Etiket: Antigone

Aristoteles’in Telos Kavramı ve Antik Yunan Tragedyalarındaki Kahramanın Yolculuğu

Aristoteles’in telos kavramı, bir varlığın ya da eylemin nihai amacını, tamamlanmışlık haline ulaşmasını ifade eder. Bu kavram, Antik Yunan tragedyalarında kahramanın yolculuğuyla derin bir bağ kurar. Tragedya, kahramanın içsel ve dışsal çatışmalar aracılığıyla kendi varoluşsal amacını arayışını ve bu süreçte sıklıkla yıkıma ya da dönüşüme uğramasını betimler. Telos, bu bağlamda kahramanın yolculuğunu yalnızca bir olaylar

okumak için tıklayınız

Adalet Ağaoğlu’nun Dar Zamanlar Üçlemesinde Aysel’in Direnç Dinamikleri ve Ankara’nın Politik Yansımaları

Aysel’in Antigone ile Kesişen Özerklik Arayışı Aysel’in Dar Zamanlar üçlemesindeki karakter yolculuğu, bireysel özerklik arayışının karmaşık bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Antik Yunan tragedyası Antigone’nin, devlet otoritesine karşı ahlaki bir duruş sergileyerek bireysel vicdanını savunma çabası, Aysel’in kendi varoluşsal sorgulamalarıyla dikkat çekici bir paralellik taşır. Aysel, Ölmeye Yatmak romanında, Cumhuriyetin erken dönem ideolojileri ile geleneksel toplumsal

okumak için tıklayınız

Sevgi Soysal’ın Yürüme’sinde Ela’nın Toplumsal Normlara Meydan Okuması ve Ankara’nın Modern Atmosferi

Sevgi Soysal’ın Yürüme adlı romanı, 1970 yılında Türk edebiyatında cesur bir çıkış yaparak bireyin, özellikle kadının, toplumsal normlara karşı duruşunu ele alır. Roman, Ela karakteri üzerinden feminist bir Antigone arketipi sunar; bu, bireysel iradenin kolektif baskıya karşı direnişini temsil eder. Ela, patriyarkal düzenin dayattığı cinsiyet rollerine meydan okurken, Ankara’nın modern atmosferi bu direnişi hem destekler

okumak için tıklayınız

Henry Bauchau bu romanıyla sahnelerden indirip hayatla buluşturduğu, hiç olmadığı kadar somut bir varlık kazandırdığı Antigone’yi bir kez daha ölümsüzleştiriyor.

Belçikalı yazar Henry Bauchau’nun Oidipus Yollarda ve Antigone kitaplarıyla devam edelim. Oidipus’un kehanetin ağırlığı altında başına gelmeyen kalmamış, Freudyen komplekse konu olan olaylar, babayı öldürmeler, anneyle evlenmeler… Her şey gerçekleşmiş, tüm yıkıcılığıyla olmuş, bitmiş ve Oidipus Thebai’den kovulmuş ya da kendini sürgün ettirmiş. On yıl boyunca kızı Antigone ve onlara gönüllü olarak eşlik eden Klios

okumak için tıklayınız

Antigone’ye Giriş: Sabahattin Ali

Antigone trajedisi Sofokles’in elde mevcut yedi dramının en eskisi olarak kabul edilmektedir. İlk defa, İsa’dan evvel 442 senesinde oynanmıştır. 123 tane tiyatro eseri yazmış ve bunlardan 24 tanesi ile birincilik almış olan Sofokles, bu eserinde tamamile olgun bir sanatkâr görünmektedir. Antigone, Oedipus faciasının bir devamıdır: Oedipus, babası Laios’u bilmeden öldürmüş, Thebai’yi ejderhadan kurtarmış ve şehre hükümdar

okumak için tıklayınız

Antigone; tragedya kahramanlarının en cana yakını, hayat hikâyesi bize en çok dokunanıdır.

Antigone. Oidipus’un kendi anası İokaste’den doğma kızı (Tab. 19). Antigone tragedya kahramanlarının en cana yakını, hayat hikâyesi bize en çok dokunanıdır. Davranışı, eylemiyle bugün bile çözümlenememiş bir toplum sorununu dile getirdiği içindir ki, çağdaş insanı derin derin etkileyen, sonsuzca düşündüren bir kişilik taşır. Sophokles’le işlenmeye başlayan Antigone dramı canlılığını bugüne dek yitirmemiş ve Anouilh gibi

okumak için tıklayınız

Sophokles’in en ünlü tragedyası; Antigone

Antigone, Sophokles’in en ünlü tragedyasıdır. *Sophokles’in ölümsüz eseri Antigone, Milattan Önce (M.Ö.) 442 yılında Eleusis şenliklerinde oynandı. Thebai Üçlemesi’nin son oyunu olmasına rağmen, ilk önce yazılmıştır. Diğer iki oyun gibi, bu oyun da bağımsız oynanır. Üçleme’nin ilk oyunu olan Kral Oidipus Tragedyası’nda Oidipus, yazgısından kaçamamış ve kendi elleriyle gözlerini oymuş bir halde sürgüne giderken kızları

okumak için tıklayınız

Hayatı ölümle ölçersin. Nasıl öldüğün, öldürüldüğün, senden sonra kalanların hayatı nasıl geçireceklerinin de ölçütüdür.

Antigone, çağlar öncesinde olayları bilmemezlikten gelen kızkardeşi İsmene’ye şöyle seslenmişti: “Kreon, yalnız birini gömüyor ağabeylerimizin, öbürünü gömütsüz bırakıyor aşağılamak için!.. Kardeşimizi böyle gömütsüz, gözyaşsız leş kargalarına, akbabalara peşkeş çekmiş, tatlı bir şölen niyetine. Ben gömmeye gidiyorum ağabeyimi. Bu uğurda ölsem ne gam? Yan yana yatarız kardeşimle iki sevgili gibi, suçsa kutsal bir suç benim ki.

okumak için tıklayınız

Antigone Mitolojik Bir Kahraman mı Sadece – Çağlar Mirik

“Her ilkyaz badem ağacı gibi çiçeklenir Onurlu şehitlerin kızıl toprakları.” Oğuz Tansel “Her gün yazmak gerekir şikayet etmeden, defteri tanık etmek için tarihe. Zorlanacağız günler ilerledikçe, fakat bu kalem düşmemeli elden. Şairi ya da yazarı değiliz çıkacak metnin. Çadırdan dışarıya taşan hayatın sözcükleriyiz. İmlası yanlış, cümlesi düşük de olsa; yazmalıyız.” Böyle diyor ve her gün

okumak için tıklayınız