Çeviri Şiirler – Orhan Veli Kanık

Orhan Veli’den Yunan, Çin, Macar, İran şiirine uzanan ve geniş bir yelpazeyi kapsayan seçkin örnekler… Çeviri şiirlere kendi hazırladığı Fransız Şiiri Antolojisi için yazdığı önsöz ve tanıtım yazıları da eşlik ediyor. Kitabın sonundaysa yazar biyografileri yer alıyor. Bir ustadan başka ustalara farklı bir bakış…

“Şiir tercümesinin adamakallı güç, hatta çok kere imkansız bir şey olduğunu hatırdan çıkarmamak lazım. Burada sadece mütercim olarak konuşmuyorum. Kendim de şiir yazdım. Bir şiirin ancak bir defa söylenebileceğini, ancak bir türlü söylenebileceğini kendi tecrübelerimle biliyorum. Bu gerçeği Fransız şairi Cocteau şöyle anlatıyor: Bir şiir hiçbir dile tercüme edilemez. Hatta yazılmış göründüğü dile bile. Peki, mademki öyle, insan bu kadar güç, bu kadar imkansız bir işe niçin girişiyor? Bunun cevabını kendime göre vermeye çalışayım. Şiir başka bir memleketlerin şairleri gibi duymaya, onların düşündüklerini düşünmeye, onların usullerini kullanmaya kalktı mı kendi imkanlarının başka hiçbir suretle genişletilemeyecek bir şekilde genişlediğini görüyor. Bu yalnız şair için değil, okuyucu için de böyle.”
Orhan Veli Kanık

SAPPHO
(İ.Ö. VII – VI Yüzyıl)

ŞİİRLER
Kızaran nara benzersin, dalın tepesinde;
En yüksek dalında unutulmuş, bir ağacın.
Hayır, unutulmuş değil, yetişilememiş.
*
Seni neye benzetsem, güzel güveyi?
En iyisi, körpe bir dala benzetsem.
*
Her şeyi geri getirirsin, akşam yıldızı;
Fecrin dağıttığı koyunları, keçileri…
Ama alır kızı anasından, götürürsün.
*
Hoş geldin Gyrinna, benden ne kadar zaman
Uzak kaldınsa, o kadar çok sevin şimdi.
*
Pek de küçük görünmüştüm gözüme;
Hiçbir işe yaramazsın sanmıştım.
*
Bir dağ rüzgârı nasıl allak bullak ederse
Meşeleri… İçimi de öyle sarstı Eros.
Azra Erhat – O.V.K.
(Tercüme, 19.3.1946)

ALIP GÖTÜREN KOKU (Parfum Exotique)
Gözlerim kapalı, bir sonbahar akşamında;
Sıcak göğsünün kokusunu içime çeker,
Dalarım; gözlerimden mesut kıyılar geçer,
Hep aynı günün ateşi vurur sularına.

Sonra birden görünür baygın, tembel bir ada;
Garip ağaçlar, hoş meyveler verir tabiat;
Erkeklerin biçimli vücutlarında sıhhat
Ve bir safiyet kadınların bakışlarında.

O güzel iklimlere sürükler beni kokun;
Bir liman görürüm, yelkenle, direkle dolu;
Tekneler, son seferin meşakkatiyle yorgun.

Burnuma kadar gelen hava kokular taşır.
Yemyeşil demirhindilerden gelen bu koku
İçimde gemici şarkılarına karışır.

Charles BAUDELAIRE
Çeviri : Orhan Veli KANIK

DANS EDELİM GEL
Gözlerini severdim en çok,
Gökteki yıldızlardan parlak;
Bir parça da baştan çıkarak.
Dans edelim gel!

Ne halleri vardı, sahiden,
Bedbaht âşığı berbat eden
Onun için hoştu ya zaten.
Dans edelim gel!

Doldurulmadı hâlâ yeri,
Gülden ağzının öpücükleri
Kalbimde öldüğünden beri.
Dans edelim gel!

Dizi dibinde oturduğum
Zamanları hatırlıyorum;
Bu, işte bütün varım yoğum.
Dans edelim gel!

Paul VERLAINE
Çeviri: Orhan Veli KANIK

DUYUM (SENSATION)
Mavi yaz akşamları, patikalarda, dalgın,
Gideceğim, sürtüne sürtüne buğdaylara:
Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların,
Yıkasın bırakacağım başımı rüzgâra!

Ne bir şey düşünecek, ne bir lâf edeceğim.
Ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi;
Göçebeler gibi, uzaklara gideceğim,
Mutlu, sanki yanımda bir kadın varmış gibi.

Arthur RIMBAUD
Çeviri: Orhan Veli KANIK

GEÇMİŞ OLA
Hâtıralar, ne istersiniz benden?.. Sonbahar…
Durgun gökte ardıç kuşları uçuşmadalar,
Güneşten, ölgün ve soluk bir ışık vurmada
İçinde poyrazlar esen sararmış ormana.

Yapyalnızdık, yürüyorduk, türlü hulyalarda;
Saçlarımız ve düşüncelerimiz rüzgârda.
Çevirip güzel gözlerini bana “Hangisi
En güzel günün?” diye sordu o billûr sesi.

Bir melek sesi kadar tatlı, o kadar derin.
Hafif bir gülümseyiş cevap verdi sesine,
Öptüm ellerini, ibâdet edercesine.

-Ah! İlk çiçekler! Ne güzel kokuları vardır!
Ne kadar sevimli bir mırıltıları vardır
Sevilen dudaklardan çıkan ilk e v e t ‘lerin!

Paul VERLAINE
Çeviri: Orhan Veli KANIK

HÜRRİYET
Okul defterlerime
Sırama ağaçlara
Kumlar kar üstüne
Yazarım adını

Okunmuş yapraklara
Bembeyaz sayfalara
Taş, kan, kağıt veya kül
Yazarım adını

Yaldızlı tasvirlere
Toplara tüfeklere
Kralların tacına
Yazarım adını

Ormanlara ve çöle
Yuvalara çiğdeme
Çın çın çocuk sesime
Yazarım adını

En güzel gecelere
Günlerin ak ekmeğine
Nişanlı mevsimlere
Yazarım adını

Gök kırpıntılarıma
Güneş küfü havuza
Ay dirisi göllere
Yazarım adını

Tarlalara ve ufka
Kuşların kanadına
Gölge değirmenine
Yazarım adını

Fecrin her soluğuna
Denize vapurlara
Azgın dağın üstüne
Yazarım adını

Bulutun yosununa
Kasırganın terine
Tatsız kaba yağmura
Yazarım adını

Parlayan şekillere
Renklerin çanlarına
Fizik gerçek üstüne
Yazarım adını

Uyanmış patikaya
Serilip giden yola
Hınca hınç meydanlara
Yazarım adını

Yanan lamba üstüne
Sönen lamba üstüne
Birleşmiş evlerime
Yazarım adını

İki parça meyveye
Odama ve aynaya
Boş kabuk yatağıma
Yazarım adını

Obur köpekçiğime
Dimdik kulaklarına
Acemi pençesine
Yazarım adını

Kapımın eşiğine
Kabıma, kacağıma
İçimdeki aleve
Yazarım adını

Camların oyununa
Uyanık dudaklara
Sükutun ötesine
Yazarım adını

Yıkılmış evlerime
Sönmüş fenerlerime
Derdimin duvarına
Yazarım adını

Arzu duymaz yokluğa
Çırçıplak yalnızlığa
Ölüm basamağına
Yazarım adını

Geri gelen sağlığa
Kaybolan tehlikeye
Hatırasız ümide
Yazarım adını

Bir tek sözün şevkiyle
Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum
Seni haykırmaya
Hürriyet

Paul ÉLUARD
Çeviri: Melih Cevdet ANDAY – Orhan Veli KANIK
Şiirin Aslı: Liberté

YOKSULLARIN ÖLÜMÜ
Ölüm, avutan da -ne çare ki- yaşatan da;
Hayatın sonu; yine de tek ümit, tek güven;
Bizi bir iksir gibi kavrayan, sarhoş eden;
Karda kışta, boralar, tipiler arasında.

Akşamlara kadar didinmek gücünü veren;
Parıldayan tek ışık, kapkaranlık dünyada;
Dört kitabın yazdığı o koskocaman handa
Mümkün artık doyup, dinlenip uyuyabilmen.

Sihirli parmaklarla, üstüne titreyerek,
Uykuların en güzelini getiren melek;
Yoksulun, çıplağın yatağını yapan eller.

Tılsımlı ambar; tanrıların şerefi, şanı;
Yoksulun dağarcığı ve en eski vatanı;
Bilinmedik göklere açılan tâk-ı zafer.

Charles BAUDELAIRE
Çeviri : Orhan Veli KANIK

İSPANYA’DA
Kan rengi bir ağaç varsa İspanya’da
Hürriyet ağacıdır

Susmayan bir ağız varsa İspanya’da
Hürriyeti haykırır

Bir bardak saf şarap varsa İspanya’da
Milletin olmalıdır.

Paul ELUARD
Çeviren : Orhan Veli KANIK

Kitabın Künyesi
Çeviri Şiirler
Yazar: Orhan Veli Kanık
YKY’de 1. Baskı: 2003
Sayfa: 138

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Adil Okay’ın “Eylül Kokusu” adlı kitabı hakkında – Erdal Süsem

Ütopya yayıncılıktan yayınlanan Eylül Kokusu, Adil Okay?ın eski ve yeni şiirlerinden derleme. Kendisi de ağır işkencelerden, hapishanenin tedrisatından geçen sevgili...

Kapat