Yazar: admin

KENDİNİ ALDATMA VE YALAN – Jean-Paul Sartre

İnsan varlığı, olumsuz-birimlerin dünya üzerinde açığa çıkmalarına aracılık eden varlık değildir yalnızca; o aynı zamanda da kendine karşı olumsuz tavırlar alabilen varlıktır. Giriş bölümümüzde, bilinci, “kendi varlığı içinde varlığı kendisi için soru olan ve de kendinden başka bir varlığı gerektirdiği ölçüde soru olan varlık’’ biçiminde tanımlamıştık. Ama, sorgulayıcı davranışın aydınlatılmasından sonra şimdi artık biliyoruz

OKUMAK İÇİN TIKLA

HİÇLİĞİN KÖKENİ – Jean-Paul Sartre

Şimdi artık geriye doğru bir göz atmak ve katettiğimiz yolu ölçmek uygun olur. Önce varlık sorusunu ortaya attık. Sonra bu sorunun kendisine yönelip, bir insan davranışı tipi olarak onu sorguladık. O zaman da eğer olumsuzlama varolmasaydı, hiçbir sorunun, özellikle de varlık sorusunun sorulamayacağını kabul etmek zorunda kaldık. Ancak bu olumsuzlama da, daha yakından

OKUMAK İÇİN TIKLA

HİÇLİĞİN FENOMENOLOJİK KAVRANIŞI – Jean-Paul Sartre

Aslında varlık ve hiçlik arasındaki tamamlayıcılığı başka türlü düşünmek de mümkündür. Bunların her ikisinde de gerçeğin aynı ölçüde zorunlu iki bileşenini görmek mümkündür ve bunu Hegel gibi, varlığı hiçliğin içine “geçirmeden” ya da bizim yapmaya çalıştığımız gibi hiçliğin sonralığı üzerinde diretmeden de yapabiliriz: o zaman, tersine, varlık ve varlık-olmayanın birbirleri üzerinde uyguladıkları

OKUMAK İÇİN TIKLA

HİÇLİĞİN DİYALEKTİK KAVRANIŞI – Jean-Paul Sartre

Sorgulamanın bizi getirip birdenbire karşı karşıya bıraktığı bu hiçliğin anlamını[sens] ortaya koyma iddiasında bulunabilmemiz için henüz çok erken. Ama daha şimdiden kesinleştirebileceğimiz bazı şeyler var. Özellikle, varlığın, ona musallat olan varlık-olmayanla münasebetlerini saptamak fena olmaz. Nitekim, varlığın karşısındaki insan davranışları ile insanın Hiçlik karşısındaki davranışları arasında, gerçekten de belli bir paralellik

OKUMAK İÇİN TIKLA

İtalya’da Tıp Okumak Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İtalya, köklü üniversiteleri, kaliteli eğitim sistemi ve uluslararası düzeyde tanınan tıp fakülteleriyle Avrupa’nın en çok tercih edilen eğitim destinasyonlarından biridir.Tıp eğitimi almak isteyen öğrenciler için hem akademik hem kültürel açıdan benzersiz fırsatlar sunan İtalya, her yıl binlerce uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapmaktadır.Bu yazıda, İtalya’da Tıp Okumak Hakkında Bilinmesi Gerekenler başlığı

OKUMAK İÇİN TIKLA

Avustralya Work and Study Programı ile Geleceğini Şekillendir

Yurt dışında hem eğitim almak hem de çalışma deneyimi kazanmak isteyen gençlerin en çok tercih ettiği seçeneklerden biri Avustralya Work and Study programıdır. Bu sistem, öğrencilerin eğitim süreleri boyunca yarı zamanlı çalışmasına olanak tanıyarak, uluslararası deneyim kazanmalarını sağlar. Edumaster Work and Study danışmanlık hizmetleriyle bu programlara katılan öğrenciler, dünyanın dört

OKUMAK İÇİN TIKLA

Cehalet körlüğü (Dunning-Kruger etkisi): Yetersiz bilgi veya beceriye sahip bireyler, kendi yetersizliklerini fark edemez, kendi performanslarını aşırı derecede yüksek değerlendirirler.

1. Kavramsal Tanım Dunning-Kruger etkisi, 1999 yılında sosyal psikologlar David Dunning ve Justin Kruger tarafından tanımlanmıştır. Temel hipotez şudur: Yetersiz bilgi veya beceriye sahip bireyler, kendi yetersizliklerini fark edemez ve bu nedenle kendi performanslarını aşırı derecede yüksek değerlendirirler. Bu fenomen, yalnızca kişisel yetenekleri değil, aynı zamanda bilgi, muhakeme ve sosyal

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kendinin cahil olduğunu nasıl anlarsın?

“Kendinin cahil olduğunu anlamak” aslında hem epistemolojik hem de psikolojik bir sorudur. 1. Epistemolojik Perspektif: Bilgi ve Bilinçsizlik Felsefe tarihinde bu konu, özellikle Sokratik gelenekte öne çıkar. Sokrat, “Bilgi sahibi olduğumu sandığımda aslında cahil olduğumu fark ediyorum” der gibi bir yaklaşım sergiler. Yani, bir kişi kendi cehaletini fark ettiğinde, aslında

OKUMAK İÇİN TIKLA

Antik Yunan felsefesinin çağımıza etkileri

Aşağıda Antik Yunan felsefesinin (MÖ yaklaşık 7.–3. yüzyıllar arası; Presokratikler, Sokrates, Platon, Aristoteles, Stoacılar, Epikurosçular vb.) modern (çağdaş) düşünce, bilim, politika ve kültür üzerindeki etkileri sistematik ve eleştirel bir biçimde incelenmiştir. Her bölüm önce temel iddiaları belirtir, sonra etkilenme mekanizmalarını, somut örnekleri ve sınırlamaları tartışır. 1. Metafizik ve ontoloji —

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bireyin anlam arayışı neden zorlaşmaktadır?

Tanrısal Merkezin Kaybı: Nietzsche’nin “Tanrı’nın Ölümü” Felsefe tarihi boyunca insan, varoluşuna anlam kazandırmak için çoğunlukla aşkın bir merkeze başvurmuştur. Tanrı, hakikatin hem kaynağı hem de teminatıydı; değerlerin ölçüsü, yaşamın yönü, insanın kendini konumlandırdığı metafizik eksendi. Ancak Nietzsche’nin ünlü “Tanrı öldü” sözü, yalnızca bir inançsızlık bildirimi değildir; bu ifade, Batı metafiziğinin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bitkisel Özlerle Güçlenen Saç Bakımı: Alalore İçerik Profili

Saçlarımız, günlük yaşamın stresinden çevresel faktörlere kadar birçok etkiye maruz kalır. Parlaklığını, gücünü ve canlılığını korumak her zaman kolay değildir. Ancak doğanın sunduğu bitkisel özlerle hazırlanan formüller, saçlara yeniden hayat vermenin en etkili yollarından biridir Özellikle Alalore tarafından geliştirilen ürün serisi, doğadan ilham alan içerikleriyle fark yaratıyor. Kimyasallardan uzak, bitkisel

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kafka’nın Beş Tuhaf Yüzü – Varoluşun Gölgesinde Bir Adam

Franz Kafka… Karanlığın, bürokrasinin ve yalnızlığın yazarı olarak bilinir. Oysa bu tanım, onun yalnızca bir yüzünü gösterir. Kafka’nın içinde, trajediyle mizahın, acıyla merhametin, ölüm isteğiyle yaşam sevgisinin aynı bedende barındığı bir ikilik vardır. İşte, bu çelişkili dehanın az bilinen beş tuhaf yönü: 1. Trajedide Gizlenen Kahkaha Kafka, eserlerinde karanlığı anlatırken

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kafka bugün edebiyatın en büyük isimlerinden biri olarak anılıyorsa bu dostunun “ihaneti” sayesinde.

Ateşe Verilmek İstenen Hakikat: Kafka ve Varoluşun Çelişkisi Franz Kafka, yaşamıyla da, yazdıklarıyla da insanın varoluşsal yalnızlığını temsil eden bir figürdür. Onun ölüm döşeğinde dostu Max Brod’a “yazdıklarımı yak” diye vasiyet etmesi, sıradan bir isteğin değil, insanın kendi varlığına duyduğu derin güvensizliğin simgesidir. Kafka için yazmak, bir tür iç hesaplaşmaydı;

OKUMAK İÇİN TIKLA

UETDS Yazılımı: Taşımacılıkta Dijital Dönüşümün Anahtarı

Günümüzde taşımacılık sektöründe güvenlik, denetim ve veri yönetimi artık yalnızca operasyonel bir gereklilik değil; dijitalleşmenin kaçınılmaz bir parçası haline geldi. İşte tam bu noktada UETDS (Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi) devreye giriyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından geliştirilen bu sistem, taşımacılık faaliyetlerinin elektronik ortamda izlenmesini ve kayıt altına alınmasını sağlar. UETDS

OKUMAK İÇİN TIKLA

Nasıl Yazmalı? Zülfü Livaneli

Yüzyıllar boyunca yazarları üslup kadar uğraştıran başka bir sorun olduğunu sanmıyorum. Hikâye, karakterler, betimlemeler… Hepsi hazır olduğu zaman bile cevap verilmesi gereken büyük bir soru kalıyor ortada: Nasıl yazmalı? Hangi üslubu benimsemeli? Biçim ne olmalı? Kahraman bakış açısıyla mı, gözlemci bakış açısıyla mı, yoksa hâkim bakış açısıyla mı anlatmalı? “O”

OKUMAK İÇİN TIKLA

Her kitabı okumak zorunda değilsiniz – Zülfü Livaneli

Unutmayalım ki kitap okumak her şeyden önce bir zevk alma meselesi. İnsanlar kitapları ilaç niyetine değil, zevk almak için okuyorlar. Bir romanın derin ve nitelikli olması, onun okuma zevki vermesine engel değil ki. Yüzyıllar boyunca büyük sanatçıları anlamış, bir anlamda onları yaratmış olan insanların edebiyat zevki mi ortadan kayboldu? Popüler

OKUMAK İÇİN TIKLA

Telkini aşarak özgür okur olmak – Zülfü Livaneli

İki yüz yıl kadar önce Schopenhauer, “İnsan istediğini yapabilir ama istediğini isteyemez” demişti. Kitle iletişiminin ve medya yönlendirmelerinin kişiler üzerindeki etkisi arttıkça bu sözün geçerliliği de artıyor. Filozofumuz bu bağlamda kullanmamış da olsa, özellikle 1980’li yıllardan sonra, belki de insanı anlatan en önemli sözlerden biri oldu. Çünkü ürünleri halka ulaştıran

OKUMAK İÇİN TIKLA

İki farklı edebiyat – Zülfü Livaneli

Şöyle bir kurala inanıyorum: Eğer bir masa başında oturduğunda arkadaşlarına anlattığın zaman ilgilerini çekecek, seni en azından yarım saat dinlemelerini sağlayacak kadar ilginç bir konun yoksa, hiç yazmamak daha iyi. Çünkü o yüzlerce sayfayı da kimse okumaz. (Bu genellemenin dışında kalan deneysel yapıtları ayrıca ele almak gerek.) Ne var ki,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Okuma zevki – Zülfü Livaneli

Hayatta yapılan her güzel iş gibi, kitap da zevk alarak okunmalı. Edebiyat, ne kadar derin düşünceler anlatılırsa anlatılsın, bunları okura zevk verecek, sayfaları sabırsızlıkla çevirtecek, hatta “Aman bitmesin” dedirtecek bir biçime büründürme sanatıdır. Bütün büyük yazarlar, bunu başardıkları için büyüktürler. Siz hiç Cervantes, Dostoyevski, Tolstoy, Dickens, Gogol, Flaubert, Stendhal, Márquez

OKUMAK İÇİN TIKLA

YENİDEN AKDENİZ’DE – Tezer Özlü

YENİDEN AKDENİZ’DE En sevdiğim görüntü Antalya’da Torosların denize dikey indiği görüntüdür. Dağların dibinde Akdeniz masmavi pus içinde sonsuza açılırken, Torosların dik, güçlü tepeleri zaman zaman pus, zaman zaman havanın berraklığı içinde gökyüzüne yükselir. Duisburg’un işçi, özellikle Türk işçilerinin oturduğu mahallelerin üzerimde bıraktığı izlenimi anlatmaya neden Torosların görüntüsüyle başladım? Bunlar birbirlerine o kadar

OKUMAK İÇİN TIKLA