Kategori: Adil Okay

Yaz Sıcakları ve Okumak – Adil Okay

Ön Not: “Yaz sıcakları ve okumak” adını verdiğim bu yazı, Suruç Katliamından bir gün önce yazılmıştı. Katliam haberi gelince öfke ve acıdan yazıyı kenara attım ve “Çevremizdeki yaratıklar ve pırıl pırıl gençler” adlı bir yazı kaleme aldım. Yaşadığım kentte katliamı protesto mitingine katıldım. Ama yine de kendime gelemedim. Günler sonra, sakinleşemesem de kenara koyduğum yazılarıma

okumak için tıklayınız

Ressam Remzi Raşa Anısına, Hayat Renk Işık – Adil Okay

1928 Kırıkhan – Antakya doğumlu ressam REMZİ RAŞA’yı kaybettik. 29 haziran’da 50 yıldır yaşadığı Paris’te hayatını kayebden Raşa, 31 temmuz 2015’te Monmarte mezarlığında toprağa verildi. Raşa, Fikret Mualla kuşağındandı. Dünyanın birçok yerinde sergiler açmış bir gönüllü sürgündü. Onun hakkında –sağlığında- bir kitap yayınlayan M. Şehmus Güzel ile atölyesini ziyaret etmiş ve uzun uzun sohbet etmiştik.

okumak için tıklayınız

Çevremizdeki Yaratıklar – Adil Okay

Ne çok yaratık var çevremizde. Önce “hayvanlar var” diye yazdım. Sonra hayvanlara haksızlık olacağını, çocukluktan dilime yerleşmiş, “hayvan”ı küfürle özdeşleştirme alışkanlığından arınmam gerektiğini düşündüm. Yaratık! Daha uygun. Kim bu yaratıklar. 30’dan fazla silahsız- savunmasız genci katleden(ler) değil sadece. Onları besleyenler de yaratıktır. Onları alkışlayanlar da.

okumak için tıklayınız

Hasta Tutsak Aynur’un Yeşil Yaprağı – Adil Okay

Aynur Epli, “Özgürlük ve Eşitlik” talebini yüksek sesle söylediği için 18 yıldır zindanda. İçeride büyümüş deyim yerindeyse. El yordamıyla yön tayin etmeye çalışmış. Daracık hücresinde eline geçen kitapları okumuş. Günde birkaç saat gökyüzüne bakma imkânı olmuş. Beraber olduğu koğuş-hücre arkadaşlarıyla paylaşmaya çalışmış bildiklerini. Onların kısa ömürlerinde biriktirdiklerinden beslenmeyi denemiş. Ne bir kurs görme imkânı bulmuş

okumak için tıklayınız

Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika”ları * – Adil Okay

Son yıllarda öykü’nün benden, benim de öyküden koptuğumu sanıyordum. Şiir ve roman okumak beni daha çok doyuma ulaştırmaya başlamıştı. Tabi plastik sanatlar ve sinema da sanattan aldığım gıdamı karşılamaya yetiyordu. Bir insan ömrüne kaç kitap sığdırabilir ki deyip seçici davranıyordum. Ancak arka arkaya okuduğum öykü kitapları bana yanıldığımı gösterdi. Şimdi elimde Ümran Düşünsel’in “Kırık Patika”

okumak için tıklayınız

Adil Okay ile yeni kitabı “Şair kapıları” hakkında söyleşi

“Elimdeki basit – kompakt makinelerle yapmaya çalıştığım, “Sembol ve Metafor”ları ‘anda durdurma’ya çalışmaktı. Bu nedenle okuyucuları – izleyicileri “Teknik gözden – Kuralcı bakıştan” geçici olarak uzak durmaya ve “kapılar ve şiirler”le birlikte Sınırlar, Sınıflar, Kimlikler, Kültürler ve Çağlar arasında yolculuğa çıkmaya davet ediyorum.” diyen Adil Okay, bana armağan ettiği yeni kitabı “Şair Kapıları”nı, “Tüm kapıların

okumak için tıklayınız

Salim Turgut’un “Ömrüne Sığamayanlar” – Adil Okay

Yazar ve gazeteci Salim Turgut’un kuşağı, genel kabul gören ifadeyle “78 Kuşağı” uzun bir dönem kendi acılarını ti’ye aldı. Kendi acıları yerine başkalarının acısını yansıttılar mektuplarında ve/veya yazılarında. ‘Biz iyiyiz’ dediler hep. ’Biz iyiyiz’ dedik. Zindanda – hücrede de olsak, savaşın içinde her an bir uçak saldırısı ya da havan topuyla ölebileceğimizi de bilsek, dilsiz,

okumak için tıklayınız

Yazar ve çizerler “Maden”de buluştu – Adil Okay

“Ömer Leventoğlu’nun editörlüğünü yaptığı bu kitapta yer alan ‘Maden’ temalı öyküler ve resimler yazarların – çizerlerin karanlık zamanları betimlemesidir…” Edebiyat her dönem toplumsal altüst oluşlarda tanıklık yaparak, tarihin ve kamunun vicdanı olmuştur. Edebiyatçılar, tabi ruhunu şeytana satmayan edebiyatçılar, resmi tarihin tahrif ettiği ya da yok saydığı hakikatleri kamuya -farklı biçemlerle, akımlarla- kimi zaman açık, kimi

okumak için tıklayınız

?Ayışığı? ve Koca Dağ – Adil Okay

Emine Kocadağ, yüzyıllardır kan ve gözyaşıyla yıkanan bir coğrafyanın, Mezopotamya?nın çocuğu. Bu coğrafyada doğan çocuklar oyuncaklarını tez kırıp, taş alırlar ellerine. Ne o taşı yontmaya ne de estetize ederek betimlemeye zamanları vardır. Ninelerin mesellerinden öğrendikleri ile yani sözel kültürle beslenirler. İşte, bu tez büyüyen çocuklardan biri de Emine Kocadağ?dır. Kocadağ, zulme karşı eline aldığı taşı

okumak için tıklayınız

Yeni Bir ?Yasak Kitap? – Adil Okay

Patika Yayınevi tarafından okurla buluşan ?Yasak Kitap”, Deniz Faruk Zeren’in 25 öyküden oluşan ilk öykü kitabı. Kitabı elime alınca bırakamadım. İki günde bitirdiğim öyküleri geri dönüp bazı bölümlerini işaretledim. Ve Zeren?in kitabı hakkında yazmalıyım dedim. Zeren?i iki nedenle kutluyorum. Birincisi ?en alttakileri? yazma cesareti gösterdiği için. Malum postmodern dünyada bazı eleştirmenler,

okumak için tıklayınız

Burjuva Sanat – Proleter Sanat ? Devrimci Sanat Ayrımı Var mı Ya da Sanat hakkında sorular… – Adil Okay

Yazımın başlığı iddialı oldu değil mi? Evet, ?Burjuva sanat – Proleter sanat – Devrimci sanat? kategorileri tartışmaya açıktır. Devrimci sanatçı, burjuva sanatçı? diyebiliriz elbette. Ya da bir sanatçının devrimci mücadeleye katkısı sorgulanabilir. O takdirde de sanat değil ?etik? tartışırız. Çünkü sanatın biricikliği ilkesi esastır. Yani bir esere öncelikle ?sanat mı – değil mi? diye bakmak

okumak için tıklayınız

Adil Okay’ın “Eylül Kokusu” adlı kitabı hakkında – Erdal Süsem

Ütopya yayıncılıktan yayınlanan Eylül Kokusu, Adil Okay?ın eski ve yeni şiirlerinden derleme. Kendisi de ağır işkencelerden, hapishanenin tedrisatından geçen sevgili Adil Okay, mahpusların dostu olduğundan her dem sıcak bir gülümsemedir. Bugüne kadar şiir, deneme, öykü ve tiyatro oyunu dallarında birçok eser veren yazar/şair Adil Okay?ın 14. Kitabıdır Eylül Kokusu. Adil Okay bu eserini, ?özgürlük ve

okumak için tıklayınız

Hasan Mantıcı: Tekirdağ?dan İsrail Esir Kamplarına Yolculuk? – Adil Okay

12 Eylül 1980: Eza evleri, darağaçları ve yargısız infazlar. Dönüşü olmayan sürgün yıllarının başlangıcı. Aranmaya başlanan binlerce insan, bireysel ya da örgütlerinin kararıyla adı konulmamış ricat yollarında. Avrupa ile Filistin kampları: Bu yolun iki ayrı durağı. Neredeyse çeyrek yüzyıl geçti aradan. Sürgün deyince hep Avrupa konuşuldu. Avrupa?daki sürgünler hakkında

okumak için tıklayınız

?Beyaz Benek? ve Zeliha Bulut – Adil Okay

1973 doğumlu Zeliha Bulut, hapishane kapılarında büyüyen bir kadın. Yıllar yıllar boyunca, karda kışta, yazın kavurucu sıcaklarda ziyaret kuyruklarında beklemiş. İtilmiş kakılmış ama o vazgeçmemiş politik mahpuslara ışık taşımaktan. Sonra büyümüş ve ?özgürlük eşitlik? diyerek çıkmış sokaklara. Yüksek sesle haykırmış. Ve bu kez o düşmüş mahpus damına. 2013 ortalarında mahkemesi sonuçlanmış ve müebbet hapse mahkum

okumak için tıklayınız

Salkım Saçak Keldağ adlı öykü kitabına dair – Adil Okay

Son zamanlarda masamın üzerinde okumak için sıraya koyduğum kitaplar arasında ?öykü? yoktu. Müslüm Kabadayı?nın ?Salkım Saçak Keldağ? adlı öykü kitabının elime geçmesiyle bu eksikliğin farkına vardım. Hemşehirlim Müslüm Kabadayı, kitabını bana imzalarken ?Sevgili Adil Okay?a, kentimiz Antakya?da buluşmanın sevinciyle.? diye not düşmüş. Elbette o sevinç ortaktı. Araştırmacı ? yazar olarak bildiğimiz Kabadayı?nın karşımıza bir öykücü

okumak için tıklayınız

Exile, İltica ve Yirmi Beşinci Saat* – Adil Okay

?umutların tükendiği yerde / yeni hayatlar / dünyalar üstümüze yağar / telefonda dil dolaşırdı / zorlama ?merhaba?larla / dudağın ucuyla ?nasılsın?lar / öpmeden ?öptüm?ün yapaylığı / açtıkça açardı arayı / geç bunları / geçtim / peki ben kime beddua edeyim.? Exile: Sürgün, iltica, mülteci. Yani her daim ölüme komşuluk hali? Sürgündaşım Temel Demirer?in ifadesiyle: ?Ölüm;

okumak için tıklayınız

Tencerenin Dibi – Gülazer Akın

Gülazer? Bir ağır mahpus? Ve bir yeni roman Gülazer Akın. 1975 Bitlis ili Ahlat ilçesi doğumlu bir ağır mahpus. Çocuk yaşta katılmış özgürlük mücadelesine, genç yaşta girmiş mahpus damına. 1996?dan bu güne tam 18 yıldır zindanda. Deyim yerindeyse mahpusta büyümüş. Ama yıllar onun onurlu inadından hiçbir şey eksiltmemiş. İlk gençlik yıllarının idealleri, ?geçici heves? olarak

okumak için tıklayınız

Hapishane kapılarında büyümek? – Füsun Erdoğan

Hapishane kapılarında büyümenin ne mene bir şey olduğunu çarpıcı örnekleriyle anlatan sevgili Adil Okay?ın Nota Bene Yayınları?ndan çıkan ?Ben Çıkana Kadar Büyüme E mi?? kitabını okumanızı öneriyorum. Babası Adil Okay?ın kızı adına yazdığı mektuplarla tanıştım şirinem Öykü ile? Vefasızlığın, incelikten ve sevgiden yoksun yabancılaşmanın insanın içini üşüttüğü bir süreçte kapımı çalmıştı Öykücük!

okumak için tıklayınız

Çocukların Büyüdüğü Yıkılası Kapılar – Serdar Türkmen

Bilmiyorum ağızdan çıkan bir laf genele değmeden havada asılı kalabilir mi? Yani kapitalist devletin hayatlarından çaldığı yıllara bir de çocuklarının çalınan ‘çocukluğu’ eklenince, hele de bu bir kitaba konu edilmişse, o kitabın içindeki her söz genele gönderme yapar ve olsa olsa iki işe yarayabilir: Okuyan ya öfkeyle donanacaktır ya da “aman benim/yakınlarımın başına gelmesin” diyerek

okumak için tıklayınız