Walter Benjamin?in Tarih Tezlerinden – A.Kadir Şahin

“Sonsuz umut vardır. Ancak bizim için değil.” Kafka

Kafka?nın Dava romanında, K. Ölüme götürülürken taş ocağı yakınlarındaki binalardan birinin en üst katında parlayan bir ışık görür.?Bir perdenin kepenkleri bir ışığın çakması gibi açılıverdi, uzaklarda ve yüksekte zayıf ve ince gözüken bir insan, bir çırpıda iyice öne doğru eğildi ve kollarını daha da uzattı. Kimdi bu? Bir dost mu? Bir iyi insan mı? İlgilenen biri mi? Yardım etmek isteyen biri mi? Tek kişi miydi? Hepsi miydiler? Hala yardım var mıydı? Unutulan itirazlar var mıydı?? (1)
Düşünce, içinde umut vadeden bir inancın kıvılcımlarını barındırdığı zaman insanı heyecanlandırır. Somut bilgi edinmenin ötesinde ruhsal bir dinginlik, iradenin üstündeki tozu dağıtacak bir hareketle donatır insanı. Walter Benjamin?in söz ettiği kurtuluş imgesi düşünceyi saran bu inanç halesinde kendini ikame eder. Bu imgenin yüklendiği anlam mevcut olanın değiştirilebileceği inancıdır. Kafka?nın her eserinde karşımıza çıkan uzak, cılız, bugüne dair olmasa da bugüne göz kırpan umuda dönük bu kurtuluş imgesi hakikatinin peşinde bir tarihçi, teolog, dilbilimci? Kimilerince bunların hepsi kimilerince sınıflandırılamaz.

Adorno?nun ?tüm akımların dışında? dediği, 20.yy. en özgün düşünürlerinden olan Benjamin?in ?Tarih Tezleri? kapitalist modernitenin araçsallaştırdığı aklın kıyameti andıran tüm yıkımlarına rağmen, insanlık için hala bir umudun olabileceğini, olduğunu söyler.

Bugünden geçmişi okumaya dönük eğemen tarih anlayışının tersine Benjamin geçmişten bugüne doğru akan bir tarih anlayışı geliştirir. Tarih okumanın, öğrenmenin özgürleşme ve kurtuluş açısından önemini vurgular. Devamında bu şekilde tarihin maneviyat kazanabileceğini ve tarihin bizim için bundan sonra bir anlam ifade edebileceğini ekler. Kültür tarihçisi kimliğiyle öne çıkan Benjamin?e göre kültür günümüz politik atmosferinin belirleyici etmenlerinden biridir.
Michael Löwy?nin, ?Yangın Alarmı? kitabı Benjamin?in tarihe bakışını anlamamız açısından önemli bir kaynak. Löwy?e göre Benjamin?in tarih felsefesi farklı üç kaynaktan beslenir ki Benjamin?i sınıflandırılamaz kılan bu kaynakların görünüşte birbiriyle uzlaştırılamaz görünmesidir. Bu kaynakların ilki;

Alman Romantizmi
Kapitalist üretim biçiminin getirdiği yabancılaşmaya, iş hayatı ve her şeyin metalaşmasına ?yitirilmiş düşler? düzenine karşı tutkulu bir başkaldırırıdır romantizm. İşbölümü ve uzmanlaşma ile beraber toplumsal yaşamın parçalanması, insanın sahte içerikli bir bireycilikle baş başa yalnız ve yarım kalmasıdır. Ernst Fischer ?Yabancılar arasında bir yabancı, birey olamayan yığınlar karşısında bir tek ?birey? olmuştu kapitalist dünyadaki insan.?diye tanımlar bu dönemi. Roamtizmin geçmişe dönük yönelimi onun gerici olduğu anlamına gelmez her yazarda. ?Devrimci romantizm için amaç geçmişe bir dönüş değil, geçmişe uğrayarak hayalî bir geleceğe yönelmektir.?(2)Benjamin?in Romantizmden aldığı, geçmişte kalma değil, geçmişin umut taşıyan kesintiye uğramış monadlarından bir gelecek ütopyası çıkarmaktır.
Benjamin?in tarih tezlerine ilham veren diğer bir etken;

Yahudi Mesiyanizmi
Mesiyanizm, Benjamin göre zamanın ve tarihin romantik kavrayışının kalbinde durmaktadır. Yaptığı alıntılarla etkilendiğini gösterdiği dostu Scholem?e göre mesiyanizmde hem geçmişi yeniden kurmayı hayal eden geçmişe dönük bir özlem, hem de yeni bir geleceğe, bugüne kadar var olmamış tanrısal bir altın çağa, düzene, özlem duyan hayalî bir yön vardır.

Diğer bir etki;

Tarihsel materyalizm
Benjamin?in yapmaya çalıştığı en zayıf nokta gibi görünüp aslında tezlerinin temelini oluşturan Tarihsel Materyalizm ışığında geçmişin zorbalıkları altında kaybolmuş, kesintiye uğramış tarihin buluntularından, ütopik bir gelecek, bir altın çağ ütopyası oluşturmaktır. Genel olarak tarihsel olanın dışından gelecek bir kurtarıcı Mesih beklentisi varken; Benjamin?de Mesih geçmişe dönük olarak bugünün kurtuluşu adına, geçmişin yarım kalmış umutlarını gerçekleştirecek tarihsel olanın, yani bugünün toplumlarından çıkacaktır. Ona göre bizler bu dünyada beklenmişiz tıpkı bizim, bizden sonraki kuşakları beklediğimiz gibi. Her dönemin kurtarıcısı kendi yaşadığı çağın gerçekliğinden çıkar. Kurtarıcı, yalnız zamanının kurtarıcılığıyla kalmaz geçmişin kefaretinin ödenmesinden de sorumludur. Buradaki ?kurtarıcı, Mesih? teolojisini Marksist tarih anlayışı içinde yeniden kurması dikkate değerdir. Stefan Gandler, Benjamin?in tarihsel materyalizmin hizmetine soktuğu teolojiden çıkarmak istediği dersin, bugün değiştirilemez gibi görünen hiçbir şeyin mutlak olmadığı inancı olduğunu söyler. Gandler?e göre teolojinin tarih içindeki konumu bize değiştirilemez gibi görünen yaşadığımız anın mutlak olmadığını anımsatma ile halelenmiştir. Tabi Benjamin?in asıl hedefindeki zamansal süreklilikti. Bu sürekliliği kırabilecek yegâne şey ona göre, zamanın dışından beklenen bir Mesih imgesiydi. Benjamin, bu imgeyi Alman filozof Leibniz?in varlıkların temeline koyduğu monadlarda (tek tek, bölünemez varlıklar)yeniden kurar. Leibniz?e göre her monad geçmişin izlerini taşıdığı gibi geleceğin de taslağını kendinde taşır.

Soru şu: geçmişten zamansallığın dışından alınan bir imgeyle bütünlüklü bir üstyapı inşası nasıl olacaktır? Triedemann?a göre Benjamin bu yolun ilk aşamasını montaj ilkesini tarihi yeniden okuma da kullanarak yapmıştır. Ona göre büyük yapılar somut biçimde üretilmiş küçük yapı öğelerinden oluşturulacaktır. Bu küçük öğelerin çözümlenmesiyle olayın bütününün imgesi görünür kılınacaktır. Tarihi bir Vakanüvisçiler gibi galiplerin, kralların bakış açısından tutanak altına alan tarih yazıcılığına karşı Benjamin, politik okumayı geliştirerek montaj ile tarihin içinde kaybolmuş, unutulmuş, gizlenmiş umut ışıltılarını gün yüzüne çıkarır. Şimdinin felaketlerini okumayı ancak geçmişin enkazı altında kalmış, gözden yitirilmiş monadların gün yüzüne çıkarılmasıyla mümkün kılınabileceğini söyler. Anımsam aile yeniden kurulacak geçmiş, bugünün tehlikelerini anlaşılır kılmakla kalmayacak geçmiş, üzerine çakılmış bir şimşek aydınlığı hızında gösterilip yıkıntılar arasında görünmez olmuş ütopik olan kurtarılacak ve geleceği yeniden kurmaya yönelinecektir.

Tarihsel materyalizm ile teoloji arasındaki paradoksal ilişkiyi işlemekle başlar tezlerine.Satranç tahtasının başında görünen bir kukla önüne gelen herkesi oyunda yenmektedir. İşin aslı kutu biçiminde yapılmış masanın içinde gizlenmiş bir cüce kuklayı elindeki iplerle yönlendirmektedir. Benjamin bu alegoriyi tarih ve felsefeye uygular. Buradaki otomatın başındaki kukla ?Tarihsel Materyalizm?dir. Tırnak içinde yazılan Tarihsel Materyalizm dönemin Ortodoks Marksistlerini imlediği söylenebilir.?Üretici güçlerin gelişimi, ekonomik ilerleme,?Tarih Yasaları? zorunlu olarak kapitalizmin nihai krizine ve proletaryanın galibiyetine? götürür(3) 1940?lardaki faşizm hegemonyası bu determinist ? Tarihsel Materyalizm?in yenilgisini ifade eder. Dönemin Marksistlerinin elinde kukla oyunu kazanmak istiyorsa çirkin, gözlerden uzak kalmış cüceyi, yani teolojiyi hizmetine almak zorundadır. Bunu başardığı zaman yenemeyeceği düşman kalmayacaktır.

Tarih tezleri metninin bütünlüklü bir okuması olarak nitelendirilen dokuzuncu tez Klee?nin Angelos Novus adlı resminin Benjamin?ci bir okumasıdır.?Meleğin görünüşü, sanki bakışlarını dikmiş olduğu şeyden uzaklaşmak ister gibidir. Gözleri, ağzı ve kanatları açılmıştır.?(4)tarihin meleğinin yüzü geçmişe dönüktür. Cenetten esen fırtınanın önüne katıp sürüklediği melek, insanlığın cennet bahçesinden kovulmasını imler.?Bizim bir olaylar zinciri gördüğümüz noktada, o tek bir felaket görür, yıkıntıları birbiri üstüne yığıp, onun ayakları dibine fırlatan felaket?.(5)Bu felaket kuşkusuz Hegel?in aklın zafere doğru yürüyüşü olarak gördüğü tarihin zorunlu uğraklarına bir karşı duruştur. Evrensel tinin nihai olana doğru ilerlemesinin hizmetindeki bu yıkıntılar tarihin meleğinin gördüğü felaketlerdir. Bu kaçınılmaz ilerleme düşüncesi nasıl durdurulmalı? Benjamin? göre ,?dini ve dünyevi. Teolojik anlamda bu Mesih?in görevidir; dünyevi karşılığı ise devrimden başka bir şey değildir?.(6)Cennetten esen rüzgâra karşı geriye dönemeyen ve dehşetle yıkıntılar arasında yürüyen tarihin meleğinin gücünün yetmediğini tarihsel Materyalizm ve hizmetindeki teoloji gerçekleştirebilir. İlerleme dediğimiz ve insanlığın yok oluşuyla örülen rayların üstünde hareket eden uygarlık treninin imdat freninin çekecek bir el. ?Peki, bu kayıp cenneti, kayıp cennetin, bu mesiyanik krallığın mistik yeniden kuruluşunun siyasal karşılığı nedir.? (7)Diye sorar Lövy. Bunun cevabını Benjamin?in hazırlık notlarında buluruz. Sınıfsız toplum kavramına gerçek mesiyanik görünüşü kazandırmak gerektiğini söyler. Bunu bizzat proletaryanın devrimci çıkarı için yapmak gerek; çünkü ancak onun mesiyanik anlamını fark ederek, ilerlemeci ideolojinin tuzaklarından kaçınabileceğimizi ekler.

Kafka?nın sorusuna dönersek ?hala itirazlar var mıydı?? Benjamin?e göre evet vardı hem de sonsuz sayıda..peki umut?

A.Kadir ŞAHİN

Not: GÜNEY dergisinin 68.sayısında yayınlanmıştır.

Dipnot:
1.Dava,Kafka,Can yay.Çev:Ahmet Cemal
2.Michael Lövy,Yangın Alarmı,Versusu Yayınevi S.7
3.age,s.32
4.Pasajlar, Yapı Kredi Yayınları,Çev:Ahmet Cemal
5.age
6.Lövy,s:83
7.age

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
2,5 milyon kişi okuyup yazamıyor

Türkiye İstatistik Kurumu İzmir Bölge Müdürlüğü, eğitim durumuna göre nüfus dağılımıyla ilgili önemli bir çalışmaya imza attı. ?Türkiye-İzmir Eğitim Göstergeleri?ne...

Kapat