Kategori: Adil Okay

Ben Çıkana Kadar Büyüme e mi… (Görüş Günlerinde Büyüyen Çocuklar ) – Adil Okay

?Ben Çıkana Kadar Büyüme e mi?, diğer adıyla ?Görüş Günlerinde Büyüyen Çocuklar?, alanının tek kitabı olma iddiası taşıyor. Zira bu güne kadar insan hakları örgütlerinin raporlarında yer alan rakamların, bu kitapla canlanıp ete kemiğe bürünmesi söz konusu. Yazar Adil Okay, üç yıllık bir çalışma sonucu, Türkiye?nin tüm cezaevlerinden 100 kadar politik tutuklu ve hükümlüye ulaşmış,

okumak için tıklayınız

Sibel Öz ve SERÇELER ÖLÜRSE – Adil Okay

Sibel Öz?ün, ?Serçeler Ölürse? adlı öykü kitabı, iki aydır masamın üzerinde sırasını bekliyordu. Elimde, Muzaffer Tansu?nun hapishanede yazdığı ?İki Kıyı Arasında? adlı öykü kitabı ile Marge Piercy?nin ?Zamanın Kıyısındaki Kadın? adlı romanı vardı. Bu iki kitabı bitirdikten sonra ?Serçeler Ölürse?ye başladım ve bir solukta okudum. ?Serçeler Ölürse? hakkında notlarıma değinmeden önce, Muzaffer Tansu ile Marge

okumak için tıklayınız

Adil Okay ile sansürsüz söyleşi? Canan Başkaya – Musa Artar

Musa Artar: Aydın, üretken sevdalı bir çınar Adil Okay, hepimizin bildiği üzere. Sevgili okurlarımız için sizi kendi anlatımınızla tanımak isteriz. Kimdir Adil Okay? Adil Okay: Sevgili Musa en zor soru bu. Öncelikle ?herkes beni nasıl tanıyorsa öyleyim?. Ma-lum sevenimiz var ama sevmeyenimiz de var. Bu da doğal. Herkesin sevdiği bir insan da ol-mak istemem doğrusu.

okumak için tıklayınız

Güneşin İntihar Çiçekleri ve Hüseyin Kartal – Adil Okay

?Güneş doğacak usta/ o gittiği yollardan/ çıkıp gelecek yine/ yine üstünde siyah paltosu/ yine usta/ yine oturup karşıma/ insanların anlamadığı o dilden konuşacak benimle!?, diyor Hüseyin kartal bir şirinde. Evet, zaman geçiyor. Mevsimler. İnsankızı – oğlu geçip gidiyor bu dünyadan. Sonra, ?Güneş yeniden sevdaya doğuyor?, doğa yeniden uyanıyor? Yeniden doğmayan sadece insan. İnsanın doğar doğmaz

okumak için tıklayınız

Solun hapishane tarihi* – Adil Okay

?Yakın tarihimizde şu ya da bu siyasi ekolün hayatında hapishane belirli dönemlerde yer alırken, solun hayatında her dönem yer almıştır.? Şaban Öztürk Şaban Öztürk?ün Yar yayınları tarafından çıkan, ?Türkiye Solunun Hapishane Tarihi?(2) , adlı 2 ciltlik kitabını dağınık biçimde okudum. Dağınık diyorum zira bu kitap(lar) ansiklopedi kapsamında değerlendirilebilecek zenginlikte.

okumak için tıklayınız

“Eylül Kokusu” ve Adil Okay – Temel Demirer

?Kaç Kişi Kaldık?? sorusu ile post- modernizmden malûl ?yenik ruh hâline?, ?Hayır? diyen Adil Okay, yaşadığı tarihin umutlarını bizimle paylaşırken, Can Babanın yolunda, İbni Haldun?un uyarısını unutmamacasına ilerliyor… Okay?ın ?uzun yürüyüşu?nde ?düş kırıklıkları?, ?yenilgi?, ?aşk?, ?sürgün? ve ?yitirilenler?; ya da başkaldıran insana ait her şey var! Ama yılgınlık, vazgeçiş, tövbe yok… Insan(lık)tan umudunu kesememiş Okay;

okumak için tıklayınız

Adil Okay İle Söyleşi – Eylül Kültür Edebiyat Dergisi

Eylül: 1980 öncesi politik nedenlerle Adana ve Ankara cezaevlerinde yatmışsınız. O dönemin hapishane koşullarını bugünün koşullarıyla olumlu-olumsuz kıyaslayabilir misiniz? Adil Okay: Apayrı iki dünya diyebilirim. 1980 öncesi biz 50-100-150 kişilik koğuşlarda kalıyorduk. Koğuşlar arası ilişkimizde serbestti. Dolayısıyla psikolojik olarak rahattık. Örneğin ilk yakalanma sonrası sorgu -gözaltı- işkence bitip de cezaevine girince rahatlıyorduk. Kolektif çalışma, üretim

okumak için tıklayınız

Adil Okay İle Geçerken… – M. Şehmus Güzel

Adil Okay?ın hayatının hareketli bir zaman dilimini aktardığım Adil Okay?la Geçerken isimli çalışmam, daha önce yayınladığım Yılmaz Güney, Abidin Dino, Remzi Raşa (resimlerini sadece Remzi diye imzalar), Fahri Petek üzerine kitaplarımla akraba, kardeş, yoldaştır. Bu açıdan son derece önemlidir ve sanki uzun yıllar önce başlamış ve günümüzde süren bir yolculuğun yeni kilometre taşlarına işaret etmektedir.

okumak için tıklayınız

Haykırış / Kadın Gibi Kadın – Adil Okay

Adil Okay, ?Haykırış ? Kadın Gibi Kadın? oyunuyla böyle bir göreve soyunmuş. Oyun, üçüncü sayfalarda yitip giden kadın öldürümlerinin, olaylar arka arkaya dizildiğinde nasıl bir vahşet boyutunu yüklendiğini, çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Hepimizi, elini kolunu sallaya sallaya içimizde dolaşan, her gün bir kadının boğazına sarılan bu sıradan, gündelikleşmiş vahşet üzerine kafa yormaya, bizi

okumak için tıklayınız

Şair Yazar Süleyman Okay ?ın Ölüm yıldönümü (1928 ? 20 Eylül 1999)- Arif Okay

Ben Süleyman Okay?ım Hoş geldim dünyaya Kavgayla geçti ömrüm Yer ayırabildim sevdaya (Temmuz 1999) 11 YIL GEÇTİ? Aydın insan babam Süleyman Okay?ın ölümünün üzerinden 11 yıl geçti. Biz asla O?nu unutmadık. Anıları, yazdıkları ile hep yaşatmaya çalıştık. Çocukları olarak var oldukça anısını canlı tutacağız.

okumak için tıklayınız

Karanlığın İçinde Aydınlık Yüzler / “Ölülerimiz Konuşuyor” – Adil Okay

(*) Konuşan Onlar Karanlığın İçinde Aydınlık Yüzler, ?Ölülerimiz Konuşuyor? bir kitap başlığıdır. Bu kitap herhangi bir kitap da değildir. Bu kitabın tanıtıma da ihtiyacı yok: Çünkü kendi kendine ve kendini anlatarak konuşuyor. Konuşanların her birini tek tek ve ortaklaşa tanıyoruz. Evet, konuşanlar onlardır. Onlar da bizi/bizleri tanıyorlar. Onlar babamız, anamız, teyze, dayı, amca ve kirvemizdir

okumak için tıklayınız