Eski Normale Dönmek mi, Yeni Bir Sen Yaratmak mı? Kendi Hayatımızın Yaratıcısı Olmak
Hepimiz hayatımızın bir döneminde kendimizi çıkmazda hissetmişizdir. Belki ağır bir depresyon, belki yıkıcı bir ilişki döngüsü, belki de içinden çıkamadığımız bir kaygı bozukluğu… Böyle anlarda terapiye veya bir uzmana başvurduğumuzda genellikle tek bir dileğimiz vardır: “Lütfen beni eski, sorunsuz ve normal halime döndür.”
Ancak insan zihni bozulan bir saat veya sıfırlanması gereken bir makine değildir. Psikolojik süreçlerimiz, tıpkı Herakleitos’un sürekli akan nehri gibi, yaratıcı bir şekilde sürekli yeni biçimler oluşturur. Kişisel yaşamımızın bu “yaratıcı doğasını” kavramak, iyileşme sürecimize ve psikoterapiye bambaşka bir yön verir.
Eğer hayatınızda bir şeyler ters gidiyorsa, klasik yöntemlerle geçmişi eşelemek veya eski dengenizi aramak yerine şu 4 altın rehberi hayatınıza (veya terapi sürecinize) uyarlamayı deneyin:
1. Kaosun Kökenini ve İçinizdeki Kutuplaşmayı Bulun
Hayatınızda işlevsiz bir davranış, sanrı, depresif bir süreç veya bir karakter sorunu ortaya çıktığında, bu sadece rastgele bir “arıza” değildir; bu durumun kaotik bir köken noktası ve onu yaratarak sürdüren zıt kutupları vardır. Psikolojik sorunlar genellikle içimizdeki uyum ve çatışmanın bir arada yaşanmasından, birbirini güçlendiren ama aynı zamanda savaşan zıtlıkların kutuplaşmasından doğar.
- Gündelik Örnek: Aniden tükenmişlik sendromu veya panik atak yaşamaya başladınız. Olayı sadece “çok yoruldum” diyerek geçiştirmeyin. Sürekli başkalarını memnun etmeye çalışan rasyonel/obsesif yanınızla, aslında içten içe isyan eden ve yorulan duygusal/histerik yanınız arasındaki o kutuplaşmayı fark edin. İşlevsizliğinizin başladığı o kaotik kökeni tespit edin.
2. Geçmişin Suçlularını Bırakıp, Geleceğin Seçimlerine Odaklanın
Geleneksel Freudcu psikanaliz, değişimin ana kaynağı olarak hep geçmişteki çatışmaları ve tarihsel nedensellikleri (örneğin Oidipus karmaşasını) arar. Geçmişi anlamak elbette değerlidir, ancak terapi sadece bir “çocukluk arkeolojisi” kazısı değildir!
- Gündelik Örnek: Sürekli biten ve hüsranla sonuçlanan ilişkiler yaşıyorsanız, “Çocukluğumda yeterli sevgi görmediğim için hep yanlış kişileri buluyorum” diyerek geçmişin nedenselliğine saplanıp kalmayın. Sadece dünü ve bugünkü dengenizi değil; bugün yapabileceğiniz mevcut seçimleri ve gelecekteki hedeflerinizi de masaya yatırın.
3. Rastlantıları Kabul Edin, Ama “Seçimlerinizin” Üstünlüğünü Kullanın
Hayatımız üç temel gücün oyun alanıdır: Rastlantılar, neden-sonuç ilişkileri ve kendi seçimlerimiz. Başımıza gelen olaylarda rastlantının her zaman bir “önceliği” vardır (bunu kontrol edemeyiz). Ancak yaratıcılığımızın ve bilinçli seçimlerimizin de her zaman nedenlerin üzerinde devasa bir “üstünlüğü” vardır.
- Gündelik Örnek: Şirketiniz küçülmeye gittiği için işten çıkarılmanız tamamen bir “rastlantı” ve dışsal bir nedendir. Buna engel olamazdınız (rastlantının önceliği). Ancak bu krizi fırsat bilip, yıllardır hayalini kurduğunuz bambaşka bir alanda eğitime başlamaya karar vermeniz tamamen sizin yaratıcı “seçiminizin üstünlüğüdür”.
4. Eski “Normale” Dönmeyin, Yepyeni Bir Kalıp Yaratın!
İşte değişimin en devrimsel adımı budur. Geleneksel teoriler bizi hep o “evrensel ve normatif kabul edilen standart kalıplara” veya eski alışıldık dengemize (homeostaza) geri döndürmeye çalışır. Oysa hayat süreçleri çeşitlenip karmaşıklaştıkça, her zaman yeni sistemler ve yeni örgütlenme düzeyleri oluştururlar.
- Gündelik Örnek: Ciddi bir duygusal çöküş atlattıktan sonra “Sadece eski, her şeye evet diyen, neşeli halime dönmek istiyorum” demeyin. O eski standart haliniz, sizi zaten bu çöküşe götüren dengenin ta kendisiydi! Bunun yerine gelişim evresini tamamlayıp; sınırlarını çizebilen, acısından ders çıkarmış ve yepyeni bir psikolojik kalıba (yeni bir örgütlenme düzeyine) evrilmiş “yeni bir siz” yaratmaya odaklanın.
Sonuç Olarak: İnsan zihni, sadece birbirini dışlayan zıtlıkların savaştığı karanlık bir savaş alanı değil; bilinç ve bilinçdışının sinerji içinde birlikte akıp yeni burgaçlar yarattığı eşsiz bir nehirdir. Çektiğiniz acılar veya işlevsizleşen davranışlarınız bozuk bir parça değil; daha karmaşık ve daha yüksek bir seviyeye ulaşmanız için ortaya çıkmış “yaratıcı bir kaostur”. Kırık bir vazoyu eskisi gibi görünmesi için yapıştırmaya çalışmaktan vazgeçin; o parçalardan kendinize yepyeni bir heykel yapın!