?Ben dağlarına yabancı bir yolcu değilim? – Ömer Erdem

27 yaşında bir düelloda ölen Lermontov?un enerjisi, duyuşun derinliğiyle birleşiyor ve bizi Çarlık Rusyası?nın evrenine çekiyor.
Lermontov?un Poemalar?ı doğa ve insanlarla dolu. Kayhan Yükseler çevirisiyle dil coşkusu da devreye girince yer yer başı dönüyor insanın bu çağlayıştan. 27 yaşında bir düelloda ölen genç şairin enerjisi, duyuşun derinliğiyle birleşiyor ve bizi Çarlık Rusya?sının evrenine çekiyor. Giriş yazısında şair ?devrimci romantizm?in öncüleri arasında gösteriliyor veondaki hareket ve eylemcilik baskıcı Çarlık rejimi ile ilişkilendiriliyor. Ayrıca, Avrupa merkezli siyasal çalkalanmaların bu şiirin mayasına katkı yaptığını belirtiliyor. ?Arayışların, yoğun düşünce ve duyguların, çözülmemiş endişelerin dünyası?ndan kopup gelen bu şiiri, araştırmacılar, edebiyat tarihçisi ve eleştirmenler belli bağlamlara oturtmakta ne kadar gerekçe bulurlarsa bulsunlar, bunların dışından bakıldığında, coşkulu bir lirizm var şiirlerde. Bu coşku ve lirizm, anlatıcı şiirin kendi doğasından aldığı imkanları okuru sıkmadan hatta şiirsel patlamalarla ilerliyor.

Duman tüten evler, dağ köylerinde atlarının cesaretlerini anlatan Çerkesler, Kazaklar, Gürcüler, Litvanlar, Tatar ve Ruslar, esirler, sanki saf tabiatın ortasında, tarihin çatışan alınları olarak kol kola giriyorlar. Yer yer, ?heyhat! Yitirilmiş bir mutluluğu/ kimse getiremez bundan sonra? diyerek, karşılıklı acının çerçevesini çizen şair, bir an hareketsiz bırakmaz hiçbir şeyi. Ay donuk ışıklarını toprağa döker, cesur ve korkusuz bir Çeçen birden araya girer, ürkek bir geyik ıssız bozkırdan hızla geçer, dağlarda tepelerde desenli halısı uzanır rengarenk çiçeklerin, yine pınarlara inen bilekleri gür ve güzel Çerkez kızları yüzüklerini suya salarlar. Hareket, kurgusu ve duruşları heyecan ve düşünce ile dokunmuş anlatımın içinde, anlamı görselleştirmekle kalmaz, dili de coşturarak okuru devinimin parçası yapar. Sonuçta acı ve çatışmadır her şey. Döner söz, ?ölümün soğuk eliyle bir Rus?un gözlerini kapatır? ve ?Ak saçlı Kafkasya, selamlıyorum seni/ Ben dağlarına yabancı bir yolcu değilim? diye ünletir şairi.

Yalnızlık, umutsuzluk ve keder
Bir tür halklar antolojisi hazırlamış gibidir Lermontov. Şiirlerinin patetik yapısından açıktan ve özellikle milliyetçilik hissedilmez. Buna niyetli olup olmadığı, Dostoyevski gibi, Çarlık Rusya?nın istikbalini İstanbul?un Türklerin elinden geri alınmasını istemek gibi idealist düşünceler taşıyıp taşımadığını bilmiyoruz. Poemalar bize böylesi bir soru geliştirme imkânı da vermez. Rus ismi hep yukarda bir ana kelime gibi döner lakin söz Çerkez?e, Kazak ve Çeçen?e geldiğinde, şiirsel dili olumsuza ve kötülüğe çalışmaz. Aksine ileri derecede gerçekçi gözlemleri ve çizimleri duyulur.

Zaman zaman da yalnızlık, umutsuzluk ve keder, romantik duyuşun ekseninde şiirlerin ana izleğine dönüşür. Korsan şiirinde olduğu gibi kahraman, ?Niyetim geçmekti Yunanistan?a/ Ölümcül Türk yatağanlarından/ Kederli yazgımı alsın? diye inler, bazen de, Kaçak?ta açığa çıktığı haliyle ise onca umutsuzluk ve zorluk arasında bir parsla can pahasına pençe pençe savaşan bir Gürcü gencin ölümle sonuçlanan acılı hikayesi sile gelir. Poemalar özü itibariyle anlatıma bağlıdırlar ve teknik olarak yayıla açıla gelişirler. Lermontov, belli ki gerçekçi romatizmini içli duyarlığı ile ustalıkla birleştirmiştir.

Doğa ve insan, zaman ve mekan atılımları içinde boydan boya göz kıpıp ses verirler kitap boyunca. Gözlemi ve tabiat bilgisi, insanı anlatmakla birleşince Lermontov?un dilinde, bir yönüyle folklor gibi de düşünülebilecek metinler, güncelin zevkine hitap edecek hale dönüşürler. Avrupa edebiyatı dili ve kahramanları ile fazlaca meşgul olmuş edebiyat dünyamız, biraz da yukarıya kafasını kaldırdığında, Lermontov kadar kendi içini de görecektir. Yanık Saraylar ve Sevim Burak mesela çıkıp gelecektir.

Ömer Erdem
(http://kitap.radikal.com.tr/,04.07.2014)

Kitabın Künyesi
ÖZGÜRLÜĞÜN SON OĞLU
Poemalar
M. Y. Lermontov
Çeviren: Kayhan Yükseler
Yapı Kredi Yayınları
2014, 536 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Edebiyatla mayalanan bir dostluk hikayesi – Elif Şahin Hamidi

Hep sorulagelen "Edebiyat ne işe yarar?" sorusuna bir cevap niteliği taşıyor Allak Bullak. Diyor ki; bizi "insan" yapar! Marcel Proust,...

Kapat