Kategori: Medya

Adorno’nun Kültür Endüstrisi Teorisi Sosyal Medya Üzerinden Yeniden Okunuyor

Kültür Endüstrisi Kavramının Temel Unsurları Adorno ve Horkheimer tarafından geliştirilen kültür endüstrisi kavramı, kapitalist üretim ilişkilerinin kültürel alanlara nüfuzunu ifade eder. Bu yaklaşımda, kültürel ürünler standartlaşmış seri üretim nesnelerine dönüşür ve bireylerin eleştirel düşünme kapasitesini köreltir. Kültür endüstrisi, eğlenceyi bir meta haline getirerek tüketim döngüsünü sürdürür; bireyler pasif alıcılar konumuna

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sartreci “Öteki” ve Sosyal Medyada Kimlik İnşası

Sartre’ın Bakış Açısından Temel DinamiklerJean-Paul Sartre’ın “öteki” kavramı, bireyin benliğinin ve kendilik bilincinin, bir başkasının bakışı aracılığıyla nasıl şekillendiğini açıklar. Sartre’a göre, “öteki”nin bakışı bizi nesneleştirir, kendimizi onun yargılayıcı perspektifinden görmemize neden olur ve bu da özgürlüğümüz üzerinde bir tehdit oluşturur. Bu durum, bir yandan utanç gibi duyguların kaynağıyken, diğer

OKUMAK İÇİN TIKLA

Foucault’nun Cinsellik Tarihi ve Dijital Platformlarda Cinsiyet Kimliklerinin Evrimi

Cinselliğin Tarihsel İnşası ve Dijital Çağa Uyarlanması Foucault’nun Cinsellik Tarihi, cinselliğin ve cinsiyet kimliklerinin tarihsel olarak nasıl kurgulandığını ve toplumsal güç ilişkileri aracılığıyla nasıl düzenlendiğini ortaya koyar. 18. yüzyıldan itibaren cinselliğin, bilimsel söylemler, tıbbi kategoriler ve kurumsal düzenlemeler aracılığıyla disipline edildiğini savunur. Bu süreçte cinsiyet kimlikleri, sabit ve ikili (erkek/kadın)

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sosyal Medyanın Siyasi Etkileri Üzerine Adorno’nun Kültür Endüstrisi Eleştirisi

Kültürel Üretimin Standartlaşması ve Sosyal Medya Adorno’nun kültür endüstrisi eleştirisi, kültürel ürünlerin seri üretim mantığıyla standartlaştırıldığını ve bireylerin eleştirel düşünme kapasitesini zayıflattığını öne sürer. Sosyal medya platformları, bu çerçeveye uygun olarak, içerik üretiminde algoritmik filtreler ve popülerlik odaklı mekanizmalar aracılığıyla standartlaşmayı teşvik eder. Kullanıcıların beğeni, paylaşım ve yorum gibi etkileşimleri,

OKUMAK İÇİN TIKLA

TikTok Çağında Postmodern Anlam Kaymasının Evrimi

Anlamın Parçalanması ve Hızlı Tüketim Kültürü Postmodern edebiyat, anlamın sabitliğini sorgulayarak metinlerin çok katmanlı ve bağlama bağımlı doğasını vurgular. TikTok gibi kısa içerik platformları, bu parçalanmayı hızlandırarak bilgiyi anlık, yüzeysel ve bağlamsız bir tüketim nesnesine dönüştürmüştür. Kullanıcılar, 15-60 saniyelik videolar aracılığıyla karmaşık fikirleri basitleştirilmiş, görsel ağırlıklı fragmanlara indirger. Bu durum,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Medya Makinesinin Gizli Dişlileri: Eco’nun Kaleminden Bir Sorgulama

Gazetenin Doğuşu ve İlk Adımlar Umberto Eco’nun “Sıfır Sayı” romanında, 1992 Milano’sunda bir medya girişiminin temelleri atılırken, olaylar bir grup gazetecinin etrafında şekillenir. Ana karakter Colonna, hayatın kenarlarında dolaşan bir entelektüel olarak, eski dostu Simei’nin teklifiyle bir projeye dahil olur. Bu proje, “Yarın” adlı bir gazetenin on iki sıfır sayısını

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kültür Endüstrisinin Toplumsal Etkileri: Adorno’nun Eleştirisi Üzerine Bir Değerlendirme

Standardizasyon ve Tekdüzeleşme Dinamikleri Kültür endüstrisi, popüler kültür ürünlerinin seri üretim mantığıyla standardize edildiği bir yapıyı ifade eder. Bu süreçte, müzik, film, edebiyat gibi kültürel ürünler, geniş kitlelere hitap etmek için basitleştirilir ve benzer şablonlar üzerine inşa edilir. Standardizasyon, bireylerin farklı estetik deneyimler yaşama olasılığını azaltır ve tüketim alışkanlıklarını öngörülebilir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hollywood’un Küresel Kültürü Şekillendirmedeki İdeolojik Etkisi: Žižek’in Analizi

İdeoloji ve Toplumsal Bilincin İnşası Hollywood filmleri, Žižek’in ideoloji kavrayışına göre, bireylerin bilinçdışını şekillendiren anlatılar sunar. Bu filmler, seyircinin arzularını, korkularını ve beklentilerini manipüle ederek, mevcut toplumsal düzeni meşrulaştırır. Žižek’in Lacan’dan devraldığı “gerçek” kavramı, burada filmlerin örtük mesajlarının, seyircinin fark edemediği bir düzeyde çalıştığını gösterir. Örneğin, aksiyon filmlerindeki kahramanlık anlatıları,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Akış Platformlarının Bireysel Yaratıcılık Üzerindeki Etkileri: Adorno’nun Kültür Endüstrisi Eleştirisi Perspektifinden

Standardizasyon ve Yaratıcı Özgünlüğün Sınırları Adorno’nun kültür endüstrisi eleştirisi, kültürel ürünlerin standartlaşmasının bireysel yaratıcılığı kısıtladığını öne sürer. Akış platformları, algoritmik öneri sistemleri aracılığıyla kullanıcıların içerik tüketimini yönlendirir. Bu sistemler, popüler olanı öne çıkararak belirli estetik kalıpları ve anlatı yapılarını teşvik eder. Örneğin, Netflix’in yapım süreçlerinde veri odaklı karar alma mekanizmaları,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Deepfake Çağında Gerçeklik Nereye Gidiyor?

Algoritmaların Yükselişi ve Gerçekliğin Erozyonu Sosyal medya platformlarının algoritmaları, kullanıcı davranışlarını analiz ederek içeriği kişiselleştirir ve yayılımını optimize eder. Deepfake teknolojisi, bu algoritmalarla birleştiğinde, sahte videoların hızla yayılması için güçlü bir araç haline gelir. Yapay zeka destekli bu videolar, gerçekçi görseller ve seslerle bireylerin veya olayların manipüle edilmiş temsillerini oluşturur.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Netflix Dizilerinde Otistik Karakterlerin Gelişimi

Erken Dönem Temsillerin Yapısı Netflix’in orijinal içerikleri 2013’te hız kazandığında, otistik karakterler nadir ve genellikle ikincil unsurlardı. Bu dönemde, OSB temsilleri bilimsel verilere dayalı olmaktan ziyade popüler kültürden türetilmiş basitleştirmelere yaslanırdı. Örneğin, “Atypical” dizisi 2017’de yayınlandığında, Sam Gardner karakteri otizmin günlük zorluklarını merkeze alsa da, erken bölümlerde sosyal beceri eksiklikleri

OKUMAK İÇİN TIKLA

K-Pop’un Küresel Başarısında Kültürel Hibritlik

K-pop, Güney Kore kökenli bir müzik ve eğlence türü olarak, Batı’daki başarısını büyük ölçüde kültürel hibritlik stratejilerine borçludur. Bu fenomen, yerel ve küresel unsurların özgün bir şekilde harmanlanmasıyla, hem estetik hem de sosyo-kültürel düzeyde geniş bir çekim alanı yaratmıştır. Kültürel hibritlik, K-pop’un sadece müzik değil, aynı zamanda görsel sanatlar, moda,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kültürel Üretim ve İdeolojik Etki

Gramsci’nin hegemonya kavramı, bir toplumun egemen ideolojisinin, kültürel üretim yoluyla kitleler tarafından içselleştirilmesini ifade eder. Marvel filmleri, küresel ölçekte milyarlarca dolar hasılat elde eden ve geniş kitlelere ulaşan popüler kültür ürünleri olarak, bu kavramın analizinde önemli bir vaka sunar. Bu filmler, yalnızca eğlence değil, aynı zamanda değer sistemlerinin, ideolojilerin ve

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gösteri Toplumu: İnsanlığın Görsel Hakikatle İmtihanı

Görsel Hakikatlerin Yükselişi Toplumların iletişim ve etkileşim biçimleri, tarih boyunca teknolojik ve kültürel dönüşümlerle şekillenmiştir. Gösteri toplumu, bireylerin gerçeklik algısını biçimlendiren imajların, sembollerin ve medya temsillerinin baskın olduğu bir sosyal yapıyı ifade eder. Bu yapı, bireylerin doğrudan deneyimlerinden ziyade, kurgulanmış görüntülerle etkileşime geçtiği bir düzen olarak tanımlanabilir. Modern teknolojinin, özellikle

OKUMAK İÇİN TIKLA

Gösteri Toplumu ile Simülakrlar Evreni Arasındaki İlişki

Gerçekliğin Dönüşümü Guy Debord’un “Gösteri Toplumu” ve Jean Baudrillard’ın “simülakrlar evreni” kavramları, modern toplumların gerçeklik algısını ve toplumsal yapıyı anlamak için güçlü araçlar sunar. Debord, gösteri toplumunda, gerçekliğin yerini imajların ve temsillerin aldığını, toplumsal ilişkilerin bu temsiller aracılığıyla yeniden üretildiğini savunur. Gösteri, bir yanılsama dünyası yaratır; burada bireyler, gerçek ihtiyaçlarından

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sosyal Medyanın Kamusal Alanı Dönüştürmesi: Habermas’ın Perspektifinden Bir İnceleme

Kamusal Alanın Temelleri ve Modern Bağlam Jürgen Habermas’ın kamusal alan teorisi, modern toplumlarda bireylerin rasyonel ve eleştirel bir şekilde bir araya gelerek ortak meseleleri tartıştığı bir iletişimsel alan tanımlar. 18. yüzyıl Avrupası’nda kahvehaneler ve salonlar gibi mekânlarda şekillenen bu alan, eşitlikçi bir tartışma ortamı sunarak demokratik süreçleri güçlendiriyordu. Habermas, bu

OKUMAK İÇİN TIKLA

Mert Karbay’la “Yeni Dünya Sosyal Medya” kitabı üzerine söyleşi: “Yaşamın temposu akıl almaz ölçüde arttı, bununla baş edemeyen içsel tempomuzun verdiği reaksiyon ise dikkat aralığımız ve tahammül düzeyimizdeki düşüş oldu.”

– Sizi bu kitabın temelindeki tezi yazmaya sevk eden “sıkıntı” neydi, derdiniz neydi yani? Sosyal medyayla ilgili bir sıkıntı, bir dert olduğu kesin… Başlangıçta henüz kavramsallaştıramasam da iki husus ilgimi çekiyordu. Birincisi, dünyada ve tabii Türkiye’de, doğrultusundan pek de hoşlanmadığım, baş döndürücü bir dönüşümün içerisinde olduğumuzu düşünüyordum. Tüm yapıp etmelerin çıkar

OKUMAK İÇİN TIKLA

Medya narsisistik şan şöhret düşlerine zemin sağlayarak bu hayalleri pekiştiriyor

Medya narsisistik şan şöhret düşlerine zemin sağlayarak bu hayalleri pekiştiriyor, sıradan insanın kendini yıldızlarla özdeşleştirmesi ve ‘sürü’den nefret etmesi için cesaretlendiriyor ve gündelik varoluşun sıradanlığını kabul etmesini gittikçe daha da zorlaştırıyor (…) büyüyen bir amaçsızlık, doymak bilmez bir açlık, seçilmiş bir azınlığın sahip olduğu zengin deneyimlerle doldurulmayı bekleyen bir boşluk

OKUMAK İÇİN TIKLA