Aziz Nesin?in Çocuk ve Eğitim Üzerine Düşünceleri – Nilsu Ak

Aziz Nesin ?çocuk? kavramına önem vermiş, bu kavramın üzerine eğilmiş bir yazardır. Aziz Nesin?in çocuklara verdiği önemi ve değeri onlar için yazdığı öykülerinde ve masallarında yeterince görebiliyoruz. Yazarın çocukları önemseyişi yalnızca yazıda ve sözde kalmamış, bunu uygulamaya koyarak 1972 yılında Nesin Vakfı?nı kurmuştur.
Nesin vakfı ortalama 41 çocuğu ve 21 çalışanıyla büyük bir ailedir. İlkokul çağına girmeden vakfa katılan çocuklar kendi ayakları üstünde duruncaya kadar vakfın koruması altındadır.
Vakıfta her çocuğun ayrı bir odasının olması, 25000 kitaplık kütüphanesi, tiyatro salonu, yüzme havuzu, spor ve oyun alanları, seramik atölyesi, müze, bilgisayar odası bulunması da Aziz Nesin?in çocuklara verdiği önemin bir göstergesidir.
Büyüklerin çocukları anlayamadığını düşünen yazar ?Ben de Çocuktum? adlı kitabının önsözünde şöyle seslenir küçük okuyucularına (Nesin 2005: 1):??
?Büyümüş insanlar; genellikle çocukluklarında yaptıklarını bir zamanlar çocuk olduklarını unuturlar. Kendilerini hep o büyümüş yaşlarında sanırlar. Sanki onlar 10-15 yaşlarındayken de30-40 yaşlarında olduğu gibi düşünüyorlardır, öyle sanırlar. İşte bu yüzden, bizler yani ana babalar, öğretmenler, yazarlar, çocuklarımıza her zaman gerektiği gibi davranamayız??
?? Sevgili çocuklarım! Sizler de günün birinde ana baba olacaksınız. İyi birer ana baba olabilmeniz için, bugünkü günlerinizi, çocukluklarınızı, çocukluğunuzda yaptığınız yanlışları bir zamanlar çocuk olduğunuzu unutmamaya çalışınız??
Aziz Nesin çocukların eğitimini de fazlasıyla önemsemiştir. Çocukların hayatı tozpembe olarak görmesini istemeyip yazdığı öykülerde yaşamı doğrularıyla yanlışlarıyla anlatmaya çalışmıştır. Yazar ?çocuktur nasıl olsa? diye aldatmayı, her şeyi yalnızca iyi yanlarıyla göstermeyi kabul etmez. Çocukların daha küçük yaştan gerçekleri görmesi gerektiğini savunur.
Yazar bu konudaki düşüncelerini ?Eğitim Konusunda Vasiyetimdir?? adlı üç bölümlük yazısında toplamıştır. Bu yazısını kaleme almasındaki amaç ölümünden sonra vakfın, koruduğu çocukların sadece maddi ihtiyaçlarını karşılayan ve onları okullarda okutan bir kurum olarak kalmasını istemeyişi ve bunu ötesinde çocukların nasıl bilinçlendirilmesi gerektiğinin, hangi yöntemle, hangi ilkelere dayanarak ve ne amaçla eğitileceklerinin bilinmesi için yazılı olarak saptamak isteyişidir.
Aziz Nesin çocukların salt tüketici değil, üretici olmalarını ister. Zaman zaman ilköğretim müfredat programlarını da eleştirmekten çekinmeyen yazar, vakıfta verilen eğitimle okullarda verilen eğitimin çeliştiğini de kabul eder. Okullarda verilen eğitimin ezberci olması sebebiyle çocukların üretici ve yaratıcı olmadıklarını düşünür. Öğrenimlerini devlet okullarından alan çocukların eğitimlerini vakıftan almasını ister.
Vasiyetinde bu konuyla ilgili olarak şöyle diyor (Nesin 1998: 75):
1- ?Vakıf çocuklarımın üretmen olmalarını istiyorum: İnsanlarımızın tüketmen değil, üretmen olarak yetiştirilmeleri gerektiği salt bu küçücük Nesin Vakfı?nın değil, bütün Türkiye?nin sorunudur. Ama ne yapayım ki, benim gücüm ancak Nesin Vakfı?na yetiyor.
Türkiye Cumhuriyeti?nin kuruluşundan bugüne dek, nerden nereye geldiğini (getirildiğini) en açık biçimde anlatan belge İlkokul Müfredat Programlarıdır. Değişen bütün bu müfredat programları karşılaştırılarak incelenirse, Türkiye?nin altmış yıldan ve özellikle ?kinci Dünya Savaşı?ndan ve 1950?den sonra nasıl geriye doğru bir eğri çizmekte olduğu görülür. Bu inceleme ve araştırmayı yapmak eğitim bilimcilerin görevidir. Bu acı gerçeklerin en acısı da, değişen müfredat programlarında açıkça görüleceği üzere, Türk insanının üreticilikten tüketiciliğe geçirilmeye çalışılması ve dış (yabancı) etkilerle tüketmen yetiştirilmek üzere insanımızın eğitilmesidir. Türk insanının üretmen olmadan tüketmen olarak eğitilerek yetiştirilmesi, Türkiye?nin dışa bağımlılığını gösterir ve bu dıştaki parlak cilalı görünüşe karşın özde geriye doğru gidişin bir başlangıcıdır?
?Okuldaki öğretimle Nesin Vakfı?ndaki eğitimin çeliştiği bir gerçektir. Çünkü okullarda dersler yineleterek ve ezberletilerek öğretilir. Ezberletme yoluyla öğretim, üreticiliğe ve hele yaratıcılığa engeldir. Ezberletme yoluyla bilgilerin öğretildiği çocukların ve gençlerin üretici ve yaratıcı olarak yetiştirilmesi olanaksızdır. Ezberletilerek öğretilmiş insanlar, öğrendikleri bilgileri yinelerler, o bilgilerin öykünücüsü (taklitçisi) olurlar, ama yeni bilgiler üretemezler ve yaratıcı olamazlar; öğrendikleri bilginin bekçisi olurlar ama sahibi olamazlar. Edinilen bilginin sahibi olabilmek için, o bilgiyi kullanabilmek gerekir. Nesin Vakfı?nda eğitim, yaptırarak, uygulatarak, düşündürerek bilgi vermeye yönelik olduğundan, doğal olarak okul öğretimiyle Nesin Vakfı eğitimi arasında kaçınılmaz bir çelişki vardır. Bu çelişkinin, çocuğun kişiliğinin gittikçe oluşmasıyla giderilebileceğini sanıyorum. Gelişmiş bir kişilikte, ezberletilerek öğretilmiş bilginin üreticiliği bütünleyeceği bile düşünülebilir.?
Aziz Nesin çocukların sorgulamalarını, araştırmalarını, çevresindeki her şeye eleştirel gözle bakmalarını, olaylara seyirci kalmak yerine çözüm bulabilmek için çabalamalarını ister. Çocuklara öğretilen ya da söylenen her şeyi kendi eleştiri süzgeçlerinden geçirip algılamaları ve doğruyu bu şekilde bulmalarından yanadır.
Ona göre, söylenen ya da öğretilen şey yüzde yüz doğru bile olsa çocuklar; kazandıkları bu eleştirme ve sorgulama alışkanlıkları sayesinde kabul ettikleri şeyin için benimsediklerini bileceklerdir.
2- ?Vakıf çocuklarımın dünyaya, insanlara, olaylara eleştirel gözle bakmalarını istiyorum.
Vakıf çocuklarımla haftanın bir, kimileyin de iki günü toplanır, konuşuruz. Toplantılarımızda onlara sık sık yineleyerek söylediğim şudur:
?Benim söylediklerimi, büyük diye tanıdığınız başkalarının sözlerini de ille benimsemek zorunda değilsiniz. Sözlerimin yanlış bulduğunuz, herhangi nedenle benimseyemediğiniz yerleri varsa yada tümüne karşıysanız açıkça söyleyin, tartışalım. Salt benim değil hiç kimsenin sözünü olduğu gibi benimsemek zorunda değilsiniz. Kim olursa olsun, ne kerte büyük sayılırsa sayılsın, herkesin sözünü, davranışını, tutumunu, yazısını, gerekli bulduğunuzda eleştirmelisiniz. Salt insanları değil, gelenekleri, tabuları, yasaları, görenekleri, verilmiş yargıları, her şeyi eleştirmelisiniz. Eleştirmek, her zaman haklı olduğunuz anlamına gelmez. Ama bir şeyi, eleştirdikten sonra benimserseniz, neyi, niçin kabul etmiş olduğunuzu bilirsiniz. Eleştirinin amacı eleştiri değil, doğruyu bulmaktır. Eleştiri olsun diye eleştirmek, yani her zaman, her yerde, her ne olursa olsun ille de eleştirmek alışkanlığı, bilgiçlik taslama biçimine gelebilir. Bunu önlemek için de, özeleştiri ve özdenetim gereklidir.
?Vakıf çocuklarıma, eleştirmeden benimsedikleri bir şeyin(düşüncenin, yargının vb.) gerçek sahibi olamayacaklarını anlatmaya çalışıyorum.? (Nesin 1998: 77)
Yazar, çocukların cezalandırılmasından yana değildir. Çocuğu cezalandırmak yerine yaptığı davranışın kötülüğünü, kendisinde yaratacağı olumsuz etkiyi mantıklı bir şekilde açıklamanın daha uygun olduğunu düşünür. Ona göre çocuğun yanlış davranışı çocuğu eğitenden kaynaklanır. Suç işlemesinin nedeni önceden iyi eğitilmemiş olmasıdır.
Aziz Nesin çocuğun cezalandırılmasından yana olmadığı gibi, pek çok eğitim bilimcinin aksine maddi ödüle de karşıdır. Bunun gerekçesi olarak da çocuklar arasında kıskançlık ve sevgisizlik yarattığını öne sürer. Ayrıca ödülün özendiriciliği yüzünden çocukların sırf ödül kazanmak için yarışmalarını, her başarıdan sonra ödül beklemelerini de kötü bir davranış olarak değerlendirmektedir.
3- ?Vakıf çocuklarımın cezasız yetişmelerini istiyorum.
Nesin Vakfı?nda ceza yoktur. Nesin Vakfı çocukları hiçbir durumda cezalandırılmazlar. Örneğin, sınıfta kaldı ya da çok kötü bir davranışta bulundu diye çocuk Vakıf?tan atılmaz. Nasıl kendi soyumuzdan gelen çocukları, çok kötü şeyler yaptı diye evimizden atamazsak, vakıf çocuklarım da, her ne yaparlarsa yapsınlar, Vakıf?tan atılmayacaklardır. Örneğin sınıfta kalan ya da bütünlemeye kalan Vakıf çocuklarımı hiçbir biçimde cezalandırmadığım gibi, onları avutuyorum. Üzülmemelerini söylüyorum. Başarısızlıklarının, gelecek başarıları için onları hızlandırması gerektiğini anlatıyorum. Bu yöntemin, cezalandırmaktan çok daha etkili olduğunu, başarısı için çocuğa itici güç verdiğini deneyimlerimde gördüm.
Ceza vererek çocuğu eğitme yönteminin yanlışlığını kendi yaşam deneyimlerimizden de biliriz. Biliyoruz ki insan, en değişken varlıktır. Diyelim 10-13 yaş arası çok hırçın, tembel, atak saldırgan olan bir çocuğun, on beş yaşından sonra değişerek, çalışkan, uslu, başarılı olduğu çok görülmüştür. Belki biz de böylelerinden biriyiz. Hangi alanda olursa olsun bütün başarılı insanların yaşamlarında başarısızlık ve başarı zikzakları görülmektedir. Çocuğun okulda hiç başarı kazanmaması da olasıdır. Böyle çocuklar, yaşamın kılgısal işlerinde başarılı olabilirler. Nesin Vakfı?ndan çocuklar atılmaz; çocuklara ceza olarak bilinen hiçbir işlem yapılmaz. Çocuklar dövülmez?
? Nesin Vakfı?nda ceza olmadığı gibi, maddi ödül de yoktur?
? Yaşam, doğal olarak bir yarışma hatta bir savaşımdır ve bunu değiştirmek de bizim elimizde değildir. Bu yüzden ödülün, yaşam savaşında insanda kazanma tutkusu ve özendiricilik yarattığı yadsınamaz.
?Vakıf çocuklarımın, benden sonra da cezasız yetiştirilmesini diliyorum.? (Nesin 1998: 77-78-79-80-81) Aziz Nesin?in yasaklar konusunda da farklı fikirleri vardır.(Nesin 1998: 81-83).
4- ?Nesin Vakfı?nda yasak yoktur.
Nesin Vakfı?nda çocuklara hiçbir şey yasak değildir. Çünkü yasaklama, bir eğitim yöntemi olamaz. Yasaklama, ancak yasağın sürdüğü, o yasak baskısını yapanın var olduğu sürece geçerlidir. Yasağı koyan gücün bulunmadığı ya da zayıfladığı zamanlarda yasak kalmaz. Eğitimde önemli olan, yasak koymadan, yasak konulacak şeyi çocuğun eğitilerek kendiliğinden yapması ya da yapmamasıdır. Çocuk, neyin, nasıl, ne zaman yapılıp yapılmayacağına kendiliğinden karar verebilecek biçimde eğitilmelidir.
Konulan yasak, kime, kimin ölçütlerine, değer yargılarına göre yasaktır? Yasakları kimler, kimlerin çıkarları için koymuştur? Kimi koşullarda yasaklara uymak olumsuzluk, yasakları çiğnemek de olumluluk olabilir. Çocuk, yasak konusunda da eleştiri getirerek bunları düşünebilmelidir?
?Türkiye dünyada en çok yasakların bulunduğu ülkedir, ama aynı zamanda dünyada en çok yasakların çiğnendiği ülkedir de? Ne denli çok yasak konulursa, o denli de çok yasak çiğnenecek demektir.
Nesin Vakfı?nda hiçbir yasağın konulmamasını ve uygulanmamasını diliyorum, ben varken de, yokken de??
Aziz Nesin pek çok eğitim bilimcinin aksine çocukların şımartılmalarından yanadır. Şımarmanın çocuk için ruhsal bir ihtiyaç olduğu kanısındadır. Belli bir çocukluk döneminde şımaramamış çocukların bu eksikliklerini yaşamları boyunca bir doyumsuzluk olarak sürdürdüklerini düşünür.

Bu düşüncenin bilimsel olmayabileceğinin farkında olan yazar; yeterince ve gereğince şımartılmamış çocuklarda üç farklı durum saptadığını belirtir. Bu tür çocukların ya çok sırnaşık ve yılışkan olduklarını, ya da tam aksine yabanıl, insan kaçkını, içlerine kapanık olduklarını veyahut saldırgan, kırıcı, yıkıcı, sevgisiz ve kıyıcı olduklarını düşünür.
Çocuğun şımarma gereksiniminin zamanında ve aşırıya kaçmadan giderilmesi gerektiğini savunur.

5- ?Çocukların şımarma hakları olmalıdır. Nesin Vakfı?nın küçük çocukları yeterince şımartılacaklardır. Şımarma dönemini geçirdikten sonra Nesin Vakfı?na gelen çocuklar da yaşamadıkları şımarıklık dönemlerini giderecek, kapayacak biçimde sevgi, sevecenlik ve güven verilmeye çalışılacaktır.? (Nesin 1998: 88).
Aziz Nesin?in vakfı kurmasının baş nedeni; topluma olan borcunu ödemeye çalışma çabasıdır. Maddi manevî sahip olduğu her şeyi halkın ödediği vergilerle kazanmış olduğuna inanır. Amacı, kendisinin duyduğu bu toplumsal borçluluk hissinin vakıf çocuklarına da iletilmesini sağlamaktır.
6- ?Nesin Vakfı çocukları toplumsal borçlarının ne olduğunu öğrenmelidirler.
Nesin Vakfı çocuklarım toplumsal borçluluklarını duyma yolunda yaşam deneyimleri kazanmak için, her yaşta Nesin Vakfı?nın yönetimine katılacaklardır.? (Nesin 1998: 91)
Yazar, vakıf çocuklarına toplumsal borçluluklarını bildirmenin en doğru yolunun onları vakfın iç yönetimine katarak, kendilerine harcanan paraların ne zorluklarla kazanıldığının gösterilmesi olduğunu savunur.
7- ?Nesin Vakfı çocuklarımın kendilerini sevmelerini, kendilerini severek ve kendilerine değer vererek yetişmelerini istiyorum?
? Nesin Vakfı çocuklarımın, kendilerini başkalarından üstün ve başkalarını kendilerinden aşağı görmeden, burnu büyüklük etmeden, ama sahte alçakgönüllülüklere de düşmeden kendilerini severek başkalarını da sevmelerini, kendilerine değer vererek başkalarına değer vermelerini istiyorum.? (Nesin 1998: 94)
Yazara göre her insanda aşağılık duygusu vardır. Aşağılık duygusunun belirtileri olarak yoksulluk, aşırı zenginlik, kekemelik, köylülük, taşralılık, fiziksel eksiklik vb. kaynakları göstermekte ve bu aşağılık duygusunun yönlendirilerek ondan olumlu bir itici güç oluşturulabileceğini düşünmektedir.
8- ?Nesin Vakfı çocuklarımın kendi aşağılık duygularını tanıyarak onu yenmelerini ve kendi aşağılık duygularından itici güç olarak yararlanmalarını istiyorum.? (Nesin 1998: 94).
Yazar uygarlığı çirkin ve yanlış olan her şeyin, insanın zevkini ve sağduyusunu ne derece tedirgin ettiğiyle doğru orantılı olarak görür.
Ayrıca uzak görüşlü olmayı da uygarlığın bir niteliği olarak sayar.

9- ?Nesin Vakfı çocuklarımın uygar insanlar olarak yetişmelerini istiyorum.? (Nesin 1998: 97).
Aziz Nesin, vakıf çocuklarının kendilerini, çevrelerini ve hatta dünyayı değiştirme isteği duymalarını ve buna göre yetişmelerini ister.
10- ??Nesin Vakfı çocuklarımın, tarihsel değişim doğrultusunda, kendilerinden başlayarak, çevrelerini, ortamlarını, başkalarını ve dünyalarını değiştirme çabası içinde olmalarını ve böyle yetiştirilmelerini istiyorum.? (Nesin 1998: 98)
Yazar günümüz eğitim sisteminin ilkokuldan üniversiteye dek, korkutmanın baskısına dayanarak tek tip insanlar yetiştirmeye yönelik olduğunu; bu sistem, ailede, askerlikte, işte, yaşamın her alanında sürdüğü için korkudan korkan insanlar yetiştirildiğini savunur.
11- ?Nesin Vakfı çocuklarımın ?korkudan korku? dediğim sinirsel korkudan (neurotic korku- nevrotique korku) kurtulmalarını ve uzak yaşamalarını istiyorum.? (Nesin 1998: 98).
Aziz Nesin Türkiye koşullarında insanların sevdikleri işi yapabilmelerinin küçük bir şans olduğunu düşünür ve Nesin Vakfı?nın, olanakları dâhilinde her çocuğa sevdiği işi yapmak üzere kendini yetiştirme fırsatını verebileceğini belirtir. Bu fırsatı elde edemezlerse, yapmak zorunda kaldıkları işi en iyi biçimde yapmaya çalışarak, karamsarlığa düşmeden yaptıkları işi sevmeye çalışmalarını ister.
12- ?Nesin Vakfı çocuklarımın, yaşama atılınca sevdikleri işi yapmalarını diliyorum.? (Nesin 1998: 99).
13- ?Nesin Vakfı çocuklarımın özgün düşün ve davranışlı olmaları için çalışıyorum.? (Nesin 1998: 99).
14- ?Nesin Vakfı çocuklarımın zengin imgelemleri olmasını, büyük düşlemler kurmasını istiyorum.? ?? Nesin Vakfı?nın küçük çocuklarına her zaman imge ve düş kurma olanağı sağlayacak oyuncakların verilmesini istiyorum.? (Nesin 1998: 99)
Yazar doğadaki her canlının yaşam savaşında kendini savunma silahı olduğunu düşünür. Hayvanların kimisinde pençenin, kimisinde dişlerin, kimisinde hızlı koşma yeteneğinin; insanların ise fizik gücünün, zenginliğinin, güzelliğinin, soyunun birer savunma silahı olduğunu belirtir.
Kendi ifadesiyle kendisinin ve vakıf çocuklarının dâhil olduğu yoksul sınıfında ise tek bir savunma yolu olduğunu söyler: ?Çalışmak?
15- ?Nesin Vakfı çocuklarıma öğretmek istediğim çok yalın bir şeyvar: Yaşam bir savaşımdır.? (Nesin 1998: 102).
?? Biz yoksulların varolabilmemiz, salt çalışmamıza bağlıdır. En güçlü savunma silahı ve en çekici araç ve yöntem çalışmaktır. Çalışmaktan başka her silahı kullanan yenilebilir, ama çalışkan yenilmez?? (Nesin 1998: 102).
Aziz Nesin herhangi bir bilimsel bilgiye dayanmaksızın, yalnızca deneyimlerinden yola çıkarak eğitim konusunda yukarıda belirtilen on beş maddelik vasiyeti yazmıştır. Bu maddeleri bütünüyle uygulayamadığını açık yüreklilikle itiraf eden yazar bunun sebeplerini olanaksızlıklar olarak görür. Ancak yine de kendisinden sonra vasiyetinin uygulanacağına ve daha olumlu sonuçlar alınacağına yürekten inanır:
?? Gelecekte, benden sonra da, benim olmadığım zamanlarda da, Nesin Vakfı?nın şimdiki eksikliklerini, olanaksızlıklarını, yetersizliklerini gidererek çok daha iyi bir eğitim kurumu olacağına ve çok daha güzel, iyi işler yapılacağına bütün yüreğimle inanıyorum.? (Nesin 1998: 104)

Çanakkale Onsekiz mart üniversitesi
sosyal bilimler enstitüsü
türkçe eğitimi anabilim dalı
aziz nesin?in öykü ve romanlarında çocuk ve eğitim teması yüksek lisans tezi
Tez Danışmanı: Yard. Doç. Dr. Hulusi GEÇGEL
Hazırlayan: Nilsu AK
Tez Savunma Tarihi: 22.12.2006

Yorum yapın

Daha fazla Eğitim, Makaleler
Doğu, Batı (*) ? Nejdet Evren

Gün-güneşin- doğuşu ve batışını ve buna göre yönlerin bir kısmını açıklayan, kavramlaştıran ?Doğu, Batı? (*) neye ve kime göre doğu...

Kapat