Kategori: Virginia Woolf

Virginia Woolf: Yeryüzünün pisliğine, bozulmuşluğuna karşı çıkmalıyız

“Yeryüzünün pisliğine, bozulmuşluğuna karşı çıkmalıyız; dönen, girdaplar oluşturan, kusulmuş, ezen kalabalığına.” Virginia Woolf, 1931’de yayımladığı Dalgalar adlı yapıtında dış dünyayı yok eder. Üç erkek ve üç kadının çocukluklarından yaşlılık dönemlerine kadar tüm hayatlarının anlatıldığı kitapta dış dünya nesnel olarak değil, ancak kişilerin iç dünyalarına yansıdığı kadarıyla verilir. “Bir olay örgüsüne uyarak değil, bir ritme uyarak”

okumak için tıklayınız

Tolstoy’dan Camus’ye, Kafka’dan Woolf’a ölümün ayrıntılı anlatımları

Trajedi ve yıkımı benliğinin bir parçası haline getiren Kafka’nın, edebiyat tarihinde yeni bir sayfa açtığını söylemek herhalde gereksiz. Yaşarken ölen, infazlara şahit olan, daha önce hiç karşılaşılmayan tekniklerle katledilen insanların varlığını eşeleyen Kafka, Brombert’e göre hasta ve titreyen bedenle çevrili bir ruh âdeta. Dahası, yazma eylemini “korkunç” hale getiren bir isim. Ölenin mi yoksa yaşayanın

okumak için tıklayınız

Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler – Virginia Woolf

20. yüzyılın en parlak romancılarından Virginia Woolf, denemelerinden oluşan bu seçki ile çağını yalnızca edebi ya da duygusal değil; düşünsel anlamda da tam anlamıyla kavradığını ve yansıttığını gösteriyor. İkinci Dünya Savaşı’nın en zorlu günlerinde yazılan barış üzerine makalesiyle umut verirken; edebiyatta kalıcılığın ve niteliğin izini sürdüğü denemeleri ile de yazarlara ve edebiyat tutkunlarına eşsiz bir

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf ‘un son mektubu

1941 Mart’ının bir akşamında, yazar Virginia Woolf eve sırılsıklam gelir ve intihara teşebbüs eder. Ne ki, birkaç gün sonra intiharı tekrar deneyecek olan yazar, bu kez amacına ulaşacaktır. Ruh sıkıntılarından kaçmak için ölümü seçen Woolf’un cesedi Ouse Nehri’nde bulunur; yazarın ceketinin cepleri ağır taşlarla doludur… Woolf’un bu yürek parçalayan son mektubunu, öldüğü gün eşi Leonard

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf’tan, kocası Leonard Woolf’a son mektup

Virginia Woolf’tan, kocası Leonard Woolf’a, Mart 1941 Bu mektup söz konusu olduğunda, ‘ayrılık’ kelimesinin anlamı biraz değişiyor. Virginia Woolf’un yazdığı bu mektup, intiharından önceye dayanıyor ve aslına bakarsanız, kocasından ayrılmasının yanısıra, kendinden ve kendi deliliğinden ayrılması anlamına da geliyor. Canım, Yeniden delirdiğimi hissedebiliyorum. Artık bu kötü

okumak için tıklayınız

Pembe çiçekli bir meyve ağacı… – Meltem Gürle

?Deniz Feneri? bence Virginia Woolf?un en dokunaklı romanıdır. Bu romanda Woolf, İngiliz dilinde yazılan en güzel metinlerden birini ortaya çıkarmakla kalmamış, yepyeni bir zaman algısı yaratarak annesinin ölümüyle birdenbire sona eren çocukluğunu da geri getirmek istemiştir. Romanın ortalarında bir yerde, annesini örnek alarak yarattığı ve yoğun bir şefkatle sevdiği karakteri Mrs Ramsey?in ölümünü okuyucuya tek

okumak için tıklayınız

Virginia Woolf’un Deniz Feneri’ne dair – Tahir Ürper

Virginia Woolf, Deniz Feneri adlı romanında bana göre ilginç bir yazı tarzı denemiş. Bazı cümlelerinde yazarın sesi karakterin sözüne karışıyor, bazı cümlelerde ise karakterin sesi yazarın sözüne karışıyor. Yazarın böyle bir yazı tarzını benimsemenin nedeni ne olabilir? Çağrışımlarla romanını kuran Woolf, okuyucunun zihnini bulandırmaya, anın yaşama zevkini okuyucuya tattırmamaya, karmaşık bir aile portresi çizerek, o

okumak için tıklayınız