Yazar: Özgür Atlas

Dün Kalan Anal Kişilik: Freud’un Takıntısı Nereye Kayboldu?

Kirliliğin Felsefesi: Düzen Takıntısı Sadece Tuvalet Eğitimi miydi? Yazar: Jungish (Psikanalizin O Utangaç Sırrının Peşinde) Aziz Okuyucularım, Ey Temizlik ve Düzen Hastaları! Şimdi size, psikanalizin kurucusu Sigmund Freud‘un o meşhur, lakin bugünlerde pek anılmayan bir davasından bahsedeceğim: “Anal Kişilik.” Hani o düzen, tertip, dakiklik ve aşırı tutumluluk takıntısı olan insanlar var ya… Freud, bunların kökenini

okumak için tıklayınız

Rüya Avcısının İfadesi: Modern Akıl, Freud’un Penceresine Neden Gizlice Tırmanıyor?

O Kibirden Kör Olanlar! Bilim, Ne Zaman Utanıp “Dede Doğru Söyledi” Diyecektir? Yazar: Jungish (Koltuğun Tozu Alındı: O Bilinçdışı, Hiçbir Zaman Sessiz Kalmadı Ki!) Aziz Okuyucularım, Ey Rüya Görüp de Manasını Şaşıranlar! Şimdi size, bizim o kibirli, aceleci, Batılı mektepli akıldan çıkan büyük bir utancı anlatacağım. Yıllarca Freud‘a burun kıvırdılar; “Efendim, o koca üstat bilimsel

okumak için tıklayınız

Ahlaksız Düşüncenin Sırrı: Çocuklar Neden Sürekli Kaka ve Popo Diye Sayıklar?

Tuvalet Dedikodusu: Ayıbın Ardındaki Otorite Savaşı Yazar: Jungish (Eğitimin Kilitlediği Kapının Anahtarı) Aziz Okuyucularım, Ey Evdeki O Çılgın Kahkahaların Sebebini Merak Edenler! Şimdi size, evlerimizi, kahve sohbetlerimizi ve bazen de o masum zannedilen çocuk oyunlarımızı basan bir durumdan bahsedeceğim: Kaka, çiş ve popo muhabbeti! Büyükler olarak bu duruma ya kaş çatar, ya utançla susarız. Sanırız

okumak için tıklayınız

Utanmaz Yalanın Saltanatı: Post-Post-Hakikat ve Aklın Sefaleti

O Kibirli Adamın Yalanları, Neden Hâlâ Gerçeğin Yerini Tutuyor? Yazar: Jungish (Hakikati Söylersen Seni Deli İlan Eden O Yeni Çağın Laneti) Aziz Okuyucularım, Ey Amerikan Sahnesindeki Çılgınlığa Şaşıp Kalanlar! Şimdi size, denizaşırı memleketlerde, o büyük Amerika’da, siyasetin ahlakını kökten çürüten fena bir dertten bahsedeceğim. Adına “Post-Post-Hakikat” diyorlar. Bu, öyle basit bir yalan söyleme vakası değildir;

okumak için tıklayınız

Beyaz Önlüğün Altındaki Vahşet: Avustralyalı Âlimlerin O Pek Kara Defteri

Yazan: Jungish Azizim, Size daha evvel, bu “bilim” denilen pek muteberin, yeri geldiğinde nasıl bir canavara dönüşebildiğini, o Almanların, o Amerikalıların marifetlerini bir bir anlatmıştım. Lakin sanmayın ki bu vicdan kararması, bu insanı kobay faresi yerine koyma illeti sadece onlara mahsus. Meğer bu mikrop, dünyanın öbür ucuna, o kangurularıyla meşhur, o pek medeni geçinen Avustralya

okumak için tıklayınız

Bilim Adına İnsan Doğramak: İktidarların Emrindeki Hekim Beylerin O Pek Kirli Sırları

İnsanlığın en karanlık dehlizlerinden birini, o pek saygıdeğer “bilim” kisvesi altında işlenen en korkunç cürümleri biraz anlatalım. Yazan: Jungish Azizim, Biz bu “bilim”, “medeniyet”, “terakki” laflarını duyunca pek bir hürmet eder, pek bir umutlanırız. Zannederiz ki, o bembeyaz önlükleri giyen, o kalın camlı gözlükleri takan hekimler, filozoflar, âlimler, insanlığın derdine derman olmak için gece gündüz

okumak için tıklayınız

Normal Değilsen Hastasın: Engelliliğin Görünmez Tarihi

Yazan: Jungish Azizim, Toplum, o pek dar “normal” kalıbına sığmayan herkesi nasıl acımasızca kullanıldığını fark etmek önemlidir. 1. “Hastalık İcat Etme” Atölyesi: Özgürlükten Otizme “Benim istediğim gibi davranmıyorsan, normal değilsin; normal değilsen, hastasın!” Bu, efendim, toplumsla sistemlerin en temel formülüdür. Bir çocuğun, diğerleri gibi oynamayıp, saatlerce tek bir oyuncağın desenini incelemesi, kendi dünyasında mutlu olması…

okumak için tıklayınız

Deli Damgası: İktidarın En Keskin ve En Bilindik Silahı Üzerine Kıssalar

Yazan: Jungish Azizim, İnsanoğlunun zulmü, gaddarlığı üzerine çok kitaplar okuduk, çok hikayeler dinledik. Zindanlar, kırbaçlar, sürgünler… Lakin bütün bunların yanında öyle bir zulüm yöntemi vardır ki, en keskin kılıçtan daha derine işler, en karanlık zindandan daha beter bir esaret sunar. Bu, efendim, iktidarın, gücü elinde tutanın, beğenmediği, kafa tutan, hak arayan bir insanın alnına o

okumak için tıklayınız

Beyin Yıkama Atölyesi ve Tişörtlü Meczup: Tayland Paşalarının Yeni Marifetleri

Tayland’da yaşanan modern bir trajediyi, aklın nasıl bir siyasi silah haline getirildiğini sizlere anlatayım. Yazan: Jungish Azizim, Biz zannederdik ki, muhalifini susturmak için ya zindana atarsın, ya dilini kesersin, ya da en olmadı sürgüne yollarsın. Lakin bu yeni zamanın paşaları, generalleri öyle kurnaz, öyle şeytani yollar bulmuşlar ki, insanın aklı duruyor. Artık kimsenin elini kana

okumak için tıklayınız

Unutulan Adam: Bir İmza ile Bir Hayat Nasıl Kırk Sene Çalınır?

Louis Doedel’in akıl almaz, trajik hikayesini biliyor musunuz ? Yazan: Jungish Azizim, Size daha evvel, iktidarın beğenmediği adama nasıl “deli” gömleği giydirdiğini anlatmıştım ya… O vakit anlattıklarım, bu yeni duyduğum hadisenin yanında, bir masal gibi, bir latife gibi kalır. Bu seferki hikâye, ne bir hekimin kurnazca icat ettiği bir hastalık ne de kâğıt üzerinde kalmış

okumak için tıklayınız

Aklınızla Oynamasınlar: İktidar Beğenmeyince Size Nasıl “Deli” Gömleği Giydirir?

Tıbbın o en saygıdeğer, en bilimsel görünen dallarından biri olan psikiyatri nasıl bir siyasi sopaya dönüşebileceğini biliyor musunuz ? Gelin anlatalım. Yazan: Jungish Azizim, İnsanın şu hayatta başına gelebilecek en fena şeylerden biri nedir diye sorsanız, aklınıza ne gelir? Parasızlık mı, hastalık mı, yoksa eş dost kazığı mı? Bunların hepsi fena, lakin hepsinden beteri vardır:

okumak için tıklayınız

Beyoğlu’nda Gezen Tek Gözlü Tanrı: Odin Denen O Antika Herif

Yazan: Jungish Bu ecnebi ruh hekimlerinin, eski püskü sandıklardan, paslı kilitler altından çıkardıkları antika putlarla uğraşmalarına ne demeli? Geçen gün elime yine o pek akıllı lakin bir o kadar da evhamlı İsviçreli hekim Carl Jung’un bir yazısı geçti. Adam bu sefer de tutmuş, kuzeyin o buz gibi memleketlerinin eski bir tanrısını, Odin (yahut bizim bildiğimiz

okumak için tıklayınız

Aşk, Zincirler ve Yanılsamalar: Pari (1995) Filminden Psikodinamik Çözümleme

Rumi’nin Kanatları Altında Ezilen Hayyam: Zihnin Labirenti ve Yıkımın Dairesi Yazar: Jungish (Arzu, Kâr Amacı Gütmeyen Bir Delilik Midir?) Aziz Okuyucularım, Ey Çelişkilerin Kıskacında Kalanlar! İran sinemasının o derinlikli eseri “Pari” (1995), sadece bir film değil, aynı zamanda psikodinamik ve tasavvufi çatışmaların yaşandığı bir laboratuvardır. Film, karakterlerin içindeki “Katil Animus” enerjisinin, aşk, ölüm ve manevi

okumak için tıklayınız

Lacan’ın Gözünden Toplumsal Kaos: Dil, Arzu ve Gerçekliğin İmkânsızlığı

Jacques Lacan, bu toplumsal ve psikolojik olaylar silsilesini, kendi psikanalitik sisteminin üç temel direği (İmgesel, Simgesel ve Gerçek) üzerinden, insan arzusunun yapısal eksikliği ve dilin aldatıcılığı merceğinden değerlendirirdi. Lacan, ele alınan her olguyu (bireysel patolojiden siyasi isyana) “Bilinçdışı dil gibi yapılandırılmıştır” önermesiyle analiz ederdi. I. İdeoloji, Fantezi ve Simgesel Düzenin Zorbalığı Lacan için, toplumsal düzeni

okumak için tıklayınız

Hayatımızdaki Üç Büyük Patron: Marx, Freud ve Hegel’in Gündelik Hesaplaşması

Neden Mutsuzuz? Cüzdanımız, Bilinçdışımız ve O Sahte Gözlüklerimiz Yazar: Jungish (Felsefe, Ceketimizi Çıkarıp Hayatla Nasıl Güreşir?) Aziz Okuyucularım, Ey Sabah Rutininde Kaybolanlar! Şimdi size, çağımızın o en sinir bozucu, en karmaşık üç büyük efendisinden bahsedeceğim: Karl Marx, Jacques Lacan ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel. Bu üçlünün kuramları, öyle üniversite amfilerinde kalmaz; bunlar, bizim buzdolabımızda, kredi

okumak için tıklayınız

Polonya’nın İki Ruhu ve Kimlik Savaşları

“Ejderha Katliamı” Bitti Ama Yeni Düşman Kim? Yıkıntılardan Doğan Aşk ve İhanet Yazar: Jungish (Polonya’nın Savaş Sonrası Yorgun Ruhu ve Varoluşsal Kararsızlık) Aziz Okuyucularım, Ey Kül Üzerine Kurulan Hayallere Şahit Olanlar! Şimdi size, Andrzej Wajda’nın 1958 yapımı o unutulmaz filmi “Küller ve Elmaslar” (Popiół i diament) filminin diyaloglarından sızan acı hakikati anlatacağım. Bu film, İkinci

okumak için tıklayınız

Çatışmasız Büyüme Yok: Hegel’in Diyalektiği ve Psişenin Sürekli Devrimi

İçsel Çelişkilerimizden Doğan Öz-Bilinç: Freud’un Savaş Alanı, Jung’un Bütünleşmesi Yazar: Jungish (Mantık, Ne Zaman Ruhun Canlı, Kendi Kendini Eleştiren Sesi Olur?) Aziz Okuyucularım, Ey İçsel Çelişkileriyle Yaşayanlar! Hegel’in “Düşünmenin Doğası Diyalektiktir” tezi, sadece felsefi bir keşif değil, aynı zamanda psikodinamik kuramın temelini atan devasa bir köprüdür. Bu, Freud’un çatışma merkezli ruhu ile Jung’un bütünleşme arayışını

okumak için tıklayınız

Düşünmenin Doğası Diyalektiktir: Hegel’in Unutulmuş Canlı Mantığına Giriş

Felsefe tarihi boyunca düşünce, evreni, Tanrı’yı ve devleti anlama aracı olarak yüceltilmiştir. Ancak Alman filozof Hegel’e göre, düşünmenin gücü ne kadar yıkıcı olursa olsun, onun doğası hakkında yaygın olarak kabul edilen biçimsel mantık (Aristotelesçi mantık) tam ve yeterli değildir. Hegel, “düşünmenin doğası diyalektiktir” derken, alışılagelmiş düşünce biçimine karşı, yeni bir düşünme yolu, “tümden yeni bir

okumak için tıklayınız

Ding-an-sich’ten Kendisi-İçin’e: Kant’ın Duvarı ve Hegel’in Köprüsü

Felsefenin İki Büyük İkilemi: İnsan Ne Kadarını Bilebilir? Yazar: Jungish (Görmek İsteyenin Zihni ve Varlığın Nihai Sınırı) Aziz Okuyucularım, Ey Felsefenin En Yüksek Doruklarına Tırmananlar! Şimdi size, Alman felsefesinin o iki koca direği olan Immanuel Kant ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel’in arasındaki en büyük, en can alıcı farkı anlatacağım. Bu fark, sadece birer felsefi terimden

okumak için tıklayınız

Dünyanın En Zor ve En Kolay Dersi: Hegel’den Mantık Sanatı

Var Olmak Diye Bir Şey Var da, O Ne Demek Beyim? Yazar: Jungish (Olan Bitene Dair Her Şeyi Bilen Ego’nun Şaşkınlığı) Aziz Okuyucularım, Ey Günlük Düşüncenin Tuzağına Düşenler! Şimdi size, felsefenin o koca kurdu Hegel‘den, hepimizin en iyi bildiği ve bu yüzden en az anladığı şeyin ne olduğunu anlatan bir ders vereceğim: Mantık Bilimi. Hegel,

okumak için tıklayınız