üç surette gezer: Mefhum (Concept), Hülya (Idea), ve Suret (Image)!
Yazan: Junsigh
Azizim,
Bizim o eski usul kahvehanede, “Kapitalizm nedir?” diye sorsan, herkesin cevabı hazırdır: “Paragözlüktür, patronun amele hakkını yemesidir, faizdir, zulümdür!” Lakin bu ecnebi âlimler, bu meselenin çok daha kurnaz, çok daha sinsi bir plan olduğunu anlatıyorlar.
Birinci Suret: Kapitalizm Olarak “Mefhum” (O Soğuk Hesap)
Bu, efendim, işin en çıplak, en acımasız tarafıdır. Bu, Bakkal Şükrü Efendi’nin o kilitli duran veresiye defteridir. Bu, sadece sayılardan, borçtan, kardan, eksik kalan haktan ibarettir.
- Mefhum dediğin, Fabrikatör Süleyman Bey’in senin kol gücünle, alın terinle ne kadar zenginleştiğinin o soğuk, o duygusuz, o matematiksel hesabıdır.
- Bu, “ücret” denilen o ince ipliktir. Seni karnını doyurmak için ille de bir efendiye kapağı atmaya mecbur eden o zorlu nizamdır.
- Bu, ruhsuz, mantıklı ve asla merhamet bilmez. Bu, Kapitalizmin Gerçeğidir.
İkinci Suret: Kapitalizm Olarak “Hülya” (O Parlak Yalan)
İşte asıl curcuna, asıl sinsi plan burada başlar! Eğer kapitalizm sadece o soğuk defterden ibaret olsaydı, kimse bu çarka bir saniye bile katlanmazdı. İnsanlar, o Mefhum’a katlanmak için, onun o pek süslü, o pek fiyakalı kardeşine, yani Hülya’ya inanmak zorundadırlar!
- Hülya dediğin, senin ruhuna zerk edilen o tatlı zehirdir. “Çok çalışırsan sen de patron olursun!”, “Sen de bir gün o büyük köşkte oturursun!”, “Sen de o piyango biletini tutturabilirsin!” diye sana fısıldanan o bitmez tükenmez vaattir.
- Bu, sadece bir ekonomi sistemi değil, bir iman sistemidir. İnsanların gözüne sokulan o parlak arabalar, o şık hayatlar, o pek mutlu reklam afişleridir.
- Bu, Bakkal Şükrü Efendi’nin o soğuk defteri gizlerken sana söylediği o güler yüzlü yalandır: “Gayret et evladım, bak ben ne oldum!”
Velhasıl Kelam: O Defteri Yırtmak İçin, Evvela Hülyayı Yıkmak Gerekir
Bu ecnebi âlimlerinin tahlilinin can alıcı noktası da budur azizim: O Hülya (parlak yalan), o Mefhum’un (acı gerçek) bekçisidir! İnsanlar o Hülya’ya inandıkları sürece, o soğuk defterin hükmü devam eder.
Sen, kapitalizmi sadece o defterin rakamlarına bakarak alt edemezsin. Sen, amele sınıfına, “Patron seni sömürüyor!” diye bağırdığında, o amele sana döner der ki: “Haklısın, ama o Hülya gerçekleşirse, ben de o sömüren olacağım! O yüzden sus!”
Diyeceğim o ki, bu nizamın değişmesini istiyorsak, sadece fabrikanın kapısını çalmak yetmez. Önce insanların ruhundaki o paragözlük ateşini, o büyük ikramiye hülyasını, o yanıltıcı imanı söndürmek gerekir. Çünkü bu millet, parayı kazanmaktan çok, parayı kazanma hayaline âşıktır! Ve o aşk sürdükçe, o soğuk defter, kilitli kalmaya devam edecektir vesselam.
#Kapitalizm #İdeoloji #Mefhum #Hülya #Marksizm #SistemEleştirisi #ParaHülyası #Felsefe #Sosyoloji