Açık Düşman – Jean Genet ‘İşkencecilerim dediğim kişiler beni işitmeliydiler. Dolayısıyla, onlara kendi dillerinde saldırmak gerekiyordu.’

“Bu kadar ayrıksı, bu kadar özel şeyleri … ancak egemen sınıfça bilinen bir dilde söyleyebilirdim, ‘işkencecilerim’ dediğim kişiler beni işitmeliydiler. Dolayısıyla, onlara kendi dillerinde saldırmak gerekiyordu.” (Jean Genet, s. 208)
Jean Genet, Fransız edebiyatının lanetli yazarı, kendisini reddeden toplumu reddeden, tüm “beyaz” dünyayı, onun kurulu düzenini, değerlerini yerden yere vurup ikiyüzlülüğünü suratına çarpan, ve bunu “işkencecisinin dilini kullanarak” yapan, Sartre’ın “azizlik” payesiyle taçlandırdığı adam…
Bir piç olarak geldiği ve sürekli dışlandığı bu dünyada, “bir aziz olmayı, yani insanın inkarı olmayı istemekten başka çaresi kalmadığını” söylemiş ve ancak bir azizin bir suçlunun olabileceği kadar yalnız yaşıyıp yalnız ölmüştür: Hırsız, isyankâr, vatansız ve evsiz bir serseri olarak.
Roman ve oyun yazarı Genet, 1964-1986 yılları arasında, edebi eserler vermekten vazgeçme kararı aldığı yirmi küsur yıllık dönemde, 68 Mayısı’ndan Vietnam Savaşı’na, Kara Panterler’den Baader-Meinhof’a, Mağripli göçmen işçilerden Filistinli mücahitlere varana kadar, kurumlaşmadıkları sürece her başkaldırı hareketinin yanında, hatta ta içinde yer alıp çok sayıda siyasi yazı yayınlamıştır. Bu yazıların büyük çoğunluğunu bir araya getiren bu seçki, çağımızın en ilgi çekici portrelerinden biri olan yazarın karmaşık kişiliğine ?kuşkusuz kendisinin izin verdiği kadarıyla? ışık tutabilme umuduyla hazırlandı.

Sosi Dolanoğlu, “Sunuş”, s. 7-8

Türkçe’de yalnızca dört oyunu (Gözetim Altında, Hizmetçiler, Balkon, ), iki denemesi (Gayet Düzgün Küçük Kareler Halinde Yırtılıp Kenefe Atılmış Bir Rembrandt’tan Arta Kalanlar, Giacometti’nin Atölyesi) ve yeni yayımlanan bir romanı (Gülün Mucizesi) ile tanınan, şiirleri, diğer romanları ve oyunları dilimize çevrilmemiş Jean Genet’nin belli başlı siyasi makalelerini ve kendisiyle yapılmış söyleşilerden bazılarını derledik bu seçkide.
Edebi kişiliğini tamamlayacaklarını ve daha belirgin ?ne kadar olabilirse ve Genet’nin izin verdiği kadarıyla? bir Genet portresi çizeceklerini düşünerek seçtiğimiz yazılarda, Genet’nin siyasi tavırlarının yanı sıra hayata, edebiyata, dile, yalnızlığa, otel odalarına, suça, kötülüğe, ihanete, cinselliğe, güzelliğe, ölüme, kısacası eserinde tutkuyla izlediği temalara ilişkin görüşlerinin yer aldığı geniş bir yelpaze sunmak istedik.
Bu seçkiyi hazırlarken Genet uzmanı, Institut Mémories de l’édition contemporaine’deki (IMEC) Jean Genet eserleri ve el yazmaları bölümü sorumlusu Albert Dichy’nin hazırladığı ve 1991’de Gallimard Yayınevi’nce L’Ennemi déclaré adıyla yayımlanan eserde yer alan genişletilmiş metinlerden ve notlardan da yararlandık.
1964-1986 yılları arasında, edebi ürün vermekten vazgeçtiği bu yirmi küsur yıllık dönemde Genet, 68 Mayısı’ndan Vietnam Savaşı’na, Kara Panterler’den Filistin davasına, Mağripli göçmen işçiler sorunundan Baader-Meinhof’a, tüm başkaldırı hareketlerine destek vermiş, gösterilere katılmış, yazılar yazmıştır. Nefret ettiği Beyazlar’ın dünyasında “beyaz tenli bir Siyah” olarak yaşayan, işkencecilerine cevap vermek için onların dilini en mükemmel şekilde kullanan bu “lanetli şair”, kurulu düzenin yüzüne bir şamar şiddetiyle inen eserleriyle, başında bir dokunulmazlık, ulaşılmazlık halesiyle dolaşan bir “aziz”e dönüşmüştür. Bir piç olarak geldiği ve sürekli dışlandığı bu dünyada, “bir aziz olmayı, yani insanın inkârı olmayı istemekten başka çaresi kalmadığını” söylemiş ve ancak bir azizin ve bir suçlunun olabileceği kadar yalnız yaşayıp yalnız ölmüştür: Hırsız, isyankâr, vatansız ve evsiz bir serseri olarak.

“Açık Düşmanı Arıyorum”, s. 11

Genet belli başlı makalelerinin yayımlanması amacıyla 1984’te ana hatlarını çizdiği projede, aşağıdaki metni eserin başına koymaya karar vermişti. J. G. dengesi oynak, profili belirsiz, yüzü kabul edilemez olan, tamamen silahsız enfes düşmanı, bir üfleyişte devrilen düşmanı, çoktan aşağılanmış, bir işaretle kendini pencereden atan köleyi, yenik düşmanı ?kör, sağır, dilsiz? arıyor, veya bulmak istiyor, veya keşfetmek, hiç mi hiç keşfetmemek istiyor. Kolsuz, bacaksız, karınsız, kalpsiz, cinsiyetsiz, başsız, sonuç olarak eksiksiz bir düşman, artık iş görmesi gerekmeyecek ?fazla tembel? hayvanlığımın tüm izlerini çoktan üzerinde taşıyan bir düşman. Benden ölçüsüzce ve tüm kendiliğindenliğiyle nefret edecek tam düşmanı, ancak daha beni tanımadan benim tarafımdan yenilgiye uğratılmış, boyun eğmiş düşmanı isterim. Ve her halükârda benimle uzlaşamaz olan düşmanı. Dostlar değil. Dost filan istemem: açık ancak yüreği parçalanmamış bir düşman. Katıksız, kusursuz. Ne renk? Bir kiraz gibi yumuşacık yeşilden, fıkır fıkır menekşe rengine. Boyu? Laf aramızda, erkek erkeğe karşıma çıksın. Dostlar değil. Gücü tükenmiş, teslim olmayı kabul eden bir düşman arıyorum. Verebileceğim her şeyi ona vereceğim: silleler, tokatlar, tekmeler, onu açlıktan gözü dönmüş tilkilere ısırtacağım, ona İngiliz yemekleri yedirteceğim, Lordlar Kamarası’nda bulundurtacağım, Buckingham Sarayı’na konuk olarak kabul ettireceğim, Prens Philip’i düzdürteceğim, prens tarafından düzdürttüreceğim, bir ay Londra’da yaşatacağım, benim gibi giyindirteceğim, benim yerime uyutturacağım, benim yerime yaşattıracağım: açık düşmanı arıyorum.

Metin Solmaz, ?Lanetli edebiyatçıdan siyasi yazı ve söyleşiler?, Yeni Rakı, www.hassas.org/yeniraki, 1995

Türkçe’de sadece edebiyatçılığıyla tanınan bir yazar Jean Genet. Bugüne kadar dört oyunu, iki denemesi ve bir romanı Türkçe’ye aktarıldı. Ancak Genet, edebiyatçı olmanın dışında bir siyaset ve eylem adamı da. Metis Yayınları’ndan yayınlanan Açık Düşman da, Genet’nin bu yönünü yansıtması açısından özel bir önem taşıyor. Kitap, Genet’nin çeşitli siyasi yazılarından ve söyleşilerinden derlenerek hazırlanmış.
Hırsız, vatansız, mülksüz, isyankar, lanetli Genet’nin oyunları, romanları ve denemelerinden ortaya çıkan rahatsız, yalnız ve karmaşık kişiliğini siyasi yazılarında da aynen buluyoruz. Balkon’da “kerhane” olarak tasarladığı toplumun “hiçbiryerinde” konuşlanan Genet’yi “beyaz dünya”ya karşı olması koşuluyla yetişebildiği bütün isyanlarda bulmak mümkün. Genet, zaten ancak bu koşullar altında “birilerine” yakın olabiliyor: “Ben Fransız’ım, ama bütünüyle, hüküm vermeksizin Filistinliler’i savunuyorum. Onlar haklı, onları sevdiğime göre. Fakat adaletsizlik onları göçebe bir halk haline getirmeseydi onları sever miydim?”.
1948 yılında hırsızlık suçundan onuncu kez yargılanan ve ömür boyu hapse mahkum edilen Genet’yi hapisten dönemin “mühim” edebiyatçılarının cumhurbaşkanına verdiği dilekçe kurtarır. Oyunları dünyanın dört bir yanında aylarca kapalı gişe oynar. Birçok üniversite konferans için Genet’yi çağırır ve Genet’nin öğrencilere “Salak olduklarını” anlatmasına karşın çağırılmaya devam eder. Üniversiteler başta olmak üzere karşı olduğu devleti çağrıştıran birçok kurum Genet’yle yakın alaka içerisinde olmaya gayret gösterir. Hatta Açık Düşman’ın iç kapağında şöyle bir ibare var: “Bu kitap Fransız Büyükelçiliği’nin katkılarıyla yayınlanmıştır”.
“Beyaz” değerlere karşı bu kadar net bir kin besleyen bir yazarın yıllarca karşı çıktığı devleti de dahil olmak üzere bu kadar ilgi görmesinin ve sahiplenilmesinin sebebi nedir? Kuşkusuz öncelikle tuhaf bir “vaka” olarak değerlendirilmesi akla geliyor. Ama asıl sebep hiç kuşkusuz kapitalizmin bükemediği elleri öperek onlara toplumun bir kıyısında yer açma, onu içselleştirme alışkanlığıdır. Bunun başka “beyaz zenci”ler arasında da örneği çoktur. Genet, Açık Düşman’daki bir söyleşide toplumun bu duruma bakışını şöyle özetliyor: “… toplumun nazarında namussuz olmaya devam ediyorum, toplum ise öyle olmadığıma inanır gibi yapıyor”.
Genet, sahiden de namussuzluğu, suçluluğu, piçliğini, eşcinselliğin tamamen bir şans olarak görüp sahipleniyor ve bunları bir silah olarak kullanıyor. Her fırsatta eşcinseller, piçler ya da hırsızların toplumca “makbul” olmamaları sayesinde toplumsal değerleri yeniden gözden geçirmeye zorlandığını söyler. Dolayısıyla bu tip burjuva kültürünün içerisinden çıkmış marjinaller bütün yerleşik yargıları, yaşamı “farklı” değerlendirir, şüphecidir. Bunların sunulan hayatlara razı olmamaları daha kolaydır. Çünkü ona göre burjuvazinin çöküşü ancak burjuvazi içerisinden çıkan Genet’ler sayesinde olabilecektir. Burjuva toplumu içinde, hırsızların arasındaki dayanışmanın bile burjuva ahlakının bütün pisliklerini, hatta burjuva kültürünün tanımladığı iyiliği getireceğini savunur. Ancak Filistinliler’den Kara Panterler’e bütün “zenci”lerle dayanışmaktan hiç geri kalmaz.
Açık Düşman, bize Genet’nin karmaşık kişiliğini daha fazla tanıma şansı vermesinin yanında ürettiği laf kadar eylem yapan bir entelektüeli de tanımamızı sağlıyor. Genet’nin 1964 yılında edebi eserler vermekten vazgeçip 1986 yılında ölene kadar ?birçoğu tek bir Genet kitabı bile okumamış? gerillalarla, göstericilerle, göçmenlerle yaşadıklarını zaman zaman dehşete düşerek okuyacaksınız.

Kitabın Künyesi
Açık Düşman
Jean Genet’den Seçme Yazılar ve Söyleşiler
Metis Yayıncılık
Çeviri: Sosi Dolanoğlu
Yayına Hazırlayan: Sosi Dolanoğlu
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Ekim 1994
2. Basım: Haziran 2008

İçindekiler
Sunuş
Açık Düşmanı Arıyorum
Piçlik, İhanet, Toplumun Reddi ve Yazı
Lenin’in Metresleri
Kendimden Bahsetmek Bence Uygunsuz Kaçar
May Day Speech
Beyaz Dünyaya Yöneltilen Kin
Angela ve Biraderleri
Amerika Korkuyor
Şiddet ve Zorbalık
Fransızlar, Biraz Daha Gayret!
Sarayda Bir Çöpçü
Filistinliler
Aclun Yakınında
Şatila’da Dört Saat
İsyan Eden Halklardan Yana Oldum
Zaman, Kutsal Şey
İşkenceciye Kendi Dilinde Hitap Etmeliydim
Bibliyografya
Kronoloji

Jean Genet ‘in Hayatı
1910 Paris doğumlu. Kimsesizler yurdunda büyüdü. On sekiz yaşında askere yazıldı. Altı yıllık askeri hayatın ardından firar etti ve ele geçmemek için Fransa’dan ayrıldı. 1937’de Paris’e dönüşünü takip eden yedi yıl içinde asker kaçaklığı, serserilik, kimlik sahtekârlığı ve hırsızlıkla suçlandı. İlk şiirlerini tutukluyken yayımladı. 1942-1964 arasında roman, günlük ve oyunlar yazdı. 1967’den 1986 yılında ölümüne kadar Ortadoğu’da Filistinliler’in, Kuzey Afrika’daki kurtuluş mücadelelerinin ve Siyahların mücadelelerinin yakın destekçisi oldu.
Türkçedeki başlıca yapıtları şunlardır: Hizmetçiler (Nisan, 1990), Balkon (Ayrıntı, 1990), Paravanlar (Remzi, 1991), Hırsızın Günlüğü (Ayrıntı, 1997), Gülün Mucizesi (Ayrıntı, 1999), Çiçeklerin Meryem Anası (Ayrıntı, 2000), Zenciler (Ayrıntı, 2000), Denizci (Ayrıntı, 2004), Tek Başına Şatila’da Dört Saat (Sel, 2004), Sevdalı Tutsak (Ayrıntı, 2005), Sıkıgözetim (Ayrıntı, 2007).

Yorum yapın

Daha fazla Söyleşi
Türkan Saylan / Yapıcılığın Gücü – Zehra İpşiroğlu

Onu önce cüzamla mücadelesinde tanıdık, sonra Türkiye'nin olumsuz şartlarının üstesinden gelmeye çalışan, gençlerin eğitimine sahip çıkan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği...

Kapat