Sophokles’in en ünlü tragedyası; Antigone

Antigone, Sophokles’in en ünlü tragedyasıdır.

*Sophokles’in ölümsüz eseri Antigone, Milattan Önce (M.Ö.) 442 yılında Eleusis şenliklerinde oynandı. Thebai Üçlemesi’nin son oyunu olmasına rağmen, ilk önce yazılmıştır. Diğer iki oyun gibi, bu oyun da bağımsız oynanır. Üçleme’nin ilk oyunu olan Kral Oidipus Tragedyası’nda Oidipus, yazgısından kaçamamış ve kendi elleriyle gözlerini oymuş bir halde sürgüne giderken kızları Antigone ile İsmene’yi Kreon’a emanet eder. Babalarının kendi kendini sürgün edişinden sonra yönetim sırayla oğullara devredilir.
Üçleme’nin ikinci oyunu Oidipus Kolonos’da ise aradan yirmi yıl geçmiştir ve Oidipus ölmek üzeredir. Oğulları Eteokles ile Polüneikes babalarına ziyarete gelirler. İkisi de babalarını vesayetleri altına almak ister. Oidipus, Atina Kralı Theseus’un yardımıyla onları kovar. Çilesinin sonuna gelen Oidipus ölür. Babalarının ölümünden sonra, iki oğul arasında kanlı bir çekişme başlar. Dönüşümlü olarak aldıkları yönetimi bir süre devam ettirdikten sonra, sıra küçük kardeş Eteokles’e geldiğinde anlaşmayı bozar ve yönetimi devretmez. Bunun üzerine Polüneikes Argos kralı Adrastos’a sığınır, kızıyla evlenerek de durumunu pekiştirir. Sonra da Argos kralının askerlerinden derlediği bir orduyla Thebai’ı yedi kapısından kuşatır. Ve bu savaşın sonunda iki oğul da ölür. Böylece Thebai’nin yönetimine dayıları-ve de amcaları- Kreon geçer.
Üçlemenin üçüncü oyunu Antigone ise bu sahneyle başlar. Kreon tahta geçmiştir ve iktidar için Thebai’yi kuşatıp, saldırıya geçen Polüniekes’e bir ceza kesmiştir. Eteokles’in cenazesini törenlerle kaldırtır, ama Polüniekes?in ölüsünü gömdürmez; açıkta bırakır. Karşı gelen, ölümle cezalandırılacaktır. Bu, ölenin ruhunun dünyada kalmasına ve eziyet çekmesine neden olacaktır. Bu duruma Antigone karşı çıkar ve gidip, kardeşini gömer. Yakalanır ve Kreon’un huzuruna çıkarılır. Kreon’un huzurunda şimdi yeğeni, oğlunun nişanlısı durmaktadır. Kreon, devletin yasalarını hatırlatır Antigone’ye: “Demek karşı geldin bana, yasamı çiğnedin?” diyerek hukuku ve onun üstünlüğünü savunur. Antigone ise doğal hukuku savunur: Evet, öyle, çünkü Zeus böyle bir yasa koymamış. Kâğıda geçmemiştir onlar dünden bugüne değişen emirler değil, ne var ki yaşıyorlar, asıl bu yasaları çiğneyemem” der. Ve yazgısına katlanır.
Kreon cezanın uygulanmasını ister ve Antigone’yi gömütüne, zindana gönderir. Kreon, dönüşü olmayan yola girmiştir artık. Oğlu Haimon’un sağduyuya davetini reddederek, kendi yıkımına doğru sürüklenir. Sahneye kör bilici Teiresias gelir. Kreon, bilicinin korkunç tehditlerinden sonra iyice şüpheye düşer. Nihayet, kararsızlığından kurtulur ve Antigone?nin serbest bırakılmasını emreder. Ama artık çok geçtir. Antigone zindanda intihar etmiştir. Bunu gören oğlu, Haimon?da intihar etmiştir. Oğlunu ve yeğenini kaybeden Kreon’u bir yıkım daha beklemektedir. Bu acılara dayanamayarak intihar eden son kişi de karısı Eurüdike’dedir.

Tragedya’nın işlevi
Aristoteles Poetika’da tragedyanın işlevinden şöyle bahseder: “Tragedyanın ödevi, uyandırdığı acıma ve korku duygularıyla, ruhu tutkulardan temizlemektir.”
Antik Yunan?da şairin görevi çağının önemli sorunlarını, toplumda gördüğü çelişkileri anlatmaktır. Bunu da en iyi, tragedya aracılığıyla yapar. A.Emel Mesçi’nin yorumunda tragedya işlevini kaybetmiş. Kreon üzerinden hissetmemiz gereken Katharsis, Antigone üzerinden hissettirilmeye çalışılmış. Bu noktada yıllardır tartışılan Antigone mi? Kreon mu? sorusuna yönetmenin cevabı hiç kuşkusuz: Antigone! olmuş. Fakat yıkıma uğrayan oyun kişisi Kreon olduğu için Katharsis, etkisini kaybetmiş. Yerine, suçluların cezalandırılmasından duyduğumuz ilahi adalet duygumuz okşanmış. Seyircinin bu durumdan memnun olduğunu söylemeye gerek yok. Yönetici-Eş-Baba-Amca’nın uğradığı yıkımla hakkın yerine geldiğini düşünerek salonu terk ederken, az da olsa Antigone’yi düşünüp, hüzünleniyor.
A. Emel Mesçi’nin yorumunda oyun, Thebai Üçlemesi’nden parçalar taşımakta. Bu reji yorumu oyunun arkaiği açısından seyri kolaylaştırıyor. Üzüm Ezme Ritüeli, Bakhalar gibi bölümlerle ise seyirciye o dönemin geleneksel mitleri, ritüelleri hakkında bilgi veriyor. Özellikle, Üzüm Ezme Ritüeli’nin yarattığı hoşnutluk izleyeni oyundan koparıyor. Eleusis Şenlikleri’ne yazarlar üç tragedya -Üçleme- bir satirle katılırlardı. A.Emel Mesçi de bu yorumu ile bir ritüeli yerine getirir gibi.
Antik Yunan oyunlarını sahnelemeye özel bir ilgisi olan yönetmenin (Gelecek sezon Oidipus?u sahneleyeceği söyleniyor) sahnelemede farklı teknikler kullandığını biliyoruz. En önemli özelliği ise tiyatro binasının tümünü bir sahne olarak düşünmesi ve daha girişte seyirciyi, yaratılan atmosferin içine çekmeye çalışması ki, bunu başardığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Girişte, fuayede yerde yatan ölüler, seyir yerine geçerken kullandığı uzun, karanlık geçit ve seyir yerini aydınlatmak için kullanılan mumlar ve böcek sesleri. Oyunun girişinde kullanılan teknolojik mekhane, Antik Yunan sahneleme biçimine bir saygı niteliğinde. Etkileyici ışık tasarımı ile dikkat çeken oyun, dekorun kullanılışında da aynı etkiyi gösteriyor.
Sahnede yaratılan derinlik izleyeni oyunun içine çekiyor. Oyunu, sadece seyircinin bakış açısına konumlandırmayıp sağ, sol ve arkayı da kullanarak seyirciyi susan ve izleyen konumundan çıkarıp, birer tanık haline getiriyor.

Halil Özer , evrensel.net , 28.02.2006

Antigone Oyununun Özeti
Antigone, Sophokles’in en ünlü tragedyasıdır. Milattan önce 495-405 yılları arasında yaşamış, Eski Yunanlı oyun yazarı, drama yazarlığının altın çağı sıralarında önde gelen piyes yazarlarındandır. Kendi yazdığı oyunların birçoğunda da oynamıştır. Tiyatronun öncülerinden biri olarak kabul edilir.
Soyu lanetlenmiş Kral Oidipus’un iki oğlu arasındaki savaş ikisinin de savaş meydanında can vermesiyle sonlanır. İki kardeşin ölümüyle tiranlığın tek erkek varisi olan amca Kreon, tahta oturur. Ölen kardeşlerden haksız bulduğu Polinekes?in cesedini, kurda kuşa yem olsun diye ortada bıraktırır yeni kral. İktidarının, erkinin etkisini sınayan kral, diğer kardeşi kahraman ilan edip devlet töreniyle gömerken Polinekes?in gömülmesini ve onun için yas tutulmasını yasaklar. Antigone, buyruğa karşı gelecek, kardeşinin cesedinin üstüne toprak atacak, onunla beraber korkularına boyun eğen insanların utançlarını da gömmek isteyecektir. “Ben dünyaya kini değil sevgi paylaşmaya geldim” diyen Antigone, tahta yeni geçen Kreon’un buyruklarını hiçe sayarak, vicdanının sesine kulak verir. Antigone, ailesine sahip çıkan ve gelenekleri uğruna ölümü göze alan gözü pek bir kadının, yanlı yasalara karşı isyanını ve aşkını anlatıyor.

**Antigone, I.Ö 440`larda Sophokles tarafindan yazılmış olan klasik bir tragedya. Sophokles bu tiyatro oyununda bireyin, kadının buyruğa başkaldırması konusuna dikkat çekmekte. Antigone ölen Kral Oidupus`un kızıdır. Erkek kardeşlerinden biri ülkeyi yöneten amcası Kreon`a karşı, diğeri de Kreon`un tarafında savaşır. Savaşta birbirlerini öldürürler. Kreon, ölenlerden kendi safında savaşanın cesedinin gömülmesi, diğerinin ise meydanda bırakılması emrini verir. Oysa o dönemde gömülme hakkı insanin en doğal hakkıdır ve Tanrıların koyduğu bu yasaya hiç kimse karşı çıkamaz. Bu düşünceyle Antigone, Kreon`un buyruğuna karşı çıkar ve diğer kardeşini de gömer. Kral`in buyruğuna karşı gelmek ölüm cezası demektir. Bu şekilde olaylar gelişir.
Yüzlerce yıl önce yazılan bu oyun, o dönem yaşanması mümkün olan olayları anlatıyordu. Sophokles dönemi izleyicisi oyunda işlenen konuyla güncel yaşantısı arasında doğrudan bir bağlantı kurabiliyordu belki, o günün gerçeklerini anlatıyordu oyun. Ya oyun, bugünün izleyicisine, Theater an der Ruhr izleyicisine nasıl sunuluyordu ?!
Sahnenin aydınlanmasıyla ortada gri-siyah mermerden bir mezar görülmekte. Mezarın etrafında matem mumları. Adeta yıkılacakmış gibi arkaya doğru yaslanmış soğuk duvarlar… Bu duvarlarda bölümler var. Sahnenin köşesinde küçük bir toprak yiğini. Ölüm atmosferi. Bu atmosfer salona yayılan tütsüyle de daha buhrani, daha katlanılmaz bir havaya dönüşüyor. Korkunç bir sessizlik hakim. Sahne ortasındaki mezardan, önce eller, sonra kollar hareket etmeye başlıyor. Sonra bedeni görüyoruz. Yaşam (!) başlıyor yavaş yavaş. Sapsarı bir kıyafetle Antigone çıkmaya başlıyor mezardan. Ve dans ediyor? Yüzünde maskemsi bir ifade. Sahnede Kreon ve adamları… Danslar en çok Kreon`a karşı yapılıyor. Tepki? Öfke? Başkaldırı? Meydan okuma? Alay etme?… Hepsi olabilir. Fakat Antigone`nin yüz ifadesi bu düşüncelere pek açıklık getirmiyor. Sessizlik hep sürecek gibi.
Antigone`nin kızkardeşi Ismene garip spastik hareketler yapıyor. Antigone`yle tuhaf ilişkisi göze çarpiyor. Birlikte kederlenirler, gülerler, hoplarlar, mezarı küvet gibi kullanarak içinde oynarlar, öpüşürler. Ama yüzlerinde hep o tuhaf maskemsi ifade vardir..

Antigone birden durgunlaşır. Mezarın köşesindeki bez bebeklerle oynar, sahnedeki toprak yığınına gözü takılır ve oraya doğru gider.
Metinde doğrudan rolleri olmayan sadece yaşanan olayların nedeni olarak gösterilen iki kardeş Eteokles ve Polyneikes, sahnelemede sadece konu olarak değil, bedensel olarak da varlık gösterirler. Eteokles, elindeki süpürgeyle kumları özenli bir şekilde yayarak yollar yapar. Ismene`nin sahneye getirdiği ve Kreon`un, Ismene`nin ya da Eurydike`nin komik hareketlerle oturmaya, içine sığmaya çalıştıkları ve Kreon`un otoritesiyle alay etme anlamına gelen kırmızı plastik sandalyeyi ve Kreon`u sahnenin bir yanına, toprak yığınını sahnenin öbür yanına kumlarla daire içine alir. İlk etapta kumla yapılan iki dairenin karşıt iki kutbun göstergesi olduğunu düşündüm. Ancak bu dairelerin daha sonra aynı ağır hareketlerle birbirine bağlanması bu izlenimimi sanki kumlarla birlikte dağıtmıştı, karşıtlık belirsizleşmişti. Eteokles bununla neyi anlatmak istiyordu? Kumlar sadece ölümü çağrıştırması açısından mı kullanılmıştı?
Antigone`nin Kreon`a karşı çıkarak gömdüğü kardeşi Polyneikes, sargılar ve kanlar içindeki ürkütücü tuhaf görüntüsüyle sahneye gelir ve Antigone`yle toprak yığınının üzerinde sevişirler. Sonra sahneyi terkeder Polineikes.
Kafatası sürükleyerek sahnede dolaşırken gördüğümüz Kreon`un karısı Eurydike, aslında bu yaşanan olaylarla doğrudan ilgisi olmayan bir yası da dile getirmekte. Eurydike, yıllar önce kocası yüzünden ölen oğlunun yasını tutmakta. Oğlunu kaybetmenin acısını bu şekilde dile getiren Eurydike, diğer oğlu Haimon`u kaybetme kaygısını da anlatmaya çalışmakta. Bir ara Eurydike plastik sandalyeye oturur ve üç görevli ona makyaj, manikür yaparlar, takılar ve peruk takarlar. Eurydike`nin değişim sahnesini oyun içinde bir yere oturtmak güç. Sanki oyunun bütünüyle bağlantısı olmayan, başlı başına bir episod etkisi yarattı bende.
Metinde Kreon`un oğlu Haimon`u, babasıyla ilişkilerini iyi bir düzeyde tutmak isteyen, ona saygısızlık etmeyen, ancak doğru bildiğini söylemekten kaçınmayan biri olarak tanımıştık. Theater an der Ruhr`un sahnelemesinde onu, bu özelliklerinin yanısıra duygusal yönü ağır basan bir biseksüel olarak da görüyoruz. Kadın kiyafetleri giymesi onun kadınların tarafında olduğunu göstermekte. Antigone`yle duygusal bir ilişkisi var. Antigone`yi babası Kreon`a karşı koruyan odur, onunla şiddetli tartışmalardan kaçınmaz.
Metinde Antigone olaylara saf bir şekilde yaklaşan, ancak inançla ve inatla doğru bildiğinin arkasında olan bir duruş sergilemekte. Kararlılık ve başkaldırı daha belirgin. ?Benim hakkımı kimse benden esirgeyemez?, diyerek ölüm cezası alacağını bile bile Kreon`un buyruğuna karşı çıkar, idealisttir. Metinde daha tutarlı, kararlı ve bilinçli bir tavır sergileyen Antigone, Theater an der Ruhr`un sahnelemesinde saf, bilinçsiz, çocuksu, sevgiye muhtaç ve dengesiz tavırlar sergileyen biridir. Antigone`yi canlandıran oyuncu, oyundan sonraki sohbette bu tavrı bir tür korunma ve savunma mekanizması olarak tercih ettiklerini belirtmekteydi. Antigone`nin bu saf, çocuksu tavırlarına rağmen sahnede kadın olarak varlığı daha çok cinselliğiyle, feminin görünümüyle ön plana çıkmakta. Metinde Antigone`nin tutsaklığı daha çok vurgulanmakla beraber, sahnelemede bu durumu göremiyoruz. Sadece oyunun bir sahnesinde Antigone, Eurydike ve Ismene`nin gözlerinin bağlanması, yüzlerinin tuhaf bir şekilde sarılması sembolik olarak onların cezalandırıldığını göstermekte. Ancak burada diğer iki kadın da sözkonusu olduğundan sadece Antigone`ye yönelik değil, kadınlara yönelik bir tavrın altının çizildiği düşüncesindeyim.
Metinde Antigone ? Kreon çatışması daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktaydı.
Antigone`nin karşısındaki Kreon, metinde de Theater an der Ruhr`un sahnelemesinde de tutarlı ve kararlı bir tavır sergilemekte. Sahnelemede Kreon karakteri üzerinde bir değişikliğe gidilmemiştir. Kreon karakterinin değişime uğramamasından, böyle karakterlerin her dönem var oldukları ve güncelliklerini hep korudukları çıkarımını mı yapmak gerekiyor?! Ama herşey karşıtlığıyla yok mudur? Başkaldıran birileri de mutlaka çıkar.
Bilge Teiresies`in çığlıklar atarak duvardan sahneye atlaması oyunun en grotesk anıdır. Orjinal metinde Kreon`a başına geleceklerin uyarısını yapmaya çalışan Teiresies`in, Kreon`la doğrudan bir diyaloğunu göremiyoruz. İsyanını, telaşını ve öfkesini absürd ve grotesk bir şekilde dile getirmektedir Teiresias.
Antigone`de sahne dekorunun sadece ölüm teması üzerine kurulduğunu görüyoruz. Toprak, kum, mumlar, mezar, kısacası sahnedeki herşey ölümü çağrıştırmakta, ölümü anlatmakta. Mezar oyun boyunca odak noktası olan bir objedir. Bu mezarın üzerine kimi zaman örtü örtülür, yemek masası haline getirilir, üzerinde yemek yenir. Farklı amaçlar için de kullanılsa, mezar özelliğini hep korur. Tükenmişlik, çökmüşlük ve ölümdür sahnede hakim olan.
Kuklalaşmış, olaylara karşı ilgisiz ve tepkisiz görünen üç bekçi sahnedeki ölüm atmosferini, gerginliği biraz dağıtan gülünç tiplerdir. Metindeki koronun yerini almışlardır. Yaşanan bu olaylara karşı mesafeli görünürler. Ancak düzenin korunmasına hizmet ettikleri her hallerinden bellidir. Ortalığı toparladıkları, kumları temizledikleri ve masayı yeniden düzenledikleri sahne, onların kurulu düzeni nasıl özenle korudukları düşüncesini doğrular niteliktedir.
Sahnelemede olaylar daha çok aile içinde kalmış, aile dramı şekline dönüşmüştür. Halkı despotlukla yöneten, yasaklar koyan ve bunlara uymayanları cezalandıran bir Kral sözkonusu olduğu halde, tartışma esnasında bir kaç kez değinilmelerinin dışında, yönetilen kesim üzerine fazla birşey edinemiyoruz.
Oyunun sonunda Antigone, ölüme mahkum edilir. Ancak kendisi babasının seçtiği ölüm şeklini, yani gözlerini çıkararak ölmeyi tercih eder. Haimon da Antigone`nin ölümü üzerine babasıyla tartışır, ona saldırır, onu öper. Ancak bu öpücükte öfke, nefret ve şiddet vardır. Haimon yere yıkılır ve ölür. Kreon beden olarak ayaktadır, ancak o da ruhsal açıdan yıkılmıştır.
Theater an der Ruhr`da sahnelenen bu oyuna, sembolik değerler açısından bakıldığında izleyiciyi biraz zorladığını düşünüyorum. İzleyici bu oyunda hemen anlam yükleyemediği simgeler yığınıyla karşı karşıya. Örneğin, oyunun başında mezarın üzerinde radyo ya da telsiz gibi bir cihaz vardı. İçinden tuhaf hışırtıların, farklı dillerden konuşmaların duyulduğu bu cihazı Kreon ve görevlileri oyun boyunca bir kaç kez dinlerler. Görevlilerin şüpheli hareketlerinden aslında bunu dinlemeye izinli olmadıkları sonucu çıkmaktaydı. Bu cihazin ne işe yaradığı benim için oyunda açık kalan durumlardan biri. Bu gibi göstergelerin ayırdına varabilmek, bunları oyun içinde yerlerine oturtabilmek izleyici için ayrıntılı bir çalışma anlamına geliyor. Anında algılanacak, yorumlanacak simgeler değil bunlar. Ancak buna Theater an der Ruhr`un oyunlar sahnelemeye hazırlanırken oyuncusuyla, yönetmeniyle, teknik elemanlarıyla herkesin katkısının olduğu bir ekip çalışması yaklaşımının izleri olarak bakıldığında bunu bir zenginlik olarak görmek de yanlış olmaz.
Yüzyıllarca yıl önce yazılmış bir oyunun olduğu gibi sahnelenmesi bugünün izleyicisine fazla bir şey getirmezdi tabi ki. İzleyicinin oyunla yaşadığı dünya arasındakı bağlantıyı görme gereksinimi doğal olarak oyunu güncelleştirmeyi gerektiriyor. Theater an der Ruhr Antigone`de çağdaşı yakalamada nelerden yararlanmış?
Herşeyden önce oyuncuların dış görünüşleri oyuna modern, hatta postmodern bir etki kazandırmakta. Antigone`nin asi ve iddialı saç modeli, giyimi, aynı şekilde Eurydike`nin giyimi,
Haimon`un kadın kıyafetlerını benimseyerek üzerinde taşıması bunlara örnek gösterilebilir. Ayrıca tükenmişlik havası, insanların hiçbirşeyden zevk alamaması, karamsarlık, tuhaf ilişkiler, cinselliklerini dilediklerince yaşamaları, ancak buna rağmen sevgisizlik, sevginin ve yaşamın anlamsızlaşması günümüz insanına ne yazık ki hiç de yabancı olmayan olgular. Oyunda ayrıca ensest temasına da dikkat çekilmekteydi.
Theater an der Ruhr, günümüzün gerçekleri olan bu olguları biraz abartarak, biraz çarpıtarak veriyor. Oyunlara yeni bir bakış, yeni bir yaklaşım, yeni bir soluk getiriyor. Sadece bir oyun değil, emek, yaratıcılık ve herkesin katkısının olduğu bir üretim görüyoruz sahnede. Bu da hem oyunda emeği geçenlerin hem de izleyicilerin yaratıcılıklarını, düşüncelerini daha fazla harekete geçirmek anlamına geliyor.?
**Nurten Kum

Oyun Çözümlemesi
1. Oyunun Adı: Antigone.
2. Yazıldığı Yıl: M.Ö. 441.
3. Bölümleme: Oyunda bölümleme yoktur. Başından sonuna kadar bir bütün halinde oynanır.
4. Başlığın Tam Çevirisi: Antigone Türkçe Konulan Ad: Antigone.
5. Çeviren: Sabahattin Ali.
6. Türkçe Baskıları: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1993/Ankara.
7. Konu: Antigone, birbirini öldüren iki kardeşinden biri olan Polyneikes’in cenaze töreniyle gömülmesine Kreon tarafından getirilen yasağa tahammül edemez. Kreon’un bu emrinin haksız olduğuna inanan Antigone, Polyneikes’i gizlice gömer. Bunun ortaya çıkmasıyla Kreon, Antigone’yi ölüm cezasına çarptırır. Antigone hapsedildiği mağarada kendini asar. Bu sebeple Kreon’un oğlu, Antigone’nin nişanlısı olan Haimon’a intihar eder. Kreon?un karısı Eurydike, olanları öğrenince oğlunun acısına dayanamaz ve hançerle kendini öldürür.
8. Kişiler: Antigone: Oidipus ve İokaste’nin kızı.
İsmene: Angigone’nin kardeşi.
Kreon: Thebai hükümdarı aynı zamanda Antigone?nin amcası ve
nişanlısının babası.
Euriydike: Kreon’un karısı.
Haimon: Kreon ve Eurydike’nin oğlu ve Antigone’nin nişanlısı.
Teiresias: Kahin
Koro: Thebaili İhtiyarlar.
Muhafız
Haberci
Hizmetkârlar
9. Dekor: Oyun Thebai’de, hükümdar sarayının önünde geçmektedir. Oyun boyunca aynı dekor kullanılır. Değişim yoktur.
10. Ortalama Süre: Oyunun süresi ortalama 70 dakikadır.
11. İlk oynanış: Oyun ilk defa M.Ö. 442 senesinde oynanmıştır.

Ortam Çözümlemeleri
1. Yazıldığı Dönemin Siyasal, Toplumsal Koşulları: Bu dönemde, Atina devletinde demokratik düzen kuruluydu. Yöneticiler halk arasından seçiliyor ve halk seçtiği yöneticiyi denetleyebiliyordu. Ancak yalnızca soylular seçme ve seçilme hakkına sahipti.
Atina devleti sınıflı bir toplumdu. En üstte kentin siyasal yaşamına katılma hakkı olan vatandaşlar (bu doğuştan kazanılan bir haktı), ortada metek?ler, yani o kentte oturan ve ticaret yapan yabancılar, en altta köleler. Köleler, savaş esirleri olup daha çok laurium?daki gümüş madenlerinde çalıştırılırlardı. Demokrasi olmasına karşın kölelik…
2. Oyunun Türü: Tragedya
3. Yazarın Özgeçmişi: Sophokles İ.Ö. 497 yılında Atina yakınlarındaki Kolonos’ta doğdu. Eski Yunan?ın üç büyük tragedya yazarından biri olan Sophokles?in yaklaşık 123 oyunundan sadece yedisi günümüze ulaşmıştır. Bu yedi eser yazılış sırasına göre şöyledir: Aias, Antigone, Kral Oidipus, Elektra, Trakhis Kadınları, Philoktetes, Oidipus Kolonos’ta.
İyi bir eğitim ve öğrenim görmüş olan Sophokles kendi başına, Atina?daki tiyatro yarışmalarına girer, 468 yılında, yirmi yedi yaşında iken ilk başarısını kazanır. Altmış yıl kadar süren tiyatro hayatında yirmi dört defa yarışmalara katılmış, her defasında birinci yada ikinci olmuştur. Yaklaşık doksan yıl yaşayan Sophokles İ.Ö: 406 yılında Atina?da ölmüştür.
4. Yazarın Dünya Görüşü ve Tiyatro Anlayışı: Grek tragedya yazarlarının içinde, gerçeği değil, ideali, yani olanı değil, olması gerekeni gösteren bir ozan olarak özellik kazanan Sophokles, tragedyaya üçüncü oyuncuyu soktu. Koroyu on iki kişiden on beş kişiye çıkardı. Ama onun tragedyaya getirdiği en ilgi çekici yenilik, üçlemelerde (trilogya?larda) ve dörtlemelerde (tetrelogya?larda) oyunların konuları arasındaki bağı kaldırmasıydı. Sahnede de yenilikler yaptı Sophokles; boyalı dekor panolarını geliştirdi ve tragedyaya Frigyalıların musikisini getirdi. Ayrıca tragedya olgun sanat biçimini Sophokles ile almıştır.
5. Oyunun Yazarın Öteki Yapıtları İçindeki Yeri: Antigone Sophokles?in günümüze kadar ulaşabilmiş yedi tragedyasından ikincisi olarak kabul edilir. Antigone?de üç karakter, ilkinden daha ustaca kullanıldığı için Aias?ın daha önce yazıldığı düşünülmektedir. Sophokles bu eserinde tamamıyla olgun bir sanatkâr olarak görülmektedir.
6. Oyunun Tiyatro Tarihi İçindeki Yeri ve Etkileri: Sophokles?in günümüze kalan yedi tragedyasından biri olan Antigone, Oidipus faciasının devamıdır.

Dramaturgi Çözümlemeleri
1. Tema
a. Ana Tema: Başkaldırı
b. Yan Tema: Kararlılık: Antigone her şeyi göze alarak verdiği kararı uygulamış, kardeşini gömmüştür.
2. Önerme : İnanılan değerleri sonuna kadar savunmak.
3. Mesaj: Her ne olursa olsun inançlardan ve verilen kararlardan vazgeçilmemeli.

“Sophokles’in en ünlü tragedyası; Antigone” üzerine bir yorum

Yorum yapın

insanokur.org’u

bilgiyle tutsaklıktan özgürlüğe…
“yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek…”