Kategori: Charles Bukowski

Bukowski: “Kölelik hiçbir zaman kalkmadı”

Charles Bukowski, Amerika’nın en büyük yazarlarından biri olmadan önce alkol problemi olan, yüzü sivilce izi dolu, mavi yakalı bir çalışandı. Amerika Posta Hizmetleri şirketinde çalışıyordu. Burada çalışmadan önce ise bir turşu fabrikasında işçi olarak hizmet verdi. 1969 yılında Bukowski 49 yaşındayken, yayıncısı John Martin, aylık 100 dolar yazarlık maaşı önerene kadar her gün işe gitmeye

okumak için tıklayınız

Charles Bukowski pisi pisiciymiş

Alkol, kadınlar, fakirlik temalarını eserlerine konu edinmesiyle bilinen usta yazar Charles Bukowski’nin şimdiye kadar yayınlanmamış çalışmalarından oluşan yeni kitapları yayınlanacak. Bu gelişmenin sürpriz kısmıysa, kuşları çok sevdiği belirtilen yazarın kitap sayesinde tam bir kedisever olduğunun ortaya çıkması. Öyle ki, Bukowski’nin şu ana dek yayınlanmamış üç eserinin ekseninde kediler yer alıyor. Piyasaya ardı ardına çıkacak eserlerinden

okumak için tıklayınız

Yalınlıkla Süslenen Bir Roman – Zafer Köse

Kitabın arka kapağında verilen bilgiye göre, Factotum, her işi yapan kişi anlamına geliyor. Genelde kahya, ayakçı gibi unvanla, bir vasıf gerektirmeyen işlerde çalışılan kişi. Bu tür işlerde çalışanların, bir işyerindeki ömürlerinin pek uzun olmadığı bilindiğine göre, Factotum sözcüğü, biraz da iş arayan kişiyle özdeşleşiyor. Bir tür “her işi yaparım abi” tipi. Bukowski, Factotum adlı romanında,

okumak için tıklayınız

“…Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı ve…” Charles Bukowski

“…Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı ve seçimin ne olursa olsun bir parçanı daha kesiyorlardı. Kesecek bir şey kalmayana dek. İnsanların çoğu yirmi beş yaşında mahvolmuştur. Araba süren, yemek yiyen, çocuk sahibi olan, kendilerine en çok benzeyen başkan adayına oy vermek gibi her şeyi yapılabilecek en kötü şekilde yapan götlerden oluşmuş bir

okumak için tıklayınız

Charles Bukowski, geleneksel ahlak hakkında ne düşünüyor

Cehennem olmayabilir, ama insanları yargılayanlar bir cehennem yaratabilir. Bence insanlara gereğinden fazla şey öğretiliyor. İnsanlar gereğinden fazla şey biliyor her şey hakkında. Başına gelen şeyden hareketle nasıl tepki vermen gerektiğini öğrenmelisin. Bu noktada tuhaf bir kavram kullanacağım: ?İyi?. Bu kavramın nereden çıktığını bilmiyorum. Ama en nihayetinde her birimizin içinde ?iyilik? kavramıyla doğduğunu hisediyorum.

okumak için tıklayınız

Charles Bukowski tembelliği anlatıyor…

Önemlidir. Tembellik etmeyi bilmek lazım. İşin özü tempodur. Yaptığından tamamen uzaklaşıp doğru zamanda mola almazsan her şeyi kaybedersin. İster aktör ol, ister ev kadını, fark etmez? Doruk noktalarının arasında hiçbir şey yapmadığın boşluklar olmalı. Yatağa uzanıp tavanı seyret. Bu çok,

okumak için tıklayınız

Bütün Atlar Kaybetmeye Koşar – Charles Bukowski, Matthias Schultheiss

Babalığı o kasabada akbabalara bırakmak biraz dokunmuştu. Dünya onun gibi acı çeken üzgün insanlarla doluydu. Yazık ki Meksikalı kız ve yatağını bütün gece için tutmamıştım, üç haftadan beri yattığım gerçek anlamdaki tek yatak o olmuştu. Kuzeye devam ettim… ‘Bukowski’den kaybedenlerin hikayeleri, Schultheiss’in derin çizgileriyle zihnimizi arka sokaklarda gezintiye çıkarıyor.’

okumak için tıklayınız

20 yazar ve kendi çizdikleri portreleri

Yazı yazarak kendini anlatmanın en güzel ifade yollarından biri olduğu söylenir, ama bu tek yol değildir elbet. Bazıları resime, müziğe, sinemaya da yönelirler. Flavorwire’ın hazırladığı bu listede, kendi portrelerini resmeden 20 yazar var; Sylvia Plath, e.e. cummings, Charles Bukowski, Mark Twain ve nicesi… Bakalım yazarlar kendilerini nasıl algılamış, tuvale nasıl yansıtmışlar?

okumak için tıklayınız