Bambaşka Bir Bahar – Zahrad

Bambaşka Bir Bahar, 20. yüzyılda Ermenice şiiri derinden etkilemiş isimlerin başında gelen Zahrad’ın Türkçeye çevrilen bütün şiirlerini bir araya getiriyor. Şairin, Ohannes Şaşkal tarafından çevrilen ve farklı zamanlarda, farklı yayınevleri tarafından yayımlanan şiirlerini derleyen Bambaşka Bir Bahar, bugün artık ulaşılması neredeyse imkânsız hale gelmiş bu kitapları tek bir ciltte toplarken, Zahrad’ın nüktedan, incelikli, bilge şiiri hakkında etraflı bir fikir veriyor. Şairin edebi veriminin zaman içindeki değişim ve dönüşümlerinin takip edilebilmesini sağlayan Bambaşka Bir Bahar, Zahrad şiirini sevenler için değerli bir kişisel antoloji niteliği taşırken, Zahrad’la bugüne dek tanışmamış şiirseverlerin, yanı başlarındaki bu büyük ustaya merhaba demekten büyük bir mutluluk duymalarını sağlayacak.

ŞİİRLERİNDEN ÖRNEKLER

BÜYÜK ŞEHİR
Büyük şehirde her şey büyük
zevk büyük
acı büyük
caddeler ve binalar gibi tıpkı
Küçük insanlar
Hiç rahat etmeyecekler büyük şehirde

MAHALLE
Ben mahallemin şairiyim
Dilim yoksul mahalleli kadar
Şiirlerimin tek zenginliğini
Mahallelinin dertleri oluşturur
Severim mahallemin sakinlerini
Onlar kör – dolunayı göremeyecek kadar
Sağır – meltemin şarkısını duyamayacak kadar
Dilsiz onlar
Yarınlarına ilişkin konuşamayacak kadar
Oysa ben yoksul dilimle Orpheus gibi söyleyebilirim
Çünkü resimlerimde mahallelinin düşleri var
Renk renk düşleri
Işıl ışıl düşleri
Dostlar – yeni doğanlar gibi kapamayın gözlerinizi
Her mahallenin kendi düşü var
Her insanın kendi düşü
Göreceksiniz – gün gelecek
Gerçeğe dönmüş olacak her şey
Sadece şairler değil – bütün insanlar
Daha gür şarkı söyleyecekler – hep bir ağızdan

Hayatı ve Dili Yücelten Şair – OHANNES ŞAŞKAL
Zahrad, asıl adıyla Zareh Yaldızcıyan, “İstanbul Ermeni Şiiri” olarak da anılan Çağdaş Ermeni Şiiri’nin en büyük ustalarındandır. 10
Mayıs 1924’te İstanbul, Nişantaşı’nda doğan Zahrad, şiire ilk gençlik
yıllarında başlar, hayal gücünü ve duyarlığını zenginleştiren, geçmişin o görkemli Ermeni Şiiri’ni özümseyerek… Adını ilk kez 1943’de
duyurur. Öte yandan, dönemin yenilikçi Türk Şiiri’nden ve Batı şiir
ekollerinden de eş zamanlı olarak etkilendiği söylenebilir. İlk dönem
şiirleri, hissedilir biçimde klasik Ermeni Şiiri damgası taşısa da, çok
geçmeden o da, dönemin ruhuna uygun biçimde, Cancikyan, Kalustyan, Antan Özer… gibi, o çocuksu akıl yürütmeler, şaşırtmacalar, basit karşıtlıklar ve safça benzetmeler üzerine kurulu Garip Akımı’nın
rüzgârına kaptırır kendini. Sözgelimi, “Noel Baba’nın Sakalı” adlı
şiiri şöyledir: “Beyazdır Noel Baba’nın sakalı / Un gibi / Söyle Noel
Baba / Ekmek yapılır mı sakalından?”
Sesini bulma sürecinde, şiiri biçimlenip gelişirken yerleşik kalıpların dışına çıkmaya, kökleşmiş beğenileri sarsmaya başlar. Yeni yaratım biçim ve yöntemleri denemeye koyulur. “Garip Akımı”ndan
sıyırır kendini. Özgünleşmeye başlar. Sözünü, düşünce ve coşkusunu
gerçeküstücü bir teknikle dile getirerek şiirlerinde çarpıcı imgelere
yer verir. Dizelerinde felsefi derinlik göze çarpar. Yaratıcı zekâsı apaçık hissedilir. Mizah ve ironi, dizelerinde ışıltı, parıltı olarak yansır.
Gereksiz ayrıntı ve süslerden uzak, anlaşılır, yalın, özgür ve güler
yüzlü bir anlatım tutturarak, kendine has bireşimsel bir yapı, kişisel
bir şiir dili oluşturur. Yeni bir özle birlikte yeni bir söyleyiş biçimi
getirir. Yeni bir şiirsel beğeni dalgası, taze bir soluk yaratır… 1960’da
yayımlanan ve ilk döneminin gecikmiş bir dökümü de sayılabilecek
Büyük Şehir adlı kitabında Zahrad’ın “Garip” etkisindeki şiirleriyle de
tanışırız, bu ilk döneminde vücut bulan “Gece Bekçisi”, “Mercimek
Ayıklayan Kadın”, “Sivrisinek”, “Hesapsız”, “Yapracığı Gören Balık”…
gibi başyapıt niteliğindeki ilk özgün şiirleriyle de…
Yarattığı üslup ve teknikle başat bir eğilim ve çekim gücü oluşturur, geniş bir okur kitlesi kazanır Zahrad, şiirleri zihinlerde yer
etmeye başlar. İstanbul Ermeni Şiiri’nde kendinden sonraki şairleri
derinden etkiler.
İstanbul Ermeni Şiiri’nin en önemli ustalarından Zahrad, kuşakdaşı gazeteci-yazar Rober Haddeciyan’ın dile getirdiği gibi, aynı
zamanda “…kendi anavatanının sınırlarından taşmış ve yabancı ufuklarda kabul görmüştür.” Bu bağlamda, Zahrad’ın kuşakdaşı şair Zareh Khırakhuni de Haddeciyan’ı onaylar biçimde şöyle diyecektir:
“Öncü (yani Zahrad) yeni ve hayat dolu bir şiirsel doğrultu yakalayarak bütün bir diaspora ve Ermenistan yazarlarını inkâr edilemez bir
biçimde etkisi altına aldı.”
Zahrad Şiiri, diaspora ve Ermenistan şairlerini etkilemekle kalmaz, yirmi küsur dile de çevrilir. Denebilir ki, Zahrad salt kendi anadilinde değil, farklı diller aracılığıyla da şiirsel coğrafyasının sınırlarını genişletmiştir.
Kendi sınırlarını aşabilen, anadilinde güçlü bir yazınsal etki yaratabilen, tutkulu bir İstanbul ve deniz şairi Zahrad’ın Türkiye’de,
kendi İstanbul’unda cemaati dışında, ancak sınırlı bir çevre tarafından tanınmasını neye yormalı? Tümüyle kültürel iletişimsizliğin bir
sonucu olabilir mi?
İnce buluşların şairidir Zahrad. Gözden kaçmış, ayrıntıda kalmış
da olsa, bir olgu, anı ya da düşünceden, bir sezgi ya da düşten hayranlık uyandıran, umulmadık bir şiir kotarır. Prizmaya düşüveren
bir ışık huzmesi nasıl gökkuşağı renklerine dönüşürse, öyle! Keskin
zekâsıdır onun prizması da. Şiirinin gizi, anlatılmak istenenin dramatik özünü ustalıkla yakalayabilmesindedir. Şiirlerinde dışa vuran
anlam içtendir, hayatla ve doğayla organik bir bağ içindedir. Zahrad,
özü somutlaştıran bütünsel içeriği bütün güzelliğiyle duyumsanır
kılmanın peşindedir. Bu yüzdendir ki, yaratımlarında duyusal yön
ağır basar.
Onun inceliklerle donatılmış, kırılgan, hüzünlü ya da neşeli, lirik
ya da ironik şiirleri sonunda bir sürprizle, bir harikayla buluşturuverir okuyucuyu. Bir armağan gibi… Ama, hep yaşam sevinciyle ve
hazla dolu. Bilgece.
Zahrad, sözün gücüne güvenir. Dilin sınırlarını da zorlamaya bakar ve anlamı derinleştirmek ister. Her bir sözcüğün değişken bir
özgül ağırlığı olduğunun ayırdındadır. Özle biçim arasındaki işlevsel
bağı güçlü kılabilmek için sözcük seçimine, söz dizimine, ses yoğunluğuna, içsel uyuma ve şiirsel akıcılığa özen gösterir. Hayatı olduğu
kadar dili de yüceltir.
Bana öyle gelir ki, Zahrad yazıyorsa, insan “şiir duygusu”nu, umudunu ve düşlerini hiç mi hiç yitirmesin diyedir. Zahrad’a sorarsanız:
“Bir alınyazısıdır şiir.”
Işığını Söndürme Sakın’ın sunuş yazısı (2004)

HAYATI
ZAHRAD, asıl adıyla Zareh Yaldızcıyan, 10 Mayıs 1924’te, İstanbul, Nişantaşı’nda dünyaya geldi. Babası Movses Yaldızcıyan, o daha
üç yaşındayken veremden ölünce, bakımını anne tarafından büyük
babası Levon Vartanyan (Hacı Levon) üstlendi. Movses Yaldızcıyan
hukukçuydu; baş tercümanlık yapmış, Babıâli’de, Hariciye Nazırlığı’nda danışman yardımcılığında da bulunmuştu.
Zahrad, 1941-42 döneminde Pangaltı Mıkhitaryan Lisesi’nden
mezun oldu. Üniversite giriş sınavıyla Eczacılık Fakültesi’ni (o zamanlar Eczacılık Okulu) kazandı. Burada bir yıl okuduktan sonra
tıbba geçti. Üç yıl devam ettiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni
de yarıda bıraktı. Yaz tatillerinde ilaç deposunda, kâğıtçıda, noterde,
tıbbi malzeme kuruluşunda çalıştı. Askerlik görevini 1948-1949 döneminde yedek subay olarak tamamladıktan sonra kravat ticaretine
başladı. Mayıs 1994’te, işten el çekinceye kadar kemer imalatıyla, hırdavatçılıkla ve son olarak da zincir ticaretiyle uğraştı. 1963’te, hayatının sonuna dek birlikte olacağı Anayis Antreasyan’la evlendi.
İlk şiiri 1943’te, Vahram Sarkisyan Dzovag yönetimindeki Jamanak gazetesinin edebiyat sayfasında okuyucuyla buluştu. Bu tarihten
sonra, çoğu Marmara’da olmak üzere birçok dergi ve gazetede şiirleri
yayımlandı: Jamanak, San, Nor San, Nor Or, Carakayt, Hantes mşaguyti,
Yerçanig darekirk, Şoğagat, Kulis, Surp Pırgiç, Nor tar bunlardan bazılarıdır. İstanbul dışında ise, Pazmaveb, Karun, Antasdan, Ahegan, Şirag,
Miutyun, Hay ındanik gibi yayınlarda şiirleri basıldı.
Pangaltı [Mıkhitaryan] Lisesi’nden Yetişenler Derneği’nin yayın
organı San dergisini uzun süre yönetti. Derneğin kurucu üyeleri arasında yer aldı. Marmara gazetesinin edebiyat-sanat sayfasının ve aynı
zamanda İstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin yayın organı Şoğagat’ın
ve irili ufaklı birçok yayının yayın kurullarında bulundu. İlk kitabı
Medz kağakı (Büyük Şehir), Getronagan Lisesi’nden Yetişenler Derneği tarafından 1960 yılında yayımlandı. Onu, 1968’de, kendi yayını
Kunavor sahmanner (Renkli Sınırlar) adlı kitapçık izledi. 1971’de ise
Pangaltı Lisesi’nden Yetişenler Derneği tarafından Pari yergink (İyi
Gökyüzü) yayımlandı. Yine 1971’de, Paris’te, Yerepuni yayınevince modern şairler dizisi içinde, şiirlerinden bir seçkiye yer verildi.
1976’da ise, Paris’te bulunan “Ermeni Sanatını Geliştirme Derneği
(Katra)” Gananç hoğ’u (Yeşil Toprak) yayımladı. Ermenistan Sovyet
Yazarlar Yayınevi, Büyük Şehir kitabından yapılan bir seçkiyi, Aleksandr Topçiyan editörlüğünde, 1978’ de yayımladı. Bu dönemlerde
İngilizceye çevrilmiş iki kitabı vardır: Gigo Poems (Kaliforniya, Fresno, 1969, Çeviren: Prof. Agop Hachikyan) ve Selected Poems (Kanada,
1974, Çeviren: Ralph/Raffi Setian).
Uzun bir aradan sonra İstanbul’da ilk kitabı 1989’da, Alek Manukyan Kültür Vakfı’nın katkılarıyla, Meg karov yergu karun (Bir Taşla
İki Bahar) adı ve Rober Haddeciyan’ın önsözüyle çıktı. 70. yaş günü
1994’te, İstanbul’da, Tiflis’te ve Erivan’da kutlandı. Aynı yıl, Pangaltı
Lisesi’nden Yetişenler Derneği onun Gigo şiirlerini Dzur nsdink Gigo
khosink (Eğri Oturalım Gigo Konuşalım) adlı bir kitapta topladı.
1995’te İstanbul’da, Alek ve Mari Manukyan Kültür Fonu’nca, Mağ
mı çur (Bir Elek Su) adlı kitabı yayımlandı.
Nisan 1997’de Halep’e davet edildi, adına bir jübile hazırlanmıştı.
Aynı zamanda, Halep Üniversitesi tarafından düzenlenen Ermeni-Arap Şiir Festivali’ne katıldı. Takip eden günlerde, 19 Nisan 1997’de,
Beyrut’ta bulunan Lübnan Ermenileri Edebiyat Çevresi’nin öncülüğünde adına bir saygı gecesi düzenlendi. Söz konusu edebiyat çevresi,
şairin Beyrut ziyareti anısına, onun Bir Taşla İki Bahar adlı yapıtının
yeniden basımını gerçekleştirdi.
Ekim 1997’de, resmi bir davetle, şair Yeğişe Çarents’in 100. yıl
jübilesi münasebetiyle Erivan’da düzenlenen kutlamalara katıldı. Şiirlerinden bir seçki 1998’de Ermenistan’da, Arants khaçi arants kari
khaçkar (Haçsız Taşsız Haçkar) adıyla Aydin Morigyan editörlüğünde
yayımlandı
75. yaş günü, 1999’da, Sahakyan Lisesi’nden Yetişenler Derneği
öncülüğünde, Zahrad 75 daregan (Zahrad 75 Yaşında) adında bir kitap ve onuruna düzenlenen bir geceyle kutlandı. Yine 75. yaş günü,
Ermenistan Yazarlar Birliği’nce düzenlenen bir törenle kutlandı.
Zahrad burada, Movses Khorenatsi nişanı ile onurlandırıldı.
Şiirlerini Şubat 2001’de Dzayrı dzayrin (Ucu Ucuna) ve 2004’te
Çurı baden ver (Su Duvardan Yukarı) adıyla iki kitapta topladı.
10 Mayıs 2004’te, İstanbul Ermenileri Patriği Mesrop Mutafyan
himayesinde, 80. yaş gününe ithafen düzenlenen kutlama gecesinde
Patriklik madalyası ile onurlandırıldı.
2006 yılında, Aras Yayıncılık, Zahrad’ın yayımlanmış bütün kitaplarını, çeşitli ekler ve geniş bir özgeçmişiyle birlikte, Ardaşes Margosyan’ın editörlüğünde, Panasdeğdzutyunner (Şiirler) adıyla iki ciltte
topladı.
Zahrad, 21 Şubat 2007’de hayata veda etti. Naaşı Şişli Ermeni Mezarlığı’na defnedildi. Ölümünün birinci yılında, mezarının üzerine,
Mühendis Hrayr Ğazaryan ve Mimar Vazken Barın tarafından düzenlemesi yapılan bir mezar taşı yerleştirildi. Şairin bir şiirinin kazınmış
olduğu mezar taşının üzerinde, heykeltraş Erol Sarafyan tarafından
yontulan büstü de yer alıyordu.
Ölümünden önce kaleme aldığı ve Ttumi ham (Kabak Tadı) adıyla
yayımlamayı düşündüğü şiirleri, Aras Yayıncılık tarafından 2009’da
kitaplaştırdı. 1940’lardan ölümüne kadarki sürede kitaplarına girmemiş, dergilerde ve dosyalarda kalmış, eski ya da yeni, kayda değer şiirleri ve az sayıdaki düzyazıları yine Aras tarafından ve Ardaşes Margosyan editörlüğünde, Andib tertıs (Yayımlanmamış Sayfam) adıyla,
2012’de bir kitapta toplandı.
Zahrad’a ilişkin makaleler, inceleme, araştırma yazıları, kendisine
yazılmış mektuplar gibi belgeleri kapsayan bir kitap da, 2012’de, Jamanak gazetesi yayını olarak, Sevan Değirmenciyan’ın editörlüğünde
Yeger em gertam aysbes voru inç (Böyle Gelmiş Böyle Giderim Kime
Ne) adıyla yayımlandı.
Pek çok şiiri Ohannes Şaşkal tarafından Türkçeye çevrildi ve beş
kitapta toplandı: Yağ Damlası, İyi Şeyler Yayıncılık tarafından 1993’te
(İkinci baskısı 2000’de); Yapracığı Gören Balık, Belge Yayınları tarafından 2002’de; Işığını Söndürme Sakın, Adam Yayıncılık tarafından
2004’te; Ferah Tut Yüreğini, Aras Yayıncılık tarafından 2015’te yayımlandı. Aras ayrıca, 2017’de, Zahrad’ın, çok sevdiği kedilerle ilgili şiirlerini, yine kendi çizimleri eşliğinde, Ermenice ve Türkçe olarak,
Kediler – Gaduner adıyla yayımladı.
Şiirleri Koharig Ğazarosyan, Sirvart Karamanuk, Misak Torosyan,
Ardaşes Agoşyan, Vomank müzik grubu (İstanbul), Ara Garmiryan
(Kanada), Berc Türabyan (New York), Sebuh Apkaryan (Kıbrıs), Armen Boyamyan, Rupen Altunyan ve Vahram Tatigyan (Erivan) tarafından bestelendi.
Zahrad’ın eserleri 22 dile çevrildi. Yaşamı boyunca pek çok ödül
ve madalya ile onurlandırıldı; dünyanın farklı köşelerinde adına çok
sayıda saygı etkinliği düzenlendi.

KÜNYE
Bambaşka Bir Bahar
Zahrad
Kategori Şiir
Dili: Türkçe
Çevirmen: Ohannes Şaşkal
Özgün dili: Ermenice
Kapak tasarımı: Melisa Arsenyan
Baskı bilgileri: 1. Baskı, Şubat 2020
Sayfa ve boyut 440 sayfa, 16,5×21,5 cm

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here