Kategori: Nietzsche
Nietzsche: Yolcular ve Dereceleri
Yolcular ve Dereceleri. – Yolcular beş dereceye göre ayrılırlar: en düşük derecedekiler gezen ve bu sırada görülenlerdir, – aslında gezdirilirler ve âdeta kördürler; bir üst derecedekiler gerçekten kendi gözleriyle görürler dünyayı;
okumak için tıklayınızNietzsche: Üç Düşünür Bir Örümcek Eder
Üç Düşünür Bir Örümcek Eder. – Her felsefe tarikatında üç düşünür birbirlerini sırayla şu ilişki içinde izlerler:
okumak için tıklayınızBilginler Neden Sanatçılardan Daha Soyludur? – Friedrich Nietzsche
Bilim, edebiyat sanatından daha soylu karakterler gerektirir: daha sade, daha az hırslı, daha azla yetinen, daha dingin olmalı, öldükten sonra adının anılmasını pek düşünmemeli ve birçoklarının gözünde, böyle bir kişilik kurbanının gözüne ender olarak uygun görünen konularda kendilerini hesaba katmamaları gerekir.
okumak için tıklayınızOrta Sınıfın Ahlakının Kökünde Ne Yatar? Friedrich Nietzsche
Ahlakın Soykütüğü* – Orta Sınıfın Ahlakının Kökünde Ne Yatar? Kölelerin ahlaki değerlere isyanları tam olarak yaratıcı bir şekilde ve yeni değerleri ortaya çıkararak içerleme ilkesinde başlamaktadır ve bu, uygun eylem çıkışlarından yoksun oldukları için telafisini hayali bir intikamda bulmaya zorlanan yaratıkların yaşadığı bir içerlemedir.
okumak için tıklayınızFriedrich Nietzsche: Benim sahici okurlarım: geri kalan neye yarar ki – geri kalan, insanlıktır yalnızca.
Bu kitap (Deccal) en azlarındır. Belki de onlardan hiçbiri yaşamıyor daha. Onlar, benim Zerdüşt’ümü anlayanlar olacaklar : kendimi, daha bugünden işitilecek kulaklar bulanlar ile nasıl karıştırabilirdim ki? Ancak öbür gündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar.
okumak için tıklayınızFriedrich Nietzsche: İnsanlık nedenler işitmekten çok, gösteri seyretmekten hoşlanır.
Kişi aldanmaya kapılmamalı: büyük tinliler, kuşkucudurlar. Zerdüşt bir kuşkucudur. Güçlülük, tinin kuvvetinden ve üstkuvvetinden gelen özgürlük, kendini skepsis yoluyla kanıtlar.
okumak için tıklayınızNietzsche ‘den “mutluluk” üzerine 6 aforizma
Friedrich Wilhelm Nietzsche (15 Ekim 1844 – 25 Ağustos 1900) Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlak, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. Nietzsche ‘den “mutluluk” üzerine 6 aforizma:
okumak için tıklayınızFriedrich Nietzsche: Acı çekenin ve failin yanılgıları
Zengin, yoksulun sahip olduğu bir şeyi (örneğin bir prens, köylünün sevgilisini) elinden alırsa, yoksulda bir yanılgı oluşur; sahip olduğu az şeyi elinden alması için, zenginin tamamen alçak olması gerektiğini düşünür. Oysa zengin tek bir mülkün değerini pek de derinden duyumsamaz, çünkü çok şeye sahip olmaya alışkındır: bu yüzden kendini yoksulun ruhunun yerine koyamaz ve yoksulun
okumak için tıklayınızFriedrich Nietzsche: İktidar, halkı kendilerine korku ve itaat içinde bağlı tutmak için iki araç kullanır.
Büyük devletlerin yönetimlerinin elinde, halkı kendilerine korku ve itaat içinde bağlı tutmak için iki araç vardır; birisi kaba: ordu, diğeri de ince: okul. Birincinin yardımıyla yüksek tabakaların hırsını ve alçak tabakaların enerjisini her ikisi de orta ve düşük yetenekte faal ve zinde erkeklere sahip olduğu sürece kendi yanına çekerler: öteki aracın yardımıyla da yetenekli yoksulluğu,
okumak için tıklayınızNereye Yolculuk Etmeli? – Friedrich Nietzsche
Dolaysızca kendini gözlemleme, kendini öğrenmekte çok ileriye götüremez: tarihe gereksiniriz, çünkü geçmiş yüzlerce dalga halinde akar içimize; kendimiz de, her bir anda bu sürekli akıştan neyi duyumsuyorsak oyuzdur, başkası değil. Hatta burada, görünüşte en bize özgü ve en kişisel özümüzün ırmağına girmek istediğimizde bile geçerlidir Herakleitos’un ilkesi: aynı ırmağa iki kez girilmez.
okumak için tıklayınızFriedrich Nietzsche: “Schopenhauer’ın metinleriyle karşılaşmamın üzerimdeki etkisi”
Eğer Schopenhauer’ın metinleriyle ilk defa karşılaşmanın benim için nasıl bir olay (Ereignis) olduğunu tanımlayacak olursam, gençliğimde neredeyse tüm diğer düşüncelerden daha yoğun bir sıklık ve ivedilikle aklıma gelen bir düşünce üzerinde kısaca durmalıyım. Arzularımı kalbimin hoşnutluğu için seferber ettiğim gençlik günlerimde, kaderin, kendimi eğitmek gibi korkunç bir çaba ve görevden beni kurtaracağını düşünürdüm:
okumak için tıklayınızNietzsche, Rilke ve Freud’un kalbini çalan kadının özelliği neydi?
Lou Andreas Salome’dan söz ediyorum. Bir ipucu vereyim: Hem erkekleri “çarpan” kendi ruh halini, hem de Gezi ruhunu çok güzel yansıttığını düşündüğüm şu sözler ona ait:
okumak için tıklayınız90 Dakikada Nietzsche – Paul Strathern
GİRİŞ Felsefe yüzyıllar boyunca skolastiğin yorganı altında kıvrılarak uyudu. Skolastik tartışmaların horlamaları ve karşı horlamalarından başka hiçbir şey duyulmuyordu. Felsefeyi ortaçağ uykusundan uyandıran şey, 17. Yüzyılda sahneye çıkan ve şu sözleri ilân eden Descartes oldu: “Cogito, ergo sum.” (Düşünüyorum, öyleyse varım).
okumak için tıklayınızFreud ve Nietzsche’nin görüşleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar – Erol Göka
Freud ve Nietzsche “Postmodern durum”da psikanalizin ve psikiyatrinin geleceği için bazı sezgiler Fransız düşünürü Althusser’in modernliğin yetiştirdiği belli başlı gayri meşru çocuklar olarak gördüğü Marx, Freud ve Nietzsche’nin düşünceleri arasında bazı bağlantılar bulmak, birçok kimse için vazgeçilemez bir heves olmuştur (Althusser vd., 1982: 108-129). Bu üçü arasındaki bağlantı noktalarından bugüne kadar üzerinde en az çalışılanı
okumak için tıklayınızNietzscheci sanat anlayışının trajedisi
Nietzscheci sanat anlayışı trajik bir anlayıştır. İki ayak, iki ilke üzerine oturur. Bu iki ilkeyi çok eski ama aynı zamanda da geleceğin ilkeleri olarak kavramak gerek. Öncelikle sanat, “çıkar gütmeyen” bir faaliyetin, “hayır işinin” karşıtıdır: İyileştirmez, sakinleştirmez, yüceltmez, tazmin etmez; ne arzuyu, ne güdüyü ne de istenci “tatmin eder”. Tam tersine, sanat, “gücün iradesinin uyarıcısıdır”, “istemeyi tahrik eder”. Bu ilkenin eleştiri
okumak için tıklayınızİlkeler Yönünden Nietzsche ve Kant
Kant, eleştiriyi en başından bütüncül ve olumlu eleştiri olarak gören ilk kişidir. Bütüncüldür çünkü ondan “hiçbir şeyin kaçamaması gerekir”; olumludur, olumlamacıdır çünkü önceden gözardı edilmiş güçleri serbest bırakmadan bilme gücünü sınırlamaz. Peki ama sonuçları nelerdir böyle büyük bir tasarının? Okuyucu cidden, Salt Aklın Eleştirisi’nde, “Kant’ın, teologların dogmalarına (Tanrı, ruh, özgürlük, ölümsüzlük) galip gelmesinin, bu dogmalarla uyuşan ideale zarar verdiğine inanıyor mu?” Ve
okumak için tıklayınızNietzsche’de Soru Biçimi
Metafizik, öze dair soruyu şöyle biçimlendirir: “… nedir?” Belki de biz bu soruyu doğal karşılamaya alıştık, bunu da Sokrates’e ve Platon’a borçluyuz. Bu sorunun nereye kadar özel bir düşünme biçimi varsaydığını görmek için Platon’a geri gitmek gerekiyor. Platon, “güzel denir, doğru nedir? vs. diye sorar. Bu soru biçimini diğer bütün soru biçimlerinin karşısına koyma kaygısındadır. Sokrates’i kâh çok genç olanlarla, kâh
okumak için tıklayınızNietzsche ve Nasyonal Sosyalizm
Nietzsche idealist ahlaka saldırmıştır. İyilik ve acımayla alay etmiş ve insancıl duyarlılık altına gizlenen ikiyüzlülüğün ve erkeklik eksikliğinin maskesini çıkarmıştır. Proudhon ve Marx gibi, savaşın yararlı yönünü onaylamıştır. Döneminin siyasi partilerinin çok uzağında, “dünyanın efendileri” aristokrasisinin ilkelerini dile getirmiştir. Fırtınalı ve tehlikeli yaşam için tercihini kullanarak bedensel güzelliği ve gücü övmüştür. Liberal idealizmin tersine, bu kesin değer yargıları, faşistleri
okumak için tıklayınız