Yazar: cemalumit

Tarihsel Bağlamda Otistik Kadınların Ruh Sağlığı İhtiyaçları ve Modern Nöroçeşitlilik Odaklı Terapi Çözümleri Bölüm 1

Otistik kadınların tarih boyunca karşılaştığı ruh sağlığı ihtiyaçları, toplumsal cinsiyet beklentileri, maskeleme baskısı ve dışlanma gibi faktörler nedeniyle karmaşık ve çoğu zaman göz ardı edilmiştir. Modern bağlamda, nöroçeşitlilik odaklı terapiler, bu ihtiyaçları karşılamak için umut vadeden bir yaklaşım sunar. Özellikle otistik kadınlarda yüksek intihar oranları gibi ciddi sorunlara yönelik müdahaleler, hem tarihsel derslerden hem de

okumak için tıklayınız

Büyük Göç Dönemi ile Modern Mülteci Krizleri: Tarihsel Paralellikler

Hareketin Kökenleri Büyük Göç Dönemi (4.-6. yüzyıl), Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle tetiklenen kaotik bir yer değiştirme dalgasıydı. Hunlar, Gotlar, Vandallar gibi topluluklar, ekonomik çöküntü, savaş baskısı ve iklim değişikliğinin zorladığı kıtlıklarla hareket etti. Modern mülteci krizleri de benzer köklerden besleniyor: Suriye, Afganistan veya Afrika Boynuzu’ndaki savaşlar, ekonomik eşitsizlikler ve iklim felaketleri milyonları göçe zorluyor. Her iki

okumak için tıklayınız

Bir Yılbaşı Öyküsü – Vladimir Dudintsev “Bir dakikasını bile ziyan etmek istemeyeceğimiz bir hayat ve her saniyesini yüreğimizde hissedebileceğimiz günlerin hayalini kurmak…”

Vladimir Dudintsev, Bir Yılbaşı Öyküsü’nü yazdığında bu öykünün Türkiye’de bu kadar sevileceğini tahmin edemezdi. İnsanlığın derin aclarını dindirmek için uğraş verilen bir araştırma laboratuarında “zaman öğretmen”in bilim insanlarına baykuş kılığında musallat oluşunun büyüleyici öyküsüdür bu. Bir yılbaşı öyküsü, yeni yılla yüz yüze gelmek isteyenler için bire birdir: Ben bir peri masalı dünyasında yaşıyorum. Bir peri masalı

okumak için tıklayınız

Mitolojik Arketiplerin İnsan Bilincindeki Yankıları

Mitolojik arketipler, insanlığın kolektif bilincinde derin kökler salmış evrensel semboller ve anlatılar olarak, bireylerin bilinçdışı süreçlerini şekillendiren güçlü birer rehberdir. Bu arketipler, özellikle Yunan mitolojisindeki Oedipus anlatısı gibi, modern psikanalizde bireyin iç dünyasını anlamak için bir ayna görevi görür. Kolektif Bilinç ve Arketipler İnsan bilinci, Carl Jung’un tanımladığı gibi, kolektif bilinçaltında saklı arketiplerle şekillenir. Bu

okumak için tıklayınız

Geçmişin Masalları ve Modern İnsan

Kadim Hikâyelerin Çağdaş Sesi Mitler, insanlığın ilk anlatılarından beri varlığını sürdüren, zamanın ötesine uzanan evrensel hikâyelerdir. Bu anlatılar, yalnızca geçmişin masalları değil, aynı zamanda modern insanın anlam arayışının temel taşlarıdır. Taoizm’in yin-yang felsefesi, karşıtlıkların bir aradalığını ve dengeyi vurgularken, günümüz etik tartışmalarında bireyin içsel çatışmalarına ve toplumsal ikilemlere ışık tutar. İyilik ve kötülüğün, kader ve

okumak için tıklayınız

Göbeklitepe ve Karahan Tepe: İktidarın Arkeolojik Kökenleri

Taşların Sessiz Tanıklığı Göbeklitepe ve Karahan Tepe, tarihin derinliklerinde, insanlığın henüz tarımla tanışmadığı ya da onun eşiğinde titrediği bir çağda yükselen anıtsal tapınaklar. Bu yapılar, yalnızca taş ve toprak değil, aynı zamanda insan bedeninin, emeğin ve toplumsallığın yeniden şekillendirildiği bir saha. Foucault’nun “iktidarın mikro-fiziksel” mekanizmaları, bu tapınakların dikilitaşlarında, oyma motiflerinde ve ritüel alanlarında kendini fısıldar.

okumak için tıklayınız

Kaos ve Düzenin Kadim Çatışması

Mitolojinin Kalbinde Yatan Gerilim Evrenin başlangıcında, henüz hiçbir şeyin adı konmamışken, kaos her şeyi yutan bir boşluktu. Mezopotamya’da Tiamat’ın ilksel suları, Yunan’da Khaos’un sonsuz karanlığı, Norse mitlerinde Ginnungagap’ın uçsuz bucaksız boşluğu… Bu mitler, kaosun sadece bir yokluk değil, aynı zamanda yaratımın ham maddesi olduğunu fısıldar. Düzen ise bu kaosa meydan okuyan bir irade olarak ortaya

okumak için tıklayınız

Yersiz Yurtsuzluğun Öyküsü: Mülteci ve Göçmen Kavramları Üzerine Bir İnceleme

Köklerin İzinde: Kavramların Doğuşu Mülteci ve göçmen kavramları, insanlığın hareket halindeki tarihinin aynasında şekillenmiştir. Göçmen, kendi iradesiyle bir yerden başka bir yere hareket eden, genellikle ekonomik ya da sosyal fırsatlar peşinde koşan bireyi tanımlar. Mülteci ise zulmün, savaşın ya da baskının pençesinden kaçan, hayatta kalmak için sığınacak bir liman arayan kişidir. Bu ayrım, 20. yüzyılda

okumak için tıklayınız

Göçmen ve Mülteci Kimliklerinin Oluşumunda Yer ve Yerinden Edilme

Köksüzlük ve Aidiyet Arasındaki Gerilim Yer, insanın kimliğini inşa ettiği bir zemin, bir başlangıç noktasıdır. Toprak, ev, mahalle ya da bir coğrafya, bireyin kendini tanıdığı ve tanımladığı bir ayna gibidir. Ancak göçmen ve mülteci kimlikleri, yerinden edilme deneyimiyle bu aynayı kırar. Yerinden edilme, sadece fiziksel bir kopuş değil, aynı zamanda varoluşsal bir sarsıntıdır. Birey, tanıdık

okumak için tıklayınız

Otizm ve Bağımlılık Arasındaki Güçlü Bağlantı

Bu makale, otizm spektrumundaki bireylerle bağımlılık arasındaki güçlü ve karmaşık bağlantıyı derinlemesine incelemektedir. Araştırmalar, otizmli bireylerin, özellikle ortalama veya ortalama üstü zekaya sahip olanların, alkol veya diğer uyuşturuculara bağımlı olma olasılığının akranlarına göre iki kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) da eşlik ediyorsa bu risk daha da artmaktadır; DEHB tanısı

okumak için tıklayınız

Bebek, Anneye Yoğun İhtiyaç Duyduğunda Onun Yansıtmalarına Neden Maruz Kalır ve Bunu Anlamak Neden Önemlidir ?

“Anneye yoğun ihtiyaç duyduğunda onun yansıtmalarına maruz kalmak” ifadesi, Winnicott’ın nesne ilişkileri kuramı ve bireyin psişik gelişimi bağlamında ele alındığında, oldukça anlamlı bir konuya işaret eder. Bu durum, özellikle bireyin (genellikle çocuğun) anneye bağımlı olduğu erken dönemlerde, annenin duygusal tepkilerinin ve yansıtmalarının çocuk üzerindeki etkisini ifade eder. Winnicott’ın teorisi ve metnin bağlamı ışığında bu durumu

okumak için tıklayınız

Özgürlük, İsyan ve Toplumsal Dönüşüm Üzerine Alıntılar ve Fikirler

Bir devletin ilk görevi halka eğitim vermektir. —Simon Bolivar Devrim olgunlaştığında düşen bir elma değildir. Düşmesini sağlamanız gerekiyor. -Che Guevara Acımasız eleştiri ve bağımsız düşünme, devrimci düşüncenin iki gerekli özelliğidir. —Bhagat Singh Hayatınızı zaferleri kutlayarak değil, yenilgilerin üstesinden gelerek yaşayın. -Che Guevara Gerçekçi ol, imkansızı iste! -Che Guevara Her insan ölür. Her adam gerçekten yaşamaz.

okumak için tıklayınız

Biyo-Politikanın Aile Terapisindeki Gölgeleri: Foucault’nun Merceğinden Devlet, Birey ve Güç

Michel Foucault’nun biyo-politik kavramı, modern devletin yaşamı düzenleme ve yönetme pratiklerini anlamak için güçlü bir mercek sunar. Devlet destekli aile terapisi programları, bu bağlamda, bireylerin öznelliğini şekillendiren bir alan olarak hem iyileştirici hem de denetleyici bir rol oynar. Bu programlar, aile birimini güçlendirme vaadiyle bireylerin psişik ve sosyal dünyalarına müdahale ederken, aynı zamanda devletin biyo-politik

okumak için tıklayınız

Ulus Baker’in Sinema Merceğinden: Farkın Tekrarı ve Teknolojinin Eleştirisi

Fark ve Tekrarın Sinemadaki Yansıması Gilles Deleuze’ün “fark ve tekrar” kuramı, özünde varlığın sabit bir öze dayanmadığını, aksine sürekli bir oluş süreci içinde farklılaşarak tekrar ettiğini savunur. Bu, Baker’ın sinema ve imge analizlerinde, imgelerin statik anlamlar taşımadığı, her gösterimde yeni bir bağlamda farklılaştığı bir temel oluşturur. Sinema, Deleuze için, zamanın kristalleşmiş bir biçimidir; imgeler, her

okumak için tıklayınız

Belleğin Parçalı Geceleri ve Kafkaesk Kaosun Yankıları

Tezer Özlü’nün Travmatik Belleği ve Kafka’nın Sistematik Absürdü Tezer Özlü’nün Çocukluğun Soğuk Geceleri, bireysel belleğin kırılgan, parçalı ve travmatik doğasını bir iç hesaplaşma olarak sunar. Otobiyografik bir anlatı olarak, Özlü’nün metni, bireyin kendi geçmişiyle yüzleşirken karşılaştığı kaotik ve çözümsüz anları, Kafka’nın Dava ve Değişim’deki gibi, bireyin anlam arayışını baltalayan bir sistem karşısında hissettiği çaresizlikle kesiştirir.

okumak için tıklayınız

Galatların Savaşçı Estetiği ve Modern Türk Sanatındaki Yankıları

Köklerin Çağrısı Galatların Anadolu’ya girişi, MÖ 3. yüzyılda, savaşçı bir halkın taş, kil ve ateşle yoğrulmuş bir estetikle toprağa damgasını vurmasıyla başlar. Bu Kelt kökenli topluluk, Anadolu’nun bereketli ama kaotik coğrafyasında, hem doğanın hem de insanın sınırlarını zorlayan bir varoluş sergiledi. Heykellerinde, savaşçı figürlerin kaslı bedenleri, kalkanların geometrik desenleri ve kılıçların keskin hatları, bir yandan

okumak için tıklayınız

Göç, Kimlik ve İmparatorluk: Keltlerin Anadolu Serüveni

Göçün Evrensel Dalgaları Galatların Anadolu’ya göçü, MÖ 3. yüzyılda Kelt kökenli bir topluluğun Avrupa’dan Asya’ya uzanan yolculuğuyla başlar. Bu hareket, yalnızca coğrafi bir yer değiştirme değil, aynı zamanda kültürlerin, inançların ve yaşam biçimlerinin karşılaşma ve çatışma alanıdır. Göç, insanlık tarihinin evrensel bir dinamiğidir; bireyleri ve toplulukları hem özgürleştirir hem de yeni bağlamlarda kimliklerini yeniden tanımlamaya

okumak için tıklayınız

Kuşların Metafizik Yolculuğu

Kartalın Gökyüzü Serüveni Kartal, gökyüzünün efendisi, kanatlarını açtığında yalnızca rüzgârı değil, insan ruhunun en derin arzularını da taşır. Onun yüksek uçuşu, özgürlüğün ve aşkınlığın timsali olarak, fiziksel dünyanın sınırlarını zorlayan bir bilinç arayışını yansıtır. Kartal, antik mitolojilerde tanrıların habercisi, kimi zaman Zeus’un ta kendisi olarak görülür; çünkü o, yeryüzünün kaosundan sıyrılıp ilahi olanla kucaklaşır. İnsan

okumak için tıklayınız

Otizmin Politikaları Kitabı Hakkında

John J. Pitney, Jr.’ın “The Politics of Autism: Navigating the Contested Spectrum” adlı kitabı; otizm politikalarının karmaşık ve tartışmalı doğasını anlamanıza yardımcı olacak zengin bilgiler içermektedir. Kitap, otizmi bir siyaset ve kamu politikası konusu olarak ele almaktadır. İşte bu metindeki ana başlıklar ve her birinin kısa açıklamaları: Bu ana başlıklar, kitabın otizm konusunu siyasi ve

okumak için tıklayınız

Otizmi Onaylayan Bir Terapist Bulmak ; Nöroçeşitliliği Kabul Eden Bir Terapist Otizm İçin Neden Gereklidir ?

Dr. Debra Bercovici tarafından yazılan ve 13 Eylül 2024’te yayımlanan bu makale, otizmi onaylayan (autism-affirming) bir terapist bulmanın zorluklarını, geleneksel terapi yöntemlerinin otistik bireyler için neden sıklıkla yetersiz kaldığını ve nöroçeşitlilik odaklı bir terapinin nasıl olması gerektiğini ele alıyor. Bercovici, kendi deneyimleri ve akademik araştırmalara dayanarak, otistik bireylerin ihtiyaçlarına uygun terapistleri nasıl değerlendirebileceklerine dair pratik

okumak için tıklayınız