Kategori: Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

“Burjuva denen insan türü paranın en yüce erdem, kişioğlunun görevi olduğunu açık açık söyler.” Dostoyevski

(…) Pazarlık etmeyi çok seviyor Parisli. Ne var ki pazarlık ederken de, dükkânında sizi soyup soğana çevirirken de çıkar için değil, -eskiden öyleymiş oysa- erdeminden, kutsal bir gereksiniminden yapıyor bunu. Dünyalık biriktirmek, elden geldiğince çok mal sahibi olmak… Günümüzde Parislinin kitabında ahlâk kurallarının oturtulduğu temeller bunlardır. Aslında eskiden de böyleydi ama, şimdi, günümüzde -nasıl söylemeli-

okumak için tıklayınız

Niçin ülkede yoksulluk olmadığına inandırmaya çalışıyor herkesi? Dostoyevski

(…) Niçin yoksulların hepsini bir yere tıktı da, ülkede yoksulluk olmadığına inandırmaya çalışıyor herkesi? Niçin beylik edebiyatla yetiniyor? Dergilerinin parayla satın alınmış olmadıklarına kendini inandırmayı niçin öylesine çok istiyor? Gizli polise böylesine çok para harcanmasına niçin göz yumuyor? Meksika’ya düzenlenen bilim gezisine karşı bir sözcük söyleme yürekliliğini niçin gösteremiyor? Tiyatro oyunlarında kocalar niçin hep soylu,

okumak için tıklayınız

“Kürsüye çıkıp durgun, inandırıcı bir sesle dinsel öğütler vermeye, göbek bağlamaya, yalnızca zenginler için yaşamaya hakları olduğundan en ufak bir kuşkusu yoktur hiçbirinin. Zenginlerin, varlıklıların dinidir onlarınki…” F. Dostoyevski

(…) İngiliz papazlar ilgilenmiyorlar yoksullarla. Onları kiliselere bile almıyorlar. Oturacakları kanepenin kirasını verecek paralan yoktur çünkü. Nikâh kıymak hayli pahalıya patladığı için işçilerin -genelde yoksulların tümünün- evlilikleri yasadışıdır. Sırası gelmişken söyleyeyim: Kocaların büyük çoğunluğu kanlarını çok kötü dövüyorlar. Sakat bırakıyorlar onları. Ateşte iyice kızdırdıklan ocak demirleriyle oralarını buralarını dağlıyorlar. Ocak demirini kullanmayan koca pek azdır.

okumak için tıklayınız

Dostoyevski?nin ?İkiz? adlı kitabına dair

??İşte şimdi gözlerinin önüne sonsuzca bir gece bağlıyorlar/ Ama şu anda,/ Damarlarında dolaşmakta olan kan daha da renkli/ Ve bu kandan/ Pırıltılı dalgalar halinde akan/ Bütün bir yaşam fışkırıyor./ Ve o/ Bu anda, şu ölüm anında/ Kaybedilmiş bütün bir geçmişi/ Ruhunda yeniden canlandırıyor;/ Bütün bir yaşam yeniden uyanıyor içinde??(İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Stefan Zweig, çev.Kasım

okumak için tıklayınız

Öteki – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

İnsancıklar yayımlandığında, dönemin büyük edebiyat eleştirmeni Belinski, Dostoyevski?yi şöyle övmüştü: ?Yeni bir yazarın, yeni bir yeteneğin kalemi bu; onu tanımıyorum, ama bu roman Rusya?da hayatın sırlarını öyle kahramanlarla veriyor ki bize, bundan önce hiçbir yazar bu kadarını düşlerinde bile göremezdi.? Ama bu övgülerin sarhoşluğuyla hemen ikinci romanını, Öteki?yi yazıp yayımlayan genç yazarı, bu sefer sert

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’den Bir Ölünün Hatıraları – Süleyman Deveci

Sibirya diyerek geçmemek gerekir. Hala bugün dahi dünyada ağır cezaevi koşulları, sürgün, zor hayat şartları, soğuk denilince ilk akla gelen doğal ve gerçek zindanların en meşhurlarından biri. Romanın babalarından Dostoyevski’nin de burada dört yıl sürgünde kaldığını biliyoruz. Bir yazar için dünyanın neresinde olursa olsun cezaevi, insanı, insanın ruhunu mahkumlar özgülünde tanımak için üniversite gibi bir

okumak için tıklayınız

Ev Sahibesi – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Yazar 1849’da I. Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı, yazdığı romanlarla tekrar eski ününe kavuştu. 1847-1848 yılları arasında

okumak için tıklayınız

İkiz – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Büyük Rus romancı Dostoyevski’den tam anlamıyla “çılgınca” bir öykü. Yazıldığı günlerde Petersburg aydınları arasında büyük ilgi toplayan, ama tamamlanıp yayımlantıktan sonra başta Belinski olmak üzere pek çok kişi tarafından yerden yere vurulan bir “sara nöbeti” İkiz, Gençlik yıllarında büyük Rus yazar Gogol’den fazlasıyla etkinlenmiş olan Dostoyevski’nin ilk eserlerinden biri. “Bir Petersburg Poemi” alt başlığını taşıyan

okumak için tıklayınız

Çocuklar Arasında – Fyodor Dostoyevski

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük birkaç yazarından biri sayılan Dostoyevski’nin yazdığı birbirinden ünlü kitaplarını tarayarak, bu kitaptaki öyküleri sizler için derledik. İnanıyoruz ki, gerek konu, gerekse dil açısından hiç yadırgamadan severek okuyacağınız öyküler bunlar. Okuduğunuz sıradan çocuk kitaplarına pek benzemiyordur bu öyküler, ama bu kitabı okumaya başlayınca, hem elinizden bırakamayacak, hem de dünyanın en büyük

okumak için tıklayınız

Tatsız Bir Olay – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Tatsız Bir Olay adlı bu romanda Dostoyevski, liberalizm rüzgarlarına kapılan bir Rus soylusunun bir geceye sığan serüvenini alaycı bir tarzla anlatır. Rusya’da çarlığın çözülmeye başladığı, pek çok şeyle birlikte askerî bürokrasi ile yoksul memur sınıfı arasındaki ilişkilerin de değişmeye yüz tuttuğu yıllardır. Petersburglu üç general, yumuşacık koltuklara oturmuş, bir yandan sohbet etmekte, bir yandan da

okumak için tıklayınız

Suç ve Ceza (Çizgi Roman) – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin Suç Ve Ceza’sı belki de bugüne kadar yazılmış en özgün cinayet romanı. Üstelik bu türün ilk örneklerinden biri. Yalnızca yapabildiğini kanıtlamak için yaşlı, pinti bir tefeciyi acımasızca öldüren meteliksiz öğrenci Raskolnikov’un, sıcaktan kavrulan Petersburg’un dayanılmayacak kadar sıkıntılı yazında geçen hikâyesi. Dostoyevski’nin bu romanı, çoğu zaman kendine özgü bir deliliğin ve bireysel kefaret

okumak için tıklayınız