
Yaşar Kemal, Türk romanında Anadolu insanını, Çukurova coğrafyasını ve halk kültürünü dünya edebiyatının büyük anlatı gelenekleriyle buluşturan özgün bir yazardır. Onun edebiyatını yalnızca yerel kaynaklarla açıklamak mümkün değildir. Yaşar Kemal, özellikle Homeros, Tolstoy, Çehov, Dostoyevski, Stendhal ve Steinbeck gibi yazarlarla güçlü bir edebî ilişki kurmuştur. Nitekim Millî Eğitim Bakanlığı’nın Yaşar Kemal üzerine hazırladığı içerikte de bu isimler, yazarın etkilendiği edebiyatçılar arasında sayılır. (OGM Materyal)
Yaşar Kemal, kendisini özellikle Homeros geleneğinin içinde görür. Ancak bu ifade yalnızca Homeros hayranlığını göstermez. Yazar, destanların anlatım biçimini, sözlü kültürün ritmini ve halk anlatıcısının dünyasını modern romanla birleştirmeye çalışır. Akademisyen Barry Charles Tharaud da Yaşar Kemal’in kendi anılarında ve söyleşilerinde Homeros’la kurduğu bağı vurguladığını belirtir. (ResearchGate)
Dolayısıyla Yaşar Kemal’in edebiyatını Anadolu sözlü kültürü ile dünya romanının kesiştiği bir alan olarak değerlendirmek daha doğru olur.
Yaşar Kemal kendisini neden Homeros geleneğinde görüyordu?
Homeros, Yaşar Kemal’in edebiyat anlayışında özel bir yere sahiptir. Yaşar Kemal, İlyada ve Odysseia gibi destanları yalnızca eski Yunan edebiyatının ürünleri olarak değerlendirmez. Ona göre destan, halkların ortak hafızasını ve anlatma gücünü temsil eder.
Yaşar Kemal’in çocukluk ve gençlik yılları da bu anlayışla örtüşür. Çukurova’nın sözlü kültürü içinde büyüyen yazar; ağıt, türkü, destan, masal ve halk hikâyeleriyle erken yaşlarda tanışır. Daha sonra bu sözlü birikimi modern romanın olanaklarıyla birleştirir.
Barry Tharaud, Yaşar Kemal’in Homeros’la kurduğu ilişkiyi yalnızca bir benzetme olarak görmez. Ona göre Yaşar Kemal, modern Türkçede Homerosçu epik anlatının bazı tekniklerini ve bakış açılarını yeniden üretir. (ResearchGate)
Bu nedenle “Yaşar Kemal ve Homeros” ilişkisi, onun edebiyatının temel meselelerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Homeros ile Yaşar Kemal arasındaki benzerlikler
Homeros’un destanlarında bireysel kahraman ile geniş toplum arasındaki ilişki önem taşır. Doğa, savaş, ölüm, kader, kahramanlık ve toplumsal çatışmalar aynı anlatı içinde birleşir.
Yaşar Kemal’in romanlarında da benzer bir genişlik görülür. Örneğin İnce Memed, yalnızca bir eşkıyanın hayatını anlatmaz. Roman, Çukurova’daki toprak düzenini, ağalık ilişkilerini, köylünün yaşadığı baskıyı ve adalet arayışını da ele alır.
Bunun yanında Yaşar Kemal’in doğa tasvirleri sıradan bir dekor işlevi görmez. Dağ, ova, nehir, ağaç ve hayvanlar anlatının canlı unsurlarına dönüşür. Bu özellik, onun epik anlatımının önemli parçalarından birini oluşturur.
Nitekim akademik çalışmalar, Yaşar Kemal’in Homerosçu anlatıyla ilişkisini epik yapı, sözlü gelenek ve anlatıcı bakışı üzerinden değerlendirir. (ResearchGate)
Tolstoy’un Yaşar Kemal üzerindeki etkisi
Yaşar Kemal, Tolstoy’u genç yaşlarında okuduğunu açıkça ifade eder. Bir söyleşisinde Tolstoy, Dostoyevski ve Çehov’u yirmi yaşındayken okuduğunu belirtir. Ayrıca dünya edebiyatıyla kendi kültürel köklerini birleştirmeye çalıştığını söyler. (ListeList)
Tolstoy’un Yaşar Kemal açısından önemi, öncelikle romanın geniş bir toplumsal gerçekliği anlatabilme gücüyle ilişkilidir. Savaş ve Barış gibi romanlarda bireysel hayat ile tarihsel süreç aynı anlatı içinde buluşur.
Yaşar Kemal de romanlarında tek bir karakterin hayatıyla yetinmez. Çukurova’nın insanlarını, toprağını, ekonomik ilişkilerini ve toplumsal çatışmalarını geniş bir anlatı içinde ele alır.
Bu açıdan Tolstoy ile Yaşar Kemal arasında doğrudan bir üslup özdeşliği kurmak yerine geniş toplumsal panoramaya duyulan ilgi üzerinde durmak daha sağlıklıdır.
Çehov ve insanın gündelik hayatı
Çehov, Yaşar Kemal’in özellikle önem verdiği yazarlardan biridir. Yaşar Kemal, Çehov’u Tolstoy ve Dostoyevski ile birlikte genç yaşta okuduğunu söyler. Dahası, başka bir söyleşisinde Çehov’u büyük ustaları arasında özel bir yere koyar. (ListeList)
Çehov’un edebiyatında insanın gündelik hayatı, psikolojisi ve küçük görünen çatışmaları büyük önem taşır. Yaşar Kemal ise bu yaklaşımı farklı bir estetik içinde değerlendirir.
Onun karakterleri çoğu zaman toplumsal baskıyla mücadele eder. Ancak karakterlerin korkuları, umutları, tutkuları ve hayal kırıklıkları da anlatının merkezinde yer alır.
Dolayısıyla Çehov’un Yaşar Kemal üzerindeki etkisini insana ve insanın iç dünyasına yönelik dikkat üzerinden değerlendirmek mümkündür.
Dostoyevski ve insanın iç dünyası
Dostoyevski, Yaşar Kemal’in gençlik döneminde okuduğu önemli romancılardan biridir. Yaşar Kemal, Dostoyevski’yi Tolstoy ve Çehov’la birlikte dünya edebiyatının temel isimleri arasında değerlendirir. (Nek)
Dostoyevski’nin romanlarında insan psikolojisi, ahlaki çatışma ve toplumsal koşullar birbirinden ayrılmaz. Yaşar Kemal’in romanlarında da birey çoğu zaman içinde bulunduğu toplumsal çevreyle birlikte anlam kazanır.
Ancak iki yazar arasında önemli bir fark bulunur. Dostoyevski daha çok bireyin zihinsel ve ahlaki çatışmalarına yoğunlaşırken Yaşar Kemal, insanı toplum, doğa, tarih ve coğrafya ile birlikte ele alır.
Bu nedenle Dostoyevski etkisini doğrudan bir biçim benzerliğinden çok insanın karmaşık doğasına duyulan ilgibağlamında değerlendirmek gerekir.
Stendhal: Yaşar Kemal’in roman anlayışındaki özel isim
Stendhal, Yaşar Kemal’in sözleri dikkate alındığında diğer yazarlardan biraz farklı bir konuma sahiptir. Yaşar Kemal, Stendhal’in kendisi için özel bir öneme sahip olduğunu açıkça belirtir.
Bir söyleşisinde Stendhal’in “epik”i çok iyi anladığını söyler. Ayrıca roman yazmaya başladığında Stendhal’i yeniden okuduğunu ve onun romanın psikolojik sınırlarını genişletmesine yardımcı olduğunu belirtir. (ListeList)
Bu açıklama, Stendhal’in Yaşar Kemal açısından neden önemli olduğunu gösterir. Yaşar Kemal, bir yandan destansı anlatımın genişliğini korurken diğer yandan karakterlerin psikolojik dünyasını ihmal etmez.
Örneğin İnce Memed yalnızca toplumsal bir başkaldırı romanı değildir. İnce Memed’in korkuları, öfkesi, sevgisi, kararsızlıkları ve özgürlük arayışı da romanın temel unsurlarını oluşturur.
Bu nedenle Stendhal etkisi, Yaşar Kemal’in epik anlatı ile psikolojik romanı bir araya getirme çabası açısından önem taşır.
Steinbeck ve toplumsal gerçeklik
Yaşar Kemal’in etkilendiği yazarlar arasında John Steinbeck de bulunur. Her iki romancı da kırsal dünyayı, yoksulluğu, toprağı, emeği ve toplumsal eşitsizlikleri edebiyatın merkezine taşır.
Steinbeck özellikle Büyük Buhran döneminin ekonomik ve toplumsal koşullarını sıradan insanların hayatları üzerinden anlatır. Yaşar Kemal ise Çukurova’daki köylülerin, işçilerin ve toprakla geçinen insanların yaşamlarını ele alır.
Bu noktada iki yazar arasında dikkat çekici bir edebî yakınlık ortaya çıkar. Ancak Yaşar Kemal, Steinbeck’in dünyasını kopyalamaz. Amerikan kırsalının toplumsal gerçekliğini Anadolu’nun tarihsel ve kültürel koşullarına dönüştürür.
Dolayısıyla Steinbeck etkisi, toprak, emek, yoksulluk ve toplumsal adaletsizlik gibi temalar üzerinden okunabilir.
Yaşar Kemal bu yazarları nasıl dönüştürdü?
Yaşar Kemal’in özgünlüğü, farklı yazarlardan etkilenmesinde değil, bu etkileri kendi edebiyatında yeniden kurmasında ortaya çıkar.
Homeros, ona destanın ve sözlü anlatının geniş imkânlarını düşündürür. Tolstoy, birey ile toplum arasındaki ilişkiyi geniş bir roman dünyasında değerlendirme açısından önem taşır. Çehov, insanın gündelik hayatına ve psikolojisine dikkat çeker. Dostoyevski, insanın iç çatışmalarını derinleştiren bir roman anlayışını temsil eder. Stendhal, psikolojik çözümleme ile epik anlatı arasındaki ilişki açısından özel bir yere sahiptir. Steinbeck ise emek, yoksulluk, toprak ve toplumsal eşitsizlik gibi konularda Yaşar Kemal’in dünyasıyla güçlü bir yakınlık kurar.
Bununla birlikte bu etkilerin tümü Yaşar Kemal’in Anadolu kaynaklarıyla birleşir. Özellikle halk şiiri, destanlar, ağıtlar ve sözlü anlatı geleneği onun roman dilinin temel kaynakları arasında yer alır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın ilgili materyali de Yaşar Kemal’in dil açısından Karacaoğlan’dan büyük ölçüde etkilendiğini belirtir. (OGM Materyal)
Dolayısıyla Yaşar Kemal’in edebî haritasında yalnızca Batı edebiyatı bulunmaz. Homeros ile Karacaoğlan, Stendhal ile halk anlatıcılığı, Tolstoy ile Çukurova aynı edebî evrende buluşur.
Yaşar Kemal’in romanlarında dünya edebiyatı ile Anadolu’nun birleşmesi
Yaşar Kemal’in edebiyatını özgün kılan temel noktalardan biri budur. O, dünya edebiyatından aldığı anlatı imkânlarını Anadolu’nun kültürel hafızasıyla birleştirir.
Kendi sözleri de bu yaklaşımı açık biçimde ortaya koyar. Yaşar Kemal, dünya edebiyatıyla kendi köklerini birleştirmeye çalıştığını söyler. (ListeList)
Bu anlayış, onun roman dilinde açık biçimde görülür. Çukurova yalnızca romanların geçtiği bir coğrafya değildir. Aynı zamanda karakterlerin düşüncelerini, davranışlarını ve kaderlerini biçimlendiren canlı bir dünyadır.
Yaşar Kemal’in anlatıcılığı burada epik bir nitelik kazanır. Doğa büyür, insanlar efsaneleşir ve sıradan hayat destansı bir boyut kazanır.
Bu nedenle İnce Memed, Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yer Demir Gök Bakır ve Binboğalar Efsanesi gibi eserleri yalnızca toplumsal gerçekçilik açısından okumak yeterli olmaz. Bu eserlerde destan, mit, halk anlatısı, psikolojik roman ve toplumsal gerçekçilik birlikte çalışır.
Kaynakça
- Tharaud, Barry Charles. “Yaşar Kemal, Son of Homer.” Texas Studies in Literature and Language, 54(4), 2012, 563–590. DOI: 10.2307/41679924. (ResearchGate)
- Millî Eğitim Bakanlığı, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü. Türkçeyi Etkili Kullananlar: Yaşar Kemal. Yaşar Kemal’in Homeros, Tolstoy, Çehov, Dostoyevski, Stendhal ve Steinbeck ile ilişkisine dair içerik. (OGM Materyal)
- “1981 Yılından Bir Yaşar Kemal Söyleşisi: Yaşar Kemal ve Türk Halkının Epopesi.” Yaşar Kemal’in dünya edebiyatı, Tolstoy, Çehov, Dostoyevski ve Stendhal hakkındaki açıklamalarını içeren söyleşi. (ListeList)
- İstanbul Üniversitesi. Yaşar Kemal üzerine akademik tez çalışması. Yaşar Kemal’in Tolstoy, Dostoyevski, Çehov ve Stendhal hakkındaki kendi açıklamalarını aktaran bölüm. (Nek)
- Yaşar Kemal. Baldaki Tuz. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
- Naci, Fethi. Yaşar Kemal’in Romancılığı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.