Açıkla Bana Bu Işığı, Cezmi Ersöz, Benim ömrüm adeta bir ölüm kalım savaşıyla; yazmakla geçer.

Cezmi Ersöz, bu kitabında, kendi anlatımı ve seçtikleriyle, hayat-yazı serüvenini tartışıyor, sergiliyor. Hayatın yazıya, yazının hayata dönüş serüveni…
?Hayatı anlamak için, tıpkı yazmaktan vazgeçtiğim zamanlarda olduğu gibi başımı bir suyun içine sokuyor, tam boğulacağım sırada başımı yukarı kaldırıyor, can havliyle nefes alıyor, o anda yaşadığımı ve hayatımı anladığımı hissediyorum.
Yazmak, budur benim için. O boşluğu başım suyun içindeyken bir kez daha görür, kimsesiz kalmış ve hep kalacak olan sevgimin kanında boğulmamak için yazmaya koyulurum.
Çünkü o nefes alış sırasında o boşluğu yazamazsam ölüp gideceğimi hissederim. Sonsuz sandığım bir şeyi yitirmenin tek tesellisi yazmaktır. O teselliyi ararken ayrı düşerim herkesten. İşte bu yüzden bu dünyaya ait gibi hissedemem kendimi. Herkesin kendisine bir düzen kurma kaygısı varken, benim ömrüm adeta bir ölüm kalım savaşıyla; yazmakla geçer.
Geleceği, ileride neler yapacağımı, ne olacağımı düşünmem bile. Buna hakkım olmadığını düşünürüm. Hep o boğulma duygusu, son anda derin bir nefes alış ve tekrar boşluk… kurtuluş; yazı.
Bir daha soracak mısınız bana o siyah önlüklü çocuk neden yazıyor diye? O zaman güneşe bakın ve açıklayın bana bu ışığı!? (Cezmi Ersöz)

Kitabın son bölümünde Hulki Aktunç, Orhan Koçak ve Zeki Coşkun?un Cezmi Ersöz ve ürettikleriyle ilgili yorumları / saptamaları bulunmakta.
Son 30 yılın panoraması, hesaplaşması. Bunlarla birlikte yazının, yazarın, okurun dönüşümü olan kitap, 1970’lerden günümüze hayatımızdan gelip geçenlerin bilançosu: Beyoğlu’nun arka sokaklarından Tarlabaşı’ndaki konfeksiyon atölyelerine; Şanzelize’den Garden Pavyon’a; sokak çatışmaları, baskınlar, evinin kapısı önünde vurulan profesörlere; antikacıya dönen bit pazarları ya da hakiki hayatlardan “nostalji” modasına geçişe; en büyük, en doğal muhalefet mizahın şamata şovlarına devrolması ve hüzün pazarına uzun bir yolculuk.

Yine Seninle Geldi Hayat

“Hayat kitaplarda yazılan gibi değilmiş. Kitaplarda her kelimenin altında başka bir kelime gizliymiş. Her yüzün altına başka bir yüz… Böyle gidiyormuş, bunun sonu yokmuş.

Geç de olsa şimdi anlıyorum. Beni aşar bu kelimelerin altındaki kelimeler, bu yüzlerin altındaki yüzler… Ben içimdeki acıya bakarım. İçimdeki enayiliğe bakarım. Evet, kelimelerin altındaki kelimeyi, yüzlerin altındaki yüzü biliyorum ama, ben seni içimde hissederken, sana inanmışken şehrin her tarafında yanan bir ışık vardı. Yollarda, bahçelerde, hiç durmadan yanan bir ışık… Sen bu hayatta her şeyi benden iyi bilirsin. Öyleyse açıkla seni içimde hissettiğim her an hayatı aydınlatan bu ışığı… Yollarda, bahçelerde, evlerde gece ve gündüz durmadana yanan bu ışığı..

Hadi böyle bir ışığın hiç olmadığına inandır beni. Enayisin de bana… Çocuklardan, sarhoşlardan, budalalardan bile daha enayi…” Cezmi Ersöz

Haydar Ergülen’in 26.03.2006 tarihinde Radikal Gazetesi’nde yayınladığı Cezmi Ersöz’ün “Açıkla Bana Bu Işığı” adlı kitabına dair yazısı,
“Cezmi Ersöz yazıyı hayatla arkadaş kılan yazarların başında geliyor. Ece Ayhan’ın 1983 yılında dikkat çektiği, ‘Yeni bir düzyazı gelişiyor’ demişti, ‘Yeniyazı’nın öncülerinden biri. Bir Cezmi Ersöz Portresi olan yeni kitabı ‘Açıkla Bana Bu Işığı’, onun hayatıyla bu yeniyazı arasında paralelliklerin örnekleriyle kurgulanmış bir kitap. İlk düzyazı kitabı ‘Son Yüzler’, ilk şiir kitabı ‘Şehirden Bir Çocuk Sevdin Yine’, beni Cezmi’nin yazısı ve şiirindeki ‘sürpriz’lerle ilk tanıştıran kitaplardır. Belki de edebiyatımızda ‘kayıp’larla (loser) ilk kez Cezmi tanıştırdı, yüzleştirdi bizi, Cezmi’nin insanları, diyelim, hayatın figüranları olmuş ya da onu bile olamamış ‘kayıp’lardır. Onları yazarken samimiyet ilkesini ihlale bile gerek yoktur çoğu zaman, çünkü her şey ürkütücü biçimde çıplaktır ve Cezmi şimdi pek çoğumuzun farkında olmadığı ya da unuttuğumuz bir şeyi yapmış ve kalemini bu ‘kayıp dil’in hizmetine vermiştir. Edebiyat dükalığı, diyelim, bazı yazarları, gençliği anlamak ve onun diline yakın olmakla övüp yüceltirken, ilginçtir, Cezmi Ersöz’ün açtığı yolu ve başlattığı yazıyı görmezden gelmiştir. Kadın ruhunu anlayan yazarlardan esirgenmeyen medyatik övgü, gençlerle buluşma başarısını gösteren bu ‘yeniyazı’yı anlamak bir yana semtine bile uğramamıştır. Okurdan yana bir sorunu yok Cezmi Ersöz’ün, okuru da bol seveni de, fakat bir derdi olması gereken şair ve yazarların da ilgisini hakediyor. ‘Açıkla Bana Bu Işığı’, bu anlamda iyi bir imkân olabilir. Orhan Koçak’ın söylediği gibi: ‘Cezmi’nin yazılarının öznesi, en büyük yardımı bazı yazılarında geçen o ‘beceriksiz, acemi, ürkek, çekingen’ kişilikten alıyor bence. Haklı olmaktan bile utanan, haklı bile çıkamayacak kadar çekingen o zayıf varlık, bir kayıt makinesi gibi çalışıyor. Kendisi ses çıkarmadığı için bütün sesleri, bütün kımıltıları kaydediyor. Duruyor, bekliyor.’ Orhan Koçak’tan sonra ne söyleyebilirim ki? Cezmi Ersöz’ün yapıtı da öyle duruyor bekliyor.’ “

Cezmi Ersöz’ün Yaşam Öyküsü
Kabataş Erkek Lisesi?nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi?nde Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü?nü bitirdi. Yazın dünyasına edebiyat dergilerinde yayımlanan şiir ve eleştirileriyle girdi. Reklam yazarlığı ve gazetecilik yaptı. Cumhuriyet, Güneş, Özgür Gündem, Aydınlık gibi günlük gazetelerde yazıları ve röportajları yayimlandı. Ardından haftalık ‘Deli’ dergisinde yazdı. Halen ‘Leman’ dergisinin yazarları arasında yer almaktadır. İnsan-dünya ilişkisini, duygular ve olaylar karşılaştırması yaparak anlattığı çoğu eserinde hayatı sorgular. Gündelik zorunluluklardan, en temel ihtiyaçlardan ve insanın vazgeçemediği tutkularından bahseder. İnsanın iç yolculuğunu melankolik bir dille anlatan bir yazardır.

Eserleri
Kafka Market (Aykırı Yazılar, 1991)
Hayat Bir Emrin Var mı? (Deneme, 1993)
Şehirden Bir Çocuk Sevdin Yine (Şiir, 1993)
Haritanın Yırtılan Yeri (Röportajlar/Yazılar, 1994)
Ancak Bir Benzerim Öldürebilir Beni (Deneme, 1994)
Son Yüzler (Röportajlar, 1994)
Saçlarının Kardeş Kokusu (Deneme, 1995)
Annelik Oyunu Bitti (Deneme, 1996)
Kırk Yılda Bir Gibisin (Yazılar, 1997)
Yok Karşılığı Yüzünün (Yazılar – Şiirler, 1997)
İçime Gir Ama Sigaranı Söndürme (Öykü, 1999)
Bana Türkçe Bir Ekmek Ver (Öykü, 2000)
Sizofren Aşka Mektup (Mektuplar, 2001)
Yine Seninle Geldi Hayat (Deneme, 2002)
Açıkla Bana Bu Işığı (Deneme, 2003)
Hayallerini Yak Evi Isıt ( 2003)
Ölürsem Beni Seninle Ararlar Şimdi (Deneme, Kasım 2004)
Suçtur Umutsuzluğa Kapılmak (anlatı, Ocak 2004)
Zarfını Ben Açardım Sana Yazdığım Mektupların (Deneme – Mektup, 2005)
Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı (Deneme, Şubat 2006)
Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk (Tiyatro 2007)
Açıkla Bana Bu Işığı (Otobiyografi 2007)

Yorum yapın

Daha fazla Biyografi Kitapları
Namık Kemal hakkında herşey, Şükran Kurdakul

Şükran Kurdakul, topluma yoğun bir yurt ve insan sevgisiyle bakan, siyasal ve toplumsal mücadelede söz ve sorumluluk sahibi olan kavgacı...

Kapat