Kategori: Psikoloji

Ödenmemiş Borçların Gölgesinde: Kadınlar Yoksa, Kurtuluş Bir Seraptır!

Aman efendim, sokağa çıkıp baksanıza; herkes “hürriyet”ten, “ilerleme”den, “müreffeh bir istikbal”den dem vuruyor. Lakin kimse o kapı arkasındaki, o mutfaktaki, o sokak ortasındaki muazzam ve kanlı borçtan bahsetmiyor! David Pavón-Cuéllar Beyefendi’nin Meksika’nın o tozlu ve kederli topraklarından feryat ettiği gibi; kadınlara olan borcumuz, tıpkı o kadim yerli halklara olan borcumuz

OKUMAK İÇİN TIKLA

Plazadaki Gulyabani: Modern İş Dünyasında Ruhlar Neden Firar Etti?

Aman efendim, sabahın köründe o camdan dev binalara, hani “plaza” dedikleri o süslü hapishanelere giren ahaliye bir bakın! Hepsinin elinde bir kahve bardağı, yüzlerinde “profesyonel” dedikleri o donuk maske… Sanırsınız ki her biri birer hikmet deryası! Oysa “Kuzum, bu gördüğünüz insanlar aslında orada değiller; ruhları çoktan istifa edip firar etmiş!”

OKUMAK İÇİN TIKLA

Psikanaliz: Bir Kurtuluş mu, Yoksa Yeni Bir Efendi mi?

Modern dünyada psikanaliz, ya “üst sınıfın lüksü” olarak görülüyor ya da üniversite kürsülerinde dondurulmuş bir dogma haline getiriliyor. Psikanalizi bu tozlu raflardan indirip siyasetin orta yerine fırlatmak gerekiyor. 1. “Merkezi Olmayan” Bir Ruh (Descentramiento) Freud’un en büyük devriminin “Ego kendi evinin efendisi değildir” demesi önemlidir. Ancak bir uyarıda bulunuyor: Eğer

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ruhlar Grevde: Patron Efendi’nin Görmediği O Kozmik Hesap!

Yazar: Jungish Aman efendim, sabahın köründe o fabrikalara, o gökdelen denen camdan hapishanelere tıkılan ahaliye bir bakın! Modern dünya dediğimiz o meşhur “ilerleme” masalı, insanın ruhunu öyle bir budamış ki, geriye sadece dişli çarklar arasında ezilen bir posa kalmış. Nahuaların o üç ruhunu masaya yatırırsak, bu sömürü düzeninin ne kadar

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ruh mu Dediniz, Yoksa Üç Başlı Bir Ejderha mı? Nahua Usulü Şahsiyet Şamatası!

Yazar: Jungish Aman efendim, bizim bu alafranga mektep görmüş uzmanlarımıza sorsanız, insanın bir “benliği” vardır, bir de “davranışı” falan… Ruh dediğin şeyi tek bir çuvala doldurup ağzını da sıkıca bağlamışlar. “Sen busun!” deyip geçiyorlar. Oysa Mesoamerika’nın o derya deniz insanları, Nahualar falan; ruhu öyle tek bir “benlik” hırkasına sığdırmayı pek

OKUMAK İÇİN TIKLA

İnsan mı Dediniz, Yoksa Sadece Hareket Eden Bir Kadavra mı?

Yazar: Jungish Aman efendim, sokağa çıkıp baksanıza! Herkes bir telaş, herkes bir “verimlilik” peşinde… İnsanoğlu kendini artık sadece karnını doyurması gereken bir mide, sabahtan akşama kadar çalışan bir makine, hani o anatomideki gibi sadece liflerden ve kıkırdaktan mürekkep bir yığın sanmaya başladı. Johansson Bey’in o “Tanrı insanlık aracılığıyla yaşar” sözü,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ne Şam’ın Şekeri Ne Arab’ın Yüzü: Mezoamerikan Usulü İlâhî Münakaşa!

Yazar: Jungish Aman efendim, bizim bu alafranga kafalı ahaliye “Tanrı nedir?” diye sorsan, ya “Tektir!” diye bağırır ya da eski Yunan masallarındaki gibi “Çoktur!” diye tutturur. Oysa Mezoamerika’nın o sırım gibi yerlileri, bizim bu daracık mantık kalıplarımızı yerle yeksan etmişler! Johansson ve Muñoz Camargo Beylerin rivayetlerine bakılırsa, bu insanlar öyle

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Nokta”yı Göreceğim Diye Ormanı Yakanlar: Psikolog Efendi’nin Büyük Gafleti!

Yazar: Jungish Aman efendim, sokağa çıksanız adım başı bir “uzman”a rastlıyorsunuz. Bizim bu profesyonel psikolog beyler, kendilerini sadece “psikolojik bilgi” dediğimiz o daracık odaya kilitlemişler; anahtarı da denize atmışlar! Sanıyorlar ki insanın ruhu, o dört duvarın arasında, ne yediğinden, kiminle gezdiğinden, bahçedeki meşeden veya mahalledeki çakır keyif kediden bağımsız bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Makasçı Bilime Reddiye: Nahua Ruhuyla Nöro-Mistik Direniş!

Aman efendim, sokağa çıkmaya gör; elinde bir “teşhis” defteriyle gezen bir akıllıya rastlamaman işten bile değil! Bakıyorlar sana; “Aman efendim, senin bu hareketin ‘stereotipi’, şu bakışın ‘atipik’, bu halin ‘sosyal uyumsuzluk’…” diyorlar. Adamlar sanki manav dükkânında elma armut seçiyorlar! “Evladım, siz hakikati yırtmaya yemin mi ettiniz?” 1. “Etiket” Dediğin Ruhun

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hakikati Parçalamaya Kalkanın Vay Haline: Nahua Usulü Bir Dünya Davası!

Yazar. Jungish Aman efendim, bizim bu alafranga mekteplerde, batı tipi zihinlerde bir merak peydah olmuş ki sormayın! Dünyayı kâğıt gibi makasla kesip biçmeye, “bu felsefedir, bu dindir, bu matematiktir, bu da duygudur” diye bölük pörçük etmeye amma da meraklıyız! Oysa León-Portilla Beyefendi çıkmış da diyor ki: “Durun a dostlar! Nahua

OKUMAK İÇİN TIKLA

Normalleşmenin Negatif Diyalektiği

Aman efendim, şimdi düşünün; mahallenin gedikli bir “akıl danesi” çıkmış, elinde bir cetvel, herkesin kafasını ölçüyor. “Senin göz temasın az, sen biraz fazla el çırpıyorsun, sen de amma takıntılısın… Hadi gelin sizi bir güzel ‘normal’ yapalım, sizi topluma sentezleyelim!” diyor. İşte tam o sıra, Adorno Bey masaya yumruğunu vurur! “Dur

OKUMAK İÇİN TIKLA

Diyalektik Meydan Muharebesi: Marks Paşa vs. Adorno Beyefendi!

Aman efendim, hani mahallede iki büyük üstat düşünün; ikisi de sokağın karmaşasını çözmeye niyetli ama yolları ayrı… Biri diyor ki “Bu kavga bir yere varacak”, öteki diyor ki “Kavganın kendisi bizzat meseledir!” Haydi, gelin bu şamatayı bir inceleyelim. Benzerlikler: “Aynı Yolun Yolcusuyuz Ama…” Kuzum, her ikisi de Hegel Efendi’nin o

OKUMAK İÇİN TIKLA

Akl-ı Evvelin Aynasındaki Çatlak: Adorno Beyefendi’nin Negatif Şamatası!

Aman efendim, elinizi çabuk tutun, felsefe kazanını kaynatmaya başladık! Bizim meşhur Theodor Adorno Bey, Frankfurt’un tozlu mekteplerinden çıkmış, elinde bir süpürge, “akıl” dediğimiz o kibirli paşanın sarayını temizlemeye yeltenmiş. Ama ne temizlik! Şimdi bu Hegel dediğimiz bir zat-ı muhterem vardı, bilirsiniz… Hani her şeyi “tez-antitez-sentez” diye birbirine bağlar, sonunda “Heh,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Ometéotl , Aztek Tanrıları

Ometéotl, Nahua (Aztek) kozmolojisinin en tepesinde yer alan, her şeyin kaynağı olan **”İkilik Tanrısı”**dır. İsmi Nahuatl dilinde Ome (İki) ve Teotl (Tanrı/Enerji) kelimelerinden türetilmiştir. Ancak Ometéotl’u klasik dinlerdeki “yaratıcı tanrı” figürleriyle karıştırmamak gerekir. O, bir kişiden ziyade bir kozmik ilke, bir evrensel enerjidir. 1. Zıtlıkların Birliği (Coincidentia Oppositorum) Ometéotl, kendi

OKUMAK İÇİN TIKLA

Aynadaki Yarık: Tezcatlipoca ve Quetzalcóatl’ın Psikanalitik Anatomisi

Jungyen perspektiften bakarsak Quetzalcóatl bizim Persona’mızdır: Topluma sunduğumuz bilge, düzenli, yaratıcı ve “uygar” yüzümüz. Tezcatlipoca ise Gölge’dir (Shadow): Bastırdığımız, karanlık, tekinsiz ama bir o kadar da hayati olan ilkel güç. 1. Quetzalcóatl: İdeal Egonun Çöküşü Quetzalcóatl, Tula kentinde mükemmel bir düzen kurmuştu. O bir “Aziz” figürüydü; kurban törenlerini yasaklamış, sanatı

OKUMAK İÇİN TIKLA

Aynalar ve Tüyler: Tezcatlipoca vs. Quetzalcóatl – Yaratılışın Kanlı Diyalektiği

Popüler kültür bize mitolojiyi hep “iyi ve kötü” arasındaki basit bir savaş olarak sundu. Oysa Nahua düşüncesinde (Aztekler), Tezcatlipoca (Dumanlı Ayna) ve Quetzalcóatl (Tüylü Yılan) arasındaki ilişki bir rekabetten ziyade, varoluşun ta kendisini mümkün kılan bir parçalanma ve yeniden inşa sürecidir. 1. Dumanlı Ayna: Hakikatin Acımasız Yüzü Tezcatlipoca, obsidian bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Teşhis Endüstrisi ve Otizmin “Normalleştirme” Hapishanesi: Bir Analiz

Bugün psikoloji ve psikiyatri, bilimsel birer disiplin olmaktan ziyade, kapitalizmin “kalite kontrol birimi” gibi çalışıyor. Eğer zihniniz, sermayenin talep ettiği “hızlı, esnek, sosyal ve sömürülebilir” nörotipik standartlara uymuyorsa, sistem size hemen bir etiket yapıştırıyor. 1. “Bozukluk” Kimin Tanımı? Sermaye için “iyi işçi”, talimatları sorgulamadan alan, duyusal gürültüde odaklanabilen ve iş

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hiper-Haz ve Toplumsal Felç: Neden Her Şeyi İzliyor Ama Hiçbir Şeyi Hissetmiyoruz?

Türkiye’deki güncel durumu analiz ederken aslında bir çeşit “hiper-cinsellik” (cinselliğin zirvesinde onu düşünme yaşama ve hayata bilinçdışı şekilde sokmaya yönelme hali) ve “toplumsal duyarsızlık” arasındaki paralellik, aslında Jodi Dean ve Žižek’in tartıştığı “iletişimsel kapitalizm” ve “dürtü” kavramlarıyla kusursuz bir şekilde açıklanabilir. Bugün Türkiye’de tuhaf bir yarılma yaşıyoruz: Bir yanda cinselliğin

OKUMAK İÇİN TIKLA

Treni Durdurun: Otizm Aktivizminde “İlahi Şiddet” ve Büyük Öteki’nin Sonu

Mevcut aktivizm, sürekli bir yerlere dilekçe veren, birilerinden onay bekleyen bir “ilerleme treni” ise, bu yazı o treni durdurma çağrısıdır. Bugün engelli hakları savunuculuğu, rayları önceden döşenmiş bir trende ilerliyor: Daha fazla rapor, daha fazla komisyon, daha fazla “farkındalık” videosu… Žižek’in ve Dean’in perspektifinden bakarsak, asıl devrimci eylem bu treni

OKUMAK İÇİN TIKLA

Görünürlük Tuzağı: Otizm Aktivizmi Bir “Demokratik Dürtü” mü, Yoksa Gerçek Bir Siyaset mi?

Jodi Dean, çağdaş siyaseti sarsıcı bir tespitle eleştirir: “Siyasetimiz, kendimizi görünür kılmak için yapılan sonsuz girişimlerden ibarettir.” Bu cümle, bugün Türkiye’de otizm ve engelli hakları adına yürüttüğümüz aktivizmin tam kalbine saplanan bir iğne gibidir. Peki, biz gerçekten haklarımızı mı talep ediyoruz, yoksa “hak talep ediyormuş gibi görünmenin” verdiği o melankolik

OKUMAK İÇİN TIKLA