Yazar: cemalumit

George Orwell’in 1984 Romanında İktidarın Dil İnşası

George Orwell’in 1984 adlı romanı, modern iktidarın yalnızca bedenler ve davranışlar üzerinde değil, düşüncenin maddi zemini olan dil üzerinde kurduğu tahakkümü görünür kılan en güçlü edebî metinlerden biridir. Romanda totaliter rejim, iktidarını sürdürülebilir kılmak için şiddet ve gözetimin ötesine geçerek, düşüncenin imkân koşullarını ortadan kaldırmayı hedefler. Bu stratejinin merkezinde, Parti

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hegel’in Savaş Anlayışı ile Tolstoy’un Savaş Eleştirisi Arasındaki Gerilim

Modern düşüncede savaş, kimi zaman tarihsel ilerlemenin zorunlu bir aracı, kimi zaman ise insanlığın ahlaki iflasının en açık göstergesi olarak kavramsallaştırılmıştır. Bu karşıtlık, G. W. F. Hegel ile Lev Tolstoy arasında belirgin bir felsefi gerilim olarak ortaya çıkar. Hegel, savaşı tarihsel aklın diyalektik işleyişinde zorunlu bir moment olarak konumlandırırken, Tolstoy

OKUMAK İÇİN TIKLA

The Tension Between Hegel’s Understanding of War and Tolstoy’s Critique of War

In modern thought, war has been conceptualized sometimes as a necessary instrument of historical progress, and sometimes as the clearest manifestation of humanity’s moral bankruptcy. This contrast emerges as a distinct philosophical tension between G. W. F. Hegel and Lev Tolstoy. While Hegel positions war as a necessary moment in

OKUMAK İÇİN TIKLA

War, History, and the Rationality of Violence: A Re-reading of the Hegel–Tolstoy Opposition in the Context of Agamben, Arendt, and Clausewitz

Introduction: Modernity’s Test with ViolenceThe tension between Hegel’s understanding of war and Tolstoy’s critique of war points to a fundamental question at the heart of modern political thought: Can violence be justified as a constitutive element of historical and political order? While Hegel rationalizes war as a necessary moment of

OKUMAK İÇİN TIKLA

Savaş, Tarih ve Şiddetin Rasyonalitesi: Hegel–Tolstoy Karşıtlığının Agamben, Arendt ve Clausewitz Bağlamında Yeniden Okunması

Giriş: Modernliğin Şiddetle İmtihanı Hegel’in savaş anlayışı ile Tolstoy’un savaş eleştirisi arasındaki gerilim, modern siyasal düşüncenin merkezindeki temel soruya işaret eder: Şiddet, tarihsel ve siyasal düzenin kurucu bir unsuru olarak meşrulaştırılabilir mi? Hegel, savaşı tarihsel aklın zorunlu bir momenti olarak rasyonelleştirirken, Tolstoy bu rasyonalizasyonu ahlaki bir yanılsama olarak teşhir eder.

OKUMAK İÇİN TIKLA

George Orwell’in 1984’ü: İktidar Neden Sevgi İster? (VİDEO)

Bu VİDEO, George Orwell’in 1984 adlı romanındaki iktidar mekanizmalarını felsefi, psikopolitik ve epistemolojik açılardan derinlemesine incelemektedir. Okyanusya rejiminin neden yalnızca fiziksel boyun eğmeyle yetinmeyip bireyin zihinsel ve duygusal teslimiyetini de arzuladığı, Arendt, Foucault ve Lacan gibi düşünürlerin teorileriyle açıklanmaktadır. Videoya göre otorite, hakikati yeniden üreterek ve “çiftdüşün” gibi yöntemlerle öznenin iç dünyasını ele geçirip her türlü

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy’s Critique of Great Men in History (VİDEO)

This video provides an in-depth analysis of Leo Tolstoy’s critique of modern power and history through the figure of Napoleon in his novel War and Peace. The author challenges the traditional “great man” image of Napoleon in historiography, characterizing the idea that individual will governs the course of history as

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy’un Büyük Adam Paradigmasına İtirazı (VİDEO)

Bu video, Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanındaki Napoléon figürünü modern iktidar eleştirisi ve tarih felsefesiekseninde incelemektedir. Yazar, Tolstoy’un geleneksel “büyük adam” anlatısını reddederek liderlerin mutlak iradesini nasıl bir yanılsama olarak sunduğunu ve bu figürü nasıl sıradanlaştırdığını detaylandırır. Napoléon’un kibirli portresi ile Kutuzov’un olayları akışına bırakan bilge tavrı kıyaslanarak, merkezi otoritenin aslında tarihin kaotik işleyişi üzerinde gerçek bir kontrolü olmadığı vurgulanır. Video, Tolstoy’un

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tolstoy’un Savaş ve Barış’ında Napoléon Figürü ve Modern İktidar Eleştirisi

Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış (1865–1869) adlı romanı, yalnızca Napoléon Savaşları’nı konu alan tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda modern iktidar, tarih, özne ve nedensellik kavramlarına yönelik kapsamlı bir felsefi eleştiridir. Romanın merkezinde yer alan Napoléon figürü, geleneksel tarih yazımında “büyük adam” olarak yüceltilirken, Tolstoy tarafından sistematik biçimde sıradanlaştırılır, hatta

OKUMAK İÇİN TIKLA

The Figure of Napoleon and the Critique of Modern Power in Tolstoy’s War and Peace

Lev Tolstoy’s novel War and Peace (1865–1869) is not only a historical narrative about the Napoleonic Wars; it is also a comprehensive philosophical critique of modern concepts of power, history, subjectivity, and causality. While the central figure of the novel, Napoleon, is glorified as a “great man” in traditional historiography,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Dış Ticarette Süreç Yönetimi Neden Kritik?

Dış ticarette süreç yönetimi, firmaların uluslararası arenada rekabet edebilirliklerini ve operasyonel başarılarını doğrudan etkilediği için kritik bir rol oynar. Etkili süreç yönetimi ile hukuki uyum, gümrük işlemleri, lojistik koordinasyon, belge hazırlama ve maliyet kontrolü gibi karmaşık aşamalar sistematik olarak planlanır ve yürütülür; aksi halde hatalar gecikmelere, cezai risklere ve artan

OKUMAK İÇİN TIKLA
Anne Laurichesse

Sessizlikten Yazıya: Bir Kadının Birden Fazla Hayatı – Anne Laurichesse

SEVCAN ATAK Les vies de Louise’te Anne Laurichesse, tek bir hayatın içine birden fazla yaşam sığdıran kadınların sessiz ama derin hikâyesini anlatıyor. Louise’in aşkları, anneliği, yalnızlığı ve içsel dönüşümleri, zamanın içinden süzülerek ilerliyor; büyük olaylardan çok küçük kırılmaların izini sürüyor. Bu söyleşide Laurichesse ile kadınların iç dünyası, edebiyatın bir sığınak mı

OKUMAK İÇİN TIKLA
Anne Laurichesse

Écrire contre l’effacement : les vies intérieures d’une femme – Anne Laurichesse

Sevcan Atak Dans Les Vies de Louise, Anne Laurichesse raconte l’histoire silencieuse mais profonde de femmes capables de faire tenir plusieurs vies dans une seule. Les amours de Louise, sa maternité, sa solitude et ses transformations intérieures se déploient dans le temps, portées moins par de grands événements que par une

OKUMAK İÇİN TIKLA

İki Hakikat Arayışçısı: Faust ve Siddhartha (VİDEO)

Bu video, dünya edebiyatının iki dev eseri olan Goethe’nin Faust’u ile Hermann Hesse’nin Siddhartha’sını bilgi arayışıteması üzerinden karşılaştırmalı bir analize tabi tutmaktadır. Her iki kahramanın da mevcut teorik bilgilerden duydukları varoluşsal tatminsizlik, onları yaşamın içine doğrudan karışarak hakikati deneyimlemeye sevk eder. Ancak Faust’un bilgiyi ele geçirme arzusu sınırsız bir güç hırsına ve trajik bir yabancılaşmaya dönüşürken, Siddhartha’nın yolculuğu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Prag’ın Gizli Hikayesi (VİDEO)

Bu videoda, Jan Neruda’nın Prag Hikâyeleri adlı eserindeki mekan kullanımının toplumsal sınıflar ve güç dinamikleri üzerindeki etkisini incelemektedir. Yazar, Malá Strana mahallesini sadece bir dekor olarak değil, mahalle sakinlerinin sosyal statülerini şekillendiren ve denetleyen canlı bir unsur olarak ele alır. Sokaklar, alt sınıfların itibar mücadelesi verdiği ve sürekli bir toplumsal gözetim altında tutulduğu alanlar olarak

OKUMAK İÇİN TIKLA

Fanon’un Hegel’e Meydan Okuması – (VİDEO)

Bu video, Frantz Fanon’un sömürgecilik karşıtı kuramlarını Hegelci diyalektik üzerinden analiz ederek, geleneksel felsefenin sömürge dünyasındaki yetersizliğini ortaya koymaktadır. Yazar, Hegel’in efendi-köle ilişkisindeki karşılıklı tanınma idealinin, ırksal dışlamanın hakim olduğu sömürge topraklarında işlevsiz kaldığını savunur. Fanon’a göre, sömürgeleştirilen insanın özgürleşmesi emeğin sağladığı gelişimle değil, ancak sömürgeci şiddeti parçalayacak karşı bir direnişle mümkündür. Kaynak, şiddetin sömürge halkı üzerinde terapötik ve

OKUMAK İÇİN TIKLA

Obsesyona Chichikov bi Pere û Prestijê re: Lêgerîna Pesendkirina Civakî di çarçoveya “Yê Din ê Mezin” ê Lacan de

Ev lêkolîn karakterê Pavel Ivanovich Chichikov di romana Ruhên Mirî (1842) a Nikolai Gogol de di çarçoveya têgeha Jacques Lacan a “Yê Din ê Mezin” de psîkoanalîz dike. Meyla Chichikov bi pere û prestîja civakî re ne wekî armanceke takekesî, lê belê wekî xuyangeke hewldana wî ya ji bo bidestxistina

OKUMAK İÇİN TIKLA