Akıntıya Karşı Aziz Nesin, Sinegöz Film Atölyesi

Sinegöz Film Atölyesi’nin bu çalışması Aziz Nesin’i bir kez daha hatırlatmak ve tartışmak amacını taşıyor. Bu atölye Türkiye’de bir aydın ve aydınlanma geleneğinin var olduğu iddiasını destekliyor. 2004 yılında kısa filmler derneği özel ödülünü alan kitabın içinde Aziz Nesin belgeselinin Vcd’sini de görebilirsiniz. Kurgu-biyografi niteliğinde olan metinler Nesin’in çocukluğunu, Markopaşa deneyimini, Aydınlar Dilekçesi’ni ve Sivas Katliamının iç yüzünü içeriyor. Tarihsel süreçlerin ve kişiliklerin, tarafsız kalarak anlaşılamayacağı ve aydınlatılamayacağı ilkesiyle hareket eden atölye, bağımsızlığın tarafsızlık olarak telaffuz edilmesine karşı çıkıyor. Sivas Katliamı’nın yıldönümünde yayımlanan ‘Akıntıya Karşı… Aziz Nesin’ kitabı bu anlamda, aydınlanma mücadelesine dönük bir katkı oluşturuyor.
Çalışmalarında bağımsızlık, kolektivizm ve öznel gerçekçiliği esas aldıklarını belirten SineGöz Atölyesi katılımcıları, sanatta üretkenliğin ve yaratıcılığın, ancak ticari ilişkilerin dışında kalarak mümkün olabileceğini düşündüklerini belirtiyorlar. Üretim ve dağıtım süreçlerinin ticari kaygılar ve ihtiyaçlar üzerinden kurgulanmasının zorunlu olarak sanat eserinin içeriğini ve anlamını da belirlediğini, sinemanın endüstrileşmesinin, alternatif, muhalif ve özgün eserlerin toplumsal alanla buluşmasının ve hatta üretilmesinin önünü kestiğini düşünen atölye, bu nedenle profesyonelliğe ve parasal yardımlara karşı çıkıyor. “Söz söyleme” derdini öne çıkaran SineGöz Film Atölyesi, üretim ve dağıtım süreçlerini kendi olanaklarıyla ve ayni yardımlarla kotarmayı tercih ediyor. Atölye katılımcıları, yönetmenlik, senaryo yazarlığı, kameramanlık, kurgu gibi temel süreçlerin, tanımlanmış bir işbölümü üzerinden değil, ortak çalışma ve deneyim aktarımı üzerinden yürütülmesi şeklinde sürdükleri çalışmalarının bu konudaki gerekçesini şöyle açıklıyor: “Kişilerin üretimin sadece belirli aşamalarından sorumlu olmaları, eserin bütününe sahip çıkmalarına engel oluyor. Bu işbölümü, eserin anlamını, üretim süreci ve kişiler için bir “sonuç” düzeyine indirgiyor. Üretimin her aşamasında etkin olan kişi, bütüne bakarak hem sonuca hakim konumda oluyor, hem de kendisini bir özne olarak kurabiliyor. Aynı zamanda paylaşım ilkesi üzerine kurulu olan bu süreç, üretim sürecini tartışmasız çok daha verimli kılıyor. Bu tercihin bir sonucu olarak sık karşımıza çıkan tartışmalar ise, üretimi imkânsız kılmak bir yana, zenginleştiriyor.”

Haziran 2002 yılında, Güzella Bayındır, Gülzerin Kızıler, Onur Küçükarslan, A. Şule Süzük ve Özge Özyılmaz tarafından kurulan SineGöz Film Atölyesi’nin ilk çalışması olan “Akıntıya Karşı… Aziz Nesin” belgeseli, bu çalışma tarzı ve ilkelerine de örnek teşkil ediyor.

Çalışma, SineGöz Film Atölyesi’nin İstanbul Kısa Filmciler Derneği özel ödülü alan, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ve ülkemizin daha pek çok yerinde gösterilen ‘Akıntıya Karşı’ Aziz Nesin’ belgesel projesinin bir devamı niteliğinde’ Bağımsız bir çalışma ve yoğun bir emek üzerinden Aziz Nesin’in mücadelesi ve değerlerinin güncelliği vurgusu ile yola çıkılarak tamamlanan kitap ve belgesel; Oğuz Aral, Vedat Türkali, Tarık Akan, Zeynep Oral, Ali Nesin, Barış Pirhasan, Lütfi Kaleli, Demirtaş Ceyhun, Vakıf çocukları ve çalışanlarının röportajları ve yazar A.Şule Süzük’ün Aziz Nesin üzerine yazdığı kurgu-biyografi ile hayat buluyor.

“Güzel güneşli bir gündü anımsadığıma göre. Anılarım beni yanıltabilir mi? Belki zemheri günleri; kara kış… Sararmış bir fotoğraftan, alçakgönüllüce bakıyor.Yıldızlaşan hayatları, şiirleşen insanları bilmek istiyorum. Yaşam yolunun engellenemez trajediler hazırladığı insanı merak ediyorum. Bütün hayatları, ama en çok yıldız insanları… Adım adım… Bazen veremli bir cam işçisinin hayatındaki gizli acıyı yakalayabilirmiş gibi geliyor insanoğlunun aklı. Bazen, gözleri ışıl ışıl bir çocuğun kağıt helvalara imrenerek bakan gözlerinden bir anlam çıkarıyorum.”
(Arka Kapak)
Akıntıya Karşı…
Bu metnin sıradan bir önsöz olmaktan çok, kitabı ve belgeseli tamamlayan bir ?eksöz? olduğunu vurgulamak ve son olarak belgesel ve kitap hakkında birkaç söz söylemek gerekiyor.

Belgesel her şeyden önce bütünüyle bağımsız bir çalışmadır ve hemen hemen ?bütçesiz? çekilmiştir. Sağlıklı bir arşiv çalışması yapabilmek için bile önemli bir bütçe gerekiyor ve yeterli bir bütçe yaratmak pek çok koşulda ?piyasa ilişkilerinin? içerisinde yer almak anlamına geliyor. Sinema, bağımsız olmanın çok zor hatta kural olarak imkansız olduğu bir alan. Bu ölçekte SineGöz, ilk çalışmasının bütünüyle bağımsız yapımını ?tercih? etmiştir ve teknik yetersizlik olarak adlandırılabilecek pek çok ?sorun? bu tercihin öngörülmüş sonuçlarıdır. SineGöz sinemada amatörlüğün korunmasını, piyasa ilişkilerinin dışında kalmayı savunuyor.
Aziz Nesin?i anlatmak, kabul edilebilir ki, kolay değil. Nesin yaşamına o kadar çok ayrıntı, eser, anı ve güzellik sığdırmıştır ki, seçme çabasının kendisi bile yorucu. Bir bireyi, hele hele Aziz Nesin?i bir bütün olarak alıp anlatmaya çalışmak risklidir. Ancak Aziz Nesin?in hiçbir anı, eylem veya mirasının tek başına aydınımızı anlatmak ve tartışmak için yeterli olamayacağı düşünüldüğünden bilinçli olarak bu risk alındı ve dört temel bağlama yerleştirilmeye çalışılarak, oldukça klasik kabul edilebilecek bir üslupla ?Akıntıya Karşı? belgeseli oluşturuldu.

Bir eser elinizden çıktıktan sonra o esere dışarıdan bakarak ?çok farklı olabilirdi? dememek mümkün değil. Ancak her şeye rağmen, SineGöz Film Atölyesi?nin bu ilk işinin Aziz Nesin?i bir kez daha hatırlatmak ve tartıştırmak kaygımızı karşıladığını düşünüyoruz.

SineGöz?ün projesi bir ilktir. Belgeselin hazırlık sürecinde yapılmış onca hazırlık, okuma ve görüşmeler rahatlıkla bir kitaplık malzeme ve tartışma biriktirdi. Öyleyse belgesel neden bir Aziz Nesin kurgu-biyografisi ile sunulmasın? Belgeselin Şule Süzük?ün özenli çalışmasıyla birlikte sunumu, hem iki sanatın buluşması, hem de Aziz Nesin?in izinde, emeğimizi sonuna kadar anlamlı kılma ve değerlendirme çabasıdır.

Ortaya çıkan anlatı belgeselin izleğine büyük ölçüde bağlı kalınarak yazılmıştır. Yazar A. Şule Süzük?ün anlatısı ve üslubunda Stefan Zweig?ın izlerini sezmemek mümkün değil. Metnin önemli özelliği Aziz Nesin?in güzelleme yapılmadan, en gerçekçi var oluşu ile anlatılması. Bu anlamda düşsel üslubunun arkasında fazlasıyla ?gerçekçi? bir metin söz konusu. Şule?nin Nesin?in yaşamından çekip çıkararak kendi yaratıcılığı ile yeniden kurduğu ve bir araya getirdiği ayrıntılar, anekdotlar ve alıntılar, metni bir kurgu metin, roman tadında ama bir biyografiden çok daha inandırıcı bir anlatı olarak kuruyor.

Umarız Aziz Nesin?in anısı ve mücadelesine ufak da olsa bir katkımız olabilmiştir.

SineGöz Film Atölyesi

Akıntıya karşı belgesel
Turgay Keser’in Söyleşisi

Aydın ve yazarlara yönelik biyografi çalışmalarının çok az olduğu Türkiye?de önemli bir eksikliği gideriyor Sinegöz. Özellikle portre üzerine yoğunlaşan atölye, belgeselin siyasi bir üretim alanı olarak kullanılmasının Türkiye de yeni bir şey olduğunu söylüyor. Sovyet Sinemacı Bertov?un 1920?lerde yaptığı gibi, sanatçıların ve çeşitli olayların belgesellerini çekip, ülkede dolaştırmasını yapmaya çalışıyor Sinegöz Film Atölyesi de. Belgeselin çekiminden sonraki süreciyle de ilgilenen Sinegöz bunu topluma ulaşmanın aracı olarak kullanmaya çalışıyor. ?Akıntıya Karşı Aydınlar? projesi tamamlandığında Türkiye aydınları için birçok önemli ipucu tarihe not düşülmüş olacak.
Daha önce çektiğiniz Aziz Nesin belgeseline gelen tepkiler nasıldı?
Şule Süzük: Aziz Nesin belgeselini Diyarbakır?da, Ankara?da, Antalya?da ve İstanbul?un pek çok üniversitesinde özel gösterimlerle sunduk. İzleyenler Aziz Nesin?i farklı yönleriyle de tanıdılar. Onun bir siyasi kimliği, aydın kişiliği ve mücadele içinde geçen yaşamı var. Böylece Aziz Nesin?i genç kuşakla yeniden buluşturduk. Oldukça da beğeni topladı. Ve bu bize böylesi projelerin bir ihtiyaç olduğunu da gösterdi. Her ne kadar bugün Aziz Nesin ve Orhan Kemal gibi aydınlar çok fazla değilse de onlar anlatılınca bunun bir alıcısı, bir karşılığı olduğunu gördük. Birde anlattıklarımızla insanları heyecanlandırmış olmak, harekete geçirmiş olmak bize sonraki projeler için güç verdi.
Siz aydın kavramına da biraz farklı yaklaşıyorsunuz?
Onur Küçükarslan: Sinegözün de amacı aydın kavramını yeniden tanımlamak. Çünkü 80 sonrasında bu kavramlara yüklenen anlamlar çok değişti. Eli kalem tutan herkes aydın sıfatına sahip çıktı.
Şule Süzük:Okuyan yazan herkes aydın olarak tanımlanmaya başlandı. Aydının da önce kendisine, sonrasında da çevresine karşı bir görevi var. Örneğin Aziz Nesin belgeselinde biz bunu gördük. Hem kendisini yetiştirmiş hem de bu görevini yerine getirmiş ve ?Ben bu topraklara, bu topluma karşı sorumluyum? diyerek yola çıkmış bir aydın Aziz Nesin. Aydınlar artık kendinden menkul, kendi içine dönmüş, bir anlamıyla belli değerlerden azade, soyulmuş insanlar olarak karşımıza çıkıyor. Orhan Kemal belgeselinde de çabamız, ilerici güçlerin gelişmesine katkı koymuş aydınları, unutulmuş değerleri bir kez daha gündeme getirmekti. Orhan Kemal ve Aziz Nesin?in siyasi duruşlarını, yazar ve insan kimliklerini bir bütün olarak ele aldığınızda, zaten ister istemez bugün aydın olarak nitelenen okur-yazar takımını da rahatsız etmiş, deşifre etmiş oluyoruz.
Biz bir şekilde de onların görülmeyen, gösterilmek istenmeyen ya da tercih edilmeyen yönlerini ortaya çıkardık belgeselde.
Ülkemizde aydınların, yazarların yaşamlarına yönelik böylesi çalışmaların sanırım bir eksikliği de var?
Onur Küçükarslan: Var olan belgeseller, portre çalışmaları ticari ya da daha popülist kaygılarla kurgulanmış işler. Hele hele bağımsız çalışmaların sayısını düşündüğümüzde daha da azdır bu. Biz seçtiğimiz işlerde siyasi portreler ortaya çıkartıyoruz. Türkiye?nin siyasal tarihiyle Aziz Nesin?i anlattık. Temel de farklı bir iddası var Sinegözün. Kişilerin, tarihsel süreçlerin, olguların taraf olmadan anlaşılamayacağını da iddia ediyor.
Şule Süzük: Nesnel olma iddiasıyla ortaya çıkanların, gerçekliği bütün boyutlarıyla vermeleri gerekiyor ama bu yapılmıyor. Biz ise hem bir tarafız hem de nesnel davranıyoruz. Orhan Kemal?in dili şudur, şunları anlatır diyorlar ama neden o dili seçmiş, neden o insanları anlatmış buna değinilmiyor. Ki; bizce işin en önemli yanı orası. Yazarın bu tercihlerinin arka planında ne var? Yani neden bir A yazarı değilde, Orhan Kemal ezilmiş insanları anlatıyor. Orhan Kemal örgütlü bir yazar olmuştur, bu fazla bilinmeyen, öne çıkarılmayan bir şey. Ve gerçekten Nazım Hikmet gibi yaşamı boyunca öyle ya da böyle bir siyasal yaşamı olmuş. TKP?li imiş başlangıçta, sonra TİP?e yakınlaşmış falan. Ama sonuçta onun bu tavırları önemli ve biz bunları değerlendirdik. Kendi eserleri de buradan çıkmış ve biçimlenmiş.
Onur Küçükarslan: Yaşadıkları da sonuçta bir tercih, kolay yoldan zengin olmayı, kalemini satmayı kabul etmemiş bir yazar. Onun gerçekliğine bakınca ahlaklı yaşamıyla karşılaşıyorsunuz. Bu anlamıyla da bu kuşağı Türkiye komünist hareketinden ayrı tutmak mümkün değil.
Şule Süzük:Bu damar giderek yok oluyor. Bugün yazarların, sanatçıların taraf olmaması isteniyor. Yazarların politik tavırları onu kısıtlar deniyor. Biz işte bunun tam tersi olduğunu gösteriyoruz. Çünkü insanın bir görüşü, bir siyasi düşüncesi olduğunda çok daha üretken, çok daha derinlikli çalışmalara imza atıyor. Bütün bunları Aziz Nesin?de ve Orhan Kemal?de gördük.
Onur Küçükarslan: Tarafsız olduğunu iddia edenlerinde çeşitli bankalara, şirketlere hizmetten çekinmediklerini görüyoruz. Onların dilindeki bu iddia lafı büyük bir yalan. Bugün piyasa koşulları çok dayatmacı ama buna karşı direnememek bir günah.
Kapitalizm koşullarında bir yazarın değeri hiçbir zaman bilinemeyecek ama, aydınların burada ki öncelikli tercihleri de çok önemli. Bu da onların aydın kimliğine ait bir değer. Bu koşulları dönüştürmek için mücadele etmek belki de bir sanatçı için yapılacak en değerli uğraş, sanatını da buradan üretmesi, gerekirse sanatından feragat etmesi bir yazarın göze alması gereken bir şey.
Şule Süzük: Orhan Kemal için modası geçmiş diyenler var, klişe diyenler, kaba bir dilinin olduğunu söyleyenler var. Tam tersi aslında halkın dilini estetize etmiş Orhan Kemal. Çalakalem yazdıklarında bile çok derinlik olduğunu düşünüyorum. Çünkü Orhan Kemal yazıyor. Biz tanıklarından Orhan Kemal?i anlattık. Fanusa kapanmış bir yazar değil Orhan Kemal. Bu aydın insanlar neyi nasıl yapacaklarını biçim olarak da içerik olarak da çok iyi biliyorlar. Bu anlamda yetkin yazarlar.
Onur Küçükarslan:Çok çalışkan bir kuşak bu. Saat üçte kalkıp öğlene kadar yazı yazıp öğleden sonra da yazdıklarını satmak için uğraşıyor Orhan Kemal. O hızlı yazsa da yazdıklarında yeteneği yine görülüyor, kendi değerlerini o hızlı yazdığı eserlerinde de ortaya koyuyor. Bugün onu buradan eleştirmeye kalkanlar ahlaksızlık yapıyorlar.

Akıntıya Karşı
Yapım Tarihi: 2003
Süresi: 46 dakika

Yönetmen – Güzella BAYINDIR, Gülzerin KIZILER, Onur KÜÇÜKARSLAN, Özge ÖZYILMAZ, A. Şule SÜZÜK
Yapımcı – SineGöz Film Atölyesi
Senaryosu, kurgusu, çekimleri ve yapımı bütünüyle kolektif bir çalışmanın ürünüdür.

Belgesele röportajlarıyla katkı koyan isimler
Demirtaş Ceyhun, Ali Nesin, Vedat Türkali, Zeynep Oral, Oğuz Aral, Tarık Akan, Müjdat Gezen, Lütfi Kaleli, Aydın Engin, Barış Pirhasan ile vakıf çocukları ve görevlileri.

46 dakikalık belgesel 4 bölümden oluşuyor. Aziz Nesin?in çocukluğunun anlatıldığı ilk bölümde Nesin?in ailesi, ada yaşamı, çektiği zorluklar konu ediliyor. Yazarlığının, mücadelesinin, kişiliğinin işlendiği ikinci bölümün öne çıkan başlığı ise ?Aydınlar Dilekçesi?. 3. bölüm ise, 37 aydının katledildiği, olayın ardından Aziz Nesin?e devlet tarafından kışkırtıcılık yaptığı iddiası ile dava açılan, Sivas Katliamı?nı anlatıyor. Son bölümde ise Nesin?in yaşayan miraslarından Nesin Vakfı işleniyor.

Belgesele röportajlarıyla katkı koyan isimler, Demirtaş Ceyhun, Ali Nesin, Vedat Türkali, Zeynep Oral, Oğuz Aral, Tarık Akan, Müjdat Gezen, Lütfi Kaleli, Aydın Engin, Barış Pirhasan ile vakıf çocukları ve görevlileri.

Belgesel daha önce İstanbul, Ankara, Diyarbakır?da ve Antalya Film Festivali?nde yarışma dışı programda gösterildi.

Senaryosu, kurgusu, çekimleri ve prodüksiyonu bütünüyle kolektif bir çalışmanın ürünü olan belgeselin yönetmenleri Güzella BAYINDIR, Gülzerin KIZILER, Onur KÜÇÜKARSLAN, Özge ÖZYILMAZ ve A. Şule SÜZÜK. Filmin seslendirmesi ise oyuncu Uğur Polat tarafından gerçekleştirildi.

SineGöz Film Atölyesi, geniş kapsamlı bir ?Aydınlar? dizisinin ilk ayağı olarak düşünülen ?Akıntıya Karşı… Aziz Nesin? belgeselinin ardından, önemli Türkiye aydınlarını konu alan yeni belgeseller üzerinde çalışıyor.

SineGöz Film Atölyesi
Kendisini bağımsız, kolektif ve toplumcu bir sinema anlayışı ile tanımlayan SineGöz Film Atölyesi, 2001 yılında yola koyuldu. Atölye adını; kamerayı ilk defa sokağa çıkararak gündelik hayata çeviren yönetmen Dziga Vertov?un, sanatın toplumsallaşmasına dönük büyük projesinden alıyor. Sinemasal üretimin bütün süreçlerini bir bütün olarak algılayan ve senaryo, kamera, ışık, ses gibi öğeleri kolektif bir şekilde tamamlamayı ilke edinen atölyenin ilk projesi, ?Aydınlarımız? dizisinin ilk ayağı olarak tasarlanan ?Akıntıya Karşı… Aziz Nesin? oldu. Sinemanın toplumsallaşması ihtiyacını öne çıkartan atölye, ürünlerini topluma ulaştırmak ve bir tartışma zemini yaratmak için tüm Türkiye?yi dolaşmayı hedefliyor. Film üretiminin yanında, gösterim, söyleşi, teorik çalışma gibi alanlarda da faaliyet gösteren ekip, daha geniş bir kadroyla yoluna devam ediyor.

ÇOCUKLARIMA

Diyelim islik çalacaksin islik
Sen islik çalinca
Ne islik çaliyor diye sasacak herkes
Kimse çalamamali senin gibi güzel

Örnegin kiyiya çarpan dalgalari sayacaksin
Senden önce kimse saymamis olmali
Senin saydigin gibi dogru ve güzel
Hem dalgalari hem saymasini severek

De ki sinek avliyorsun sinek
En usta sinek avcisi olmalisin
Dünya sinek avcilari örgütünde yerin basta
Örgüt yoksa seninle baslamali

Diyelim zindana düstün bir ip al
Görmedigin yildizlari diz ipe bir bir
Sonra yildizlardan kolyeyi
Düslemindeki sevgilinin boynuna geçir

Say ki hiçbir isin yok da düsünüyorsun
Düsün düsünebildigince üç boyutlu
Amma da düsünüyor diye sassin dünya
Sanki senden önce düsünen hiç olmamis

Dalga mi geçiyor düsler mi kuruyorsun
Öyle sonsuz sinirsiz düsler kur ki çocugum
Düslerini som somut görüp sassinlar
Böyle bir dalgaci daha dünyaya gelmedi desinler

Dünyada yapilmamis isler çoktur çocugum
Derlerse ki bu isler biseye yaramaz
De ki bütün ise yarayanlar
Ise yaramaz sanilanlardan çikar

Aziz Nesin

Yorum yapın

Daha fazla Sinema
Ne İdim Ne Oldum – Nubar Terziyan

Türk sinemasının unutulmaz yüzlerinden Nubar Terziyan?ın sinema dışı anıları. Eski İstanbul?da yaşanmış bir çocukluk, amatör tiyatro heyecanıyla ve bolca çapkınlıkla...

Kapat