Bir Çocuk, Bir Kadın, Bir Anne – Elif Kutlu

Bu bir kadının ve onu çok seven çocuğunun öyküsü gibi görünse de ?yaşanan her şeyi Kenan aktarsa da- aslında bütün hikâye Dilber Hanım?ın imgesiyle ifade edilen Anadolu kadınının hazin öyküsüdür. Bir kadının yaptıkları, yapamadıkları, yapmak istedikleri ve yapmak zorunda oldukları ile oğlu Kenan?ı ?okutmak? uğruna verdiği mücadele ile örülmüş bir ?ölüm-kalım? meselesi. Dilber Hanım?ın imgesinde kadın emeğinin görünmezliği, ataerkil zihniyetin kadına dayattıkları ve kadının bu ataerkillikten sıyrılarak çocuğunu büyütme çabaları açığa çıkar.
Her şey bir hastane odasında başlar ama bu hem sonun hem de başlangıcın ifadesidir. Bir yandan Dilber Hanım ölümü bekler diğer yandan Kenan annesinin yaşadığı acıları anlatmaya başlar ?kendi anılarıyla. Kenan?ın gözünde annesi bir melek, bir prensestir. O annesini gözünden sakınır ve hastaneye her geldiğinde kahrolur. Ataerkil zihniyetin aksine Kenan ?anneci?dir. Bu durumun sebebi açıktır. Kenan tek ebeveynli bir çocuktur. Annesiyle büyümüştür. Babaannesinden, dedesinden hatta belki babasından gelen ataerkil bir dayatma ile karşılaşmıyor. Bu durum akla tam tersini de getiriyor. Kenan babaannesinin yanında büyüseydi annesini yine bu kadar sevebilir miydi? Sorunun cevabı kitabın ilerleyen sayfalarında bulmak zor değildir.
Kenan?ın babaannesi ataerkil zihniyetin ürünü olan kadınlardandır. Bu noktada her kadının aynı ezilmişliği yaşasa dahi ataerkilliğin ağlarından sıyrılamadığı açıkça gözlenir. Kim bilir belki Kenan?ın babaannesi de kayınvalidesinden aynı şeyleri gördüğünden gelini Dilber?e böyle davranmaktadır: ?Koca kadın oldun, utanmıyor musun gündüz gözü kocanla fingirdeşmeye? Bir işe yarasa bari! Çocuk bile doğuramadın! Hem çamaşırlar daha ıslak ıslak duruyor. Güneş geçiyor, sersene onları!? (s. 88.) Ataerkil zihniyetin gözünde kadının ?görevleri? malum: Çocuk doğurmak ve ev işlerini yapmak- kısaca ?bir işe yaramak?. Dilber Hanım?ın karşılaştığı dayatmalar da ?sadece? bunlardan oluşan bir yumak gibi karşısına çıkar.
Oysa daha çocukken, ona sormadan, ağabeylerinin ve ?belki de sadece iyi ?başlık parası? verdiğinden- babasının seçtikleri kişiyle evlendirilir. Bir kez bile konuşmadan/ görüşmeden ?namusa leke gelir korkusuyla? dayak yiyeceğinden başını kaldırıp evleneceği kişiye bakamaz. Çünkü o bir kız çocuğudur. Kız çocuğu demek ?namus? demektir. Dilber, çocukluğunda oynadığı oyunlarda bile bu dayatma ile yüz yüzedir. Daha on bir, on iki yaşında sokakta oyun oynadığı için ağabeyleri tarafından bağırta bağırta dövülmesi de bu nedenledir.
Bu acıları yaşayan birçok kadın gibi, Dilber Hanım da bunları sineye çeker. Kadın olmanın, Anadolu?da kadın olmanın, tüm zorluklarını yaşar. Sonra oğlu Kenan onun tüm umudu olur. Onu tüm ataerkilliğin ağlarından uzak bırakarak büyütür. Öyle ki Kenan âşık olduğu kıza duygularını açmayı düşündüğünde ?ne var ki kızı erkeği mi olur bu işlerin? diyebilmiştir. Bu Kenan?ın yetiştirilme tarzı ile ilgilidir. Kenan belki de annesine yapılan dayatmaları görse böyle düşünmeyecektir. Her ne kadar Kenan bunları annesinden birer anı olarak dinlediğinde içi sızlasa bile bu durumların yaşandığı zamanın içinde bulunsa belki o da annesine erkek akıl ile bakmaktan kendini alamayacaktı. Oysa Kenan?ın gözünde annesi bir melektir. Çünkü o, ?evini geçindirmek, oğlunu okutmak için ameleliği meslek bilmiş, sıcak soğuk demeden bağda, bahçede, bostanda ömrünü eritmiştir.? (s. 9.) Dilber Hanım?ın tek amacı oğlunun aynı acıları yaşamaması belki de yaşatmamasıdır. Her ne kadar bunlar Dilber Hanım?ın kendi istekleri olsa da annelerin de yorulacağı ve anneliğin sadece ?Kenan?ın düşündüğü gibi- ?yaşatmak için yaşamak? olmadığını, anne olan bir kadının da hayatına kaldığı yerden devam edebilmesi gerektiği yansıtılamamıştır. Çünkü bir kadının doğurganlık özelliği, çocuk doğurduğu zaman tümüyle kendini çocuğuna adaması anlamına gelmemelidir. Buna rağmen Dilber Hanım çocuğu için yaşamaktadır.
Hastane odasında, ölüm döşeğinde bile çocuğunu düşünmektedir. Çocuğunun üzülmesine dayanamaz Dilber Hanım, bu durum onun için yoksulluktan, yoksunluktan, tek başına yaşamaktan, tek ebeveyn olmaktan ve ?dul bir kadın? olmanın dayattıklarından bile daha ağır gelir. Onun için oğlu her şeydir. Belki de Dilber Hanım yapmak istediklerini Kenan?a yaptırabildiği için böyle düşünmektedir. Ama en çok da bir çocuğu sevmenin hayatı sevmek olduğunu düşündüğü için yapmıştı bunları. Çünkü hayatı yaşayamasa da, kendi deyişiyle ?gün görmese? de hayata tutunur.
Dilber Hanım, birçok kişinin imgesine uzak olmayan kadının imgesidir. Ezilen, sömürülen, ataerkil zihniyetin dayatmalarının arasında sıkışıp kalmış ancak buna rağmen ayakta durmaya çalışan kadının imgesidir. Her ne kadar bu duruma karşı ayakta durmaya çalışsa da mücadele ederken ataerkillikten bir türlü kurtulamayan kadındır. Dilber Hanım?ın bu mücadelelerine rağmen tarlada çalışırken bile ?elin? ne düşündüğünü düşünür: ?Baban tarla sulardı komşu köyde. Durumumuz iyi değildi ama çalışmamı hiçbir zaman istemezdi. Kıyamazdı bana. Ama ondan önce ben korkardım elin dilinden. ?Koca kadın evde oturuyor! Kocası gecelere kadar el işinde çalışıp didiniyor, kadınsa hanımağa sanki! Şehirden geldi ne de olsa?.? (s. 64.)
Daha Vakit Var sadece bir annenin oğluyla ilişkilerini anlatmıyor. Her anısında erkek akılın dayatmalarını anlatan bir kadını anlatıyor. Burada her ne kadar Kenan kitabın ana karakteri gibi görünse de onun sadece bir anlatıcı olduğu gözden kaçmaz. Kenan?ın bu kitaptaki asıl önemi onun erkek aklın izinde büyümemiş bir erkek olmasıdır. Çünkü o Dilber Hanım?ın oğludur. Dilber Hanım ise yaşatmak için yaşayan, hayatını değil hayatı yaşayan kadınlardan sadece biridir. Dilber Hanım, Anadolu kadınının sesidir. O, ?kız çocuğu? olduğu için çocukluğunu yaşayamayan, namus kavramıyla özdeşleştirilen, daha çocukluğunu yaşamadan evlendirilen, evlendikten sonra kayınvalidesinin (erkek aklın) tüm dayatmalarına karşı boyun eğen, elin dediğini kendinden üstün tutmak zorunda kalan ve bunlara rağmen oğlu için hayatta kalma mücadelesi veren kadının imgesidir. Dilber Hanım, o hiçbir zaman yorulmayacağı zannedilen fakat artık ?gitmek zorunda olan? bir kadındır. Dilber Hanım içindeki umudu oğlu Kenan?da yeşerterek tüm yaşadıkları ve yaşamadıklarıyla Anadolu kadının adıdır.

Elif Kutlu

Kitabın Künyesi
Daha Vakit Var
Yusuf Çopur
Kırmızı Kedi Yayınevi / Türk Edebiyatı Dizisi
İstanbul, 2012, 1. Basım
120 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Aslen Şiir Ülkesinin Yerlisi Nihat Ziyalan?ın Son Romanı: ?Attım Kapağı Yurtdışına?* – Duran Aydın

?Dıbbooa?dıbbooa?dıbbooa!? Yoğun yıldız yağmurları altında hem üşüyerek, hem uyuklayarak filmler izlediğimiz sinemalarda, birbiri ardı sıra ve böylesi abartılı bir tonlamayla...

Kapat