
Yaşar Kemal’in çocukluk yılları, onun edebî dünyasını anlamak açısından büyük önem taşır. Ünlü yazar, henüz üç buçuk yaşlarındayken bir kurban kesimi sırasında yaşanan talihsiz bir kaza sonucunda sağ gözünü kaybetti. Biyografik kaynaklar olayın temel ayrıntıları konusunda büyük ölçüde birleşir: Kurban keserken kullanılan bıçak, halasının kocasının elinden kayarak küçük Yaşar Kemal’in gözüne saplandı. (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü)
Bu olay, yalnızca fiziksel bir kayıp olarak kalmadı. Yaşar Kemal’in çocukluk dönemindeki diğer travmatik deneyimlerle birlikte düşünüldüğünde, yazarın yaşamındaki kırılganlık, ölüm, korku ve insan-doğa ilişkilerinin arka planını anlamaya yardımcı olur. Özellikle gözünü kaybetmesinden yaklaşık bir yıl sonra babasının öldürülmesine tanık olması, çocukluk deneyimlerini olağanüstü ölçüde ağırlaştırdı. (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü)
Yaşar Kemal gözünü kaç yaşında kaybetti?
Kaynakların çoğu Yaşar Kemal’in yaklaşık üç buçuk yaşındayken sağ gözünü kaybettiğini aktarır. Bazı biyografiler yaş bilgisini yuvarlayarak “üç yaşında” şeklinde verir. Ancak ayrıntılı biyografik kaynaklarda üç buçuk yaş bilgisi daha belirgin biçimde yer alır. (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü)
Dolayısıyla olayın 1920’lerin ortalarında, Yaşar Kemal henüz okul çağına gelmeden gerçekleştiği söylenebilir. Bu ayrıntı önemlidir; çünkü çocukluk döneminde meydana gelen ağır bir fiziksel travma, bireyin sonraki yaşamındaki hatıralarını ve kendilik algısını etkileyebilir.
Kurban Bayramı sırasında ne oldu?
Yaşar Kemal’in ailesi onun için kurban kestiriyordu. Bir kurban kesimi sırasında halasının kocası, yani eniştesi, elindeki bıçağı kullanırken kaza meydana geldi. Bıçak kayarak küçük Yaşar Kemal’in sağ gözüne saplandı. Bunun sonucunda yazar sağ gözündeki görme yetisini kaybetti. (Haberler)
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Kaynaklar olayın kasıtlı bir saldırı değil, kurban kesimi sırasında gerçekleşen bir kaza olduğunu açıkça belirtir. Bu nedenle olayı değerlendirirken dönemin kırsal yaşam koşullarını ve kurban kesiminin gündelik hayat içindeki yerini dikkate almak gerekir.
Sağ gözünü kaybetmesi hayatındaki tek büyük travma değildi
Yaşar Kemal’in çocukluğu başka ağır olaylarla da şekillendi. Gözünü kaybettikten yaklaşık bir yıl sonra, henüz dört buçuk yaşındayken babasının öldürülmesine tanık oldu. Kaynaklara göre babası Sadık Efendi, camide namaz kıldığı sırada Yusuf adlı evlatlığı tarafından hançerlendi. (Haberler)
Bu olayın Yaşar Kemal üzerinde derin bir etkisi oldu. Kendi anlatımına göre babasının ölümünden sonra uzun süre yoğun bir üzüntü yaşadı ve on iki yaşına kadar kekemelik sorunu devam etti. Ayrıca türkü söylerken kekemeliğinin ortadan kalktığını ifade etti. (Haberler)
Bu nedenle Yaşar Kemal’in çocukluk dönemini yalnızca bir göz kaybı üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Fiziksel travma ile aile içindeki ölüm deneyimi kısa bir zaman aralığında üst üste geldi.
Çocukluk travmaları edebî dünyasını nasıl etkiledi?
Bir yazarın biyografisindeki travmatik olaylarla eserleri arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmak bilimsel açıdan dikkat gerektirir. Bir eserdeki belirli bir temanın mutlaka biyografik bir olaydan kaynaklandığını söylemek çoğu zaman mümkün değildir.
Bununla birlikte Yaşar Kemal’in eserlerinde ölüm, korku, şiddet, adalet, doğa, yoksulluk ve insanın hayatta kalma mücadelesi önemli temalar arasında yer alır. Çocukluk döneminde yaşadığı olaylar, bu temaları değerlendirmek için biyografik bir bağlam sunar.
Örneğin Kimsecik romanında babasının öldürülmesiyle bağlantılı çocukluk deneyimlerinin izleri görülür. Biyografik kaynaklar da Yaşar Kemal’in babasının öldürülmesi olayını bu eserinde edebî bir malzemeye dönüştürdüğünü belirtir. (9Lib)
Göz kaybı Yaşar Kemal’in yazarlığını engelledi mi?
Sağ gözünü kaybetmesine rağmen Yaşar Kemal çocukluk ve gençlik döneminde yoğun bir sözlü kültür ortamında yetişti. Halk ozanlarını, türküleri ve yöresel anlatıları yakından tanıdı. Küçük yaşlardan itibaren şiir söylemeye ilgi duydu ve halk şairlerinin etkisi altında gelişti. (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü)
Bu süreç, onun ileride oluşturacağı edebî dil açısından önem taşıdı. Özellikle Çukurova coğrafyasının sözlü kültürü, Yaşar Kemal’in anlatı dünyasının temel kaynaklarından biri hâline geldi.
Dolayısıyla göz kaybı onun edebiyatla ilişkisini ortadan kaldırmadı. Aksine, yaşam deneyimleri ile sözlü kültürün birleştiği güçlü bir anlatı dünyası ortaya çıktı.
Yaşar Kemal’in çocukluğu neden önemlidir?
Yaşar Kemal’in çocukluğuna bakıldığında birkaç önemli unsur aynı dönemde ortaya çıkar: göç, yoksulluk, fiziksel travma, aile içi şiddet, ölüm, sözlü kültür ve doğayla yakın ilişki.
Ailesi Birinci Dünya Savaşı yıllarında Van yöresinden ayrılarak uzun bir göçün ardından Çukurova’ya yerleşti. Yaşar Kemal burada farklı kültürel çevrelerin iç içe geçtiği bir toplumda büyüdü. TEİS, onun evde Kürtçe, köyde ise Türkçe konuştuğunu aktarır. (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü)
Bu nedenle yazarın çocukluk deneyimleri, yalnızca kişisel bir biyografi konusu değildir. Aynı zamanda 20. yüzyılın ilk yarısında Anadolu ve Çukurova’daki toplumsal hayatı anlamak için de önemli bir pencere açar.
Kaynakça
- Çandar, T. T. Yaşar Kemal: Bir Geçiş Dönemi Romancısı.
- Necatigil, B. Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü. Yapı Kredi Yayınları.
- Ocaklı, Y. “Yaşar Kemal.” Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü (TEİS), Ahmet Yesevi Üniversitesi. (Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü)
- Cumhuriyet. “Yaşar Kemal kimdir, nereli?” Yaşar Kemal biyografisi. (Cumhuriyet)
- Anadolu Ajansı. “Anadolu’nun güçlü sesi: Yaşar Kemal.” 27 Şubat 2026. (aa.com.tr)