Yazar: cemalumit

Kara Kediler Neden “Şeytanın Yardımcısı” Sayılıyordu?

Orta Çağ Avrupası’nda kara kediler, şeytanın yardımcıları, cadıların yoldaşları ve uğursuzluk sembolleri olarak görülüyordu. Bu batıl inançlar, binlerce kedinin öldürülmesine yol açtı ve ilginç bir şekilde veba salgınlarının yayılmasına dolaylı olarak katkıda bulundu. Peki kara kediler neden bu kadar nefret edilen varlıklar haline geldi? İşte bu karanlık tarihin detayları… 1. Kara Kediler Neden “Şeytanın Yardımcısı” Sayılıyordu? Kara kedilerin kötü

okumak için tıklayınız

Çima Pisîkên Reş wekî “Alîkarên Şeytan” dihatin hesibandin?

Li Ewropaya Serdema Navîn, pisîkên reş wekî alîkarên şeytan, hevalên cadûyan û sembolên şansê xirab dihatin dîtin. Ev xurafe bûn sedema kuştina bi hezaran pisîkan û, balkêş e, bi awayekî nerasterast beşdarî belavbûna epidemiyên belayê bûn. Ji ber vê yekê çima pisîkên reş bûn afirîdên ewqas nefretkirî? Li vir hûrguliyên vê dîroka tarî hene… Baweriya

okumak için tıklayınız

Why Were Black Cats Considered “The Devil’s Helpers”?

In Medieval Europe, black cats were seen as the devil’s helpers, witches’ companions, and symbols of bad luck. These superstitions led to the killing of thousands of cats and, interestingly, indirectly contributed to the spread of plague epidemics. So why did black cats become such hated creatures? Here are the details of this dark history…

okumak için tıklayınız

Çima Pirtûk di Serdema Navîn de Bi Zincîr Hatin Girêdan?

Zincîrkirina pirtûkan pratîkek bû ku di Serdema Navîn de, bi taybetî ji sedsala 15an û pê ve, berbelav bû. Sedema sereke ya vê pratîkê nirx û kêmasiya pirtûkan, û her weha xetera bilind a dizîn an windabûnê bû. Li vir sedemên sereke yên li pişt pirtûkên zincîrkirî (Latînî: libri catenati) hene: Di Serdema Navîn de,

okumak için tıklayınız

Ortaçağda Kitaplar Neden Zincirlenirdi?

Orta Çağ’da kitapların zincirlenmesi, özellikle 15. yüzyıldan itibaren yaygınlaşan bir uygulamaydı. Bu uygulamanın temel nedeni, kitapların değerli ve nadir olması, aynı zamanda çalınma veya kaybolma riskinin yüksek olmasıydı. İşte zincirli kitapların (Latince: libri catenati) arkasındaki başlıca sebepler: 1. Kitapların Aşırı Değerli Olması 2. Kütüphanelerde Güvenlik Önlemi 3. Kitapların Halka Açık Olması, Ama Kontrollü Erişim 4.

okumak için tıklayınız

Batıkent Semtinde Saat Kaç Olursa Olsun Yanınızda

Ankara’nın modern yüzlerinden biri olan Batıkent, geniş bulvarları, düzenli yerleşimi ve çağdaş yaşam alanlarıyla hem sakinleri hem de işletmeleri için cazibe merkezi olmayı sürdürüyor. Bu hareketli ve gelişmiş bölgede, acil durum anlarında bir kahraman sessizce sahneye çıkar: Batıkent Çilingir. Bu firma yalnızca kilit açmakla kalmıyor; insanların hayatlarına güvenlik, hız ve huzur katıyor. İsterseniz bu yolculuğun perde

okumak için tıklayınız

Symbolic answers to the question “Why did Gregor Samsa turn into a bug?”

“Gregor Samsa’s transformation into an insect is the shedding of the commodified existence of modern man.” This symbolic act in Kafka’s The Metamorphosis can be read in the following layers: The insect body is a grotesque reflection of Gregor’s transformation into a walking-to-work object. His body embodies this alienation, as his years as a traveling

okumak için tıklayınız

Bersivên sembolîk ji bo pirsa “Gregor Samsa çima bû kêzik?”

“Veguherîna Gregor Samsa bo kêzikekê, jiholêrakirina hebûna bazirganî ya mirovê nûjen e.” Ev kiryara sembolîk di Metamorfoza Kafka de dikare di qatên jêrîn de were xwendin: Laşê kêzikê şewqek grotesk a veguherîna Gregor bo tiştek ku dimeşe ber bi kar ve. Laşê wî vê xerîbbûnê temsîl dike, ji ber ku salên wî yên wekî firoşkarekî

okumak için tıklayınız

“Gregor Samsa neden böceğe dönüştü?” sorusuna sembolik cevaplar

“Gregor Samsa’nın böceğe dönüşmesi, modern insanın metalaşan varlığının kabuk değiştirmesidir.” Kafka’nın Dönüşüm‘ündeki bu sembolik eylem, şu katmanlarla okunabilir: 1. Endüstriyel Çarkın Dişlisi Olma Travması Böcek bedeni, Gregor’un işe-yürüyen-nesne haline gelişinin grotesk yansımasıdır. Seyahat satıcısı olarak geçirdiği yıllar, onu insanlıktan çıkarıp “ürün taşıyan bir araç”a dönüştürdüğü için, bedeni de bu yabancılaşmayı somutlaştırır. 2. Aile Dinamiklerinin Paraziti Sırtındaki kabuk, ailesinin onun emeğine asalakça bağımlılığını ters yüz

okumak için tıklayınız

Li gorî Şêrko Bêkes azadî çi reng e?

Rengê Azadiyê Li Gor Şêrko Bêkes: “Şîn” (Şîn/Kesk) û Sembolîzma Wê Şêrko Bêkes (1940-2013), yek ji kesayetên herî girîng ên helbesta nûjen a Kurdî, pir caran mijara azadiyê bi wêneyên xwezayî û rengên ve girêdide. Di helbestên wî de, azadî pir caran bi “şîn” (rengek ku di Kurdî de hem şîn û hem jî kesk

okumak için tıklayınız

According to Şêrko Bêkes, what color is freedom?

The Color of Freedom According to Şêrko Bêkes: “Şîn” (Blue/Green) and Its Symbolism Şêrko Bêkes (1940-2013), one of the most important figures in modern Kurdish poetry, frequently associated the theme of freedom with natural imagery and colors. In his poems, freedom is often represented by “şîn” (a color that can mean both blue and green

okumak için tıklayınız

Şêrko Bêkes’e göre özgürlük hangi renktir?

Şêrko Bêkes’e Göre Özgürlüğün Rengi: “Şîn” (Mavi/Yeşil) ve Sembolizmi Şêrko Bêkes (1940-2013), modern Kürt şiirinin en önemli isimlerinden biri olarak, özgürlük temasını sıklıkla doğa imgeleri ve renklerle ilişkilendirir. Onun şiirlerinde özgürlük, çoğunlukla “şîn” (Kürtçede hem mavi hem de yeşil anlamına gelebilen bir renk) ile temsil edilir. Bu renk, gökyüzünün sonsuzluğunu, dağların ve ormanların diriliğini, umudu ve Kürt halkının direnişini simgeler. 1. Şîn: Gökyüzü ve Sınırsızlık

okumak için tıklayınız

Li gorî Nietzsche, ew fîlozof kî ye ku ew wekî “xwedayê wênesaz” dibîne?

Friedrich Nietzsche fîlozofê ku ew wekî “xwedayê wênesaz” dibîne wekî Dionysus bi nav dike. Lêbelê, ew behsa “prensîba Dionysus” dike ku ew di felsefeya xwe de temsîl dike, ne Dionysus, xwedayê şerab, şahî û kêfxweşiyê di mîtolojiya Yewnanî de. Nietzsche vê têgehê bi berfirehî vedikole, bi taybetî di berhema xwe ya “Zayîna Trajediyê” (Die Geburt

okumak için tıklayınız

According to Nietzsche, who is the philosopher whom he sees as the “god of painters”?

Friedrich Nietzsche refers to the philosopher he sees as the “god of painters” as Dionysus. However, he is referring to the “Dionysian principle” he represents in his philosophy, rather than Dionysus, the god of wine, joy, and ecstasy in Greek mythology. Nietzsche explores this concept in detail, particularly in his work “The Birth of Tragedy”

okumak için tıklayınız

Nietzsche’ye göre “ressamların tanrısı” olarak gördüğü filozof kimdir?

Friedrich Nietzsche, “ressamların tanrısı” olarak gördüğü filozofu Dionysos şeklinde ifade eder. Ancak burada kastettiği kişi, Yunan mitolojisindeki şarap, coşku ve vecd tanrısı Dionysos’tan ziyade, onun felsefesinde temsil ettiği “Dionysosçu ilke”dir. Nietzsche, bu kavramı özellikle “Trajedyanın Doğuşu” (Die Geburt der Tragödie, 1872) adlı eserinde detaylıca ele alır. Nietzsche’nin Dionysos’u ve Ressamların Tanrısı: ———————- Nietzsche’nin “ressamların tanrısı”

okumak için tıklayınız

Duygular, ahlaki kararlarda “güvenilmez” midir?

1. Kantçı Rasyonalizm: Duygular Güvenilmezdir Immanuel Kant, “Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi” (1785) ve “Pratik Aklın Eleştirisi” (1788) eserlerinde, duyguları ahlak dışı saymasa da ahlaki kararlar için yetersiz bulur: Örnek: Birine sırf “acıdığınız için” yardım etmek, Kant’a göre ahlaki değildir; çünkü bu, duygusal bir rastlantıdır. Oysa aynı eylem, “insan onurunu koruma” ilkesiyle yapılırsa ahlakidir. 2. Hume’cu Duyguculuk: Ahlak Duygular Üzerine Kuruludur David Hume, “Ahlak Üzerine Bir İnceleme” (1751)

okumak için tıklayınız

Ma hest di biryarên exlaqî de “ne pêbawer” in?

Di “Bingeha Metafîzîka Exlaqê” (1785) û “Rexneya Aqilmendiya Pratîkî” (1788) de, Immanuel Kant, her çend hestan neexlaqî nabîne jî, wan ji bo biryarên exlaqî ne bes dibîne: Pirsgirêka Heteronomiyê: Hest (sempatî, nefret, tirs) bi teşwîqên derveyî an hundurîn ve girêdayî ne; ew îradeya xweser xirab dikin. Nebûna Gerdûnîbûnê: Hest li gorî kes û rewşê diguherin,

okumak için tıklayınız

Are emotions “unreliable” in moral decisions?

In his “Foundation of the Metaphysics of Morality” (1785) and “Critique of Practical Reason” (1788), Immanuel Kant, while not deeming emotions immoral, finds them insufficient for moral decisions: The Problem of Heteronomy: Emotions (sympathy, hatred, fear) depend on external or internal stimuli; they impair the autonomous will. Lack of Universality: Emotions vary depending on the

okumak için tıklayınız

Spinoza’ya göre kötü diye bir şey var mıdır?

Baruch Spinoza’nın metafiziği ve etiği, geleneksel anlamda “kötü” kavramını radikal bir şekilde yeniden yorumlar. Spinoza’ya göre, kötü diye bir şey yoktur; yalnızca insanın doğayı ve Tanrı’yı (ya da “Substance”ı) yetersiz bir şekilde kavramasından kaynaklanan bir yanılsama vardır. Bu görüşü, Ethica adlı eserinde detaylı bir şekilde işler. İşte Spinoza’nın kötülük problemine yaklaşımının felsefi temelleri: 1. Metafizik

okumak için tıklayınız