
Yaşar Kemal’in edebiyat dünyasına uzanan yolculuğu, yalnızca okul eğitimiyle açıklanamaz. Onun çocukluk deneyimleri, sözlü kültür, halk şiiri, doğa ve köy yaşamıyla güçlü bir ilişki kurmasını sağladı. Ancak yazıyla karşılaşması, bu deneyimler arasında özel bir yere sahipti.
Yaşar Kemal yaklaşık sekiz yaşındayken köye gelen bir çerçinin köylü kadınlara verdiği malların karşılığını deftere yazdığını gördü. Çocuğun dikkatini çeken bu işlemin ne olduğunu sordu. Çerçi, yaptığı şeyin “yazı” olduğunu ve yazdıklarını okuyarak kimin ne kadar borcu olduğunu hatırladığını anlattı. Bu açıklama, yazıyı yalnızca bir işaretler sistemi olarak değil, insanın hafızasını koruyan bir araç olarak kavramasına yol açtı. (Scribd)
Ardından Yaşar Kemal dokuz yaşlarında okula gitmeye karar verdi. Hemite’den yaklaşık bir saat uzaklıktaki Burhanlı köyünün ilkokuluna başladı ve kısa sürede okuma yazmayı öğrendi. Kaynaklar, onun yaklaşık üç ay içinde okuryazarlık kazandığını belirtir. (Haberler)
Bu küçük çocukluk anısı, Yaşar Kemal’in ilerleyen yıllarda sözlü kültür ile yazılı edebiyat arasında kuracağı ilişkinin anlaşılması açısından önem taşır.
Çerçinin Defteri ve Yazının Keşfi
Yaşar Kemal’in yazıyla karşılaşması, geleneksel bir okul ortamında gerçekleşmedi. Bir ders kitabı veya öğretmen aracılığıyla değil, köy yaşamının ekonomik ilişkileri içinde gerçekleşti.
Çerçi, köylülerin ihtiyaç duyduğu ürünleri getiriyor ve bazı ürünleri veresiye satıyordu. Ardından borçları deftere kaydediyordu. Küçük Yaşar Kemal için bu işlem doğal olarak merak uyandırdı. Çünkü yazının işlevini henüz bilmiyordu.
Çerçinin açıklaması ise onun zihninde farklı bir bağlantı kurdu: Yazmak, unutmayı engelliyordu. Nitekim Yaşar Kemal’in çocukluk anlatısını aktaran kaynaklarda bu olay, yazıyla hafıza arasındaki ilişkinin keşfi şeklinde anlatılır. (Scribd)
Bu açıdan olay, yalnızca biyografik bir ayrıntı değildir. Aynı zamanda yazının insan belleği üzerindeki kültürel işlevine ilişkin dikkat çekici bir çocukluk gözlemidir.
“Okuyup Unutmamak” Düşüncesinin Önemi
Yaşar Kemal’in çocukluk deneyiminde unutma önemli bir mesele hâline gelir. Sözlü kültür içinde yetişen çocuk, türkülerin, ağıtların ve hikâyelerin aktarımında belleğin önemini erken yaşta fark eder.
Çerçinin defteri ise ona başka bir imkân gösterir: İnsan, bildiklerini yalnızca zihninde tutmak zorunda değildir. Yazı sayesinde bilgiyi kalıcı hâle getirebilir.
Bu düşünce, Yaşar Kemal’in ilerideki edebiyat anlayışı açısından da dikkat çekicidir. Çünkü yazar, eserlerinde Çukurova’nın insanlarını, doğasını, geleneklerini, türkülerini ve sözlü anlatılarını geniş biçimde kullandı. Atatürk Ansiklopedisi de onun ilk romanlarında Çukurova insanını, doğayla ilişkileri, halk kültürünü ve toplumsal çatışmaları temel unsurlar arasında gösterir. (Atatürk Ansiklopedisi)
Dolayısıyla çocuklukta karşılaşılan yazı, onun için sözlü kültürün karşıtı hâline gelmedi. Tersine, ilerleyen yıllarda sözlü kültürün yazılı edebiyata taşınmasına aracılık etti.
Dokuz Yaşında Okula Başlaması
Yaşar Kemal’in eğitim hayatı, dönemin kırsal koşulları dikkate alındığında ayrıca önem taşır. Kaynaklara göre dokuz yaşında Burhanlı köyündeki ilkokula başladı. Okul, yaşadığı köyden yaklaşık bir saat uzaklıktaydı. Buna rağmen eğitim görmek için bu mesafeyi aşmayı göze aldı. (Scribd)
Üstelik okuma yazmayı çok kısa sürede öğrendi. Biyografik kaynaklar, onun yaklaşık üç ay içinde okuma ve yazma becerisi kazandığını aktarır. (Haberler)
Bu noktada önemli olan yalnızca öğrenme hızı değildir. Daha önemlisi, okuma yazma isteğinin güçlü bir meraktan doğmasıdır. Çocuk, yazının ne işe yaradığını gördü ve ardından bu aracı kendisi kullanmak istedi.
Sözlü Kültürden Yazılı Edebiyata
Yaşar Kemal’in çocukluğu, güçlü bir sözlü kültür ortamında geçti. Henüz ilkokula başlamadan önce “Âşık Kemal” adıyla şiirler söylemeye ve halk şiiri geleneği içinde kendisini geliştirmeye başladı. (Anadolu Ajansı)
Bu nedenle onun edebiyat serüveninde iki farklı kültürel kanal dikkat çeker:
- Sözlü kültür: Türküler, ağıtlar, halk hikâyeleri ve âşıklık geleneği.
- Yazılı kültür: Okuma, yazma, defter ve kitap.
Yaşar Kemal daha sonra bu iki alanı eserlerinde bir araya getirdi. Özellikle Çukurova insanını anlatırken halk anlatılarının ritminden, tekrarlarından ve sözlü aktarım biçimlerinden yararlandı. Bu özellik, onu yalnızca gerçekçi bir köy romancısı olarak değerlendirmeyi yetersiz kılar. Atatürk Ansiklopedisi de onun romanlarında arketiplerden, sembollerden ve mitlerden yararlandığına dikkat çeker. (Atatürk Ansiklopedisi)
Yazının Hafıza ile İlişkisi
Yaşar Kemal’in çocukluk anısında dikkat çeken temel kavramlardan biri hafızadır. Çerçi borçları deftere yazarak bilgiyi kişisel belleğin sınırlarının dışına çıkarır.
Modern yazı kültürü açısından da yazının temel işlevlerinden biri budur. Yazı, bireyin hatırlama kapasitesini destekleyen dışsal bir bellek mekanizması oluşturur. Bu nedenle küçük Yaşar Kemal’in çerçinin davranışından etkilenmesi, basit bir çocukluk merakından daha geniş bir anlam taşır.
Üstelik bu deneyim, onun ileride yapacağı edebiyatla sembolik bir ilişki de kurar. Yaşar Kemal, Anadolu’nun sözlü kültürünü roman, hikâye ve röportaj aracılığıyla yazılı kültüre taşıdı. Böylece köylerde, tarlalarda ve halk anlatılarında yaşayan birçok ses edebiyatın kalıcı hafızasına girdi.
Yaşar Kemal’in Edebiyatındaki İlk İzler
Yaşar Kemal’in çocukluk deneyimleri, sonraki edebiyatının temel yönelimlerini anlamaya yardımcı olur. Doğa, insan, yoksulluk, toplumsal eşitsizlik, halk kültürü ve sözlü anlatım onun eserlerinde sürekli karşılaşılan unsurlardır.
Özellikle Çukurova romanlarında bölgenin insanları ve doğası merkezi bir konum taşır. İnce Memed, Teneke, Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır ve Ölmez Otu gibi eserlerde bu coğrafyanın toplumsal ve kültürel yapısı farklı yönleriyle ortaya çıkar. (Atatürk Ansiklopedisi)
Bu nedenle çerçinin defterine duyulan çocukluk merakı, Yaşar Kemal’in sonraki yazarlığını tek başına açıklamaz. Ancak bu anı, onun sözlü dünyayı yazıyla kalıcılaştırma yönündeki edebî serüvenini anlamak için güçlü bir başlangıç noktası oluşturur.
Kaynakça
- Anadolu Ajansı. (2021). Türk edebiyatının çınarı Yaşar Kemal. Anadolu Ajansı (Anadolu Ajansı)
- Anadolu Ajansı. (2022). Türk edebiyatının Anadolu’dan yükselen sesi: Yaşar Kemal. Anadolu Ajansı (Anadolu Ajansı)
- Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu. Yaşar Kemal (1923–2015). Atatürk Ansiklopedisi (Atatürk Ansiklopedisi)
- Türk Dili ve Edebiyatı. Yaşar Kemal. Türk Dili ve Edebiyatı (Türk Dili ve Edebiyatı)